خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۚ لَا يُخَفَّفُ عَنْهُمُ الْعَذَابُ وَلَا هُمْ يُنْظَرُونَ ١٦٢
خَـٰلِدِینَ فِیهَا لَا یُخَفَّفُ عَنۡهُمُ ٱلۡعَذَابُ وَلَا هُمۡ یُنظَرُونَ
فِیهَا car mecruru خَـٰلِدِینَ ’ ye mütealliktir. لَا يُخَفَّفُ عَنْهُمُ cümlesi خَالِد۪ينَ ‘ deki zamirden hal olarak mahallen mansubdur.
Fiil cümlesidir. لَا nefy harfi olup olumsuzluk manasındadır. یُخَفَّفُ damme ile merfû meçhul muzari fiildir. عَنۡهُمُ car mecruru یُخَفَّفُ fiiline mütealliktir. ٱلۡعَذَابُ naib-i fail olup damme ile merfûdur.
İsim cümlesidir. وَ atıf harfidir. لَا zaid harftir. لَا nefy harfinin tekrarı olumsuzluğu tekid içindir. Munfasıl zamir هُمۡ mübteda olarak mahallen merfûdur. یُنظَرُونَ cümlesi, haber olarak mahallen merfûdur.
یُنظَرُونَ fiili نَ ‘un sübutuyla merfû meçhul muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ‘ı naib-i fail olarak mahallen merfûdur.
Hal cümlede failin, mef’ûlun veya her ikisinin durumunu bildiren lafızlardır (kelime veya cümle). Hal “nasıl” sorusunun cevabıdır. Halin durumunu açıkladığı kelimeye “zil-hal” veya “sahibu’l-hal” denir. Umumiyetle hal nekre, sahibu’l-hal marife olur. Hal mansubtur. Türkçeye “…rek, …rak, …dığı, halde, iken, olduğu halde” gibi ifadelerle tercüme edilir. Sahibu’l-hal açık isim veya zamir olduğu gibi müstetir (gizli) zamir de olabilir. Hal’i sahibu’l-hale bağlayan zamire rabıt zamiri denir. Bu zamir bariz (açık), müstetir (gizli) veya mahzuf (hazfedilmiş) olarak gelir.
Hal sahibu’l-hale ya و (vav-ı haliye) ya zamirle veya her ikisi ile bağlanır. Hal üçe ayrılır: 1. Müfred olan hal (Müştak veya camid), 2. Cümle olan hal (İsim veya fiil), 3. Şibh-i cümle olan hal (Harfi cerli veya zarflı isim).Ayette ilki müfred ikincisi fiil cümlesi şeklindedir.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
Meçhul fiil gelmesinin sebepleri şunlardır: Fail bilinmediği zaman, Fail muhataptan gizlenmek istendiği zaman, Fail herkes tarafından bilindiği zaman, Failin zikredilmesine gerek olmadığı zaman, fiile vurgu yapılmak istendiği zaman. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
يُخَفَّفُ fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil tef’il babındandır. Sülâsîsi خفف ’dir.
Bu bab, fiile çokluk (fiilin, failin veya mef‘ûlun çokluğu), bir tarafa yönelme, mef'ûlü herhangi bir vasfa nispet etmek, gidermek, bir terkibi kısaltmak, eylemin belli bir zaman diliminde meydana gelmesi, özneyi fiilin türediği şeye benzetmek, sayruret, isimden fiil türetmek, hazır olmak, bir şeyin aralıklarla tekrarlanması manalarını katar.
خَالِد۪ينَ , sülâsi mücerredi خلد olan fiilin ism-i failidir.
İsmi fail; eylemi yapan ve gerçekleştiren demektir. Geçici olarak o sıfatı yüklenen isimdir. İsmi fail; hem varlığa (zata) hem de onun sıfatına delalet eden kelimelerdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۚ لَا يُخَفَّفُ عَنْهُمُ الْعَذَابُ وَلَا هُمْ يُنْظَرُونَ
خَالِد۪ينَ önceki ayetteki عَلَيْهِمْ zamirinden haldir. Hal anlamı zenginleştiren ıtnâb sanatıdır. Orada ebediyyen kalıcı olma, mezkur kişilerin müekked halidir.
ف۪يهَا ’daki zamir lanete aittir. Onlar lanetin içinde ebedi kalacaklardır. Bu ifadedeki ف۪ي harfinde zarfiyyet anlamı dolayısıyla istiare vardır. Onları her yönden kuşattığını mübalağalı bir şekilde ifade etmek için lanet, içi olan bir nesneye benzetilmiştir. Câmi’, her ikisindeki mutlak irtibattır.
لَا يُخَفَّفُ عَنْهُمُ الْعَذَابُ cümlesi خَالِد۪ينَ ‘deki zamirinden haldir. Menfi muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Cümlede takdim-tehir vardır. Car mecrur عَنْهُمْ , durumun onlarla ilgili olduğunu vurgulamak için naib-i faile takdim edilmiştir.
Makabline وَ ’la atfedilmiş وَلَا هُمْ يُنْظَرُونَ cümlesi faide-i haber inkârî kelamdır.
Ayrıca müsnedin muzari fiil sıygasında cümle olarak gelmesi hükmü takviye, hudûs, teceddüt ve zem makamı olması sebebiyle de istimrar ifade eder. Muzari fiildeki tecessüm özelliği sayesinde olay muhatabın muhayyilesinde canlanır. Bu da konunun daha iyi kavranmasına yardımcı olur.
خَالِد۪ينَ ف۪يهَا [Orada (ebedi) kalıcıdırlar.] sözünden sonra azabın hafifletilmeyeceğinin söylenmesi tetmim ıtnâbıdır.
يُنْظَرُونَۙ ve يُخَفَّفُ fiilleri fiili meçhul bina edilerek failin aşikâr olduğu bu durumda, mef’ûle dikkat çekilmiştir.
Meçhul bina edilen fiillerde mef’ûle dikkat çekme kastı vardır. Çünkü malum bina edildiğinde mef’ûl olan kelime meçhul binada naib-i fail olur. Kuran-ı Kerim’de tehdit, uyarı ve korkutma manası olan fiiller genellikle meçhul sıyga ile gelir.
Meçhul bina, naib-i failin bu fiilde bir dahli olmadığına da işaret eder. (Dr. Adil Ahmet Sâbir er-Ruveynî, Teemmülat fi Sûret-i İbrahim, s. 127)
Onlar sürekli olarak lanette ya da ateşte kalacaklardır. Ateşin adı geçmediği halde, bunun ف۪يهَاۚ [orada] zamiriyle ile ifade edilmesi, onun heybet ve korkunçluğuna işaret içindir. (Ebüssuûd, İrşâdü’l-Akli’s-Selîm) (Süleyman Gür, Kâzî Beyzâvî Tefsîrinde Belâgat İlmi ve Uygulanışı) (Sâbûnî, Safvetü’t Tefasir)
خَالِد۪ينَ azabın hiç hafifletilmeyeceği, bu, onların başına gelen ilahi azabın her zaman aynı şiddette olacağı, zaman zaman azalmayacağı, manasınadır. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)
[Onlara mühlet verilmez] Olumsuzluğun sürekliliğini ve devamını ifade etmek için isim cümlesi tercih edilmiştir. (Sâbûnî, Safvetü’t Tefâsir)
Burada bu kişilerin gözleriyle gördükleri söylenmiştir. Bu fiil إلى harfiyle geldiği gibi harfsiz de gelir. Allah‘ın kıyamet günü onlara bakmayacağı söylenmiştir. Bu tabir Allah’ın gazabından ve onları tahkir etmesinden kinayedir. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)
لَا harfi, cumhura göre gelecek zamana mahsustur. Bu harf mutlak olarak kullanılır ve çoğunlukla istikbal kastedilir. (Fâdıl Sâlih Sâmerrâî, Beyânî Tefsîr Yolu, c. 2, S. 224)