قَالُوا يَا ذَا الْقَرْنَيْنِ اِنَّ يَأْجُوجَ وَمَأْجُوجَ مُفْسِدُونَ فِي الْاَرْضِ فَهَلْ نَجْعَلُ لَكَ خَرْجاً عَلٰٓى اَنْ تَجْعَلَ بَيْنَنَا وَبَيْنَهُمْ سَداًّ ٩٤
| Sıra | Kelime | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|
| 1 | قَالُوا | dediler ki |
|
| 2 | يَا ذَا | Zu’l-Karneyn |
|
| 3 | الْقَرْنَيْنِ | Zu’l-Karneyn |
|
| 4 | إِنَّ | şüphesiz |
|
| 5 | يَأْجُوجَ | Ye’cuc |
|
| 6 | وَمَأْجُوجَ | ve Me’cuc |
|
| 7 | مُفْسِدُونَ | bozgunculuk yapıyorlar |
|
| 8 | فِي |
|
|
| 9 | الْأَرْضِ | yeryüzünde |
|
| 10 | فَهَلْ | mi? |
|
| 11 | نَجْعَلُ | verelim |
|
| 12 | لَكَ | sana |
|
| 13 | خَرْجًا | bir vergi |
|
| 14 | عَلَىٰ | için |
|
| 15 | أَنْ |
|
|
| 16 | تَجْعَلَ | yapman |
|
| 17 | بَيْنَنَا | bizimle |
|
| 18 | وَبَيْنَهُمْ | onların arasına |
|
| 19 | سَدًّا | bir sed |
|
Ecce : أجج اُجاجٌ çok tuzlu ve hararetli demektir. Ye'cüc ve Me'cüc يَاْجُوج -مَاْجُوج kavramları da bu köktendir. Aşırı kargaşa içinde, çalkantılı olmalarından dolayı sağa sola oynayan ateşe ve dalgalı sulara benzetilmişlerdir. (Müfredat)
Kuran’ı Kerim’de iki farklı isim olarak 2 defa sadece bu ayette geçmiştir.(Mucemul Müfehres) Türkçede kullanılan şekilleri Yecüc ve Mecüc'dür. (Kuranı Anlayarak Okuma Rehberi)
قَالُوا يَا ذَا الْقَرْنَيْنِ اِنَّ يَأْجُوجَ وَمَأْجُوجَ مُفْسِدُونَ فِي الْاَرْضِ
Fiil cümlesidir. قَالُوا damme üzere mebni mazi fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur. Mekulü’l kavli, يَا ذَا الْقَرْنَيْنِ ’dir. قَالُوا fiilinin mef’ûlun bihi olarak mahallen mansubdur.
يَا nida harfidir. Münada ذَا muzâf olup, harfle îrab olan beş isimden biri olduğundan nasb alameti elif ’dir. الْقَرْنَيْنِ muzâfun ileyh olup, müsenna olduğu için cer alameti ي ‘dir. Nidanın cevabı اِنَّ يَأْجُوجَ وَمَأْجُوجَ مُفْسِدُونَ ’dir.
اِنَّ tekid harfidir. İsim cümlesinin önüne gelir, ismini nasb haberini ref eder.
يَأْجُوجَ kelimesi اِنَّ ’nin ismi olup fetha ile mansubdur. مَأْجُوجَ atıf harfi وَ ’la يَأْجُوجَ ’ye matuftur. Gayri munsariftirler. مُفْسِدُونَ kelimesi, اِنَّ ’nin haberi olup ref alameti و ’dır. Cemi müzekker salim kelimeler harfle îrablanır. فِي الْاَرْضِ car mecruru مُفْسِدُونَ ’e mütealliktir.
Münadanın başında harfi tarif varsa, önüne müzekker isimlerde اَيُّهَا, müennes isimlerde اَيَّتُهَا getirilir. Bunlardan sonra gelen müştak ise sıfat, camid ise bedel olur.
Münada; kendisine seslenilen ve seslenen kişiye yönelmesi istenilen kişidir. Münada, fiili hazfedilmiş mef’ûlün bihtir. Münadaya “ey, hey” anlamlarına gelen nida harfleri ile seslenilir. En yaygın kullanılan nida edatı يَا ’dır.
Münada irab yönünden mureb münada ve mebni münada olmak üzere 2 kısma ayrılır.
Mureb münada lafzen mansub olur ve 3 şekilde gelir: 1) Muzaf, 2) Şibh-i muzaf, 3) Nekre-i gayrı maksude.
Mebni münada merfu üzere mebni, mahallen mansub olur. 3 şekilde gelir: 1) Müfred alem, 2) Nekre-i maksude, 3) Harfi tarifli isim. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
مُفْسِدُونَ ; sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan if’al babının ism-i failidir.
İsm-i fail; eylemi yapan ve gerçekleştiren demektir. Geçici olarak o sıfatı yüklenen isimdir. İsm-i fail; hem varlığa (zata) hem de onun sıfatına delalet eden kelimelerdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
فَهَلْ نَجْعَلُ لَكَ خَرْجاً عَلٰٓى اَنْ تَجْعَلَ بَيْنَنَا وَبَيْنَهُمْ سَداًّ
Fiil cümlesidir. فَ atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyh arasında hiç zaman geçmediğini, işin hemen yapıldığını ifade eder. فَ ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştiremez. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
هَلْ istifhâm harfidir. نَجْعَلُ damme ile merfû muzari fiildir. Değiştirme anlamında kalp fiilidir. Faili müstetir olup takdiri نحن ’dur. لَكَ car mecruru mahzuf ikinci mef’ûlun bihe mütealliktir. خَرْجاً mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur. اَنْ ve masdar-ı müevvel عَلٰٓى harfi-i ceriyle نَجْعَلُ fiiline mütealliktir.
اَنْ muzariyi nasb ederek manasını masdara çeviren harftir.
تَجْعَلَ fetha ile mansub muzari fiildir. Değiştirme anlamında kalp fiilidir. Faili müstetir olup takdiri أنت ’dir. بَيْنَنَا mekân zarfı تَجْعَلَ fiiline mütealliktir. Mütekellim zamiri نَا muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. بَيْنَهُمْ atıf harfi وَ ’la بَيْنَنَا ’ya matuftur. Muttasıl zamir هُمْ muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. سَداّ mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur.
Değiştirme manasına gelen جَعَلَ kelimesi 3 şekilde gelir: 1. Bir şeyden başka bir şey meydana getirmek. 2. Bir halden başka bir hale geçmek 3. Bir şeyle başka bir şeye hükmetmek. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
Fiil-i muzarinin başına اَنْ harfi geldiği zaman onu nasb ettiği gibi anlamını da masdara çevirmektedir. Bu tür masdarlara masdar anlamı içerdikleri için “tevilli masdar (masdar-ı müevvel cümlesi)” denmektedir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
قَالُوا يَا ذَا الْقَرْنَيْنِ اِنَّ يَأْجُوجَ وَمَأْجُوجَ مُفْسِدُونَ فِي الْاَرْضِ
Ayet, istînâfiyye olarak fasılla gelmiştir. Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafât, S.107)
قَالُوا fiilinin mekulü’l-kavli olan يَا ذَا الْقَرْنَيْنِ cümlesi, nida üslubunda talebî inşâî isnaddır. ذَا الْقَرْنَيْنِ münadadır.
Nidanın cevabı olan اِنَّ يَأْجُوجَ وَمَأْجُوجَ مُفْسِدُونَ فِي الْاَرْضِ cümlesi, اِنَّ ile tekid edilmiş sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi faide-i haber inkârî kelamdır.
Yalnızca bir isim cümlesi bile devam ve sübut ifade ettiğinden, اِنَّ ve isim cümlesi olmak üzere iki tekid içeren bu ve benzeri cümleler çok muhkem/sağlam cümlelerdir.
Müsned olan مُفْسِدُونَ , ism-i fail vezninde gelerek bu özelliğin istimrar ve istikrarına işaret etmiş, isim cümlesinin sübutunu artırmıştır.
İsim cümlesindeki ism-i fail istimrar ifade eder. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
İsm-i fail sübuta, istikrara ve sıfatın mevsûfa olan bağlılığına delalet eder. (Halidî, Vakafat, s. 80)
İsim cümleleri sübut ifade eder. İsim cümlelerinin asıl kuruluş sebebi; müsnedin, müsnedün ileyh için sabit olduğunu ifade etmektir. İsim cümlesinin haberi müfred ya da isim cümlesi olursa, asıl konulduğu mana olan sübutu veya bazı karînelerle istimrarı (devamlılığı) ifade eder. İstimrar ifadesi daha çok medh ve zem durumlarında olur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
Karye halkı, Yecüc ve Mecüc’den şikayetlerini اِنَّ ve isim cümlesiyle ile tekid ederek inkâri kelamla bildirmişlerdir.
فِي الْاَرْضِ car mecruru مُفْسِدُونَ ‘ye mütealliktir. Kelimenin ism-i fail vezninde olması, müteallık almasına olanak sağlamıştır.
ف۪ٓي الْاَرْضِ ifadesinde istiare sanatı vardır. Zarfiye olan ف۪ٓي harfi kendi manasında kullanılmamıştır. Çünkü dünya hakiki manada içine girilmeye müsait değildir. Dünya burada zarfa benzetilir. Dünya ve yeryüzünde yaşayanlar arasındaki ilişki, zarfla mazruf arasındaki irtibata benzetilmiştir. Câmi, her iki durumdaki mutlak irtibattır. Mübalağa için gelen bu üslupta tecessüm sanatı da vardır.
يَأْجُوجَ - مَأْجُوجَ kelimeleri arasında cinas-ı nakıs ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatı vardır.
فَهَلْ نَجْعَلُ لَكَ خَرْجاً عَلٰٓى اَنْ تَجْعَلَ بَيْنَنَا وَبَيْنَهُمْ سَداًّ
Cümle, atıf harfi فَ ile nidanın cevabına atfedilmiştir. İstifham üslubunda talebî inşâî isnaddır.
Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasındaki anlam bütünlüğü barizdir. Vaslda, atfedilen cümlelerin her ikisinin de aynı tür olması vaslın güzelliklerinden kabul edilmiştir. Fakat burada inşâ cümlesi haber cümlesine atfedilmiştir. Atfedilen cümlenin haberî manada olması, haber cümlesine atfını mümkün kılmıştır. Haber üslubundan inşâ üslubuna geçişte iltifat sanatı vardır.
Muzari fiil sıygasında gelerek teceddüt istimrar ve tecessüm ifade eden cümle, istifham üslubunda gelmiş olmasına rağmen soru sormak amacı dışında yardım talebini belirttiği için mecaz-ı mürsel mürekkebdir.
Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. نَجْعَلُ fiiline müteallik لَكَ car mecruru, ihtimam için mef’ûle takdim edilmiştir.
Mef’ûl olan خَرْجاً kelimesindeki nekrelik, belirsiz bir nev ve kesret içindir.
Mecrur mahaldeki masdar harfi اَنْ ve akabindeki تَجْعَلَ بَيْنَنَا وَبَيْنَهُمْ سَداًّ cümlesi, masdar teviliyle نَجْعَلُ fiiline mütealliktir.
Masdar-ı müevvel müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. Muzari fiil hudûs, istimrar tecessüm ve teceddüt ifade eder. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.
Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. بَيْنَنَا وَبَيْنَهُمْ mekan zarfları, konudaki önemine binaen mef’ûl olan سَداًّ ’e takdim edilmiştir.
سَداًّ ‘deki nekrelik muayyen olmayan cins ve tazim içindir.
تَجْعَلَ - بَيْنَ kelimelerinin tekrarında reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır.
Hamza ve Kisâî خَرْجاً kelimesini خَرَاج şeklinde okumuşlar; diğer kıraat alimleri ise خَرْج diye okumuşlardır. خَرْج ve خَرَاج kelimelerinin aynı anlama geldiğini söyleyenler olmuştur. Yine bunların, farklı iki kelime olduğu da belirtilmiştir. Alimler bu iki görüş üzere ihtilaf etmişlerdir. Buna göre elifsiz olarak خَرْج kelimesinin, ‘ücret’ anlamına geldiği söylenmiştir. خَرَاج ise her sene sultanın topladığı şeydir (vergi, öşür). (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)