قَالُوا يَا هُودُ مَا جِئْتَنَا بِبَيِّنَةٍ وَمَا نَحْنُ بِتَارِك۪ٓي اٰلِهَتِنَا عَنْ قَوْلِكَ وَمَا نَحْنُ لَكَ بِمُؤْمِن۪ينَ ٥٣
| Sıra | Kelime | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|
| 1 | قَالُوا | dediler ki |
|
| 2 | يَا هُودُ | Hud |
|
| 3 | مَا |
|
|
| 4 | جِئْتَنَا | sen bize getirmedin |
|
| 5 | بِبَيِّنَةٍ | bir belge |
|
| 6 | وَمَا | ve değiliz |
|
| 7 | نَحْنُ | biz |
|
| 8 | بِتَارِكِي | bırakacak |
|
| 9 | الِهَتِنَا | ilahlarımızı |
|
| 10 | عَنْ |
|
|
| 11 | قَوْلِكَ | senin sözünle |
|
| 12 | وَمَا | ve değiliz |
|
| 13 | نَحْنُ | biz |
|
| 14 | لَكَ | sana |
|
| 15 | بِمُؤْمِنِينَ | inanacak |
|
قَالُوا يَا هُودُ مَا جِئْتَنَا بِبَيِّنَةٍ وَمَا نَحْنُ بِتَارِك۪ٓي اٰلِهَتِنَا عَنْ قَوْلِكَ
Fiil cümlesidir. قَالُوا damme üzere mebni mazi fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur. Mekulü’l-kavli, يَا هُودُ ’dur. قَالُوا fiilinin mef’ûlün bihi olarak mahallen mansubdur.
يَا nida harfidir, هُودُ münadadır. Müfred alem olup damme üzere mebni mahallen mansubdur. Nidanın cevabı مَا جِئْتَنَا بِبَيِّنَةٍ ’dir.
مَا nefy harfi olup olumsuzluk manasındadır. جِئْتَنَا sükun üzere mebni mazi fiildir. Muttasıl zamir تَ fail olarak mahallen merfûdur. Mütekellim zamir نا mef’ûlün bih olarak mahallen mansubdur. بِبَيِّنَةٍ car mecruru جِئْتَنَا fiiline mütealliktir.
وَ atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
مَٓا olumsuzluk harfi olup لَيْسَ gibi amel eder. İsmini ref, haberini nasb eder.
نَحْنُ munfasıl zamiri مَٓا ’nın ismi olarak mahallen merfûdur. بِ harf-i ceri zaiddir. بِتَارِكٖٓي lafzen mecrur, مَٓا ’nın haberi olarak mahallen mansub olup, cer alameti ي ‘dir. Cemi müzekker salim kelimeler harfle îrablanırlar. Sonundaki نَ izafetten dolayı mahzuftur. Aynı zamanda muzâftır. اٰلِهَتِنَا muzâfun ileyh olup kesra ile mecrurdur. Mütekellim zamiri نَا muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.
عَنْ قَوْلِكَ car mecruru تَارِكٖٓي ’deki zamirin mahzuf haline mütealliktir.Takdiri, صادرين عن قولك (senin sözünden kaynaklanan) şeklindedir. Aynı zamanda muzâftır. Muttasıl zamir كَ muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.
Bazen لَيْسَ ’ye benzeyen مَٓا ‘nın haberinin başına manayı tekid için zaid (بِ) harfi ceri gelebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
تَارِك۪ٓي , sülâsi mücerredi ترك olan fiilin ism-i failidir.
İsmi fail; eylemi yapan ve gerçekleştiren demektir. Geçici olarak o sıfatı yüklenen isimdir. İsmi fail; hem varlığa (zata) hem de onun sıfatına delalet eden kelimelerdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
وَمَا نَحْنُ لَكَ بِمُؤْمِن۪ينَ
İsim cümlesidir. وَ atıf harfidir. مَٓا olumsuzluk harfi olup لَيْسَ gibi amel eder. İsmini ref, haberini nasb eder.
نَحْنُ munfasıl zamir مَٓا ’nın ismi olarak mahallen merfûdur. لَكَ car mecruru بِمُؤْمِنٖينَ ‘ye mütealliktir. بِ harf-i ceri zaiddir. مُؤْمِنٖينَ lafzen mecrur, مَٓا ’nın haberi olarak mahallen mansub olup, cer alameti ي ‘dir. Cemi müzekker salim kelimeler harfle îrablanır.
مُؤْمِنٖينَ ; sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan if’al babının ism-i failidir.
İsm-i fail; eylemi yapan ve gerçekleştiren demektir. Geçici olarak o sıfatı yüklenen isimdir. İsm-i fail; hem varlığa (zata) hem de onun sıfatına delalet eden kelimedir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
قَالُوا يَا هُودُ مَا جِئْتَنَا بِبَيِّنَةٍ وَمَا نَحْنُ بِتَارِك۪ٓي اٰلِهَتِنَا عَنْ قَوْلِكَ وَمَا نَحْنُ لَكَ بِمُؤْمِن۪ينَ
Ayet istînâfiyye olarak fasılla gelmiştir. Fasıl sebebi şibh-i kemâl-i ittisâldir. Hud’a (a.s) müşriklerin verdiği cevaptır. Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafat, S.107)
قَالُوا fiilinin mekulü’l-kavli olan يَا هُودُ , nida üslubunda talebî inşaî isnaddır.
Nidanın cevabı olan مَا جِئْتَنَا بِبَيِّنَةٍ cümlesi, menfi mazi fiil sıygasında faide-i haber talebî kelamdır.
Geldi manasındaki جَاءَ fiili, بِ harf-i ceri ile kullanıldığında getirdi manasına gelir. Bu tazmin sanatıdır.
Bazı fiiller mef’ûllerini harf-i cerlerle alırlar. Bu harfler fiilin manasına tesir eder. Bazı nahivcilerin görüşüne göre harf-i cerin fiile mana kazandırmasına tazmin denir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
بِبَيِّنَةٍ ’ deki nekrelik kıllet ve nev ifade eder. Nefy sıyakında nekre umum ve şumule işarettir.
وَمَا نَحْنُ بِتَارِك۪ٓي اٰلِهَتِنَا عَنْ قَوْلِكَ cümlesi, nidanın cevap cümlesine atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasındaki anlam bütünlüğü barizdir. Vaslda, atfedilen cümlelerin her ikisinin de aynı tür olması vaslın güzelliklerinden kabul edilmiştir. Fakat burada fiil cümlesiyle fiilin tekrarı ve yenilenmesi, isim cümlesiyle de sabitlik kastedilerek, isim cümlesi fiil cümlesine atfedilmiştir. Fiil cümlesinden isim cümlesine geçişte iltifat sanatı vardır.
Sübut ve istimrar ifade eden menfi isim cümlesi faide-i haber inkârî kelamdır. مَا nefy harfi ليس gibi amel etmiştir. مَا ‘nın haberi olan بِتَارِك۪ٓي اٰلِهَتِنَا , izafet formunda gelerek az sözle çok anlam ifade etmiştir. بِتَارِك۪ٓي ‘ye dahil olan بِ , tekid ifade eden zaid harftir.
Olumlu cümlelerde لَ harfinin tekid ifade ettiği gibi, olumsuz cümlelerde de لَيْسَ ve مَا 'nın haberinin başında gelen بِ harfi de tekid ifade eder. (Suyûtî, İtkân fî Ulûmi’l-Kur’ân, C. II, S. 142)
عَنْ قَوْلِكَ car-mecruru, بِتَارِك۪ٓي ‘nin failinden mahzuf hale mütealliktir. Halin hazfi, îcâz-ı hazif sanatıdır.
Aynı üslupta gelen وَمَا نَحْنُ لَكَ بِمُؤْمِن۪ينَ cümlesi, atıf harfi وَ ile makabline atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur.
Sübut ve istimrar ifade eden menfi isim cümlesi, faide-i haber inkârî kelamdır. Müsnede dahil olan بِ , tekid ifade eden zaid harftir.
Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. Bütün mamullerin cümledeki yeri, aslında amilinden sonra gelmesidir. لَكَ car mecruru, durumun onunla ilgili olduğunu vurgulamak için, amili olan بِمُؤْمِن۪ينَ ‘e takdim edilmiştir.
Son iki cümlede müsned olan بِتَارِك۪ٓي ve بِمُؤْمِن۪ينَ kelimeleri, ism-i fail vezninde gelerek bu özelliğin istimrar ve istikrarına işaret etmiş, isim cümlelerinin sübutunu artırmıştır.
İsim cümlesindeki ism-i fail istimrar ifade eder. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
İsm-i fail sübuta, istikrara ve sıfatın mevsûfa olan bağlılığına delalet eder. (Halidî, Vakafat, s. 80)
İsim cümleleri sübut ifade eder. İsim cümlelerinin asıl kuruluş sebebi; müsnedin, müsnedün ileyh için sabit olduğunu ifade etmektir. İsim cümlesinin haberi müfred ya da isim cümlesi olursa asıl konulduğu mana olan sübutu veya bazı karînelerle istimrarı (devamlılığı) ifade eder. İstimrar ifadesi daha çok medh ve zem durumlarında olur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur’an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
İnanmayacaklarını, isim cümlesi ve olumsuz cümlede haberin başına dahil olan بِ harfiyle tekid ederek mübalağalı bir şekilde ifade etmişlerdir.
Ayette وَمَا نَحْنُ لَكَ ibaresinin tekrarında ıtnâb ve ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır.
Sayfadaki ayetlerin fasılalarını teşkil eden و- نَ ve ي - نَ harflerinden oluşan ahenk, duyanların, okuyanların gönlünü fethedecek güzelliktedir. Bu fasılalarda lüzum ma la yelzem sanatı vardır.
Bu sanat; fasıla veya kafiye harfinden önce gerekli olmadığı halde bir veya daha fazla harfin aynısının getirilmesidir. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur’an Işığında Belâgat Dersleri Bedî’ İlmi, s. 201-202)