اِذْ اَوَى الْفِتْيَةُ اِلَى الْكَهْفِ فَقَالُوا رَبَّنَٓا اٰتِنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ اَمْرِنَا رَشَداً ١٠
| Sıra | Kelime | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|
| 1 | إِذْ | zaman |
|
| 2 | أَوَى | sığındıkları |
|
| 3 | الْفِتْيَةُ | o gençler |
|
| 4 | إِلَى |
|
|
| 5 | الْكَهْفِ | mağaraya |
|
| 6 | فَقَالُوا | dediler |
|
| 7 | رَبَّنَا | Rabbimiz |
|
| 8 | اتِنَا | bize ver |
|
| 9 | مِنْ |
|
|
| 10 | لَدُنْكَ | katından |
|
| 11 | رَحْمَةً | bir rahmet |
|
| 12 | وَهَيِّئْ | ve hazırla |
|
| 13 | لَنَا | bize |
|
| 14 | مِنْ |
|
|
| 15 | أَمْرِنَا | şu işimizden |
|
| 16 | رَشَدًا | bir çıkış yolu |
|
اِذْ اَوَى الْفِتْيَةُ اِلَى الْكَهْفِ فَقَالُوا رَبَّنَٓا اٰتِنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً
اِذْ zaman zarfı, عَجَباً ’e müteallik veya takdiri أذكر olan mahzuf fiilin mef’ûlün bihi olarak mahallen mansubdur. اَوَى ile başlayan fiil cümlesi, muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.
اَوَى elif üzere mukadder fetha ile mebni mazi fiildir. الْفِتْيَةُ fail olup damme ile merfûdur. اِلَى الْكَهْفِ car mecruru اَوَى fiiline mütealliktir.
فَ atıf harfidir. Matuf ve matufun aleyh arasında hiç zaman geçmediğini, işin hemen yapıldığını ifade eder. فَ ile yapılan atıfta matuf ve matufun aleyh yer değiştiremez. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
قَالُوا damme üzere mebni mazi fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur. Mekulü’l- kavli, nida ve cevabıdır. قَالُٓوا fiilinin mef’ûlun bihi olarak mahallen mansubdur.
Nida harfi mahzuftur. Münada olan رَبَّ muzâf olup fetha ile mansubdur. Mütekellim zamir نَا muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. Nidanın cevabı اٰتِنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً ’dır.
اٰتِنَا illet harfinin hazfıyla mebni emir fiildir. Faili müstetir olup takdiri أنت ’dir. Mütekellim zamiri نَا mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur. مِنْ لَدُنْكَ car mecruru رَحْمَةً ’in mahzuf haline mütealliktir. Muttasıl zamir كَ muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. رَحْمَةً ikinci mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur.
(إِذْ) : Yanlız Cümleye muzâf olan zaman zarfıdır. a) (إِذْ) mef’ûlun fih, mef’ûlun bih, mef’ûlun leh olur. b) (إِذْ) den sonra muzâri fiil veya isim cümlesi gelirse gelecek zaman ifade eder. c) (بَيْنَا) ve (بَيْنَمَا) dan sonra gelirse mufâcee (sürpriz) harfi olur. Bu durumda zarf (zaman bildiren isim) değil harf olur. d) Sükûn üzere mebnîdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
Münada; kendisine seslenilen ve seslenen kişiye yönelmesi istenilen kişidir. Münada, fiili hazfedilmiş mef’ûlün bihtir. Münadaya “ey, hey” anlamlarına gelen nida harfleri ile seslenilir. En yaygın kullanılan nida edatı يَا ’dır. Münada alem ise veya mütekellim ya’sına muzafsa yahut nida edilen, nida edenin yakınında bulunursa nida harfi hazfedilebilir.
Münada irab yönünden mureb münada ve mebni münada olmak üzere 2 kısma ayrılır.
Mureb münada lafzen mansub olur ve 3 şekilde gelir: 1) Muzaf, 2) Şibh-i muzaf, 3) Nekre-i gayrı maksude.
Mebni münada merfu üzere mebni, mahallen mansub olur. 3 şekilde gelir: 1) Müfred alem, 2) Nekre-i maksude, 3) Harfi tarifli isim. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
مِنْ harf-i ceri mecruruna ibtidaiye, ba’z, tebyin, karşılaştırma, zaid, sebep, bedel – karşılık, iki şeyi birbirinden ayırt etmek gibi manalar kazandırabilir. Burada ibtidaiyye manasında gelmiştir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
اِلٰى harf-i ceri mecruruna yönelme, intiha, tahsis, musahabe, zaman zarfı, mekân zarfı gibi manalar kazandırabilir. Burada yönelme manasında gelmiştir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
اٰتِنَا fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’al babındandır. Sülâsîsi أتي ’dir.
İf’al babı fiile tadiye (geçişlilik), kesret, haynunet (zamanı gelmesi), sayruret, izale, zamana ve mekâna duhul, temkin (imkân sağlamak), vicdan (bir vasıf üzere bulmak), mutavaat (tef’il babının dönüşlülüğü), tariz (arz etmek, maruz bırakmak) manaları katar. Bazen de fiilin mücerret manasını ifade eder.
وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ اَمْرِنَا رَشَداً
Fiil cümlesidir. وَ atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
هَيِّئْ sükun üzere mebni emir fiildir. Faili müstetir olup takdiri أنت ’dir. لَنَا car mecruru هَيِّئْ fiiline mütealliktir. مِنْ اَمْرِنَا car mecruru هَيِّئْ fiiline mütealliktir. Aynı zamanda muzâftır. Mütekellim zamiri نَا muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. رَشَداً mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur.
هَيِّئْ fiili, sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil tef’il babındandır. Sülâsîsi هيأ ’dir.
Bu bab, fiile çokluk (fiilin, failin veya mef‘ûlun çokluğu), bir tarafa yönelme, mef'ûlü herhangi bir vasfa nispet etmek, gidermek, bir terkibi kısaltmak, eylemin belli bir zaman diliminde meydana gelmesi, özneyi fiilin türediği şeye benzetmek, sayruret, isimden fiil türetmek, hazır olmak, bir şeyin aralıklarla tekrarlanması manalarını katar.
اِذْ اَوَى الْفِتْيَةُ اِلَى الْكَهْفِ فَقَالُوا رَبَّنَٓا اٰتِنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ اَمْرِنَا رَشَداً
Ayet, istînâfiyye olarak fasılla gelmiştir. Mütekellim Allah Teâlâ, muhatap Hz. Peygamberdir.
اِذْ zaman zarfı, takdiri اذكر (Hatırla) olan mahzuf fiile mütealliktir. Bu takdire göre cümle emir üslubunda talebî inşâî isnaddır. اِذْ ’in önceki ayetteki عَجَباً ’e müteallık olduğu da söylenmiştir.
Müspet mazi fiil sıygasında, faide-i haber ibtidaî kelam olan اَوَى الْفِتْيَةُ اِلَى الْكَهْفِ cümlesi اِذْ ’in muzâfun ileyhidir. Mazi fiil sebata, temekküne ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafât, S.107)
الْفِتْيَةُ çoğul kalıbı, cemi kıllet kalıbıdır. فتيان değil de الْفِتْيَةُ şeklinde gelen bu kalıptan gençlerin sayısının 9’dan fazla olmadığı anlaşılır.
Aynı üslupta gelen قَالُوا رَبَّنَٓا اٰتِنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً cümlesi, atıf harfi فَ ile makabline atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur. Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
قَالُوا fiilinin mekulü’l-kavli nida üslubunda, talebî inşâî isnaddır.
Nida harfinin hazfi, îcâz-ı hazif sanatıdır. Bu hazif mütekellimin Allah Teâlâ’ya yakın olma isteğini, münada olan رَبَّنَٓا izafeti, Allah’ın rububiyet vasfına sığınma isteğini ve onun rahmetine duyduğu ihtiyacın derecesini gösterir.
Nidanın cevabı olan اٰتِنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً cümlesi, emir üslubunda talebî inşâî isnaddır.
Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. مِنْ لَدُنْكَ car mecruru, ihtimam için mef’ûle takdim edilmiştir. رَحْمَةً ‘in mahzuf mukaddem haline mütealliktir. Halin hazfi, îcâz-ı hazif sanatıdır.
لَدُنْكَ ifadesi (Bu iş onun kudretinde) manasındadır. Burada ilim ve kudretle davranmak manasında mecazdır. Aslında yakın mekan için kullanılan bir zarftır. Bir şeyin, bir şeydeki istikrarını ve onun üzerindeki otoritesini ifade için ve kontrol altında tutmak manasında mecazi olarak kullanılır. Sebep müsebbep alakasıyla mecâz-ı mürsel sanatıdır.
مِنْ harf-i cerinin manası ibtidaiyedir. لَدُنْ kelimesi ise عِنْدَ manasındadır. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t- Tenvîr)
Aynı üslupta gelen وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ اَمْرِنَا رَشَداً cümlesi, atıf harfi وَ ‘la nidanın cevabına atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur. Emir üslubunda talebî inşâî isnaddır.
Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. مِنْ اَمْرِنَا ve لَنَا car mecrurları, ihtimam için mef’ûl olan رَشَداً ‘e takdim edilmiştir. مِنْ اَمْرِنَا car-mecruru رَحْمَةً ‘in mahzuf mukaddem haline, لَنَا ise هَيِّئْ fiiline mütealliktir. Halin hazfi, îcâz-ı hazif sanatıdır.
Birbirine atfedilmiş iki cümle emir üslubunda gelmiş olmalarına rağmen, dua maksadıyla söylendiği için vaz edildikleri anlamın dışına çıkmışlardır. Bu nedenle her ikisi de mecâz-ı mürsel mürekkebdir.
رَشَداً ve رَحْمَةً kelimelerindeki nekrelik, kesret, nev ve tazim içindir. Her ikisi de, bütün cinslere şamil masdar vezninde gelerek mübalağa ifade etmiştir. Masdarlar bir fiilin ihtiva ettiği bütün manaları içerirler. Yani; ism-i fail ve ism-i mef’ûlü de ifade eder.
مِنْ اَمْرِنَا sözündeki مِنْ harf-i ceri ibtidaiyye manasındadır. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)
Veciz ifade kastına matuf لَدُنْكَ izafeti, Allah Teâlâ’ya ait zamire muzâf olan لَدُنْ için tazim ifade eder.
مِنْ اَمْرِنَا رَشَداً ibaresindeki مِنْ harfinde tecrîd sanatı vardır. Tıpkı رَاَيْتُ مِنْكَ اَسَدًا (Senden bir aslan gördüm) sözünde olduğu gibi. Ya da bütün işimizi doğruluk eyle manasındadır. تْهَيئ, bir şeyi hazır hale getirmektir. (Beyzâvî, Envârü’t-Tenzîl Ve Esrârü’t-Te’vîl)