كَذٰلِكَ نَقُصُّ عَلَيْكَ مِنْ اَنْـبَٓاءِ مَا قَدْ سَبَقَۚ وَقَدْ اٰتَيْنَاكَ مِنْ لَدُنَّا ذِكْراًۚ ٩٩
كَذٰلِكَ نَقُصُّ عَلَيْكَ مِنْ اَنْـبَٓاءِ مَا قَدْ سَبَقَۚ
Fiil cümlesidir. كَ harf-i cerdir. Bu ibare, amili نَقُصُّ olan mahzuf mef’ûlun mutlaka mütealliktir. ذٰ işaret ismi, sükun üzere mebni mahallen mecrur, ism-i mecrurdur. ل harfi buud yani uzaklık belirten harf, ك ise muhatap zamiridir.
نَقُصُّ damme ile merfû muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri نحن ’dur. عَلَيْكَ car mecruru نَقُصُّ fiiline mütealliktir. مِنْ ba’ziyyedir. مِنْ اَنْـبَٓاءِ car mecruru نَقُصُّ fiiline müteallikir. Aynı zamanda muzâftır. Müşterek ism-i mevsûl مَا muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. İsm-i mevsûlun sılası قَدْ سَبَقَ ’dır. Îrabdan mahalli yoktur.
قَدْ tahkik harfidir. Tekid ifade eder. سَبَقَ fetha üzere mebni mazi fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو ’dir.
وَقَدْ اٰتَيْنَاكَ مِنْ لَدُنَّا ذِكْراًۚ
Fiil cümlesidir. وَ atıf harfidir. Haliyye olması da caizdir. قَدْ tahkik harfidir. Tekid ifade eder.
اٰتَيْنَا sükun üzere mebni mazi fiildir. Mütekellim zamir نَا fail olarak mahallen merfûdur. Muttasıl zamir كَ mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur.
مِنْ لَدُنَّا car mecruru ذِكْراً ’nın mahzuf haline mütealliktir. Mütekellim zamiri نَّا muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. ذِكْراً ikinci mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur.
اٰتَيْنَا fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’âl babındandır. Sülâsîsi أتى ’dir.
İf’al babı fiile, tadiye (geçişlilik) kesret, haynunet (zamanı gelmesi), sayruret, izale, zamana ve mekâna duhul, temkin (imkân sağlamak), vicdan (bir vasıf üzere bulmak) mutavaat (tef’il babının dönüşlülüğü), tariz (arz etmek, maruz bırakmak) manaları katar. Bazen de fiilin mücerret manasını ifade eder.
كَذٰلِكَ نَقُصُّ عَلَيْكَ مِنْ اَنْـبَٓاءِ مَا قَدْ سَبَقَۚ
Fasılla gelmiş istînâf cümlesidir. Muhatap Hz. Peygamberdir.
كَذٰلِكَ , amili نَقُصُّ fiili olan mahzuf bir mef’ûlü mutlaka mütealliktir.
Bu takdire göre cümle müspet muzari fiil sıygasında, faide-i haber ibtidaî kelamdır. Muzari fiil, hudus, teceddüt, istimrar ve tecessüm ifade etmiştir. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.
Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
Müsnedin muzari fiil sıygasında gelmesi bu faaliyetin bir defalık olmadığını ve zaman içerisinde tekrarlandığını göstermektedir.
كَذٰلِكَ ’deki كَ teşbih harfidir. ذٰلِكَ müşebbehün bihtir. Müşebbehin konumu öyle yüce bir yerdedir ki ona benzeyecek bir şey yoktur manasındadır. Bu ifadede mübalağa sanatı vardır.
كَذٰلِكَ نَقُصُّ عَلَيْكَ [İşte böylece sana anlatıyoruz] cümlesinde mürsel-mücmel teşbih vardır. (Sâbûnî, Safvetü’t Tefasir)
كَذٰلِكَ [İşte böyle], aslında uzaktaki bir nesneye işaret için kullanılır. Buradaki istimali (kullanımı), işaret edilen nimetin fazilet mertebesinin yüksekliğini bildirmek içindir. (Ebüssuûd, İrşâdü’l-Akli’s- Selîm)
نَقُصُّ fiilinin azamet zamirine isnad edilmesi, işin Allah'ın bizzat celâliyle, kudretiyle, kemâliyle ilgili olduğunu belirterek tazim ifade eder. Azamet zamiri, ululuğu izhar etmedir.
Önceki ayetteki Allah isminden bu ayette azamet zamirine geçişte iltifat sanatı vardır.
Bu kıssalardaki güzel halleri gözönünde canlandırmak için نَقُصُّ fiili muzari olarak gelmiştir. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)
مِنْ ba’z manasında gelmiştir. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)
نَقُصُّ fiiline müteallik مِنْ اَنْـبَٓاءِ car-mecruru için muzâfun ileyh konumundaki müşterek ism-i mevsûl مَا ’nın sıla cümlesi olan قَدْ سَبَقَ , tahkik harfi قَدْ ile tekid edilmiş müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber talebî kelamdır. قَدْ mazi fiile dahil olduğunda kesinlik ifade eder.
Mazi fiil sebata, temekküne ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafat, S.107)
نَبَاَ ; büyük fayda sağlanan, kendisiyle zann-ı galib oluşan haberdir. Allah Teâlâ’nın burada haber değil de نَبَاَ ’yi tercih etmesi mana-lafız uyumunun yani teşâbüh-i etrâf sanatının, güzel bir örneğidir.
نَقُصُّ - اَنْـبَٓاءِ kelimeleri arasında mürâât-ı nazîr sanatı vardır.
Cümle istînâfiyye ve tezyîl cümlesi olarak gelip Musa’nın (a.s) risalet kıssasına ve onu takiben İsrailoğullarıyla arasında geçen hadiselere atıfta bulunmuştur. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)
وَقَدْ اٰتَيْنَاكَ مِنْ لَدُنَّا ذِكْراًۚ
وَ , atıf harfidir. Haliyye olması da caizdir. Tahkik harfi قَدْ ile tekid edilmiş müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber talebî kelamdır.
اٰتَيْنَاكَ fiilinin azamet zamirine isnad edilmesi, işin Allah'ın bizzat celâliyle, kudretiyle, kemâliyle ilgili olduğunu belirterek tazim ifade eder. Azamet zamiri, ululuğu izhar etmedir.
Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. Mef’ûl olan ذِكْراًۚ ‘in mahzuf mukaddem haline müteallik مِنْ لَدُنَّا car mecruru, ihtimam için mef’ûle takdim edilmiştir. Halin hazfi, îcâz-ı hazif sanatıdır.
لَدُنَّا izafetinde لَدُنَّ ’un azamet zamirine muzâf olması, ona tazim ifade eder.
لَدُنَّا ifadesi (Bu iş bizim kudretimizde) manasındadır. Burada ilim ve kudretle davranmak manasında mecazdır. Aslında لَدُنْ , yakın mekan için kullanılan bir zarftır. Bir şeyin, bir şeydeki istikrarını ve onun üzerindeki otoritesini ifade için ve kontrol altında tutmak manasında mecazi olarak kullanılır. Sebep müsebbep alakasıyla mecâz-ı mürsel sanatıdır. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr, En’âm/57)
لَدُنَّ , aynı anlama gelen عِنْدَ kelimesinden farklıdır. Çünkü لَدُنْ , en yakın için, عِنْدَ ise hem yakın, hem uzak için kullanılır. (İsmâil Hakkı Bursevî, Tenvîru'l-Ezhân Min,Ruhul Beyan, Hud/1)
İkinci mef’ûl olan ذِكْراً ’nin nekre oluşu, tazim ve tekrim içindir. Bütün cinslere şamil masdar vezninde gelerek mübalağa ifade etmiştir. Masdarlar bir fiilin ihtiva ettiği bütün manaları içerirler. Yani; ism-i fail ve ism-i mef’ûlü de ifade eder.
قَدْ sadece fiilin başına gelen bir tekid harfidir. Muzari fiilin başına geldiği zaman bazen azlık bazen de çokluğa delâlet eder. Ancak belâgat alimlerinin sözlerinden anladığımıza göre; fiilin gerçekleştiği anlatılmak isteniyorsa قَدْ harfi, başına geldiği fiil için ister mazî ister muzari olsun tekid ifade eder. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
Sana tarafımızdan zikri yani “Kur'an'ı verdik” buyurmuştur. Bu tıpkı [Bu, (Kur'an) indirdiğimiz mübarek bir zikirdir. (Enbiya Suresi, 50)] , [Hiç şüphesiz o Kur'an senin için bir zikir hatırlatma, bir vaz-u nasihattir. (Zuhruf Suresi, 44)] ve [Zikirli Kur'an’a yemin olsun. (Sad Suresi, 1)], [Onlara ne zaman bir zikir gelse… (Enbiya Suresi, 2)] ayetlerinde olduğu gibidir. Kur'an'da Cenab-ı Hakk'ın, [Şüphesiz o Kur'an senin ve kavmin için bir zikirdir. (Zuhruf Suresi, 44)] ayetinde de beyan edildiği gibi Hz. Muhammed ve ümmeti için bir zikir bir şan şeref vardır. Bil ki Allah Teâlâ, bütün kitaplarını zikir diye adlandırmış ve [Zikir ehli olanlara sorun… (Nahl Suresi, 43)] buyurmuştur. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)