Kehf Sûresi 59. Ayet

وَتِلْكَ الْقُرٰٓى اَهْلَكْنَاهُمْ لَمَّا ظَلَمُوا وَجَعَلْنَا لِمَهْلِكِهِمْ مَوْعِداً۟  ٥٩

İşte zulmettiklerinde yok ettiğimiz memleketler.. Helâk edilmeleri için de belli bir zaman tayin etmiştik.
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 وَتِلْكَ ve işte
2 الْقُرَىٰ (şu) kentleri ق ر ي
3 أَهْلَكْنَاهُمْ helak ettik ه ل ك
4 لَمَّا
5 ظَلَمُوا zulmetmeğe başlayınca ظ ل م
6 وَجَعَلْنَا ve belirledik ج ع ل
7 لِمَهْلِكِهِمْ onları helak etmek için ه ل ك
8 مَوْعِدًا bir süre و ع د
 
Yüce Allah’ın mağfireti geniş, merhameti büyüktür. Bu sebeple kullarının kusur ve isyanlarına rağmen onları hemen cezalandırmaz, bilâkis uslanmaları için onlara mühlet verir. Allah’ın âdeti böyledir. Zalimlere mühlet verir, fakat verilen süre içinde tövbe edip hakka dönmezlerse, artık dünya ve / veya âhirette cezalarını verir. Nitekim daha önce kendilerine zulmetmiş olan Âd, Semûd, Lût ve benzeri kavimlere de belli bir süre mühlet vermiş, fakat verilen süre içinde hakka dönmedikleri için onları helâk etmiştir.
 
Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 3 Sayfa: 564
 

وَتِلْكَ الْقُرٰٓى اَهْلَكْنَاهُمْ لَمَّا ظَلَمُوا وَجَعَلْنَا لِمَهْلِكِهِمْ مَوْعِداً۟

 

İsim cümlesidir. وَ  atıf harfidir. Matuf ve matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ve matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi) 

İşaret ismi  تِلْكَ  mübteda olarak mahallen merfûdur.  ل  harfi buud yani uzaklık bildiren harf,  ك  ise muhatap zamiridir. الْقُرٰٓى  ismi işaretten bedel veya atf-ı beyandır. اَهْلَكْنَاهُمْ  cümlesi, mübtedanın haberi olarak mahallen merfûdur.  

اَهْلَكْنَا  sükun üzere mebni mazi fiildir. Mütekellim zamir  نَا  fail olarak mahallen merfûdur. Muttasıl zamir  هُمْ  mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur. 

لَمَّا  kelimesi  حين (...dığı zaman) manasında şart anlamı taşıyan zaman zarfıdır. Cümleye muzâf olur.  ظَلَمُوا   ile başlayan fiil cümlesi, muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. 

ظَلَمُوا  damme üzere mebni mazi fiildir. Zamir olan çoğul و ‘ı fail olarak mahallen merfûdur. جَعَلْنَا  fiili atıf harfi  وَ  ile  اَهْلَكْنَا  fiiline matuftur.

جَعَلْنَا  sükun üzere mebni mazi fiildir. Değiştirme anlamında kalp fiilidir. Mütekkellim zamiri  نَا  fail olarak mahallen merfûdur. لِمَهْلِكِهِمْ  car mecruru mahzuf ikinci mef’ûlun bihe mütealliktir. Aynı zamanda muzâftır. Muttasıl zamir  هِمْ  muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. مَوْعِداً  mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur.

Atf-ı beyan konusuna giren kelime grupları ve cümleler şunlardır: 1. İsm-i işaretten sonra gelen camid ismin (muşârun ileyhin) atf-ı beyan olarak gelmesi. 2. اَيُّهَا ve اَيَّتُهَا ’dan sonra gelen camid ismin atf-ı beyan olarak gelmesi. 3. Sıfattan sonra gelen mevsufun atf-ı beyan olarak gelmesi 4. Tefsir harfi  اَنْ ’den sonra gelen kelime veya cümleler. Burada  اَنْ  tefsir harfinden sonra gelen  اتَّقُوا اللّٰهَۜ  cümlesi atf-ı beyandır. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi) 

(لَمَّا) edatı; a) (لَمَّا) muzari fiilden önce gelirse, muzari fiili cezm eden harf olur.  b) (لَمَّا)’ya aynı zamanda cezmetmeyen şart edatı da denir. c) Bazen mana bakımından cevap olan cümleden sonra da gelebilir. d) Sükun üzere mebnidir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)  

Değiştirme manasına gelen  جَعَلَ  kelimesi 3 şekilde gelir: 1. Bir şeyden başka bir şey meydana getirmek. 2. Bir halden başka bir hale geçmek  3. Bir şeyle başka bir şeye hükmetmek. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

اَهْلَكْنَا  fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’al babındandır. Sülâsîsi  هلك ’dir. 

İf’al babı fiile tadiye (geçişlilik), kesret, haynunet (zamanı gelmesi), sayruret, izale, zamana ve mekâna duhul, temkin (imkân sağlamak), vicdan (bir vasıf üzere bulmak), mutavaat (tef’il babının dönüşlülüğü), tariz (arz etmek, maruz bırakmak) manaları katar. Bazen de fiilin mücerret manasını ifade eder.

 

وَتِلْكَ الْقُرٰٓى اَهْلَكْنَاهُمْ لَمَّا ظَلَمُوا وَجَعَلْنَا لِمَهْلِكِهِمْ مَوْعِداً۟

 

Ayet, atıf harfi وَ ‘la, … وَرَبُّكَ الْغَفُورُ  cümlesine atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur.

Sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber ibtidaî kelamdır. تِلْكَ , mübteda,  الْقُرٰى  mübtedadan bedeldir. Bedel, atıf harfi getirilmeksizin ve tefsir ve izah maksadıyla bir kelimenin açıklanması için bir başkasının getirilmesiyle yapılan ıtnâb sanatıdır.

Müsnedün ileyhin uzağı işaret etmekte kullanılan işaret ismi ile marife olması, dikkatleri işaret edilene yoğunlaştırmak ve tahkir içindir. Muhataba tariz, uyarı kastı taşıyan cümle, helak edilen memleketleri iyice anlayın, gözünüzün önüne getirip ibret alın der gibidir.

Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelam olan  اَهْلَكْنَاهُمْ cümlesi mübtedanın haberidir. Müsnedin mazi fiil cümlesi olarak gelmesi, hükmü takviye, temekkün ve istikrar ifade etmiştir. İşaret ismi  تِلْكَ  ile yerleşim yerlerine işaret edilmiş ve köylerin helak edildiği belirtilmiştir. Aslında helak olan mekân değil, o mekânda bulunanlardır. İnsanlar ve köyler arasında hal-mahal alakasına dayalı mecaz-ı mürsel bulunmaktadır. Bu üslup, haberin ne kadar önemli olduğuna delalet eden mecazî bir üsluptur. 

İşaret isminde istiare vardır. Tecessüm ve cem’ ifade eden  تِلْكَ  ile göz önünde bulunan bir şeye değil zihinlerdeki bilgiye işaret edilmiştir. تِلْكَ  ile helak olan kavimlerin bilgisi, elle tutulur gözle görülür maddi bir şey yerine konmuştur. Bu ifadede mübalağa ve tecessüm sanatları da vardır.

Bilindiği gibi işaret ismi, mahsus şeyler için kullanılır. Ama burada olduğu gibi aklî şeyler için kullanıldığında istiare olur. Câmi’; her ikisinde de “vücudun tahakkuku”dur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Beyan İlmi) 

Dil alimleri sadece mühim bir haber vermek istedikleri zaman muşârun ileyhi işaret ismiyle kâmil olarak temyiz ederler. Çünkü bu şekilde işaret ederek verdikleri haber başka hiçbir kelamda bu kadar açık bir şekilde ortaya konmaz. (Muhammed Ebu Musa, Hâ-Mîm Sureleri Belâgî Tefsiri 5, Duhan/57, s. 190) 

Şart üslubunda gelen  لَمَّا ظَلَمُوا  terkibinde, cümleye muzâf olan şart manalı zaman zarfı  لَمَّا , şartiyedir. Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelam olan  ظَلَمُوا  şart cümlesi aynı zamanda  لَمَّا ’nın muzâfun ileyhidir.

Haynûne manasındaki  لَمَّا  aslında şartının bilindiği durumlarda gelir ve şartla cevap arasındaki kuvvetli irtibatı ve tertipteki sürati ifade eder. (Muhammed Ebu Mûsa, Hâ-Mîm Sureleri Belâgî Tefsiri, Ahkâf/29, s. 424)

Şartın takdiri,  أهلكناهم (Onları helak etmiştik.) olan cevabı, öncesinin delaletiyle hazfedilmiştir. Şartın cevabının hazfi, icaz-ı hazif sanatıdır. Bu hazif, muhatabın muhayyilesini kısıtlamadan serbestçe düşünebilmesini sağlar. 

Mezkûr şart ve mahzuf cevap cümlelerinden müteşekkil terkip, şart üslubunda haberî isnaddır. Faide-i haber ibtidaî kelam olan cümle şart manasından çıkarak haber manasına geldiği için mecaz-ı mürsel mürekkebdir. Haber cümlesi yerine şart üslubunun tercih edilmesi, şart üslubunun daha beliğ ve etkili olmasındandır.

Haber olan  اَهْلَكْنَاهُمْ  cümlesine hükümde ortaklık nedeniyle atfedilen  وَجَعَلْنَا لِمَهْلِكِهِمْ مَوْعِداً۟  cümlesi, müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur.

Cümlede takdim-tehir sanatı vardır.  جَعَلْنَا  fiiline müteallik olan  لِمَهْلِكِهِمْ  car mecruru, siyaktaki önemine binaen mef’ûle takdim edilmiştir.

Mef’ûl olan  مَوْعِداً۟ ‘deki tenvin tazim ifade eder.

لِمَهْلِكِهِمْ , bütün cinslere kamil masdar vezninde gelerek mübalağa ifade etmiştir. Masdarlar bir fiilin ihtiva ettiği bütün manaları içerirler. Yani; ism-i fail ve ism-i mef’ûlü de ifade eder.

اَهْلَكْنَاهُمْ  ve  جَعَلْنَا  fiillerinin azamet zamirine isnad edilmesi, işin Allah'ın bizzat celâliyle, kudretiyle, kemâliyle ilgili olduğunu belirterek tazim ifade eder. Azamet zamiri, ululuğu izhar etmedir.

لِمَهْلِكِهِمْ  ile  اَهْلَكْنَاهُمْ  kelimeleri arasında iştikak cinası ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır.

Ayette cevabın mahzuf olması farklı yönlerden düşünmeyi gerektirdiği, ayrıca dinleyici ve okuyucuyu düşünce ve hayal ufkuna yönlendirdiği için mübalağa içermektedir. Îcâz metoduyla cümleye daha yoğun anlamlar yüklenmiştir. (Hasan Uçar, Kur’an-ı Kerîm’deki Anlamsal Bedî‘ Sanatları, Doktora Tezi) 

Tıpkı Bedir gününü, Mekke müşrikleri için bir vade olarak belirlediğimiz gibi  مَهْلِكِ , helak etmek veya helak zamanı manasınadır. مَوْعِداً۟  kelimesi ya ism-i zamandır ya masdardır. Buna göre ifade ile kastedilen, "Biz onları çarçabuk helak ettik. Bununla beraber onlar tövbe edebilsinler diye, bir müddet mühlet de verdik" manasıdır. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)

Onları helak etmek vaktinden murad, zulmettikleri o muayyen vakit değil, zulümlerinin başlangıcından helak oldukları zamana kadar uzayan müddettir. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l- Gayb)