وَقَاسَمَـهُمَٓا اِنّ۪ي لَكُمَا لَمِنَ النَّاصِح۪ينَۙ ٢١
Vesvese “aynı şeyleri tekrar tekrar fısıldama” anlamına gelir ve daha çok ayartıcı, tahrik edici sözler veya psikolojik telkinler, yönlendirmeler için kullanılır. Burada İblîs’in, “Rabbiniz size bu ağacı sırf melek olursunuz veya ebedî yaşayanlardan olursunuz diye yasakladı” diyerek Âdem ve Havvâ’yı ayartması, onları günah işlemeye teşvik etmesi hakkında kullanılmıştır (Taberî, VIII, 140; Râzî, XIV, 45; İbn Âşûr, VIII/2, s. 56-57).Kuran Yolu Tefsiri
وَقَاسَمَـهُمَٓا اِنّ۪ي لَكُمَا لَمِنَ النَّاصِح۪ينَۙ
Fiil cümlesidir. وَ atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
قَاسَمَـهُمَٓا fetha üzere mebni mazi fiildir. Faili müstetir olup takdiri هُو ’dir. Muttasıl zamir هُمَٓا mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur. Kasemin cevabı اِنّ۪ي لَكُمَا ‘dır.
اِنَّ tekid harfidir. İsim cümlesinin önüne gelir, ismini nasb haberini ref eder.
ي mütekellim zamiri اِنَّ ’nin ismi olarak mahallen mansubdur. لَكُمَا car mecruru النَّاصِح۪ينَ ‘ye mütealliktir.
لَ harfi اِنَّ ’ nin haberinin başına gelen lam-ı muzahlakadır.
مِنَ النَّاصِح۪ينَ car mecruru اِنَّ ’nin mahzuf haberine müteallik olup cer alameti ى ‘dir. Cemi müzekker salim kelimeler harfle îrablanırlar.
Tekid lamı diye isimlendirilen bu lamın kullanımı oldukça yaygındır. Fethalı olarak kullanılan bu lam, sadece ismin ve muzari fiilin başına dahil olur. İsim cümlesinin başına اِنَّ edatı gelince cümlenin başında gelmesi gereken lam-ı ibtida, اِنَّ ‘nin haberinin başına kayar. Bundan dolayı lam-ı muzahlaka olarak da adlandırılır. (Mehmet Altın , Kur’ân’da Te’kid Üslupları ve Çeşitleri )
قَاسَمَـهُمَٓا fiili, sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil mufâale babındandır. Sülâsîsi قسم ’dur.
Mufâale babı fiile, müşareket (ortaklık), bir işi peşpeşe yapmak, teksir (çokluk, bir işi çok yapmak) gibi anlamlar katar. Müşareket (İşteşlik – ortaklık): Bir işin iki kişi veya iki grup arasında yapıldığını anlatır. Fail ile mef’ûl aynı işi yapmıştır. Ayrıca fail işi başlatan ve galip gelendir. (sonuçlandırandır). Bazen de müşareket olmayıp tek taraflı olur. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
النَّاصِح۪ينَ kelimesi sülâsî mücerredi نصح olan fiilin ism-i failidir.
İsm-i fail: Eylemi yapan ve gerçekleştiren demektir. Geçici olarak o sıfatı yüklenen isimdir. İsm-i fail; hem varlığa (zata) hem de onun sıfatına delalet eden kelimelerdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
وَقَاسَمَـهُمَٓا
Ayet, atıf harfi وَ ‘ la önceki ayetteki وَقَالَ مَا نَهٰيكُمَا cümlesine atfedilmiştir. وَقَاسَمَـهُمَٓا cümlesi, müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Mazi fiil sebata, temekküne ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafat, S.107)
اِنّ۪ي لَكُمَا لَمِنَ النَّاصِح۪ينَۙ
İstînâfiyye olarak fasılla gelen cümle mahzuf kasemin cevabıdır. Kasem fiilinin hazfi, îcâz-ı hazif sanatıdır. Mahzufla birlikte kasem üslubunda gayrı talebî inşâî isnaddır.
Kasemin cevabı olan اِنّ۪ي لَكُمَا لَمِنَ النَّاصِح۪ينَ cümlesi, mahzuf kasem, اِنَّ ve lâm-ul muzahlaka ile tekid edilmiş sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber inkârî kelamdır. Cümlede takdim-tehir ve îcâz-ı hazif sanatı vardır.
مِنَ الصَّالِح۪ينَ car-mecruru, mahzuf habere mütealliktir.
Bütün mamullerin cümledeki yeri, aslında amilinden sonra gelmesidir. Car-mecrur لَكُمَا ihtimam için, amili olan النَّاصِح۪ينَ ‘ye takdim edilmiştir.
النَّاصِح۪ينَ ism-i fail vezninde gelerek salih olma özelliğinin sübut ve devamına işaret etmiştir.
İsim cümlesindeki ism-i fail istimrar ifade eder. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
Yalnızca bir isim cümlesi bile devam ve sübut ifade ettiğinden اِنّ۪ , lam-ı muzahlaka ve isim cümlesi olmak üzere üç tekid içeren bu ve benzeri cümleler çok muhkem/sağlam cümlelerdir.
İsim cümlelerinin asıl kuruluş sebebi; müsnedin, müsnedün ileyh için sabit olduğunu ifade etmektir. İsim cümlesinin haberi müfred ya da isim cümlesi olursa asıl konulduğu mana olan sübutu veya bazı karinelerle istimrarı (devamlılığı) ifade eder. İstimrar ifadesi daha çok medh ve zem durumlarında olur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
Bir görüşe göre Âdem ile Havva, İblis’e öğütlerini kabul edeceklerine dair yemin ettiler. Bir diğer kavle göre ise Âdem ile Havva, İblis’e, “Sen gerçekten öğüt verenlerden olduğuna yemin eder misin?” dediler ve İblis de onlara yemin etti. (Ebüssuûd, İrşâdü’l-Akli’s-Selîm)
Cenab-ı Hakk’ın, “Birbiri ile Allah adına yeminleşerek dediler ki: İfadenin takdiri şöyledir: Şeytan onlara, ‘İyiliğinizi isteyenlerden olduğuma dair size yemin ediyorum.’ demiş, Âdem ile Havva da ona, ‘Sen bizim iyiliğimizi isteyenlerden olduğuna dair Allah adına yemin mi ediyorsun?’ demişlerdir. Böylece bu, onlar arasında sanki karşılıklı olarak yapılmış bir yemin yerine geçmiştir.” (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)