Enbiyâ Sûresi 59. Ayet

قَالُوا مَنْ فَعَلَ هٰذَا بِاٰلِهَتِنَٓا اِنَّهُ لَمِنَ الظَّالِم۪ينَ  ٥٩

Onlar, “Kim yaptı bunu tanrılarımıza! Muhakkak o zalimlerden biridir” dediler.
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 قَالُوا dediler ق و ل
2 مَنْ kim?
3 فَعَلَ yaptı ف ع ل
4 هَٰذَا bunu
5 بِالِهَتِنَا ilahlarımızı ا ل ه
6 إِنَّهُ muhakkak o
7 لَمِنَ biridir
8 الظَّالِمِينَ zalimlerden ظ ل م
 

Tefsirlerde anlatıldığına göre Hz. İbrâhim’in kavminin dinî bir bayramı vardı; her sene kırda toplanarak bu bayramı kutlarlardı. Bir defasında yine bayram şenliğine giderken İbrâhim’i de götürmek istediler. İbrâhim hasta olduğunu ileri sürerek bayrama katılmadı ve halk kıra çıktıktan sonra puthaneye giderek büyük put hariç hepsini kırdı. 58. âyette bu açıkça ifade edilmektedir. Rivayete göre baltayı büyük putun boynuna astı ki (Kurtubî, XI, 296-297) kavmi ona başvurup putları kimin kırdığını sorsun da böylece putun acizliği ortaya çıksın. Halk bayram yerinden döndüklerinde tanrılarının başına gelenleri görünce bu işi kimin yaptığını araştırdılar. Daha önce Hz. İbrâhim’in putların aleyhindeki konuşmalarını işitmiş olanlar durumdan halkı haberdar ettiler. Halk, İbrâhim’in sorgulanmasını ve ona verilecek cezanın başkalarına da ibret olmasını istedi

 Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 3 Sayfa: 687

 

قَالُوا مَنْ فَعَلَ هٰذَا بِاٰلِهَتِنَٓا اِنَّهُ لَمِنَ الظَّالِم۪ينَ

 

Fiil cümlesidir. قَالُوا  damme üzere mebni mazi fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur. Mekulü’l-kavli  مَنْ فَعَلَ هٰذَا بِاٰلِهَتِنَٓا ’dir.  قَالُوا  fiilinin mef’ûlun bihi olarak mahallen mansubdur. İsim cümlesidir. İstifham ismi  مَنْ  mübteda olarak mahallen merfûdur. فَعَلَ هٰذَا  cümlesi, mübtedanın haberi olarak mahallen merfûdur. 

فَعَلَ  fetha üzere mebni mazi fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو ’dir. İşaret ismi  هٰذَا  mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur. بِاٰلِهَتِنَٓا  car mecruru  فَعَلَ  fiiline mütealliktir. Aynı zamanda muzâftır. Mütekellim zamiri  ناَ  muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.

اِنَّ  tekid harfidir. İsim cümlesinin önüne gelir. İsmini nasb haberini ref eder.  

هُ  muttasıl zamir  اِنَّ ’nin ismi olarak mahallen mansubdur.

لَ  harfi  اِنَّ ’nin haberinin başına gelen lam-ı muzahlakadır. مِنَ الظَّالِم۪ينَ  car mecruru  اِنَّ ’nin mahzuf haberine müteallik olup cer alameti  ي ‘dir. Cemi müzekker salim kelimeler harfle îrablanır.

Tekid lamı diye isimlendirilen bu lamın kullanımı oldukça yaygındır. Fethalı olarak kullanılan bu lam, sadece ismin ve muzari fiilin başına dahil olur. İsim cümlesinin başına  اِنَّ  edatı gelince cümlenin başında gelmesi gereken lam-ı ibtida, اِنَّ ‘nin haberinin başına kayar. Bundan dolayı lam-ı muzahlaka olarak da adlandırılır. (Mehmet Altın , Kur’ân’da Te’kid Üslupları ve Çeşitleri )

الظَّالِم۪ينَ ; sülâsî mücerredi  ظلم  olan fiilin ism-i failidir.

İsm-i fail; eylemi yapan ve gerçekleştiren demektir. Geçici olarak o sıfatı yüklenen isimdir. İsm-i fail; hem varlığa (zata) hem de onun sıfatına delalet eden kelimelerdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

 

قَالُوا مَنْ فَعَلَ هٰذَا بِاٰلِهَتِنَٓا 

 

Beyanî istînâf olarak fasılla gelen cümlenin fasıl sebebi şibh-i kemâl-i ittisâldir.

Mütekellim Allah Teâlâ'dır. Ayetler arasında meskutun anh mevcuttur. Cümle müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. 

Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafat, S.107) 

قَالُوا  fiilinin mekulü’l-kavli olan  مَنْ فَعَلَ هٰذَا بِاٰلِهَتِنَٓا  cümlesi, puta tapanların sözleridir. İstifham üslubunda talebî inşâî isnaddır.

Cümle istifham üslubunda gelmiş olsa da soru kastı taşımayıp tahkir ve inkâr anlamda geldiği için mecaz-ı mürsel mürekkebdir. Ayrıca istifhamda tecâhül-i ârif sanatı vardır.

İstifham ismi  مَنْ , mübtedadır. فَعَلَ  haberdir. Müsnedin mazi fiil sıygasında gelmesi hükmü takviye, temekkün ve istikrar ifade etmiştir. 

İsim cümlelerinin asıl kuruluş sebebi; müsnedin, müsnedün ileyh için sabit olduğunu ifade etmektir. İsim cümlesinin haberi müfred ya da isim cümlesi olursa, asıl konulduğu mana olan sübutu veya bazı karinelerle istimrarı (devamlılığı) ifade eder. İstimrar ifadesi daha çok medh ve zem durumlarında olur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)

Onlar bayramlarından dönüp putlarına yapılanları görünce inkâr, kınama ve takbih anlamında dediler ki: “İlâhlarımıza bunu kim yaptı?” Bunu yapan zalimlerden sayılmaktadır.

Onlara göre ilâhlarını paramparça edenin zalimlerden sayılması, o ilâhlar saygıya layık iken, onlara hakaret etmeye cüret ettiği içindir yahut onları kırıp paramparça etmekte ve onları tahkirde çok ileri gittiği içindir yahut  kendi nefsini tehlikeye maruz bıraktığı içindir. (Ebüssuûd, İrşâdü’l-Akli’s-Selîm)

 اِنَّهُ لَمِنَ الظَّالِم۪ينَ

 

Mekulü’l-kavle dahil olarak fasılla gelen cümlenin fasıl sebebi şibh-i kemâl-i ittisâldir. 

اِنَّ  ve lam-ı muzahlaka ile tekid edilmiş sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber inkârî kelamdır.

Cümlede îcâz-ı hazif sanatı vardır. Car mecrur  مِنَ الظَّالِم۪ينَ ’in müteallakı olan haber, mahzuftur.

Yalnızca bir isim cümlesi bile devam ve sübut ifade ettiğinden bu ve benzeri cümleler,  اِنّ , isim cümlesi ve lam-ı muzahlaka sebebiyle üç katlı tekid ifade eden çok muhkem cümlelerdir.

الظَّالِم۪ينَ  ism-i fail vezninde gelerek bu özelliğin istimrar ve istikrarına işaret etmiş, isim cümlesinin sübutunu artırmıştır.

İsim cümlesindeki ism-i fail istimrar ifade eder. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)

İsm-i fail sübuta, istikrara ve sıfatın mevsûfa olan bağlılığına delalet eder. (Halidî, Vakafat, s. 80)

مِنَ  ve  مَنْ  kelimeleri arasında cinas-ı nakıs ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır.

İsim cümlelerinin asıl kuruluş sebebi; müsnedin, müsnedün ileyh için sabit olduğunu ifade etmektir. İsim cümlesinin haberi müfred ya da isim cümlesi olursa, asıl konulduğu mana olan sübutu veya bazı karînelerle istimrarı (devamlılığı) ifade eder. İstimrar ifadesi daha çok medh ve zem durumlarında olur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meâni İlmi)

Tekid lamı diye isimlendirilen bu lamın kullanımı oldukça yaygındır. Fethalı olarak kullanılan bu lâm, sadece ismin ve muzari fiilin başına dahil olur. İsim cümlesinin başına  اِنَّ  edatı gelince cümlenin başında gelmesi gereken lam-ı ibtida,  اِنَّ ‘nin haberinin başına kayar. Bundan dolayı lam-ı muzahlaka olarak da adlandırılır. (Mehmet Altın , Kur’an’da Te’kid Üslupları ve Çeşitleri, Şırnak Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 2017/3)

Buradaki  مَنْ ’in soru anlamında kullanılmayıp mübteda olduğu, haberinin de ‘’O  zalimlerdendir’’ cümlesi olduğu da söylenmiştir. Yani bu işi yapan zalim bir kimsedir. Ancak ’’İbrahim adındaki bir gencin onları diline doladığını işitmiştik’’ ayeti dolayısıyla birinci görüş daha sahihtir. Birinci görüşe göre de ayetin anlamı şöyle olur: Dediler ki: [Putlarımıza bunu kim yaptı? Şüphesiz ki o zalimlerdendir.] Bu ifade ise “Bunu kim yaptı?” sorusunun cevabını teşkil etmektedir. (Kurtubî, El-Câmi’ li-Ahkâmi’l-Kur’ân)