اِنَّ الَّذ۪ينَ سَبَقَتْ لَهُمْ مِنَّا الْحُسْنٰٓىۙ اُو۬لٰٓئِكَ عَنْهَا مُبْعَدُونَۙ ١٠١
Be'ade بعد : Uzak olmak, uzaklaşmak ve uzaklık anlamlarına gelen بُعْد sözcüğü yakınlık ifade etmek için söylenen قُرْب sözcüğünün zıddıdır. Bu ikisinin de belirli bir sınırı yoktur. Kullanılırken yalnızca bir yerin başka bir yere göre olan durumu esas alınır. Genelde duyu organlarıyla algılanabilen konulardaki uzaklık ve yakınlık için geçerli ise de aklî konularda kullanıldıklarına da rastlanmaktadır. Uzak idi, o hale geldi ya da uzaklaştı anlamında بَعُدَ fiili kulanılır. بَعِدَ şeklindeki formu ise ölmek/helak olmak manasına gelir. بَعْد kelimesi, önce (قَبْل) kelimesinin karşıtı olarak sonra manasında kullanılır.(Müfredat)
Kuran’ı Kerim’de türevleriyle 235 ayette geçmiştir. (Mucemul Müfehres) Türkçede kullanılan şekilleri ebat, buut, (amma) ba'ddır. (Kuranı Anlayarak Okuma Rehberi)
اِنَّ الَّذ۪ينَ سَبَقَتْ لَهُمْ مِنَّا الْحُسْنٰٓىۙ اُو۬لٰٓئِكَ عَنْهَا مُبْعَدُونَۙ
İsim cümlesidir. اِنَّ tekid harfidir. İsim cümlesinin önüne gelir, ismini nasb haberini ref eder.
الَّذ۪ينَ cemi müzekker has ism-i mevsûl اِنَّ ’nin ismi olarak mahallen mansubdur. İsm-i mevsûlun sılası سَبَقَتْ لَهُمْ مِنَّا الْحُسْنٰٓى ’dır. Îrabdan mahalli yoktur.
سَبَقَتْ fetha ile mebni mazi fiildir. تْ te’nis alametidir. لَهُمْ car mecruru سَبَقَتْ fiiline mütealliktir. مِنَّا car mecruru الْحُسْنٰٓىۙ ’nın mahzuf haline mütealliktir. الْحُسْنٰٓى fail olup, elif üzere mukadder damme ile merfûdur.
اُو۬لٰٓئِكَ عَنْهَا مُبْعَدُونَ cümlesi, اِنَّ ’nin haberi olarak mahallen merfûdur.
İşaret ismi اُو۬لٰٓئِكَ mübteda olarak mahallen merfûdur. عَنْهَا car mecruru مُبْعَدُونَ ’ye mütealliktir. مُبْعَدُونَ mübtedanın haberi olup ref alameti و ’dır. Cemi müzekker salim kelimeler harfle îrablanır. الْحُسْنٰٓىۙ ; ism-i tafdildir. İsmi tafdil; bir vasfın, bir hususun bir varlıkta diğer bir varlıktan daha fazla olduğunu ifade eder. İsmi tafdil اَفْضَلُ veznindendir. İsmi tafdilin sıfatı müşebbeheden farkı; renk, şekil, uzuv noksanlığı ifade etmemesidir. Müennesi فُعْلَى veznindedir.
İsmi tafdilden önce gelen isme “mufaddal”, sonra gelen isme “mufaddalun aleyh’’ denir. Mufaddal ve mufaddalun aleyhi bazen açıkça cümlede göremeyebiliriz. Bu durumda mufaddal ve mufaddalun aleyh cümlenin gelişinden anlaşılır. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
مُبْعَدُونَ ; sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan if’al babının ism-i mef’ûlüdür.
اِنَّ الَّذ۪ينَ سَبَقَتْ لَهُمْ مِنَّا الْحُسْنٰٓىۙ اُو۬لٰٓئِكَ عَنْهَا مُبْعَدُونَۙ
Ayet, istînâfiyye olarak fasılla gelmiştir.
اِنَّ ile tekid edilmiş sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber inkârî kelamdır.
Yalnızca bir isim cümlesi bile devam ve sübut ifade ettiğinden, اِنَّ ile tekit edilen isim cümleleri çok muhkem/sağlam cümlelerdir.
İsim cümlelerinin asıl kuruluş sebebi; müsnedin, müsnedün ileyh için sabit olduğunu ifade etmektir. İsim cümlesinin haberi müfred ya da isim cümlesi olursa asıl konulduğu mana olan sübutu veya bazı karinelerle istimrarı (devamlılığı) ifade eder. İstimrar ifadesi daha çok medh ve zem durumlarında olur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
Cümlede müsnedün ileyhin ism-i mevsûlle marife olması, arkadan gelen habere dikkat çekmek bahsi geçenleri tazim amacına matuftur.
Cemi müzekker has ism-i mevsûl الَّذ۪ينَ ’nin sıla cümlesi olan سَبَقَتْ لَهُمْ مِنَّا الْحُسْنٰٓى , müspet mazi fiil sıygasında, faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafât, s.107)
لَهُمْ car-mecruru سَبَقَتْ fiiline , مِنَّا car-mecruru ise, fail olan الْحُسْنٰٓى ‘dan mahzuf mukaddem hale mütealliktir. Halin hazfi îcâz-ı hazif sanatıdır. Hal; cümlede failin, mef’ûlün veya her ikisinin durumunu bildiren lafızlardır.
الْحُسْنٰٓى , ism-i tafdil vezninde gelerek mübalağa ifade etmiştir. Takdiri المنزلة (Durum) olan mevsûfun sıfatı konumundadır. Mevsûfun hazfi, îcâz-ı hazif sanatıdır.
اُو۬لٰٓئِكَ عَنْهَا مُبْعَدُونَ cümlesi, اِنَّ ’nin haberidir. Mübteda ve haberden müteşekkil, sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Haber konumundaki cümlenin müsnedün ileyhi, tazim ifadesi için ismi işaret olarak gelmiştir.
عَنْهَا ‘daki zamir 98. ayette geçen cehenneme aiddir.
Car mecrur عَنْهَا, ihtimam için amili olan müsned olan مُبْعَدُونَ ’ye takdim edilmiştir.
Allah Teâlâ'nın âdeti: her ne zaman kâfirlerin ikab ve cezasından bahsetse, onun hemen peşinden iyi kulların mükâfatın beyanını getirmesi şeklindedir. İşte bundan dolayı Cenab-ı Hakk, o ayetin hemen peşinden bu ayeti getirmiştir. Binaenaleyh bu demektir ki bu ayet, bütün müminler hakkında umumi bir ifadedir. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)
Bu sayfadaki ayetlerin çoğunda, son kelimeler cemi müzekker kalıbında gelerek مُبْعَدُونَ ve خَالِدُونَ gibi güzel seci örnekleri oluşturmuştur. Ayrıca bu fasılalar arasında lüzum ma la yelzem sanatı vardır.
Bu sanat; fasıla veya kafiye harfinden önce gerekli olmadığı halde bir veya daha fazla harfin aynısının getirilmesidir. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur’an Işığında Belâgat Dersleri Bedî’ İlmi, s. 201-202)