فَاَوْجَسَ ف۪ي نَفْسِه۪ خ۪يفَةً مُوسٰى ٦٧
فَاَوْجَسَ ف۪ي نَفْسِه۪ خ۪يفَةً مُوسٰى
Fiil cümlesidir. فَ atıf harfidir. Matuf ve matufun aleyh arasında hiç zaman geçmediğini, işin hemen yapıldığını ifade eder. فَ ile yapılan atıfta matuf ve matufun aleyh yer değiştiremez. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
اَوْجَسَ fetha üzere mebni mazi fiildir. ف۪ي نَفْسِه۪ car mecruru اَوْجَسَ fiiline mütealliktir. Aynı zamanda muzâftır.Muttasıl zamir ه۪ muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. خ۪يفَةً mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur. مُوسٰى muahhar fail olup, elif üzere mukadder damme ile merfûdur.
اَوْجَسَ fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’âl babındandır. Sülâsîsi وجس ’dir.
İf’al babı fiile, tadiye (geçişlilik) kesret, haynunet (zamanı gelmesi), sayruret, izale, zamana ve mekâna duhul, temkin (imkân sağlamak), vicdan (bir vasıf üzere bulmak) mutavaat (tef’il babının dönüşlülüğü), tariz (arz etmek, maruz bırakmak) manaları katar. Bazan da fiilin mücerret manasını ifade eder.
فَاَوْجَسَ ف۪ي نَفْسِه۪ خ۪يفَةً مُوسٰى
Ayet, atıf harfi فَ ile önceki ayetteki …اِذَا حِبَالُهُمْ cümlesine atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasındaki anlam bütünlüğü barizdir. Vaslda, atfedilen cümlelerin her ikisinin de aynı tür olması vaslın güzelliklerinden kabul edilmiştir. Fakat burada fiil cümlesiyle fiilin tekrarı ve yenilenmesi, isim cümlesiyle de sabitlik kastedilerek, fiil cümlesi isim cümlesine atfedilmiştir. İsim cümlesinden fiil cümlesine geçişte iltifat sanatı vardır.
Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafât, S.107)
Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. فَاَوْجَسَ fiiline müteallik مِنَ car mecruru ve mef’ûl olan خ۪يفَةً Hz. Musa’nın o andaki hislerini, ruh halini ortaya koymak ve fasılaya riayet için faile takdim edilmiştir.
Ayetin فَاَوْجَسَ مُوسٰى ف۪ي نَفْسِه۪ خ۪يفَةً şeklinde gelmesi durumunda, nazmın musikisinin bozulduğu görülür. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
خ۪يفَةً ‘deki nekrelik, kesret veya kıllet için olduğu gibi, daha önce tatmadığı cinsten bir korkuya da delalet edebilir.
ف۪ي نَفْسِه۪ ibaresindeki فِي harfinde istiare vardır. Car ve mecrurun ilişkisi, zarf ve mazruf ilişkisine benzetilmiştir. نَفْسِ , içine girilecek bir şeye benzetilmiştir. Bu üslupta mübalağa ve tecessüm sanatları da vardır.
خٖيفَةً - اَوْجَسَ kelimeleri arasında mürâât-ı nazîr sanatı vardır.
Hz. Musa ansızın bu manzara ile karşılaşınca beşer tabiatının gereği olarak içinde bir çeşit korku hissetti. Zira beşer yaratılışında yılandan nefret etmek ve onların sokmak gibi zararlarında sakınmak duygusu vardır. Diğer bir görüşe göre ise Hazret-i Musa, ‘insanların kafasının karışıp kendisine uymamalarından endişe etti’, demektir. Ancak bundan sonraki ifadelerden anlayacağımız gibi gerçek bu değildir. (Ebüssuûd, İrşâdü’l-Akli’s-Selîm)
الوجس kelimesi gizli ses anlamınadır. التوجس ise ‘işitmek, kulak vermek’ manasınadır. Buna göre ayetin manası: Musa, kendi içinde ansızın karşılaştığı manzaradan dolayı insan olması hasebiyle yılandan kaçma, ısırması ve benzeri tehlikeli durumlarından sakınma sebepleriyle yılandan bir parça korku duydu, olur. (İsmâil Hakkı Bursevî, Tenvîru'l-Ezhân Min Rûhu-l Beyân)