اِنْ نَقُولُ اِلَّا اعْتَرٰيكَ بَعْضُ اٰلِهَتِنَا بِسُٓوءٍۜ قَالَ اِنّ۪ٓي اُشْهِدُ اللّٰهَ وَاشْهَدُٓوا اَنّ۪ي بَر۪ٓيءٌ مِمَّا تُشْرِكُونَۙ ٥٤
| Sıra | Kelime | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|
| 1 | إِنْ |
|
|
| 2 | نَقُولُ | diyoruz ki |
|
| 3 | إِلَّا | sadece |
|
| 4 | اعْتَرَاكَ | seni çarpmış |
|
| 5 | بَعْضُ | bazıları |
|
| 6 | الِهَتِنَا | ilahlarımızdan |
|
| 7 | بِسُوءٍ | fena |
|
| 8 | قَالَ | dedi ki |
|
| 9 | إِنِّي | şüphesiz ben |
|
| 10 | أُشْهِدُ | şahit tutuyorum |
|
| 11 | اللَّهَ | Allah’ı |
|
| 12 | وَاشْهَدُوا | ve şahid olun |
|
| 13 | أَنِّي | elbette ben |
|
| 14 | بَرِيءٌ | uzağım |
|
| 15 | مِمَّا |
|
|
| 16 | تُشْرِكُونَ | ortak koştuklarınızdan |
|
اِنْ نَقُولُ اِلَّا اعْتَرٰيكَ بَعْضُ اٰلِهَتِنَا بِسُٓوءٍۜ
Fiil cümlesidir. اِنْ nefy harfi olup olumsuzluk manasındadır. نَقُولُ damme ile merfû muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri نحن ’dur. Mekulü’l-kavli, اعْتَرٰيكَ ’dir. نَقُولُ fiilinin mef’ûlun bihi olarak mahallen mansubdur. اِلَّا hasr edatıdır.
اعْتَرٰيكَ elif üzere mukadder fetha ile mebni mazi fiildir. Muttasıl zamir كَ mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur. بَعْضُ fail olup damme ile merfûdur. Aynı zamanda muzâftır. اٰلِهَتِنَا muzâfun ileyh olup kesra ile mecrurdur. Mütekellim zamir نَا muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. بِسُٓوءٍ car mecruru اعْتَرٰيكَ fiiline mütealliktir.
اعْتَرٰي fiili, sülâsî mücerrede iki harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil iftial babındadır. Sülâsîsi عرو ’dır.
Bu bab, fiile mutavaat (dönüşlülük), ittihaz (edinmek, bir şeyi kendisi için yapmak), müşareket (ortaklık), izhar (göstermek), ihtiyar (seçmek), talep ve çaba göstermek anlamları katar.
قَالَ اِنّ۪ٓي اُشْهِدُ اللّٰهَ وَاشْهَدُٓوا اَنّ۪ي بَر۪ٓيءٌ مِمَّا تُشْرِكُونَۙ
Fiil cümlesidir. قَالَ fetha üzere mebni mazi fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو ’dir. Mekulü’l-kavli, اِنّ۪ٓي اُشْهِدُ اللّٰهَ وَاشْهَدُٓو ‘dir. قَالَ fiilinin mef‘ûlun bihi olarak mahallen mansubdur.
اِنَّ tekid harfidir. İsim cümlesinin önüne gelir, ismini nasb haberini ref eder.
ي mütekellim zamiri اِنَّ ’nin ismi olarak mahallen mansubdur. اُشْهِدُ cümlesi, اِنَّ ’nin haberi olarak mahallen merfûdur.
اُشْهِدُ damme ile merfû muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri أنا ’dir. اللّٰهَ lafza-i celâl mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur. اشْهَدُٓوا atıf harfi وَ ile اُشْهِدُ اللّٰهَ cümlesine matuftur.
اشْهَدُٓوا fiili نَ ’un hazfıyla mebni emir fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur.
اَنَّ masdar harfidir. İsim cümlesine dahil olur. İsmini nasb haberini ref yapar, cümleye masdar anlamı verir.
ي mütekellim zamiri اَنَّ ’nin ismi olarak mahallen mansubdur. بَر۪ٓيءٌ kelimesi اَنَّ ’nin haberi olup damme ile merfûdur. مَٓا ve masdar-ı müevvel مِنْ harf-i ceriyle بَر۪ٓيءٌ ‘e mütealliktir.
تُشْرِكُونَ fiili نَ ’un sübutuyla merfû muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur.
تُشْرِكُونَ fiili, sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’al babındandır. Sülâsisi شرك ’dir.
اُشْهِدُ fiili, sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’al babındandır. Sülâsisi شهد ‘dir.
İf’al babı fiile, tadiye (geçişlilik) kesret, haynunet (zamanı gelmesi), sayruret, izale, zamana ve mekâna duhul, temkin (imkân sağlamak), vicdan (bir vasıf üzere bulmak) mutavaat (tef’il babının dönüşlülüğü), tariz (arz etmek, maruz bırakmak) manaları katar. Bazen de fiilin mücerret manasını ifade eder.
اِنْ نَقُولُ اِلَّا اعْتَرٰيكَ بَعْضُ اٰلِهَتِنَا بِسُٓوءٍۜ
Ayet istînâfiyye olarak fasılla gelmiştir. Kasrla tekid edilmiş muzari fiil sıygasında faide-i haber inkârî kelamdır. Muzari fiil, hudus, teceddüt, istimrar ve tecessüm ifade etmiştir. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.
Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
نَقُولُ fiilinin mekulü’l-kavli olan اعْتَرٰيكَ بَعْضُ اٰلِهَتِنَا بِسُٓوءٍ cümlesi, mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafat, S.107)
اعْتَرٰيكَ fiiline müteallik olan بِسُٓوءٍ ’deki nekrelik, nev ve kesret ifade eder.
Nefy harfi اِنْ ve istisna edatı ile oluşan iki tekit hükmündeki kasr, fiil ve mef’ûl arasındadır. نَقُولُ maksur-sıfat, اعْتَرٰيكَ maksurun aleyh-mevsuf olmak üzere kasr-ı sıfat ale’l-mevsûftur.
Kasr-ı mevsuf ale’s-sıfat olması caizdir. Bu durumda fâil, mef'ûl üzerinde gerçekleşen fiile tahsis edilmiş olur. Yani fail tarafından gerçekleştirilen fiil, başka mef'ûllere değil zikredilen mef'ûle tahsis edilmiştir. O mef'ûlde vaki olan başka fiiller vardır. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur’an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
Bu ayet, bundan önceki ayetin izahı mahiyetindedir. Çünkü onların Hud (a.s) hakkındaki beyanları, onun sözlerine hiç itibar etmemeyi ve onları hurafe kabilinden saymayı tazammun ediyordu. (Ebüssuûd, İrşâdü’l-Akli’s-Selîm)
قَالَ اِنّ۪ٓي اُشْهِدُ اللّٰهَ
İstînâfiye olarak fasılla gelen cümlede fasıl sebebi şibh-i kemâl-i ittisâldir.
Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
قَالَ fiilinin mekulü’l-kavli olan اِنّ۪ٓي اُشْهِدُ اللّٰهَ cümlesi, اِنَّ ile tekid edilen sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber inkârî kelamdır.
Yalnızca bir isim cümlesi bile devam ve sübut ifade ettiğinden bu ve benzeri cümleler, اِنَّ ve isim cümlesi ve isnadın tekrar edilmesi sebebiyle üç katlı bir tekid ve yerine göre de tahsis ifade eden çok muhkem/sağlam cümlelerdir. (Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, Kadr/1.)
İsim cümlelerinin asıl kuruluş sebebi; müsnedin, müsnedün ileyh için sabit olduğunu ifade etmektir. İsim cümlesinin haberi müfred ya da isim cümlesi olursa asıl konulduğu mana olan sübutu veya bazı karinelerle istimrarı (devamlılığı) ifade eder. İstimrar ifadesi daha çok medh ve zem durumlarında olur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
اِنَّ ’nin haberi olan اُشْهِدُ اللّٰهَ cümlesi, müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. Muzari fiil teceddüt, istimrar ve tecessüm ifade etmiştir. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.
Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
وَاشْهَدُٓوا اَنّ۪ي بَر۪ٓيءٌ مِمَّا تُشْرِكُونَۙ
Emir üslubunda talebî inşaî isnad olan cümle, atıf harfi وَ ’la اُشْهِدُ اللّٰهَ cümlesine atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasındaki anlam bütünlüğü barizdir. Vaslda, atfedilen cümlelerin her ikisinin de aynı tür olması vaslın güzelliklerinden kabul edilmiştir. Fakat burada inşâ cümlesi haber cümlesine atfedilmiştir. Emir cümlesinin haberî manada olması, haber cümlesine atfını mümkün kılmıştır. Haber cümlesinden inşâ cümlesine geçişte iltifat sanatı vardır.
Cümle emir üslubunda gelmiş olmasına rağmen haber manalı olduğu için mecaz-ı mürsel mürekkebtir.
Tekid ve masdar harfi اَنَّ ve akabindeki اَنّ۪ي بَر۪ٓيءٌ مِمَّا تُشْرِكُونَ cümlesi masdar tevilinde,
takdir edilen بَ harfiyle, اشْهَدُٓوا fiiline mütealliktir. Masdar-ı müevvel, sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi faide-i haber inkârî kelamdır.
Mecrur mahaldeki مَا masdar harfi, مِنْ harfiyle birlikte بَر۪ٓيءٌ fiiline mütealliktir. Sılası olan تُشْرِكُونَ , müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Muzari fiil, hudus, teceddüt, istimrar ve tecessüm ifade etmiştir.
Burada muktezâ-i zâhir اُشْهِدُ اللّٰهَ وَاشْهِدُٓوكُمْ (Allahı ve sizi şahit tutarım ki) şeklini gerektirirken mazi yerine emir fiil geldi. Onların ibadet ettikleri şeylerin tahkirini ifade eden bir tehaddi (meydan okuma) manası için emir fiil tercih edilmiştir. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur’an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
اُشْهِدُ - اشْهَدُٓوا ve قَالَ - نَقُولُ gruplarındaki kelimeler arasında iştikak cinası ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatları, اِنّ۪ٓي - اَنّ۪ي kelimeleri arasında cinas-ı nakıs ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatı vardır.
وَاشْهَدُٓوا şeklinde emir sıygasında gelen bu cümlenin asıl maksadı onlara meydan okumaktır. Cümle emir manasından çıktığı için mecaz-ı mürsel mürekkebtir.
Hz. Hud, onların bu ahmakça sözlerine mukabil onların ilahlarından beri olduğuna Allah'ı şahit tutarak cevap verdi ve bunu tekid ve tespit olarak onların zararlarından korkmadığını bildirdi. “Siz de şahit olun.” demesi ise onları hafife almaktır. (Ebüssuûd, İrşâdü’l-Akli’s-Selîm - Beyzâvî, Envârü’t- Tenzîl Ve Esrârü’t-Te’vîl)