A'râf Sûresi 190. Ayet

فَلَمَّٓا اٰتٰيهُمَا صَالِحاً جَعَلَا لَهُ شُرَكَٓاءَ ف۪يمَٓا اٰتٰيهُمَاۚ فَتَعَالَى اللّٰهُ عَمَّا يُشْرِكُونَ  ١٩٠

Fakat Allah onlara iyi ve sağlıklı bir çocuk verince de, Allah’ın kendilerine verdiği çocuk konusunda O’na ortaklar koşarlar. Allah, onların ortak koştukları şeylerden yücedir.
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 فَلَمَّا fakat ne zaman
2 اتَاهُمَا (Allah) verdi onlara ا ت ي
3 صَالِحًا iyi, güzel (bir çocuk) ص ل ح
4 جَعَلَا başladılar ج ع ل
5 لَهُ O’na
6 شُرَكَاءَ ortaklar koşmağa ش ر ك
7 فِيمَا şeyde
8 اتَاهُمَا kendilerine verdiği ا ت ي
9 فَتَعَالَى oysa yücedir ع ل و
10 اللَّهُ Allah
11 عَمَّا şeylerden
12 يُشْرِكُونَ onların ortak koştukları ش ر ك
 

فَلَمَّٓا اٰتٰيهُمَا صَالِحاً جَعَلَا لَهُ شُرَكَٓاءَ ف۪يمَٓا اٰتٰيهُمَاۚ 


فَ  atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyh arasında hiç zaman geçmediğini, işin hemen yapıldığını ifade eder. فَ  ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştiremez. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

لَمَّٓا  kelimesi  حين (...dığı zaman) manasında şart anlamı taşıyan zaman zarfıdır. Cümleye muzâf olur. اٰتٰيهُمَا  ile başlayan fiil cümlesi muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.

اٰتٰيهُمَا  elif üzere mukadder damme ile mebni mazi fiildir. Faili müstetir olup takdiri هُو ’dir. Muttasıl zamir  هُمَا  mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur.  صَالِحاً  ikinci mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur. Şartın cevabı  جَعَلَا لَهُ شُرَكَٓاءَ ‘dir.  

جَعَلَا  fetha üzere mebni mazi fiildir. Zamir olan tesniye elifi fail olarak mahallen merfûdur. Değiştirme anlamında kalp fiilidir. لَهُ  car mecruru  جَعَلَا  fiilinin mahzuf ikinci mef’ûlun bihine mütealliktir. 

شُرَكَٓاءَ  mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur. Sonunda zaid, yani kelimenin kök harflerinden olmayan elif-i memdude olan isimlerden olduğu için gayri munsariftir. مَٓا  müşterek ism-i mevsûl ف۪ي  harfi ceriyle  شُرَكَٓاءَ  ‘ye mütealliktir. İsm-i mevsûlun sılası  اٰتٰيهُمَا ‘dır. Îrabtan mahalli yoktur.

اٰتٰيهُمَا  elif üzere mukadder damme ile mebni mazi fiildir. Faili müstetir olup takdiri هُو ’dir. Muttasıl zamir هُمَا  mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur. 

Değiştirme manasına gelen  جَعَلَ kelimesi 3 şekilde gelir:

1. Bir şeyden başka bir şey meydana getirmek  

2. Bir halden başka bir hale geçmek 

3. Bir şeyle başka bir şeye hükmetmek. Bu ayette “bir halden başka bir hale geçmek” manasında kullanılmıştır. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

Gayr-ı munsarif isimler: Kesra (esre) ve tenvini alamayan isimlerdir. Gayr-ı munsarif isimler esre yerine fetha alırlar. Yani bu isimler ref halinde damme, nasb halinde fetha, cer halinde yine fetha alırlar. Gayr-ı munsarife “memnu’un mine’s-sarf (اَلْمَمْنُوعُ مِنَ الصَّرفِ)” da denir. Arapçada kullanılmakla birlikte arapça kökenli olmayan alem (özel) isimler (Yer, ülke, kişi adları vb. gibi isimler) de gayrı munsarıfa girer. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi) 

(لَمَّا) edatı; a) (لَمَّا) muzari fiilden önce gelirse, muzari fiili cezm eden harf olur. 

b) (لَمَّا)’ya aynı zamanda cezmetmeyen şart edatı da denir.

c) Bazen mana bakımından cevap olan cümleden sonra da gelebilir. 

d) Sükun üzere mebnidir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)  

اٰتٰيهُمَا  fiili, sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’al babındandır. Sülâsîsi  أتي ‘dır.

İf’al babı fiile, tadiye (geçişlilik) kesret, haynunet (zamanı gelmesi), sayruret, izale, zamana ve mekâna duhul, temkin (imkân sağlamak), vicdan (bir vasıf üzere bulmak) mutavaat (tef’il babının dönüşlülüğü), tariz (arz etmek, maruz bırakmak) manaları katar. Bazen de fiilin mücerret manasını ifade eder.

 فَتَعَالَى اللّٰهُ عَمَّا يُشْرِكُونَ

 

 

 

 

 

Fiil cümlesidir. فَ  istînâfiyyedir. تَعَالٰى  elif üzere mukadder fetha ile mebni mazi fiildir. اللّٰهُ  lafza-i celâl fail olup damme ile merfûdur. مَا  müşterek ism-i mevsûl  عَنْ  harf-i ceriyle  تَعَالٰى  fiiline mütealliktir. İsm-i mevsûlun sılası يُشْرِكُونَ  ’dir. Îrabtan mahalli yoktur.

يُشْرِكُونَ  fiili  نَ ’un sübutuyla merfû muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur. 

يُشْرِكُونَ  fiili, sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’al babındandır. Sülâsîsi  شرك ‘dir.

 

فَلَمَّٓا اٰتٰيهُمَا صَالِحاً جَعَلَا لَهُ شُرَكَٓاءَ ف۪يمَٓا اٰتٰيهُمَاۚ

 

Tertip ve takip ifade eden  فَ  harfi ile gelen ayet, önceki ayetteki şart cümlesine atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur. 

Şart üslubunda gelen terkipte  لَمَّا  edatı, حين (...dığı zaman) manasında şart anlamı da taşıyan zaman zarfıdır. Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelam olan  اٰتٰيهُمَا صَالِحاً  şart cümlesi,  لَمَّا ’nın muzâfun ileyhidir.

Haynûne manasındaki  لَمَّا  aslında şartının bilindiği durumlarda gelir ve şartla cevap arasındaki kuvvetli irtibatı ve tertipteki sürati ifade eder. (Muhammed Ebu Musa, Hâ-Mîm Sureleri Belâgî Tefsiri, Ahkâf/29, s. 424)

لَمَّا ; maziden önce ‘vakta ki,...dığı zaman’ manalarına gelen, cezmetmeyen, şart manalı zaman zarfıdır. Şart fiili de, cevap fiili de mazi veya mazi manalı olmalıdır. (Meral Çörtü, Cümle Kuruluşu ve Tercüme Tekniği)

صَالِحاً  takdiri  ولدا  olan mahzuf mef’ûlün sıfatıdır. Mef’ûlün hazfi, îcâz-ı hazif sanatıdır.

فَ  karinesi olmadan gelen cevap cümlesi olan  جَعَلَا لَهُ شُرَكَٓاءَ , müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber talebî kelamdır.

Şart ve cevap cümlelerinden müteşekkil terkip, şart üslubunda haberî isnaddır. Faide-i haber ibtidaî kelam olan cümle şart manasından çıkarak haber manasına geldiği için mecaz-ı mürsel mürekkebdir. Haber cümlesi yerine şart üslubunun tercih edilmesi, şart üslubunun daha beliğ ve etkili olmasındandır.

جَعَلَا  fiiline müteallik mecrur mahaldeki ism-i mevsûl  مَا ‘nın sılası olan  اٰتٰيهُمَا  cümlesi, müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. 

Mazi fiil sebata, temekküne ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafat, S.107)

اٰتٰيهُمَا  kelimesinin tekrarında reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatı vardır.

شُرَكَٓاءَ  kelimesinde irsâd sanatı vardır.

”Bu çocuk hakkında O’na eşler tutmaya başladılar.” ifadesi, hoş karşılamama ve uzak görme üslubunda olmak üzere istifham manasında bir ifadedir. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)

Bunun bir atiyye olduğuna itibar edilerek veya çocukluk hali dolayısıyla akılsızlara benzemesi dolayısıyla  مَن  değil  ما  ism-i mevsûlu gelmiştir. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)


فَتَعَالَى اللّٰهُ عَمَّا يُشْرِكُونَ

 

فَ , istînâfiyyedir. Cümle müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.

تَعَالٰى ‘da istiare vardır. Bu kelimenin aslı عَالٰى  yani irtifadır. Yeryüzünde görünür şekilde açıkça yükselmektir. Allah’ın yüceliğinin görünür şekilde olduğu manasında  ألعلْوٌ  istiare olmuştur. (Âdil Ahmed Sâbir er-Ruveynî, Teemmülat fî Sûreti Meryem, s. 212) 

Ayette mütekellim Allah Teâlâ olduğu halde  اللّٰهِ  isminin zikredilmesi tecrîd sanatıdır.

Müsnedün ileyhin bütün esma-i hüsnaya ve kemâl sıfatlara şamil olan lafza-i celâlle marife olması telezzüz, teberrük ve haşyet duyguları uyandırmak içindir.

İşin önemini vurgulamak ve ikazı artırmak için, ayetin başındaki هُوَ  zamirinden dönülerek Allah lafzının açık isim olarak getirilmesi ıtnâb ve iltifat sanatıdır. 

Mecrur mahaldeki müşterek ism-i mevsûl başındaki harf-i cerle تَعَالٰى  fiiline mütealliktir. Sılası olan  يُشْرِكُونَ , hudûs, istimrar, teceddüt ve tecessüm ifade eden müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. 

Sılanın muzari fiil sıygasında gelmesi şirk koşmanın bir defaya mahsus olmadığını ve zaman içerisinde tekrarlandığını göstermektedir. Ayrıca muzari fiilde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek dikkatini artıran tecessüm özelliği vardır.

شُرَكَٓاءَ  ile  يُشْرِكُونَ  kelimeleri arasında iştikak cinası ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır.

Bu kelam, taaccüb manasını içeren bir tenzihtir. (Ebüssuûd, İrşâdü’l-Akli’s-Selîm)

هُوَ الَّذِي خَلَقَكم مِن نَفْسٍ واحِدَةٍ  sözündeki muhataptan gaibe iltifat vardır. Bu ikisinin arasında ise 5 tane müsenna zamir geçmiştir. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)