وَاعْبُدْ رَبَّكَ حَتّٰى يَأْتِيَكَ الْيَق۪ينُ ٩٩
وَاعْبُدْ رَبَّكَ حَتّٰى يَأْتِيَكَ الْيَق۪ينُ
Fiil cümlesidir. وَ atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
اعْبُدْ sükun üzere mebni emir fiildir. Faili müstetir olup takdiri أنت ’dir. رَبَّكَ mef ‘ûlun bih olup fetha ile mansubdur. Aynı zamanda muzâftır. Muttasıl zamir كَ muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.
حَتّٰى gaye bildiren cer harfidir. يَأْتِيَ muzari fiilinin gizli اَنْ ’le nasb ederek manasını masdara çeviren harftir. اَنْ ve masdar-ı müevvel اعْبُدْ fiiline müteallik, mahallen mecrurdur.
يَأْتِيَكَ fetha ile mansub muzari fiildir. Muttasıl zamir كَ mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur. الْيَق۪ينُ fail olup damme ile merfûdur.
اَنْ harfi 6 yerde gizli olarak gelebilir: Harf-i cer olan (حَتّٰٓى)’dan sonra, Atıf olan اَوْ ’den sonra, Lamul cuhuddan sonra, Lamu-ta’lilden (sebep bildiren لِ) sonra, Vav-ı maiyye (وَ)’ den sonra, Sebep fe (فَ)’sinden sonra.Ayette harf-i cer olan (حَتّٰٓى)’dan sonra gizlenmiştir.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
وَاعْبُدْ رَبَّكَ حَتّٰى يَأْتِيَكَ الْيَق۪ينُ
Surenin son ayeti atıf harfi وَ ’la وَكُنْ مِنَ السَّاجِد۪ينَۙ cümlesine atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında inşâî olmak bakımından da mutabakat vardır.
Fiil cümlesiyle fiilin tekrarı ve yenilenmesi, isim cümlesiyle de sabitlik kastedilerek, fiil cümlesi isim cümlesine atfedilmiştir. İsim cümlesinden fiil cümlesine geçişte iltifat sanatı vardır.
Emir üslubunda talebî inşai isnad olan cümlede az sözle çok anlam ifade eden رَبَّكَ izafeti Hz. Peygamberin şeref ve itibarının yüksekliğini gösterir.
Burada hitabın yalnız Resulullah'a (s.a.v) tevcihi, Rab kelimesinin Resulullah'ın (s.a.v) yerini tutan zamire izafesi, Allah Teâlâ'nın Resulullah hakkında ziyadesiyle lütufkâr olduğunu belirtmek içindir. (Ebüssuûd, İrşâdü’l-Akli’s-Selîm)
Ayette mütekellim Allah Teâlâ olduğu için Rab isminde tecrîd sanatı vardır.
İbadet; tesbih, hamd ve secde etmeyi kapsadığı için ayette, umumdan sonra hususun zikri babında ıtnâb sanatı vardır.
وَاعْبُدْ رَبَّكَ [Rabbine ibadet et.] ibaresinde Allah’ın Rab sıfatının seçilmiş olması surenin bağlamına uyumu açısından son derece dikkate şayandır. Bu seçim mürâât-ı nazîr sanatıdır.
Gaye bildiren harf-i cer حَتّٰى ‘nın, gizli أنْ ‘le masdar yaptığı يَأْتِيَكَ الْيَق۪ينُ cümlesi, müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. Masdar-ı müevvel mecrur mahalde olup حَتّٰى ile اعْبُدْ fiiline mütealliktir.
الْيَق۪ينُ ’nun يَأْتِيَكَ fiiline isnadı, mecaz-ı aklîdir.
الْيَق۪ينُ , ölüm manasında kinayedir.
يَأْتِيَكَ الْيَق۪ينُ cümlesinde istiare sanatı vardır. Ölüm manasındaki الْيَق۪ينُ kelimesi أتي fiilinin faili yapılarak kişileştirilmiş, iradesi olan bir canlıya benzetilmiştir. Ölümün, bir şahıs gibi gelecek olması onun önemini artırmaktadır. Bu ifadede mübalağa ve tecessüm sanatları da vardır.
حَتّٰى يَأْتِيَكَ الْيَق۪ينُ [Ölüm sana gelinceye kadar] (ölüm) değişmez/kesin bir olgu olduğu için يَق۪ينُ diye isimlendirilmiştir. Kur'an’da ölümü îma etmek üzere sıkça kullanılan bir deyimdir. (Kur'an’daki Deyimler ve Zemahşeri’nin Keşşâf’ı)
Gelmek fiilinin ölüme isnad edilmesi, ölümün, canlının peşinde olduğunu, onu bulmak istediğini bildirmek içindir. Yani hayatta olduğun müddetçe ibadete devam et; bir an bile ona halel getirme. (Ebüssuûd, İrşâdü’l-Akli’s-Selîm)
Bu surenin son ayetleri hüsn-i intihâ sanatının mükemmel örneğidir.
Hüsn-i intihâ, mütekellimin sözünü makâma ve girişe uygun güzel bir şekilde tamamamasıdır. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur’an Işığında Belâgat Dersleri Bedî’ İlmi)
Hicr Suresi, vahiy ve peygamberlik karşısında toplumların öteden beri nasıl bir tepki ortaya koyduklarını ve Cenab-ı Hakk’ın peygamberlerini nasıl başarıya ulaştırdığını bildiren ve الر şeklinde başlayan beş surenin (Yûnus, Hûd, Yusuf, Ra’d ve İbrahim Sureleri) bir özeti gibidir. Sonuç kısmı da bütün bu surelerin nihaî hedefini belirleyen bir emirden ibarettir. (TDV İslam Ansiklopedisi)
Kur'an surelerinin bitişi de girişi gibi belîğdir. Sureler o kadar güzel bir şekilde sona ermiştir ki muhatap artık başka bir şey duymak istemez. Sureler; dua, vasiyet, farzlar, tahmîd ve tehlîl, öğüt, vaat ve vaîd gibi surede işlenen konuya uygun bir sözle sona erer. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kuran Işığında Belagat Dersleri Bedî’ İlmi)
Cenab-ı Hak, “Sana ‘yakîn’ gelinceye kadar da Rabbine ibadet et.” buyurmuştur. İbn Abbas (r.a), Cenab-ı Allah'ın buradaki yakîn ile ölümü kastettiğini, ölümün, kesin birşey olduğu için yakîn adını aldığını söylemiştir. Buna göre şayet, “Herkes, öldüğü zaman üzerinden ibadet etme mesuliyetinin artık düştüğünü bildiğine göre adetlere böyle sınır çizmenin hikmeti nedir?” denirse biz deriz ki: “Bundan murad şu manadır: Hayatın boyunca Rabbine ibadet et, hayatının hiçbir safhasında bu ibadetten uzak ve berî olma.” (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)
Surenin genelinde olduğu gibi, sayfadaki ayetlerin fasılalarını teşkil eden و- نَ ve ي - نَ harflerinden oluşan ahenk, duyanların, okuyanların gönlünü fethedecek güzelliktedir. Bu fasılalarda lüzum ma la yelzem sanatı vardır.
Bu sanat; fasıla veya kafiye harfinden önce gerekli olmadığı halde bir veya daha fazla harfin aynısının getirilmesidir. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur’an Işığında Belâgat Dersleri Bedî’ İlmi, s. 201-202)