فَاَجَٓاءَهَا الْمَخَاضُ اِلٰى جِذْعِ النَّخْلَةِۚ قَالَتْ يَا لَيْتَن۪ي مِتُّ قَبْلَ هٰذَا وَكُنْتُ نَسْياً مَنْسِياًّ ٢٣
| Sıra | Kelime | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|
| 1 | فَأَجَاءَهَا | ve onu getirdi |
|
| 2 | الْمَخَاضُ | doğum sancısı |
|
| 3 | إِلَىٰ |
|
|
| 4 | جِذْعِ | dalı(nın altı)na |
|
| 5 | النَّخْلَةِ | bir hurma |
|
| 6 | قَالَتْ | dedi |
|
| 7 | يَا لَيْتَنِي | Keşke! |
|
| 8 | مِتُّ | ölseydim |
|
| 9 | قَبْلَ | önce |
|
| 10 | هَٰذَا | bundan |
|
| 11 | وَكُنْتُ | ve idim |
|
| 12 | نَسْيًا | unutulsa |
|
| 13 | مَنْسِيًّا | unutulanlar gibi |
|
فَاَجَٓاءَهَا الْمَخَاضُ اِلٰى جِذْعِ النَّخْلَةِۚ
Fiil cümlesidir. فَ atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyh arasında hiç zaman geçmediğini, işin hemen yapıldığını ifade eder. فَ ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştiremez. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
اَجَٓاءَهَا fetha üzere mebni mazi fiildir. Muttasıl zamir هَا mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur. الْمَخَاضُ fail olup damme ile merfûdur. اِلٰى جِذْعِ car mecruru اَجَٓاءَ fiiline mütealliktir. Aynı zamanda muzâftır. النَّخْلَةِ muzâfun ileyh olup kesra ile mecrurdur.
اَجَٓاءَ fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’al babındandır. Sülâsîsi ’dir.
İf’al babı fiile tadiye (geçişlilik), kesret, haynunet (zamanı gelmesi), sayruret, izale, zamana ve mekâna duhul, temkin (imkân sağlamak), vicdan (bir vasıf üzere bulmak), mutavaat (tef’il babının dönüşlülüğü), tariz (arz etmek, maruz bırakmak) manaları katar. Bazen de fiilin mücerret manasını ifade eder.
قَالَتْ يَا لَيْتَن۪ي مِتُّ قَبْلَ هٰذَا وَكُنْتُ نَسْياً مَنْسِياًّ
Fiil cümlesidir. قَالَتْ fetha üzere mebni mazi fiildir. تْ te’nis alametidir. Fail müstetir olup takdiri هى ’dir. Mekulü’l-kavli يَا لَيْتَن۪ي مِتُّ قَبْلَ هٰذَا ’dir. قَالَتْ fiilinin mef’ûlun bihi olarak mahallen mansubdur.
يَا tenbih edatıdır. لَيْتَ temenni harfidir. اِنَّ gibi isim cümlesine dahil olur, ismini nasb haberini ref yapar. Hasıl olması arzu edilen, sevilen ama bunun imkansız ya da çok zor olduğu durumlarda kullanılır.
لَيْتَن۪ي ‘nün sonundaki نِ vikayedir. ي mütekellim zamiri لَيْتَ ‘nin ismi olup mahallen mansubdur.
مِتُّ cümlesi, لَيْتَن۪ي ‘nin haberi olarak mahallen merfûdur.
مِتُّ sükun üzere mebni mazi fiildir. Mütekellim zamiri تُ fail olarak mahallen merfûdur. قَبْلَ zaman zarfı مِتُّ fiiline mütealliktir. İşaret ismi هٰذَا muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.
وَ atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
كَانَ nakıs, mebni mazi fiildir. İsim cümlesinin önüne geldiğinde, ismini ref haberini nasb eder.
كُنْتُ nakıs, sükun üzere mebni mazi fiildir. كُنْتُ ‘nün ismi mütekellim zamiri تُ olarak mahallen merfûdur. نَسْياً kelimesi كُنْتُ ‘nün haberi olarak fetha ile mansubdur. مَنْسِياًّ kelimesi نَسْياً sıfatı olup fetha ile mansubdur. Veya نَسْياً ‘in manasını tekit etmek içindir.
Varlıkları niteleyen kelimelere “sıfat” denir. Arapça’da sıfatın asıl adı “na’t” (النَّعَت) dır. Sıfatın nitelediği isme de “men’ut” (المَنْعُوتُ) denir. Sıfat ile mevsuftan oluşan tamlamaya “sıfat tamlaması” denir. Sıfat tek kelime (isim), cümle ve şibh-i cümle olabilir.Ve sıfat birden fazla gelebilir.
Sıfat mevsufuna dört açıdan uyar: Cinsiyet, Adet, Marifelik - nekirelik, İrab.
Sıfat iki kısma ayrılır:1. Hakiki sıfat 2. Sebebi sıfat. Bir ismi doğrudan niteleyen sıfata “hakiki sıfat”, dolaylı olarak niteleyen sıfata da “sebebi sıfat” denir.
1- Hakiki sıfat ; 1. Müfred olan sıfatlar 2. Cümle olan sıfatlar olmak üzere ikiye ayrılır.
1- Müfred olan sıfatlar : Müfred olan sıfatlar genellikle ismi fail, ismi meful, mübalağalı ismi fail, sıfatı müşebbehe, ismi tafdil, masdar, ismi mensub ve sayı isimleri şeklinde gelir.Gayrı akil (akılsız çoğullar) mevsuf olarak geldiğinde sıfatını müfred müennes olarak da alır.
2- Cümle olan sıfatlar: Üçe ayrılır: 1- İsim cümlesi olan sıfatlar, 2- Fiil cümlesi olan sıfatlar, 3- Şibhi cümle olan sıfatlar.
Nekre isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle sıfat olur. Marife isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle hal olur. Ayette müfred şeklindedir.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
مَنْسِياًّ ; sülâsî mücerredi نسي olan fiilin ism-i mef’ûludur.
فَاَجَٓاءَهَا الْمَخَاضُ اِلٰى جِذْعِ النَّخْلَةِۚ
Ayet, atıf harfi فَ ile önceki ayetteki …فَانْتَبَذَتْ cümlesine atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur. Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
İlk cümlede Allah Teâlâ, Hz. Meryem’in durumu hakkında bilgi veriyor. Ayetler arasında meskutun anh mevcuttur.
Mazi fiil sebata, temekküne ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafat, S.107)
فَاَجَٓاءَهَا الْمَخَاضُ اِلٰى جِذْعِ النَّخْلَةِۚ cümlesinde istiare sanatı vardır. الْمَخَاضُ kelimesi اَجَٓاءَ fiilinin faili yapılarak kişileştirilmiş, iradesi olan bir canlıya benzetilmiştir. Doğum sancısı, Hz.Meryem’i yönlendiren bir kimse gibidir. Bu ifadede mübalağa ve tecessüm sanatları da vardır.
فَاَجَٓاءَهَا fiilinin faili الْمَخَاضُ ‘dur. Bu ifadede sebebe isnat olarak mecaz-ı aklî vardır. Sancı, onu hurma kütüğüne götüren değil, gitmesine sebep olan şeydir.
اَجَٓاءَ (getirdi) fiili, جَٓاءَ (geldi) fiilindendir. Fakat bu kelime, bu şekle dönüştükten sonra, sığınma manasına kullanmıştır. Ayetteki bu fiil, ‘’doğum sancıları Meryem'i hurma kütüğüne sığınmaya mecbur etti" manasındadır. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)
فَاَجَٓاءَهَا الْمَخَاضُ ifadesi istiare olup, (Doğum sancısı onu (Meryem’i) kendisine dayanak, sırtına destek edinmek için hurma gövdesine götürdü veya sığındırdı) anlamına gelir. Gerçekte hurma gövdesine gidip sığınan Meryem’in kendisidir. Ancak doğum sancısı sığınmanın sebebi olduğu için, sığındırılma ve götürme eyleminin bu sebebe nispet edilmesi güzel düşmüştür. (Şerîf er- Râdî, Kur’an Mecazları)
Ayette النَّخْلَةِۚ ‘nin (hurma ağacının) elif-lamlı gelmesi ya cins ifade eder veya bunun belli bir hurma ağaç olduğunu gosterir. Buna göre o civarda ondan başka hurma ağacı olmadığı ve insanlarca kolayca bilindiği anlaşılır. (Beyzâvî, Envârü’t-Tenzîl Ve Esrârü’t-Te’vîl)
Hazret-i Meryem de doğum sancısı başlayınca, hem onunla örtünmek için, hem de doğum sırasında dayanmak için bir hurma ağacının gövdesinin arkasına çekildi. Bu hurma ağacı, dalları ve yeşilliği olmayan kuru bir ağaç idi. Mevsim de kış idi. Muhtemeldir ki, Allah Hazret-i Meryem'e ayetlerini göstermek, onun korkusunu gidermek ve ona, yeni doğum yapanların yemeği ve en uygun gıdası olan taze hurma yedirmek için kendisine bunu ilham etmişti. (Ebüssuûd, İrşâdü’l- Akli’s-Selîm)
قَالَتْ يَا لَيْتَن۪ي مِتُّ قَبْلَ هٰذَا وَكُنْتُ نَسْياً مَنْسِياًّ
İstinafiyye olarak fasılla gelmiştir. Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
قَالَتْ fiilinin mekulü’l-kavli olan يَا لَيْتَن۪ي مِتُّ قَبْلَ هٰذَا cümlesine dahil olan nida harfi tenbih manasındadır.
لَيْتَ ’nin dahil olduğu sübut ve istimrar ifade eden bu isim cümlesi, talebî inşâî isnaddır. لَيْتَ nevasıhtandır. اِنَّ gibi ismini nasb haberini ref yapar. Temenni harfidir. Hasıl olması arzu edilen, sevilen ama bunun imkansız ya da çok zor olduğu durumlarda kullanılır. لَيْتَ ’nin haberi olan مِتُّ قَبْلَ هٰذَا cümlesi, menfi mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Temenni: Husûlü arzu edilmekle ve sevilmekle birlikte imkansız ya da ihtimali çok zayıf bir şeyin olmasını istemektir. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
يَا لَيْتَن۪ي ifadesinde utanma ve hüzün vardır.
Cümlede muzâfun ileyh olan işaret ismi هٰذَا ile duruma işaret edilmiştir. İşaret isminde istiare vardır. هٰذَا ile durum, elle tutulur gözle görülür maddi bir şey yerine konmuştur. Bu ifadede mübalağa ve tecessüm sanatları da vardır.
Bilindiği gibi işaret ismi mahsus şeyler için kullanılır. Ama burada olduğu gibi aklî şeyler için kullanıldığında istiare olur. Câmi’; her ikisinde de ‘‘vücudun tahakkuku’’dur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur’an Işığında Belâgat Dersleri Beyân İlmi)
لَيْتَ ’nin haberine, hükümde ortaklık nedeniyle atfedilen وَكُنْتُ نَسْياً مَنْسِياًّ cümlesi, nakıs fiil كَانَ ’nin dahil olduğu sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi olup faide-i haber ibtidaî kelamdır. Cümleler arasındaki anlam bütünlüğü barizdir. Vaslda, atfedilen cümlelerin her ikisinin de aynı tür olması vaslın güzelliklerinden kabul edilmiştir. Fakat burada fiil cümlesiyle fiilin tekrarı ve yenilenmesi, isim cümlesiyle de sabitlik kastedilerek, isim cümlesi fiil cümlesine atfedilmiştir. Fiil cümlesinden isim cümlesine geçişte iltifat sanatı vardır.
مَنْسِياًّ kelimesi نَسْياً için sıfattır. Sıfat, tabi olduğu kelimenin sahip olduğu bir özelliğe işaret etmek için yapılan ıtnâb sanatıdır.
نَسْياً - مَنْسِياًّ kelimeleri arasında iştikak cinası ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır.
İsim cümleleri sübut ifade eder. İsim cümlelerinin asıl kuruluş sebebi; müsnedin, müsnedün ileyh için sabit olduğunu ifade etmektir. İsim cümlesinin haberi müfred ya da isim cümlesi olursa, asıl konulduğu mana olan sübutu veya bazı karînelerle istimrarı (devamlılığı) ifade eder. İstimrar ifadesi daha çok medh ve zem durumlarında olur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)