قَالَ لَهُمْ مُوسٰى وَيْلَكُمْ لَا تَفْتَرُوا عَلَى اللّٰهِ كَذِباً فَيُسْحِتَكُمْ بِعَذَابٍۚ وَقَدْ خَابَ مَنِ افْتَرٰى ٦١
| Sıra | Kelime | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|
| 1 | قَالَ | dedi |
|
| 2 | لَهُمْ | onlara |
|
| 3 | مُوسَىٰ | Musa |
|
| 4 | وَيْلَكُمْ | yazık size |
|
| 5 | لَا |
|
|
| 6 | تَفْتَرُوا | uydurmayın |
|
| 7 | عَلَى | karşı |
|
| 8 | اللَّهِ | Allah’a |
|
| 9 | كَذِبًا | yalan |
|
| 10 | فَيُسْحِتَكُمْ | sonra kökünüzü keser |
|
| 11 | بِعَذَابٍ | bir azab ile |
|
| 12 | وَقَدْ | ve doğrusu |
|
| 13 | خَابَ | perişan olmuştur |
|
| 14 | مَنِ | kimse |
|
| 15 | افْتَرَىٰ | iftira eden |
|
قَالَ لَهُمْ مُوسٰى وَيْلَكُمْ لَا تَفْتَرُوا عَلَى اللّٰهِ كَذِباً فَيُسْحِتَكُمْ بِعَذَابٍۚ
Fiil cümlesidir. قَالَ fetha üzere mebni mazi fiildir. لَهُمْ car mecruru قَالَ fiiline mütealliktir. مُوسٰٓى fail olup, elif üzere mukadder damme ile merfûdur. Gayri munsariftir.
وَيْلَكُمْ mahzuf fiilin mef’ûlun mutlakı olup fetha ile mansubdur. Takdiri; ألزمكم الله ويلكم (Allah seni veyle mecbur etsin) şeklindedir. Aynı zamanda muzâftır. Muttasıl zamir كُمْ muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. Mekulü’l-kavli لَا تَفْتَرُوا ‘dur. قَالَ fiilinin mef’ûlun bihi olarak mahallen mansubdur.
لَا nehiy harfi olup olumsuz emir manasındadır. تَفْتَرُوا fiili ن ‘un hazfıyla meczum muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ‘ı fail olarak mahallen merfûdur. عَلَى اللّٰهِ car mecruru تَفْتَرُوا fiiline mütealliktir. كَذِباً mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur.
فَ harfi sebebiyyedir. Muzariyi gizli اَنْ ’le nasb ederek manasını sebep bildiren masdara çeviren harftir. Fâ-i sebebiyyeden önce nefy, talep bulunması gerekir.
اَنْ ve masdar-ı müevvel, önce geçen mukadder masdara matuf olarak mahallen merfûdur.Takdiri; لا يكن منكم افتراء فسحت من الله بعذاب (Aranızda iftira olmasın, yoksa Allah azapla yok eder.) şeklindedir.
يُسْحِتَ fetha ile mansub muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو ‘dir. Muttasıl zamir كُمْ mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur. بِعَذَابٍ car mecruru يُسْحِتَكُمْ fiiline mütealliktir.
اَنْ harfi 6 yerde gizli olarak gelebilir: Harf-i cer olan (حَتّٰٓى)’dan sonra, Atıf olan اَوْ ’den sonra, Lamul cuhuddan sonra, Lamu-ta’lilden (sebep bildiren لِ) sonra, Vav-ı maiyye (وَ)’ den sonra, Sebep fe (فَ)’sinden sonra. Ayette sebep fe (فَ)’sinden sonra gizlenmiştir.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
يُسْحِتَ fiili, sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’al babındadır. Sülâsîsi سحت ’dir.
İf’al babı fiille, tadiye (geçişlilik) kesret, haynunet (zamanı gelmesi), sayruret, izale, zamana ve mekâna duhul, temkin (imkân sağlamak), vicdan (bir vasıf üzere bulmak) mutavaat (tef’il babının dönüşlülüğü), tariz (arz etmek, maruz bırakmak) manaları katar.
تَفْتَرُوا fiili, sülâsî mücerrede iki harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil iftiâl babındadır. Sülâsîsi فري ’dir.
İftiâl babı fiile mutavaat (dönüşlülük), ittihaz (edinmek, bir şeyi kendisi için yapmak), müşareket (ortaklık), izhar (göstermek), ihtiyar (seçmek), talep ve çaba göstermek manaları katar. İfteale kalıbı hem soyut hem somut anlamlı fiiller için kullanılır.
وَقَدْ خَابَ مَنِ افْتَرٰى
Fiil cümlesidir. وَ istînâfiyyedir. قَدْ tahkik harfidir. Tekid ifade eder. خَابَ fetha üzere mebni mazi fiildir. Müşterek ism-i mevsûl مَنِ fail olarak mahallen merfûdur. İsm-i mevsûlun sılası افْتَرٰى ‘dır. Îrabdan mahalli yoktur.
افْتَرٰى elif üzere mukadder fetha ile mebni mazi fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو ‘dir.
قَالَ لَهُمْ مُوسٰى وَيْلَكُمْ لَا تَفْتَرُوا عَلَى اللّٰهِ كَذِباً فَيُسْحِتَكُمْ بِعَذَابٍۚ
Ayet, istînâfiyye olarak fasılla gelmiştir. Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafât, S.107)
Allah Teâlâ, Hz. Musa’nın sözlerini bildirmektedir. Mekulü’l-kavl Hz. Musa'ya aittir.
وَيْلَكُمْ itiraziyye cümlesidir. Beddua manasındadır. İtiraz cümleleri, parantez arası cümleler (cümle-i muteriza) vasıtasıyla yapılan ıtnâbtır.
وَيْلَكُمْ , mahzuf bir fiilin mef’ûlun bihi olarak mansubdur. Takdiri; ألزمكم الله ويلكم (Allah seni veyle mecbur etsin) şeklindedir. Bu takdire göre cümle, müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. Araplar bu fiili gizleyip sadece masdarı zikrederler.
قَالَ fiilinin mekulü’l-kavli olan لَا تَفْتَرُوا عَلَى اللّٰهِ كَذِباً cümlesi, nehiy üslubunda talebî inşâî isnaddır.
Allah'a iftira etmeyin sözünden sonra كَذِباً zikredilmesi, sözü kuvvetlendirmek için yapılan ıtnâbdır. Çünkü iftira zaten yalandır.
Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. لَا تَفْتَرُوا fiiline müteallik عَلَى اللّٰهِ car mecruru, ihtimam için mef’ûle takdim edilmiştir.
Mef’ûl olan كَذِباً ‘deki nekrelik nev ve umum ifade eder. Nefiy siyakında nekre, selbin umum ve şumûlüne işarettir.
Ayetin sonunda müştakı zikredilen تَفْتَرُوا kelimesinde irsâd sanatı vardır.
Fâ-i sebebiyyenin gizli أنْ ‘le masdar yaptığı فَيُسْحِتَكُمْ بِعَذَابٍۚ cümlesi, müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. Masdar teviliyle, sözün öncesinden anlaşılan mukadder masdara matuftur. Takdiri, لا يكن منكم افتراء فسحت من الله بعذاب (Aranızda iftira olmasın, yoksa Allah azapla yok eder.) şeklindedir.
Muzari sıygada gelen fiiller, hudûs, teceddüt istimrar ve tecessüm ifade etmiştir. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.
Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
عَذَابٍ ’deki nekrelik, tasavvuru mümkün olmayan neve işarettir.
تَفْتَرُوا - كَذِباً ve خَابَ - فَيُسْحِتَكُمْ - بِعَذَابٍۚ gruplarındaki kelimeler arasında mürâât-ı nazîr sanatı vardır.
Bir cümlenin öğeleri arasına veya anlamca ilgili iki cümle arasına anlamı pekiştirmek, güzelleştirmek veya tenzih, tazim, tenbih, dua gibi amaçlarla bir kelime, cümle yahut cümleler getirilerek ıtnâb sağlanır. Bu cümleler, genellikle öndeki kelime veya cümleyle bağlantılı olarak sırası ve yeri gelmişken hemen kaydedilmesi gerekli açıklayıcı notlar şeklinde gelir. (TDV İslam ansiklopedisi. Itnâb bab.)
وَقَدْ خَابَ مَنِ افْتَرٰى
Ayetin son cümlesinde وَ , istînâfiyyedir.
İstînâfiyye وَ ‘ı (diğer adı ibtidaiyyedir) yalnızca mahalli olmayan cümleleri birbirine bağlar. Ve ardından gelen cümlenin öncekine îrab ve hükümde ortak olmadığını gösterir. Bu harfe kendisinden sonra gelen cümlenin öncekine bağlı olduğunun zannedilmemesi için istînâfiyye denilmiştir. (Rıfat Resul Sevinç, Belâgatta Fasıl-Vaslın Genel Kuralları Ve “Vâv”ın Kullanımı)
Cümle tahkik harfi قَدْ ile tekid edilmiş müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber talebî kelamdır.
قَدْ mazi fiile dahil olduğunda kesinlik ifade eder.
خَابَ fiilinin faili konumundaki müşterek ism-i mevsûl مَنْ ‘in sılası olan افْتَرٰى cümlesi, müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
تَفْتَرُوا - افْتَرٰى kelimeleri arasında iştikak cinası ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır.
قَدْ sadece fiilin başına gelen bir tekid harfidir. Muzari fiilin başına geldiği zaman bazen azlık bazen de çokluğa delâlet eder. Ancak belâgat alimlerinin sözlerinden anladığımıza göre; fiilin gerçekleştiği anlatılmak isteniyorsa قَدْ harfi, başına geldiği fiil için ister mazî ister muzari olsun tekid ifade eder. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)