اَفَاَمِنْتُمْ اَنْ يَخْسِفَ بِكُمْ جَانِبَ الْبَرِّ اَوْ يُرْسِلَ عَلَيْكُمْ حَاصِباً ثُمَّ لَا تَجِدُوا لَكُمْ وَك۪يلاًۙ ٦٨
| Sıra | Kelime | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|
| 1 | أَفَأَمِنْتُمْ | emin misiniz? |
|
| 2 | أَنْ |
|
|
| 3 | يَخْسِفَ | batırmayacağından |
|
| 4 | بِكُمْ | sizi |
|
| 5 | جَانِبَ | ters çevirip |
|
| 6 | الْبَرِّ | karayı |
|
| 7 | أَوْ | yahut |
|
| 8 | يُرْسِلَ | göndermeyeceğinden |
|
| 9 | عَلَيْكُمْ | üzerinize |
|
| 10 | حَاصِبًا | taşlar savuran bir kasırga |
|
| 11 | ثُمَّ | sonra |
|
| 12 | لَا |
|
|
| 13 | تَجِدُوا | bulamazsınız |
|
| 14 | لَكُمْ | kendinize |
|
| 15 | وَكِيلًا | bir koruyucu |
|
اَفَاَمِنْتُمْ اَنْ يَخْسِفَ بِكُمْ جَانِبَ الْبَرِّ اَوْ يُرْسِلَ عَلَيْكُمْ حَاصِباً
Fil cümlesidir. Hemze istifhâm harfidir. فَ istînâfiyyedir. اَمِنْتُمْ sükun üzere mebni mazi fiildir. Muttasıl zamir تُمْ fail olarak mahallen merfûdur. اَنْ ve masdar-ı müevvel mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur.
اَنْ muzariyi nasb ederek manasını masdara çeviren harftir.
يَخْسِفَ fetha ile mansub muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو’dir. بِكُمْ car mecruru يَخْسِفَ fiiline mütealliktir. جَانِبَ mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur. Aynı zamanda muzâftır. الْبَرِّ muzâfun ileyh olup kesra ile mecrurdur.
اَوْ atıf harfi tahyir / tercih ifade eder. يُرْسِلَ fetha ile mansub muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو’dir. عَلَيْكُمْ car mecruru يُرْسِلَ fiiline mütealliktir. حَاصِباً mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur.
اَوْ : Türkçede “veya, yahut, ya da yoksa” kelimeleriyle karşılayabileceğimiz bu edat iki unsur arasında (matuf-matufun aleyh) tahyir yani tercih (iki şeyden birini seçme) söz konusu olması durumlarında kullanılır. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
يُرْسِلَ fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’âl babındandır. Sülâsîsi رسل ’dir.
İf’al babı fiile, tadiye (geçişlilik), kesret, haynunet (zamanı gelmesi), sayruret, izale, zamana ve mekâna duhul, temkin (imkân sağlamak), vicdan (bir vasıf üzere bulmak) mutavaat (tef’il babının dönüşlülüğü), tariz (arz etmek, maruz bırakmak) manaları katar. Bazen de fiilin mücerret manasını ifade eder.
جَانِبَ ; sülâsî mücerredi جنب olan fiilin ism-i failidir.
İsm-i fail; eylemi yapan ve gerçekleştiren demektir. Geçici olarak o sıfatı yüklenen isimdir. İsm-i fail; hem varlığa (zata) hem de onun sıfatına delalet eden kelimelerdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
ثُمَّ لَا تَجِدُوا لَكُمْ وَك۪يلاًۙ
Fiil cümlesidir. ثُمَّ tertip ve terahi ifade eden atıf harfidir. لَا nefy harfi olup olumsuzluk manasındadır. تَجِدُوا fiili ن ’un hazfıyla mansub muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur. لَكُمْ car mecruru mahzuf ikinci mef’ûlun bihe mütealliktir. وَك۪يلاً mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur.
ثُمَّ matuf ile matufun aleyh arasında hem sıra olduğunu hem de fiillerin meydana gelişi arasında uzun bir sürenin bulunduğunu gösterir. Süre bakımından فَ harfinin zıttıdır. ثُمَّ ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştiremez. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
اَفَاَمِنْتُمْ اَنْ يَخْسِفَ بِكُمْ جَانِبَ الْبَرِّ اَوْ يُرْسِلَ عَلَيْكُمْ حَاصِباً ثُمَّ لَا تَجِدُوا لَكُمْ وَك۪يلاًۙ
Ayet, takdiri أنجوتم من الغرق (Boğulmaktan kurtuldunuz.) olan mukadder bir cümleye فَ ile atfedilmiştir. Mütekellim Allah Teâlâ, muhatap ise insanlardır.
Cümle istifham üslubunda talebî inşâî isnaddır. Hemze inkârî istifham harfidir.
Kur’ân-ı Kerîm’de sıkça başvurulan bir üslup olarak karşımıza çıkan istifhâm-ı inkârî ile kabul edilmeyen/edilmemesi gereken bir olgunun neden hala farkına varılmadığı sorgulanmaktadır. (İstifhâm Üslûbunun Mecâzi Kullanımları ve Meallere Yansıması Avnullah Enes Ateş)
Bilinen nefy üslubu yerine istifhamın tercih edilmesinin sebebi; istifhamda muhatabın aklını uyarmak, harekete geçirmek ve düşünmeye teşvik manası olmasıdır. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
Mazi fiil sıygasında gelerek temekkün ve istikrar ifade eden cümle, istifham üslubunda gelmiş olmasına rağmentahkir, korkutma, uyarı, itiraf ettirme kastı taşıdığı için mecaz-ı mürsel mürekkebdir. Ayrıca istifhamda tecâhül-i ârif sanatı vardır.
Masdar harfi اَنْ ve akabindeki يَخْسِفَ بِكُمْ جَانِبَ الْبَرِّ cümlesi, اَفَاَمِنْتُمْ fiilinin mef’ûlü konumundadır. Müspet muzari fiil sıygasında gelerek teceddüt ve tecessüm ifade etmiştir. Faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Muzari fiil hudûs, istimrar tecessüm ve teceddüt ifade eder. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.
Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. يَخْسِفَ fiiline müteallik بِكُمْ car mecruru, durumun onlarla ilgili olduğunu vurgulamak için mef’ûle takdim edilmiştir.
Aynı üslupta gelerek اَوْ atıf harfiyle …يَخْسِفَ cümlesine atfedilen اَوْ يُرْسِلَ عَلَيْكُمْ حَاصِباً cümlesinin atıf sebebi, hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur.
Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. يُرْسِلَ fiiline müteallik olan عَلَيْكُمْ car mecruru, durumun onlarla ilgili olduğunu vurgulamak için mef’ûle takdim edilmiştir.
Mef’ûl olan حَاصِباً ’deki nekrelik, nev ve tazim ifade eder.
ثُمَّ لَا تَجِدُوا لَكُمْ وَك۪يلاً cümlesi tertip ve terahi ifade eden ثُمَّ ile makabline atfedilmiştir. Atıf sebebi, hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur. Müspet sıygadan menfî sıygaya iltifat sanatı vardır.
Menfî muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. Muzari fiil teceddüt, istimrar ve tecessüm ifade etmiştir.
لَكُمْ car mecrur Mahzuf ilk mef’ûle mütealliktir.
وَك۪يلاً , mübalağalı ism-i fail kalıbı olan sıfat-ı müşebbehe vezninde gelerek mübalağa ifade etmiştir. Bu kalıp bu vasfın mevsûfta sürekli varlığına, sıfatın mevsûfun bir parçası gibi ondan ayrılmayan bir özelliği olduğuna işaret eder. Kelimedeki nekrelik, kıllet ve nev ifade eder. Menfi siyakta nekre, umuma işarettir.
اَفَاَمِنْتُمْ [Emin mi oldunuz?] ibaresinde cem’, “yere geçirme” ve “rüzgârları göndermede” ibarelerinde taksim sanatı vardır.
اَمِنْتُمْ - يَخْسِفَ kelimeleri arasında tıbâk-ı hafiy sanatı vardır.
اَفَاَمِنْتُمْ [Emin mi oldunuz?] ifadesinde hemze inkâr için فَ de mahzufa atıf içindir, takdiri, أنْجَيْتُمْ فَأمِنتُمْ (Kurtuldunuz da bu da sizi yüz çevirmeye mi gönderdi?) demektir. Çünkü sizi denizde suya boğarak helak etmeye gücü yetenin sizi karada yere batırmaya ve başka şeyle helak etmeye de gücü yeter. (Beyzâvî, Envârü’t-Tenzîl Ve Esrârü’t-Te’vîl)
68 ve 69. ayetler itiraziyye cümleleri babındandır. İstifham olarak gelişi ise şükürden küfre dönenler için azarlama manasındadır. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)