Tevbe Sûresi 57. Ayet

لَوْ يَجِدُونَ مَلْجَـٔاً اَوْ مَغَارَاتٍ اَوْ مُدَّخَلاً لَوَلَّوْا اِلَيْهِ وَهُمْ يَجْمَحُونَ  ٥٧

Eğer sığınacak bir yer veya (gizlenecek) mağaralar yahut girilecek bir delik bulsalardı, hemen koşarak oraya kaçarlardı.
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 لَوْ eğer
2 يَجِدُونَ bulsalardı و ج د
3 مَلْجَأً sığınacak bir yer ل ج ا
4 أَوْ yahut
5 مَغَارَاتٍ mağaralar غ و ر
6 أَوْ ya da
7 مُدَّخَلًا sokulacak bir delik د خ ل
8 لَوَلَّوْا koşarlardı و ل ي
9 إِلَيْهِ oraya doğru
10 وَهُمْ ve onlar
11 يَجْمَحُونَ hemen ج م ح
 
لَجَأ Lece ‘e : Kelimenin asıl manası kötü bir işten kendini korumak için birşeye sımsıkı yapışmaktır. مَلْجَأ mutlak bir sığınma ve korunma yeridir. Kıyametteki melce’ ise Allahu Teala’ya münhasırdır. (Tahqiq) Kuran’ı Kerim’de 3 ayette geçmiştir. (Mucemul Müfehres) Türkçede kullanılan şekilleri ilticâ etmek, mülteci ve melcedir. (Kuranı Anlayarak Okuma Rehberi)
 

لَوْ يَجِدُونَ مَلْجَـٔاً اَوْ مَغَارَاتٍ اَوْ مُدَّخَلاً لَوَلَّوْا اِلَيْهِ وَهُمْ يَجْمَحُونَ

لَوْ  gayri cazim şart harfidir. يَجِدُونَ  fiili  نَ ’un sübutuyla merfû muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur. مَلْجَـٔاً  mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur. 

اَوْ  atıf harfi tahyir / tercih ifade eder. مَغَارَاتٍ  atıf harfi  اَوْ  ile makabline matuf olup nasb alameti kesradır. Cemi müennes salim kelimeler hareke ile irablanır. مُدَّخَلاً  atıf harfi  اَوْ  ile  مَلْجَـٔاً ’e matuftur.

لَ  harfi  لَوْ ’in cevabının başına gelen rabıtadır.

وَلَّوْا  damme üzere mebni mazi fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur. اِلَيْهِ  car mecruru  وَلَّوْا  fiiline mütealliktir. وَهُمْ يَجْمَحُونَ  cümlesi,  وَلَّوْا ’deki failin hali olarak mahallen mansubdur.

وَ  haliyyedir. Munfasıl zamir  هُمْ  mübteda olarak mahallen merfûdur.  يَجْمَحُونَ  cümlesi, haber olarak mahallen merfûdur.

يَجْمَحُونَ  fiili  نَ ’un sübutuyla merfû muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur.

لَوْ  edatı; şart ilişkisi kurar. Bu edat, gerçekleşmeyen iki fiil arasındaki ayrılmazlık ilişkisini ifade eder. Nahivciler  لَوْ  edatını “şart gerçekleşmediği için cevabının da gerçekleşmemesini gerektiren bir edattır” diye tanımlamaktadırlar. Başka bir deyişle “şart bulunmadığından cevabın da bulunmadığını” ifade eder. Bu tanıma göre cevabın gerçekleşmediğine açık bir şekilde delalet eder. Yani şartın imkânsızlığında cevabın da imkânsızlığını ifade eden bir edat olmaktadır. (Abdullah Hacıbekiroğlu, Arap Dilinde Edatların Metinde Kurduğu Anlamsal İlişkiler, Doktora Tezi)

(اَوْ): Türkçede “veya, yahut, ya da, yoksa” kelimeleriyle karşılayabileceğimiz bu edat iki unsur arasında (matuf-matufun aleyh) tahyir yani tercih (iki şeyden birini seçme) söz konusu olması durumlarında kullanılır. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

Hal cümlede failin, mef’ûlun veya her ikisinin durumunu bildiren lafızlardır (kelime veya cümle). Hal “nasıl” sorusunun cevabıdır. Halin durumunu açıkladığı kelimeye “zil-hal” veya “sahibu’l-hal” denir. Umumiyetle hal nekre, sahibu’l-hal marife olur. Hal mansubtur. Türkçeye “…rek, …rak, …dığı, halde, iken, olduğu halde” gibi ifadelerle tercüme edilir. Sahibu’l-hal açık isim veya zamir olduğu gibi müstetir (gizli) zamir de olabilir. Hal’i sahibu’l-hale bağlayan zamire rabıt zamiri denir. Bu zamir bariz (açık), müstetir (gizli) veya mahzuf (hazfedilmiş) olarak gelir.

Hal sahibu’l-hale ya  و (vav-ı haliye) ya zamirle veya her ikisi ile bağlanır. Hal üçe ayrılır: 

1. Müfred olan hal (Müştak veya camid), 2. Cümle olan hal (İsim veya fiil), 3. Şibh-i cümle olan hal (Harfi cerli veya zarflı isim).Ayette isim cümlesi şeklindedir.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi) 

وَلَّوْا  fiili, sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil tef’il babındandır. Sülâsîsi  ولي ’dir.

Bu bab, fiile çokluk (fiilin, failin veya mef‘ûlun çokluğu), bir tarafa yönelme, mef'ûlü herhangi bir vasfa nispet etmek, gidermek, bir terkibi kısaltmak, eylemin belli bir zaman diliminde meydana gelmesi, özneyi fiilin türediği şeye benzetmek, sayruret, isimden fiil türetmek, hazır olmak, bir şeyin aralıklarla tekrarlanması manalarını katar. 

مُدَّخَلاً  sülâsî mücerrede iki harf ilave edilerek mezid yapılan iftiâl babının ism-i mef’ûludur.

 

لَوْ يَجِدُونَ مَلْجَـٔاً اَوْ مَغَارَاتٍ اَوْ مُدَّخَلاً لَوَلَّوْا اِلَيْهِ وَهُمْ يَجْمَحُونَ

 

Şart üslubundaki terkip istînâfiyye olarak fasılla gelmiştir. Şart cümlesi olan  لَوْ يَجِدُونَ مَلْجَـٔاً  müspet muzari fiil sıygasında gelerek hudûs, istimrar, tecessüm ve teceddüt ifade etmiştir.

Nahivciler  لَوْ  edatını, şart gerçekleşmediği için cevabının da gerçekleşmemesini gerektiren bir edattır diye tanımlamaktadırlar. Başka bir deyişle şart bulunmadığından cevabın da bulunmadığını ifade eder. (Abdullah Hacibekiroğlu, Arap Dilinde Edatların Metinde Kurduğu Anlamsal İlişkiler, Doktora Tezi)

Cümlede müsnedin muzari fiil cümlesi olarak gelmesi hükmü takviye, hudûs, istimrar ve teceddüt ifade eder. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.

Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler.(Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meâni İlmi)

مَغَارَاتٍ  ve  مُدَّخَلاً  muhayyerlik ifade eden atıf harfi  اَوْ  ile mef’ûl konumundaki ism-i mekan vezninde gelen  مَلْجَـٔاً ‘e atfedilmiştir. Cihet-i câmia temasüldür. Bu kelimelerdeki nekrelik muayyen olmayan cinse işaret eder.

مَلْجَـٔاً , مَغَارَاتٍ , مُدَّخَلاً  kelimeleri arasında mürâât-ı nazîr sanatı vardır. 

Şartın cevabı olarak  لَ  karînesiyle gelen  لَوَلَّوْا اِلَيْهِ  cümlesi müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.

Şart ve cevap cümlelerinden oluşan terkib, şart manasından çıkarak haber manasına geldiği için mecaz-ı mürsel mürekkebdir. Haber cümlesi yerine şart üslubunun tercih edilmesi, şart üslubunun daha beliğ ve etkili olmasındandır.

وَ ‘la gelen  وَهُمْ يَجْمَحُونَ  cümlesi,  وَلَّوْا ‘deki failin halidir. Hal cümleleri anlamı kuvvetlendiren ıtnâb sanatıdır.

Mübteda ve haberden müteşekkil sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi faide-i haber ibtidaî kelamdır.

وَلَّوْا - لَوْ  kelimeleri arasında cinas-ı nakıs ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır.

İsim cümlelerinin asıl kuruluş sebebi; müsnedin, müsnedün ileyh için sabit olduğunu ifade etmektir. İsim cümlesinin haberi müfred ya da isim cümlesi olursa asıl konulduğu mana olan sübutu veya bazı karinelerle istimrarı (devamlılığı) ifade eder. İstimrar ifadesi daha çok medh ve zem durumlarında olur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)

Bu ayetler münafıkların Müslümanlardan olmadığını, böyle görünmeye çalışmalarının mecburi bir takıyyeden ileri geldiğini açıklar. Öyle ki onlar bir dağ başı yahut bir kale yahut bir ada veyahut bir tünel gibi sığınacak muhkem bir mekan, bulsalardı, mutlaka koşarak oraya yönelirlerdi. Bu ifade, münafıkların son derece inatçı ve azgın olduklarını belirtir. (Ebüssuûd, İrşâdü’l-Akli’s-Selîm)