Meryem Sûresi 24. Ayet

فَنَادٰيهَا مِنْ تَحْتِهَٓا اَلَّا تَحْزَن۪ي قَدْ جَعَلَ رَبُّكِ تَحْتَكِ سَرِياًّ  ٢٤

Bunun üzerine (Cebrail) ağacın altından ona şöyle seslendi: “Üzülme, Rabbin senin alt tarafında bir dere akıttı.”
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 فَنَادَاهَا ona şöyle seslendi ن د و
2 مِنْ
3 تَحْتِهَا altından ت ح ت
4 أَلَّا
5 تَحْزَنِي üzülme ح ز ن
6 قَدْ gerçekten
7 جَعَلَ var etti ج ع ل
8 رَبُّكِ Rabbin ر ب ب
9 تَحْتَكِ alt tarafında ت ح ت
10 سَرِيًّا bir su arkı س ر ي
 
Yüce Allah, Meryem’in üzüntüsünü gidermek ve acılarını dindirmek için onu teselli etmiş ve nimetlerini hatırlatmıştır; onun için çıkardığı kaynak suyundan içecek, meyve vermesini sağladığı hurmadan da yiyecektir. “Altında bir su kaynağı yaratmıştır” şeklinde çevirdiğimiz kısmı “Senden Îsâ’yı yaratıp çıkarmıştır” şeklinde çevirmek de mümkündür (Şevkânî, III, 370). 
Kuran Yolu Tefsiri
 

فَنَادٰيهَا مِنْ تَحْتِهَٓا اَلَّا تَحْزَن۪ي قَدْ جَعَلَ رَبُّكِ تَحْتَكِ سَرِياًّ

 

Fiil cümlesidir.  نَادٰيهَا  elif üzere mukadder fetha ile mebni mazi fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو ‘dir. Muttasıl zamir  هَا  mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur. مِنْ تَحْتِهَٓا  car mecruru  نَادٰيهَا  fiiline mütealliktir. Muttasıl zamir  هَٓا  muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. 

اَنْ  tefsiriyyedir. لَا  nehiy harfi olup olumsuz emir manasındadır. تَحْزَن۪ي  fiili  ن ‘un hazfıyla meczum muzari fiildir. Muhataba  ي ‘ sı fail olarak mahallen merfûdur.

Veya  اَنْ  masdariyyedir. لَا  nefiy harfi olup olumsuzluk manasındadır. اَنْ  ve masdar-ı müevvel mahzuf  ب  harf-i ceri ile  نَادٰي  fiiline mütealliktir. تَحْزَن۪ي  fiili  ن ‘un hazfıyla mansub muzari fiildir. Muhataba  ي ‘ sı fail olarak mahallen merfûdur.

قَدْ  tahkik harfidir. Tekid ifade eder.  جَعَلَ  fetha üzere mebni mazi fiildir. Değiştirme anlamında kalp fiilidir. رَبُّكِ  fail olup damme ile merfûdur. Aynı zamanda muzâftır. Muttasıl zamir  كِ  muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.

تَحْتَ  mekân zarfı, mahzuf ikinci mef’ûlun bihe mütealliktir. Muttasıl zamir  كِ  muzâfun ileyh olarak mahalllen mecrurdur. سَرِياًّ  mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur.   

Kalp fiilleri (iki mef’ûl alan fiiller); bir mef’ûl ile manası tamamlanamayıp ikinci mef’ûle ihtiyaç duyan fiillerdir. Bu fiiller isim cümlesinin önüne gelirler, mübtedayı ve haberi iki mef’ûl yaparak nasbederler. 3 gruba ayrılırlar:

1. Bilmek manasında olanlar.  ألفي -  دري -  رأي -  وجد - علم fiilleridir. 2. Sanmak manası ifade edenler, kesine yakın bilgi ifade ederler. “Sanmak, zannetmek, saymak, kendisine öyle gelmek” gibi manalara gelir. ظنّ -  حسب -  خال - زعم - عدّ  fiilleridir.

3. grupta olan değiştirme manası ifade edenler aynı anlama gelmedikleri halde görevleri itibariyle onlara benzerliklerinden kalp fiilleri adı altına girmişlerdir. جعل - صيّر - إتّخذ  - ردّ  -  ترك  fiilleridir. Değiştirme manasına gelen fiiller “etti, yaptı, kıldı, edindi, dönüştürdü, değişik bir hale getirdi” gibi manalara gelir.

Bilgi ve zan fiillerinden sonra bazen  اَنَّ ’li ve  اَنْ ’li cümleler gelir, bu cümleler iki mef’ûl kabul edilir. Bilmek, sanmak ve değiştirme manasına gelen bu fiiller 3 şekilde gelebilir: 

1) İki mef’ûl alanlar, 2) İki mef’ûlünü masdarı müevvel cümlesi olarak alanlar, 3) İki mef’ûlü hazif olanlar. Kalp fiilleri iki mamûlü arasında olduğunda amel etmeleri de etmemeleri de caizdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)    

Tefsiriyye; kelamdaki kapalılığı veya karışıklığı ortadan kaldırmak maksadıyla getirilen açıklayıcı kelamla yapılan ıtnâb türüne verilen isimdir. Tefsir, ifadeyi eksik ve fazla olmamak kaydıyla sadece kullanılan önceki ibareyi izah etmeyi amaçlar; ek bir mana getirmez. (Ar. Gör. Ömer Kara, Belâgat İlminde İki İfade Biçimi: Itnâb-Îcâz (I) Kur’an Metninin Anlaşılmasındaki Rolü Üzerine Bir Deneme)  

نَادٰيهَا  fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil mufâale babındandır. Sülâsîsi  ندي ’dir.

Mufâale babı fiile, müşareket (ortaklık), bir işi peşpeşe yapmak, teksir (çokluk, bir işi çok yapmak) gibi anlamlar katar. Müşareket (İşteşlik – ortaklık): Bir işin iki kişi veya iki grup arasında yapıldığını anlatır. Fail ile mef’ûl aynı işi yapmıştır. Ayrıca fail işi başlatan ve galip gelendir. (sonuçlandırandır). Bazen de müşareket olmayıp tek taraflı olur. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

 

فَنَادٰيهَا مِنْ تَحْتِهَٓا 

 

Ayet, atıf harfi  فَ  ile önceki ayetteki … قَالَتْ  cümlesine atfedilmiştir. Manen ve lafzen mutabık olan cümleler arasında hükümde ortaklık vardır.

Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. 

Mazi fiil sebata, temekküne ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafat, S.107)   

Bu ayette nida edenin Cebrail (a.s) veya Îsa (a.s) olduğu hakkında ihtilaf edilmiştir.

Ayet-i Kerimedeki  مَنْ تَحْتِهَٓا  ‘aşağısında olan ona seslendi’ ifadesi ancak daha önce onun altında birisinin olduğu biliniyorsa kullanılır. Onun altında olduğu bilinen ise, Hz. İsâ'dır. Binaenaleyh nida edenin Hazret-i Îsa (a.s) olduğunu söylemek gerekir. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l- Gayb)

 

اَلَّا تَحْزَن۪ي

 

Fasılla gelen  اَلَّا تَحْزَن۪ي  cümlesinin fasıl sebebi kemâl-i ittisâldir. Nehiy üslubunda talebî inşâî isnaddır. Cümleye dahil olan  اَلَّا , tefsir harfi  أن  ve nehiy harfi  لا ‘dan müteşekkildir. 

Bu cümle, önce geçen sözdeki kapalılığı gidermek manaya açıklık getirmek için yapılan ıtnâb sanatıdır. 

Önceki cümleyi bir başka lâfızla açıklayan tefsiriyye cümlesi öncesinden ne kast edildiğini açıklayan beyan cümlesidir.(Rıfat Resul Sevinç, Belâğatta Fasıl-Vaslın Genel Kuralları Ve “Vâv”ın Kullanımı)


 قَدْ جَعَلَ رَبُّكِ تَحْتَكِ سَرِياًّ

 

Önceki nehiy cümlesi için ta’liliye olarak fasılla gelen cümlenin fasıl sebebi şibh-i kemâl-i ittisâldir.

Tahkik harfi  قَدْ  ile tekid edilmiş müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber talebî kelamdır. قَدْ  mazi fiile dahil olduğunda kesinlik ifade eder.

Müsnedün ileyhin rububiyet vasfını vurgulayan Rab ismiyle marife olması, Allah Teâlânın Hz. Meryem'e son derece lütufkâr olduğunun göstergesidir.

Hz. Meryem’e ait zamirin Rab lafzına izafesi, ona tazim ve teşrif içindir. 

Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. Mahzuf ikinci mef’ûle müteallik olan  تَحْتَكِ  mekan zarfı,  ihtimam için ilk mef’ûl olan  سَرِياًّ ‘e takdim edilmiştir.

سَرِياًّ ‘deki nekrelik nev ve tazim ifade eder.

تَحْتَ  kelimesinin tekrarında ıtnâb ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır.

قَدْ  sadece fiilin başına gelen bir tekid harfidir. Muzari fiilin başına geldiği zaman bazen azlık bazen de çokluğa delâlet eder. Ancak belâgat alimlerinin sözlerinden anladığımıza göre; fiilin gerçekleştiği anlatılmak isteniyorsa  قَدْ  harfi, başına geldiği fiil için ister mazî ister muzari olsun tekid ifade eder. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)