اَمْ اَمِنْتُمْ اَنْ يُع۪يدَكُمْ ف۪يهِ تَارَةً اُخْرٰى فَيُرْسِلَ عَلَيْكُمْ قَاصِفاً مِنَ الرّ۪يحِ فَيُغْرِقَكُمْ بِمَا كَفَرْتُمْۙ ثُمَّ لَا تَجِدُوا لَكُمْ عَلَيْنَا بِه۪ تَب۪يعاً ٦٩
| Sıra | Kelime | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|
| 1 | أَمْ | yoksa |
|
| 2 | أَمِنْتُمْ | emin misiniz? |
|
| 3 | أَنْ |
|
|
| 4 | يُعِيدَكُمْ | sizi gönderip |
|
| 5 | فِيهِ | oraya |
|
| 6 | تَارَةً | bir kez daha |
|
| 7 | أُخْرَىٰ | bir kez daha |
|
| 8 | فَيُرْسِلَ | salarak |
|
| 9 | عَلَيْكُمْ | üstünüze |
|
| 10 | قَاصِفًا | bir fırtına |
|
| 11 | مِنَ |
|
|
| 12 | الرِّيحِ | kırıp geçiren |
|
| 13 | فَيُغْرِقَكُمْ | ve sizi boğmayacağından |
|
| 14 | بِمَا | dolayı |
|
| 15 | كَفَرْتُمْ | inkar ettiğinizden |
|
| 16 | ثُمَّ | O zaman |
|
| 17 | لَا |
|
|
| 18 | تَجِدُوا | bulamazsınız |
|
| 19 | لَكُمْ | kendinize |
|
| 20 | عَلَيْنَا | bize karşı |
|
| 21 | بِهِ | onu |
|
| 22 | تَبِيعًا | izleyip koruyacak birini |
|
اَمْ اَمِنْتُمْ اَنْ يُع۪يدَكُمْ ف۪يهِ تَارَةً اُخْرٰى فَيُرْسِلَ عَلَيْكُمْ قَاصِفاً مِنَ الرّ۪يحِ فَيُغْرِقَكُمْ بِمَا كَفَرْتُمْۙ
Fiil cümlesidir. اَمْ munkatıadır. بل ve hemze manasındadır. اَمِنْتُمْ sükun üzere mebni mazi fiildir. Muttasıl zamir تُمْ fail olarak mahallen merfûdur. اَنْ ve masdar-ı müevvel mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur.
يُع۪يدَ fetha ile mansub muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو’dir. Muttasıl zamir كُمْ mef’ûlun bih olarak mahallen mansubtur. ف۪يهِ car mecruru يُع۪يدَ fiiline mütealliktir.
تَارَةً masdardan naib olup mef’ûlu mutlak olup fetha ile mansubdur. اُخْرٰى kelimesi تَارَةً ’nin sıfatı olup, mukadder elif üzere fetha ile mansubdur. Maksur isimdir.
فَ atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyh arasında hiç zaman geçmediğini, işin hemen yapıldığını ifade eder. فَ ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştiremez. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
يُرْسِلَ fetha ile mansub muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو’dir. عَلَيْكُمْ car mecruru يُرْسِلَ fiiline mütealliktir. قَاصِفاً mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur. مِنَ الرّ۪يحِ car mecruru قَاصِفاً ’ın mahzuf sıfatına mütealliktir. غْرِقَكُمْ cümlesi, atıf harfi فَ ile يُرْسِلَ fiiline matuftur.
يُغْرِقَ fetha ile mansub muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو’dir. Muttasıl zamir كُمْ mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur. بِ sebebiyyedir. مَا ve masdar-ı müevvel بِ harf-i ceriyle يُغْرِقَ fiiline mütealliktir.
كَفَرْتُمْ sükun üzere mebni mazi fiildir. Muttasıl zamir تُمْ fail olarak mahallen merfûdur.
اَمْ: Çoğunlukla soru edatlarıyla birlikte kullanılır ve muhataptan bu edatın öncesi ile sonrasındaki unsurlardan birini ta’yin ve tercih etmesini zorunlu kılar. Genellikle soru edatı olan hemze ile (اَ) birlikte kullanılır. İkiye ayrılır: Muttasıl اَمْ . Munkatı اَمْ (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
Maksur isimler: Sondan bir önceki harfi fethalı olup son harfi (ى) olan isimlere “maksur isimler” denir. Maksur isimler genellikle (ى) ile biter. Fakat çok az olarak (ا) ile biten maksur isimler de vardır. Maksur isimlerin sonunda yer alan bu harflere “elif-i maksure” denir. اَلْفَتَى – اَلْعَصَا gibi…
Maksur isimlerin irab durumu şöyledir: Merfu halinde takdiri damme ile, mansub halinde takdiri fetha ile, mecrur halinde takdiri kesra ile irab edilir. Yani maksur isimler merfu, mansub, mecrur hallerinde hep takdiri olarak (takdiren) irab edilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
يُع۪يدَ fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’âl babındandır. Sülâsîsi عود ‘dir.
يُرْسِلَ fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’âl babındandır. Sülâsîsi رسل ‘dir.
يُغْرِقَ fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’âl babındandır. Sülâsîsi غرق ’dir.
İf’al babı fiile, tadiye (geçişlilik), kesret, haynunet (zamanı gelmesi), sayruret, izale, zamana ve mekâna duhul, temkin (imkân sağlamak), vicdan (bir vasıf üzere bulmak) mutavaat (tef’il babının dönüşlülüğü), tariz (arz etmek, maruz bırakmak) manaları katar. Bazen de fiilin mücerret manasını ifade eder.
قَاصِفاً ; sülâsîsi mücerredi قصف olan fiilin ism-i failidir.
İsm-i fail; eylemi yapan ve gerçekleştiren demektir. Geçici olarak o sıfatı yüklenen isimdir. İsm-i fail; hem varlığa (zata) hem de onun sıfatına delalet eden kelimelerdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
ثُمَّ لَا تَجِدُوا لَكُمْ عَلَيْنَا بِه۪ تَب۪يعاً
Fiil cümlesidir. ثُمَّ tertip ve terahi ifade eden atıf harfidir. لَا nefy harfi olup olumsuzluk manasındadır. تَجِدُوا fiili ن ’un hazfıyla mansub muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur.
لَكُمْ car mecruru mahzuf ikinci mef’ûlun bihe mütealliktir. عَلَيْنَا car mecruru mahzuf hale mütealliktir. بِه۪ car mecruru تَب۪يعاً ’a mütealliktir. تَب۪يعاً mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur.
ثُمَّ ; Matuf ve matufun aleyh arasında hem sıra olduğunu hem de fiillerin meydana gelişi arasında uzun bir sürenin bulunduğunu gösterir. Süre bakımından فَ harfinin zıttıdır. ثُمَّ ile yapılan atıfta matuf ve matufun aleyh yer değiştiremez. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
اَمْ اَمِنْتُمْ اَنْ يُع۪يدَكُمْ ف۪يهِ تَارَةً اُخْرٰى فَيُرْسِلَ عَلَيْكُمْ قَاصِفاً مِنَ الرّ۪يحِ فَيُغْرِقَكُمْ بِمَا كَفَرْتُمْۙ ثُمَّ لَا تَجِدُوا لَكُمْ عَلَيْنَا بِه۪ تَب۪يعاً
Ayet, اَمْ atıf harfiyle önceki ayetteki istifham cümlesine atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur.
Ayetin ilk cümlesi, istifham üslubunda talebî inşâî isnaddır. Mütekellim Allah Teâlâ, muhatap ise insanlardır.
Cümle, mazi fiil sıygasında gelerek sebat, temekkün ve istikrar ifade etmiştir.
İstifham üslubunda gelmiş olmasına rağmen tahkir, korkutma, uyarı, itiraf ettirme manasında olan cümle mecaz-ı mürsel mürekkeptir. Mütekellimin Allah Teâlâ olması sebebiyle istifhamda tecâhül-i ârif sanatı vardır.
Kur’ân-ı Kerîm’de sıkça başvurulan bir üslup olarak karşımıza çıkan istifhâm-i inkârî ile kabul edilmeyen/edilmemesi gereken bir olgunun neden hala farkına varılmadığı sorgulanmaktadır. (Avnullah Enes Ateş, İstifhâm Üslûbunun Mecâzi Kullanımları ve Meallere Yansıması)
Masdar harfi اَنْ ve akabindeki يُع۪يدَكُمْ ف۪يهِ تَارَةً اُخْرٰى cümlesi, masdar teviliyle mef’ûlun bih konumundadır. Masdar-ı müevvel, müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. Muzari fiil hudûs, istimrar, tecessüm ve teceddüt ifade eder. Tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.
Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. يُع۪يدَكُمْ fiiline müteallik ف۪يهِ car mecruru, siyakdaki önemine binaen mef’ûle takdim edilmiştir.
Tekid ifade eden تَارَةً , mef’ûlu mutlaktan naibdir. Fiilin muradifidir.
اُخْرٰى kelimesi تَارَةً için sıfattır. Sıfat, tabi olduğu kelimenin sahip olduğu bir özelliğe işaret etmek için yapılan ıtnâb sanatıdır.
يُع۪يدَكُمْ - تَارَةً kelimeleri arasında mürâât-ı nazîr sanatı vardır.
Aynı üslupta gelen فَيُرْسِلَ عَلَيْكُمْ قَاصِفاً مِنَ الرّ۪يحِ ve فَيُغْرِقَكُمْ بِمَا كَفَرْتُمْ cümleleri …يُع۪يدَكُمْ cümlesine, hükümde ortaklık sebebiyle atfedilmiştir. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur. Müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. يُرْسِلَ fiiline müteallik olan عَلَيْكُمْ car mecruru, durumun onlarla ilgili olduğunu vurgulamak için mef’ûle takdim edilmiştir.
مِنَ الرّ۪يحِ , mef’ûl olan قَاصِفاً ’in mahzuf sıfatına mütealliktir. Sıfatın hazfi îcâz-ı hazif sanatıdır.
قَاصِفاً ’deki nekrelik, nev ve tazim ifade eder.
Mecrur mahaldeki masdar harfi مَا , başındaki harf-i cerle يُغْرِقَكُمْ fiiline mütealliktir.
Sılası olan كَفَرْتُمْ cümlesi, müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Mazi fiil sebata, temekküne ve istikrara işaret eder. (Halidî, Vakafât, s. 107)
بِمَا كَفَرْتُمْ cümlesindeki harf-i cer sebep manasınadır. مَا masdariyedir. Yani küfretmeniz veya şirk koşmanız sebebiyle demektir. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)
يُع۪يدَ - يُرْسِلَ - يُغْرِقَ fiilleri افعال babındadır. Bu bab fiile, duhûl, tariz, izâle, kesret, temkin anlamları katar.
ثُمَّ لَا تَجِدُوا لَكُمْ عَلَيْنَا بِه۪ تَب۪يعاً cümlesi tertip ve terahi ifade eden ثُمَّ ile makabline atfedilmiştir. Atıf sebebi, hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur. Müspet sıygadan menfî sıygaya iltifat sanatı vardır.
Menfi muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. Muzari fiil teceddüt, istimrar ve tecessüm ifade etmiştir.
Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. Bütün mamullerin cümledeki yeri, aslında amilinden sonra gelmesidir. عَلَيْنَا ve بِه۪ car mecrurları, siyaktaki önemine binaen amili olan تَب۪يعاً ‘a takdim edilmiştir.
تَب۪يعاً , mübalağalı ism-i fail kalıbı olan sıfat-ı müşebbehe vezninde gelerek mübalağa ifade etmiştir. Bu kalıp bu vasfın mevsûfta sürekli varlığına, sıfatın mevsûfun bir parçası gibi ondan ayrılmayan bir özelliği olduğuna işaret eder. Kelimedeki nekrelik, kıllet ve nev ifade eder. Menfi siyakta nekre, umumun selbine işarettir.
اَمِنْتُمْ ibaresinde cem, denize döndürmek, fırtına göndermek ve boğmak ifadelerinde taksim sanatı vardır.
اَمِنْتُمْ - يُع۪يدَكُمْ kelimeleri arasında tıbâk-ı hafiy sanatı vardır.
Onların tekrar denize dönmeleri kendi ihtiyarlarıyla (tercihleriyle) olduğu halde, denize döndürme fiilinin Allah'a isnad edilmesi, Allah'ın onları denize dönmek zorunda bırakan sebepleri yaratması itibarıyladır. Bu da ima ediyor ki onların birinci yolculuklarında karşılaştıkları tehlike o kadar korkunç olmuştur ki onlar bu şekilde tekrar denize döndürülmeseler, kendiliklerinden dönmezler. Onların nankörlüğünden murad, Allah'a ortak koşmaları veya kurtarma nimetine nankörlük etmeleridir. (Ebüssuûd, İrşâdü’l-Akli’s-Selîm)
ثُمَّ kelimesi, cümleleri birbirine atfetme vasfıyla birlikte derecelendirmeye yarar. Burada Allah Teâlâ’nın onları boğulmakla tehdit etmesinden sonra onlara, kendileri için bir kurtarıcının olmadığını buyurması, tehdidinin şiddetini göstermektedir. Normalde boğulan kişinin bir kurtarıcı bulma ihtimali mevcut olmasına rağmen burada bu ihtimalin söz konusu olmadığı ifade edilmiştir. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)