وَاخْفِضْ لَهُمَا جَنَاحَ الذُّلِّ مِنَ الرَّحْمَةِ وَقُلْ رَبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَان۪ي صَغ۪يراًۜ ٢٤
| Sıra | Kelime | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|
| 1 | وَاخْفِضْ | ve indir |
|
| 2 | لَهُمَا | onlara |
|
| 3 | جَنَاحَ | kanadını |
|
| 4 | الذُّلِّ | küçülme |
|
| 5 | مِنَ | dolayı |
|
| 6 | الرَّحْمَةِ | acımadan |
|
| 7 | وَقُلْ | ve deki |
|
| 8 | رَبِّ | Rabbim |
|
| 9 | ارْحَمْهُمَا | sen de bunlara acı |
|
| 10 | كَمَا |
|
|
| 11 | رَبَّيَانِي | beni nasıl yetiştirdilerse |
|
| 12 | صَغِيرًا | küçükken |
|
وَاخْفِضْ لَهُمَا جَنَاحَ الذُّلِّ مِنَ الرَّحْمَةِ وَقُلْ رَبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَان۪ي صَغ۪يراًۜ
Fiil cümlesidir. وَ atıf harfidir. Matuf ve matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ve matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
اخْفِضْ sükun üzere mebni emir fiildir. Faili müstetir olup takdiri أنت ’dir. لَهُمَا car mecruru اخْفِضْ fiiline mütealliktir. جَنَاحَ mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur. Aynı zamanda muzâftır. الذُّلِّ muzâfun ileyh olup kesra ile mecrurdur. مِنَ الرَّحْمَةِ car mecruru اخْفِضْ fiiline mütealliktir.
وَ atıf harfidir. قُلْ sükun üzere mebni emir fiildir. Faili müstetir olup takdiri أنت ’dir. Mekulü’l-kavli, nida ve cevabıdır. قُلْ fiilinin mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur.
Nida harfi mahzuftur. Münada olan رَبَّ muzâf olup, mukadder fetha ile mansubdur. Mütekellim يَ ’ sı mahzuf olup, kelimenin sonundaki kesra muzâfun ileyhten ivazdır.
ارْحَمْهُمَا sükun üzere mebni emir fiildir. Faili müstetir olup takdiri أنت ’dir. Muttasıl zamir هُمَا mef’ûlun bih olup mahallen mansubdur. مَا ve masdar-ı müevvel كَ harf-i ceriyle ارْحَمْهُمَا fiiline mütealliktir.
رَبَّيَان۪ي sükun üzere mebni mazi fiildir. Zamir olan tesniye elifi fail olarak mahallen merfûdur. Sonundaki نَ vikayedir. Mütekellim zamiri ى mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur. صَغ۪يراً mef’ûl olan mütekellim ي zamirinin hali olup fetha ile mansubdur.
Atıf harflerinden biri kullanılarak iki kelimeyi veya iki cümleyi birbirine bağlamaya atf-ı nesak denir. Atıf harfinden önce gelene matufun aleyh, sonra gelene matuf denir. Matuf ve matufun aleyh arasında îrab bakımından, sıyga bakımından, cümlelerin haberî veya inşâî olması bakımından uyum olur. Mana bakımından aralarında uygunluk varsa fiil isme atfedilebilir. Müstetir zamir atıf olmaz. Matufun îrabı her zaman için matufun aleyhe uyar. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
Hal cümlede failin, mef’ûlun veya her ikisinin durumunu bildiren lafızlardır (kelime veya cümle). Hal “nasıl” sorusunun cevabıdır. Halin durumunu açıkladığı kelimeye “zil-hal” veya “sahibu’l-hal” denir. Umumiyetle hal nekre, sahibu’l-hal marife olur. Hal mansubdur. Türkçeye “…rek, …rak, …dığı, halde, iken, olduğu halde” gibi ifadelerle tercüme edilir. Sahibu’l-hal açık isim veya zamir olduğu gibi müstetir (gizli) zamir de olabilir. Hal’i sahibu’l-hale bağlayan zamire rabıt zamiri denir. Bu zamir bariz (açık), müstetir (gizli) veya mahzuf (hazfedilmiş) olarak gelir.
Hal sahibu’l-hale ya و (vav-ı haliye) ya zamirle veya her ikisi ile bağlanır. Hal üçe ayrılır:
1. Müfred olan hal (Müştak veya camid), 2. Cümle olan hal (İsim veya fiil), 3. Şibh-i cümle olan hal (Harfi cerli veya zarflı isim).Ayette müfred şeklindedir.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
Münada; kendisine seslenilen ve seslenen kişiye yönelmesi istenilen kişidir. Münada, fiili hazfedilmiş mef’ûlün bihtir. Münadaya “ey, hey” anlamlarına gelen nida harfleri ile seslenilir. En yaygın kullanılan nida edatı يَا ’dır. Münada alem ise veya mütekellim ya’sına muzafsa yahut nida edilen, nida edenin yakınında bulunursa nida harfi hazfedilebilir.
Münada irab yönünden mureb münada ve mebni münada olmak üzere 2 kısma ayrılır.
Mureb münada lafzen mansub olur ve 3 şekilde gelir: 1) Muzaf, 2) Şibh-i muzaf, 3) Nekre-i gayrı maksude.
Mebni münada merfû üzere mebni, mahallen mansub olur. 3 şekilde gelir: 1) Müfred alem, 2) Nekre-i maksude, 3) Harfi tarifli isim. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
صَغ۪يراًۜ ; sıfat-ı müşebbehedir. “Benzeyen sıfat” demektir. İsmi faile benzediği için bu adı almıştır. İsmi failin ifade ettiği anlam geçici olduğu halde, sıfatı müşebbehenin ifade ettiği anlam kalıcıdır. İsmi fail değişen ve yenileşen vasfa delalet eder. Sıfatı müşebbehe sürekli ve sabit vasfa delalet eder. Bu süreklilik ve sabitlik az veya çok, bazen de sonsuza kadar devam eder. Geniş zamana delalet eder. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
وَاخْفِضْ لَهُمَا جَنَاحَ الذُّلِّ مِنَ الرَّحْمَةِ
Ayet tezâyüf nedeniyle önceki ayetteki فَلَا تَقُلْ cümlesine atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur.
Menfî sıygadan müspet sıygaya iltifat sanatı vardır.
Emir üslubunda talebî inşâî isnaddır.
Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. اخْفِضْ fiiline müteallik لَهُمَا car mecruru, ihtimam için mef’ûle takdim edilmiştir.
Muzâfun ileyh olan الذُّلِّ , bütün cinslere şamil masdar vezninde gelerek mübalağa ifade etmiştir. Masdarlar bir fiilin ihtiva ettiği bütün manaları içerirler. Yani; ism-i fail ve ism-i mefûlü de ifade eder.
وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ tabiri istiaredir. İstiâre-i mekniyye-i tahyiliyyedir. Metafor, yavrularını korumak için üzerlerine kanatlarını indiren bir kuşun hareketine teşbihe dayanmaktadır. Bununla kastedilen, “Onlara yumuşak davran, onlara yumuşak davranmaya devam et.” anlamıdır. Allah Teâlâ burada خفض الجناح (kanat indirme) tabirini Arapların sözlerine karşılık olarak ifade buyurmuştur. Onlar, öfkelenen birisinin hiddet ve sertliğini tasvir etmek üzere قَدْ طَارَ طَيْرُهُ َ هَفَا حِلْمُهُ وَقَدْ طَاشَ وَقَارُهُ [ Adamın kuşları uçtu, dengesi bozuldu, vakarı gitti.] derler. Şu halde قَدْ خَفَضَ جَنَاحِهِ [Kanadını indirmiştir.] denildiğinde bununla kastedilen, insanın yumuşak kalplilikle ve öfkelendiğinde öfkesine hâkimiyetle nitelendirilmesidir. Bu ise onun öfkesinin uçması (kabarması), gazabının sıçraması ile nitelenmesinin zıddıdır. (Sinan Yıldız, Vehbe Ez-Zuhaylî’nin Et-Tefsîru’l Münîr Adlı Tefsirinde Belâgat İlmi Uygulamaları; Şerîf er-Râdî, Kur'an Mecazları)
الرَّحْمَةِ kelimesindeki tarif muzâfun ileyhten ivazdır (bedeldir). Yani; مِن رَحْمَتِكَ إيّاهُما (Senin o ikisine olan rahmetin) demektir. Ve مِنْ harf-i ceri ibtidâiyye içindir. Yani korkudan veya iltifattan kaynaklanan bir zilletle (aşağılama) değil, merhametten kaynaklanan bir zilletle demektir. Bununla kastedilen karakteri haline gelene kadar her ikisine de iyi davranma zorunluluğunu getirerek nefsi merhametle süslenmeye alıştırmaktır. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)
Emir ve Nehiylerin Aciliyet İfade Edip Etmeme Durumları: Emirler aciliyet veya tehir ifade etmezler. Sadece bir şeyin yapılmasını isterler. Nehiyler aciliyet ifade ederler. Yasaklanan şeyden hemen uzaklaşılmasını isterler. (Hasan Karakaya, Fıkıh Usulü, s. 558-559)
Kuş, uçmak ve yükselmek istediğinde kanatlarını açar, ama uçmamak ve yükselmemek istediğinde, kanatlarını kapatır. İşte bu açıdan, kanatları indirme ifadesi alçalma, tevazu gösterme manasında bir kinaye olur. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)
وَقُلْ رَبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَان۪ي صَغ۪يراًۜ
Cümle, atıf harfi وَ ‘la önceki ayetteki فَلَا تَقُلْ cümlesine atfedilmiştir. Emir üslubunda talebî inşâî isnaddır. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur.
Menfî sıygadan müspet sıygaya iltifat sanatı vardır.
قُلْ fiilinin mekulü’l-kavli olan رَبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَان۪ي صَغ۪يراً cümlesi, nida üslubunda talebî inşâî isnaddır.
Münada olan رَبِّ ’deki mütekellim zamirinin hazfi nida edenin münadaya yakın olma isteğine işarettir. Muzâfun ileyhin ve nida harfinin hazfi, îcâz-ı hazif sanatıdır.
Nidanın cevabı olan ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَان۪ي صَغ۪يراً cümlesi, emir üslubunda talebî inşâî isnaddır.
قُلْ fiilinin nida üslubunda gelen mekulü’l-kavli ve emir üslubundaki cevabı dua manasında olduğu için mecaz-ı mürsel mürekkebdir.
Teşbih harfi كَ nedeniyle mecrur mahaldeki masdar harfi مَا ve akabindeki رَبَّيَان۪ي صَغ۪يراً cümlesi, masdar tevilinde, ارْحَمْهُمَا fiiline mütealliktir. Sıla cümlesi olan رَبَّيَان۪ي صَغ۪يراً , müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber, ibtidaî kelamdır. Mazi fiil sebata, temekküne ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafat, S.107)
رَبَّيَان۪ي fiilinin mef’ûlünün halini bildiren صَغ۪يراً , mübalağalı ism-i fail kalıbı olan sıfat-ı müşebbehe vezninde gelerek mübalağa ifade etmiştir. Bu kalıp bu vasfın mevsûfta sürekli varlığına, sıfatın mevsûfun bir parçası gibi ondan ayrılmayan bir özelliği olduğuna işaret eder.
رَّحْمَةِ - ارْحَمْهُمَا ve رَبِّ - رَبَّيَان۪ي gruplarındaki kelimeler arasında iştikak cinası ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır.
Kula rahmetin zikri Allah'ın rahmetine yönelmek için vesiledir (uygundur). Ve hayırlı olan evladın anne babasına karşı beslediği sevgi, onlara bildikleri şekilde davranmasına sebep olur. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)
Alimler bu ayetteki teşbihin, ta’lil manasında mecaz olduğunu söylemişlerdir. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)
صَغِيرًا kelimesi mütekellim ى 'sından haldir. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)