Enbiyâ Sûresi 64. Ayet

فَرَجَعُٓوا اِلٰٓى اَنْفُسِهِمْ فَقَالُٓوا اِنَّكُمْ اَنْتُمُ الظَّالِمُونَۙ  ٦٤

Bunun üzerine birbirlerine dönüp, “Hiç şüphesiz asıl zalimler sizsiniz siz” dediler.
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 فَرَجَعُوا döndüler ر ج ع
2 إِلَىٰ
3 أَنْفُسِهِمْ kendi vicdanlarına ن ف س
4 فَقَالُوا ve dediler ق و ل
5 إِنَّكُمْ hakikaten siz
6 أَنْتُمُ sizler
7 الظَّالِمُونَ haksızsınız ظ ل م
 

فَرَجَعُٓوا اِلٰٓى اَنْفُسِهِمْ فَقَالُٓوا اِنَّكُمْ اَنْتُمُ الظَّالِمُونَۙ

 

Fiil cümlesidir. فَ  istînâfiyyedir.  رَجَعُٓوا  damme üzere mebni mazi fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur. اِلٰٓى اَنْفُسِهِمْ  car mecruru  رَجَعُٓوا  fiiline mütealliktir. Aynı zamanda muzâftır.

Muttasıl zamir  هِمْ  muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. 

فَ  atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyh arasında hiç zaman geçmediğini, işin hemen yapıldığını ifade eder. فَ  ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştiremez. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

قَالُٓوا  damme üzere mebni mazi fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur. Mekulü’l- kavli  اِنَّكُمْ اَنْتُمُ الظَّالِمُونَ ’dir.  قَالُٓوا  fiilinin mef’ûlun bihi olarak mahallen mansubdur. 

İsim cümlesidir. اِنَّ  tekid harfidir. İsim cümlesinin önüne gelir. İsmini nasb haberini ref eder. 

كُمْ  muttasıl zamir  اِنَّ ’nin ismi olarak mahallen mansubdur.  اَنْتُمُ  munfasıl zamir  اِنَّ ’nin ismi olan muttasıl zamiri tekid eder. الظَّالِمُونَ  kelimesi  اِنَّ ’nin haberi olup  ref alameti و ’dır. Cemi müzekker salim kelimeler harfle îrablanır.  

Te’kid: Tabi olduğu kelimenin veya cümlenin manasını kuvvetlendiren, pekiştiren, manasındaki kapalılığı gideren ve aynı irabı alan sözdür. Te’kide “tevkid” de denilir. Te’kid eden kelimeye veya cümleye “te’kid (müekkid- ٌمُؤَكِّد)”, te’kid edilen kelime veya cümleye de “müekked (مَؤَكَّدٌ)” denir. Te’kid, çoğunlukla muhatabın zihninde iyice yerleşmesi veya onun tereddüdünü gidermek için yapılan vurguya denir. Te’kid, lafzî ve manevi olmak üzere ikiye ayrılır.  

Lafzi te’kid: Harfin, fiilin, ismin hatta cümlenin tekrarı ile olur. Zamirler zamir ile te’kid edilebilirler. Bu durumda sayı ve cinsiyet yönünden te’kid müekkede uyar. Ayette lafzi tekid şeklindedir. 

Manevi te’kid: Manevi te’kit marifeyi tekit eder, belirli kelimelerle yapılır. Bu kelimeler: كُلُّ , اَجْمَعُونَ , اَجْمَعِينَ dir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

الظَّالِمُونَۙ ; sülâsî mücerredi  ظلم  olan fiilin ism-i failidir. 

İsm-i fail; eylemi yapan ve gerçekleştiren demektir. Geçici olarak o sıfatı yüklenen isimdir. İsm-i fail; hem varlığa (zata) hem de onun sıfatına delalet eden kelimelerdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

 

فَرَجَعُٓوا اِلٰٓى اَنْفُسِهِمْ فَقَالُٓوا اِنَّكُمْ اَنْتُمُ الظَّالِمُونَۙ


فَ , istînâfiyyedir.  

Ayet müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. 

Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafât, s. 107)

فَرَجَعُٓوا اِلٰٓى اَنْفُسِهِمْ  ifadesinde istiare sanatı vardır. İnsanın fikrini değiştirmesi, bir yerden ayrıldıktan sonra oraya geri gelmesine benzetilmiştir. 

Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelam olan  فَقَالُٓوا اِنَّكُمْ اَنْتُمُ الظَّالِمُونَۙ  cümlesi atıf harfi  فَ  ile makabline atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur.

قَالُٓوا  fiilinin mekulü’l-kavli olan  اِنَّكُمْ اَنْتُمُ الظَّالِمُونَۙ  cümlesi,  اِنَّ  ve fasıl zamiriyle tekid edilmiş, sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi lâzım-ı faide-i haber inkârî kelamdır. 

Cümledeki  اَنْتُمُ  fasıl zamiridir. Bu zamir, tekid ifade eder. Böylece kendisinden sonra gelen kelime de sıfat değil haber olur. Haber, cümlede sıfattan daha kuvvetli bir rükundur.

Bir başka tekid unsuru da haberin marife gelmesidir. Haberin marife olarak gelmesi  bu özelliğin, kemâl derecede olduğuna ve müsnedün ileyhe olan bağlılığına, ayrıca istimrara delalet etmiştir.

Cümlenin her iki rüknünün de marife gelmesi kasr ifade etmiştir.İki tekit hükmündeki kasr mübteda ve haber arasındadır. اَنْتُمُ  mevsûf/maksur, الظَّالِمُونَۙ  sıfat/maksurun aleyh olmak üzere kasr-ı mevsûf, ale’s sıfattır.

Cümle tahsis ifade etmektedir. Yani, zalim olan sizsiniz, İbrahim değil. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)  

Yalnızca bir isim cümlesi bile devam ve sübut ifade ettiğinden bu ve benzeri cümleler,  اِنَّ , isim cümlesi, fasıl zamiri sebebiyle üç katlı bir tekid ve tahsis ifade eden çok muhkem/sağlam cümlelerdir. 

İsim cümlesi sübut ve istimrar ifade etmiştir. İsim cümlelerinin asıl kuruluş sebebi; müsnedin, müsnedün ileyh için sabit olduğunu ifade etmektir. İsim cümlesinin haberi müfred ya da isim cümlesi olursa asıl konulduğu mana olan sübutu veya bazı karinelerle istimrarı (devamlılığı) ifade eder. İstimrar ifadesi daha çok medh ve zem durumlarında olur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)

اِنَّ ’nin haberi olan  الظَّالِمُونَ , ism-i fail vezninde gelerek bu özelliğin müsnedün ileyhteki istimrar ve istikrarına işaret etmiş, isim cümlesinin sübutunu artırmıştır.

İsim cümlesindeki ism-i fail istimrar ifade eder. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur’an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)

İbrahim (a.s), onlara yollarının, inanç ve dinlerinin çirkin olduğunu gösteren şeyleri getirince, uyandılar ve putlara ibadet edişlerinin yanlış olduğunu, bu hususta bir aldanış ve cehalet içerisinde olduklarını anladılar. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)