وَاِذْ بَوَّأْنَا لِاِبْرٰه۪يمَ مَكَانَ الْبَيْتِ اَنْ لَا تُشْرِكْ ب۪ي شَيْـٔاً وَطَهِّرْ بَيْتِيَ لِلطَّٓائِف۪ينَ وَالْقَٓائِم۪ينَ وَالرُّكَّعِ السُّجُودِ ٢٦
| Sıra | Kelime | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|
| 1 | وَإِذْ | bir zamanlar |
|
| 2 | بَوَّأْنَا | kondurmuştuk |
|
| 3 | لِإِبْرَاهِيمَ | İbrahim’i |
|
| 4 | مَكَانَ | yerine |
|
| 5 | الْبَيْتِ | Beyt(Ka’be’n)in |
|
| 6 | أَنْ | diye |
|
| 7 | لَا |
|
|
| 8 | تُشْرِكْ | ortak koşma |
|
| 9 | بِي | bana |
|
| 10 | شَيْئًا | hiçbir şeyi |
|
| 11 | وَطَهِّرْ | ve temizle |
|
| 12 | بَيْتِيَ | evimi |
|
| 13 | لِلطَّائِفِينَ | tavaf edenler için |
|
| 14 | وَالْقَائِمِينَ | ve ayakta duranlar için |
|
| 15 | وَالرُّكَّعِ | ve rüku’ edenler için |
|
| 16 | السُّجُودِ | secde edenler için |
|
وَاِذْ بَوَّأْنَا لِاِبْرٰه۪يمَ مَكَانَ الْبَيْتِ اَنْ لَا تُشْرِكْ ب۪ي شَيْـٔاً
وَ istînâfiyyedir. Zaman zarfı اِذْ , takdiri أذكر olan mahzuf fiile mütealliktir. بَوَّأْنَا ile başlayan fiil cümlesi, muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.
Fiil cümlesidir. بَوَّأْنَا sükun üzere mebni mazi fiildir. Mütekellim zamir نَا fail olarak mahallen merfûdur. لِاِبْرٰه۪يمَ car mecruru بَوَّأْنَا fiiline müteallik olup, gayri munsarif olduğu için cer alameti fethadır. مَكَانَ mekân zarfı بَوَّأْنَا fiiline mütealliktir. الْبَيْتِ muzâfun ileyh olup kesra ile mecrurdur.
اَنْ tefsiriyyedir. لَا nehiy harfi olup olumsuz emir manasındadır. تُشْرِكْ sükun ile meczum muzari fiildir. ب۪ي car mecruru تُشْرِكْ fiiline mütealliktir. شَيْـٔاً mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur.
Gayri munsarif isimler: Kesra (esre) ve tenvini alamayan isimlerdir. Gayri munsarif isimler esre yerine fetha alırlar. Yani bu isimler ref halinde damme, nasb halinde fetha, cer halinde yine fetha alırlar. Gayri munsarife “memnu’un mine’s-sarf (اَلْمَمْنُوعُ مِنَ الصَّرفِ)” da denir. Arapçada kullanılmakla birlikte arapça kökenli olmayan alem (özel) isimler (Yer, ülke, kişi adları vb. gibi isimler) de gayri munsariftir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
(إِذْ) : Yanlız Cümleye muzâf olan zaman zarfıdır. a) (إِذْ) mef’ûlun fih, mef’ûlun bih, mef’ûlun leh olur. b) (إِذْ) den sonra muzâri fiil veya isim cümlesi gelirse gelecek zaman ifade eder. c) (بَيْنَا) ve (بَيْنَمَا) dan sonra gelirse mufâcee (sürpriz) harfi olur. Bu durumda zarf (zaman bildiren isim) değil harf olur. d) Sükûn üzere mebnîdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
Tefsiriyye; kelamdaki kapalılığı veya karışıklığı ortadan kaldırmak maksadıyla getirilen açıklayıcı kelamla yapılan ıtnâb türüne verilen isimdir. Tefsir, ifadeyi eksik ve fazla olmamak kaydıyla sadece kullanılan önceki ibareyi izah etmeyi amaçlar; ek bir mana getirmez. (Ar. Gör. Ömer Kara, Belâgat İlminde İki İfade Biçimi: Itnâb-Îcâz (I) Kur’an Metninin Anlaşılmasındaki Rolü Üzerine Bir Deneme)
بَوَّأْنَا sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil tef’il babındandır. Sülâsîsi بوأ ’dır.
Bu bab, fiile çokluk (fiilin, failin veya mef‘ûlun çokluğu), bir tarafa yönelme, mef'ûlü herhangi bir vasfa nispet etmek, gidermek, bir terkibi kısaltmak, eylemin belli bir zaman diliminde meydana gelmesi, özneyi fiilin türediği şeye benzetmek, sayruret, isimden fiil türetmek, hazır olmak, bir şeyin aralıklarla tekrarlanması manalarını katar.
تُشْرِكْ fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’al babındandır. Sülâsîsi شرك ’dir.
İf’al babı fiile tadiye (geçişlilik), kesret, haynunet (zamanı gelmesi), sayruret, izale, zamana ve mekâna duhul, temkin (imkân sağlamak), vicdan (bir vasıf üzere bulmak), mutavaat (tef’il babının dönüşlülüğü), tariz (arz etmek, maruz bırakmak) manaları katar. Bazen de fiilin mücerret manasını ifade eder.
وَطَهِّرْ بَيْتِيَ لِلطَّٓائِف۪ينَ وَالْقَٓائِم۪ينَ وَالرُّكَّعِ السُّجُودِ
Fiil cümlesidir. وَ atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
طَهِّرْ sükun üzere mebni emir fiildir. Faili müstetir olup takdiri أنت ’dir. بَيْتِيَ mef’ûlun bih olup, mukadder fetha ile mansubdur. Aynı zamanda muzâftır. Mütekellim zamiri ي muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.
لِلطَّٓائِف۪ينَ car mecruru طَهِّرْ fiiline müteallik olup, cer alameti ي ’dir. Cemi müzekker salim kelimeler harfle îrablanır. الْقَٓائِم۪ينَ atıf harfi وَ ’la makabline matuftur. الرُّكَّعِ atıf harfi وَ ’la makabline matuftur. السُّجُودِ kelimesi الرُّكَّعِ ’den bedel olup kesra ile mecrurdur.
Bedel: Metbuundaki kapalılığı açıklamak ve pekiştirmek gibi sebeplerle getirilen ve irab bakımından metbuuna uyan tabidir. Bedelden önce gelen ve bedelin irabını almış olduğu kelimeye “mübdelün minh” denir.
Bedel 3 gruba ayrılır: 1. Bedel-i kül, 2. Bedel-i baz, 3. Bedel-i iştimal. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
طَهِّرْ fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil tef’il babındandır. Sülâsîsi طهر ’dır.
Bu bab, fiile çokluk (fiilin, failin veya mef‘ûlun çokluğu), bir tarafa yönelme, mef'ûlü herhangi bir vasfa nispet etmek, gidermek, bir terkibi kısaltmak, eylemin belli bir zaman diliminde meydana gelmesi, özneyi fiilin türediği şeye benzetmek, sayruret, isimden fiil türetmek, hazır olmak, bir şeyin aralıklarla tekrarlanması manalarını katar.
لِلطَّٓائِف۪ينَ ; sülâsi mücerredi طوف olan fiilin ism-i failidir.
الْقَٓائِم۪ينَ ; sülâsi mücerredi قوم olan fiilin ism-i failidir.
İsm-i fail; eylemi yapan ve gerçekleştiren demektir. Geçici olarak o sıfatı yüklenen isimdir. İsm-i fail; hem varlığa (zata) hem de onun sıfatına delalet eden kelimelerdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
وَاِذْ بَوَّأْنَا لِاِبْرٰه۪يمَ مَكَانَ الْبَيْتِ
وَ , istînâfiyyedir.
İstînâfiyye وَ ‘ı (diğer adı ibtidaiyyedir) yalnızca mahalli olmayan cümleleri birbirine bağlar. Ve ardından gelen cümlenin öncekine îrab ve hükümde ortak olmadığını gösterir. Bu harfe kendisinden sonra gelen cümlenin öncekine bağlı olduğunun zannedilmemesi için istînâfiyye denilmiştir. (Rıfat Resul Sevinç, Belâgatta Fasıl-Vaslın Genel Kuralları Ve “Vâv”ın Kullanımı)
Cümlede îcâz-ı hazif sanatı vardır.
اِذْ zaman zarfı, takdiri اذكر (Hatırla, an) olan mahzuf fiile mütealliktir. Bu takdire göre cümle emir üslubunda talebî inşâî isnaddır.
Müspet mazi fiil sıygasında, faide-i haber ibtidaî kelam olan بَوَّأْنَا لِاِبْرٰه۪يمَ مَكَانَ الْبَيْتِ cümlesi, اِذْ ’in muzâfun ileyhidir.
Mazi fiil sebata, temekküne ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafât, S.107)
بَوَّأْنَا fiilinin azamet zamirine isnad edilmesi, işin Allah'ın bizzat celâliyle, kudretiyle, kemâliyle ilgili olduğunu belirterek tazim ifade eder. Azamet zamiri, ululuğu izhar etmedir.
اِذْ harfi ekseriyetle geçmiş zaman için kullanılan bir isimdir. Kuran’da her kıssanın evvelinde geçen اِذْ kelimeleri, اذكر takdiriyle mef’ûlun bih makamındadır.
Zaman isminin masdara değil de fiil cümlesine muzâf olması tazim ifade eder. Böylece fiilin teceddüt ifadesi dolayısıyla adeta şimdiki zaman ifade edilmiş olur. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)
Bu gibi yerlerde lâm harfinin zikri önem ve şeref içindir. مَكَانَ kelimesi de kısaca ifade için gelmiştir. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)
اَنْ لَا تُشْرِكْ ب۪ي شَيْـٔاً وَطَهِّرْ بَيْتِيَ لِلطَّٓائِف۪ينَ وَالْقَٓائِم۪ينَ وَالرُّكَّعِ السُّجُودِ
Fasılla gelen cümlenin fasıl sebebi kemâl-i ittisâldir.
Nehiy üslubunda talebî inşâî isnad olan cümledeki اَنْ , tefsiriyyedir.
Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. لَا تُشْرِكْ fiiline müteallik olan ب۪ي car mecruru, ihtimam için mef’ûle takdim edilmiştir.
Mef’ûl olan شَيْـٔاً ‘deki nekrelik nev ve umum ifade eder. Nefiy siyakında nekre, selbin umum ve şumûlüne işarettir.
Önceki cümledeki zamirden bu cümlede müfret mütekellim zamire geçişte, iltifat sanatı vardır.
اَنْ edatı بَوَّأْنَا ’yı tefsir etmektedir, çünkü içinde تَعَبْدْنَا (onu ibadetle mükellef kıldık) manası vardır, zira yerin gösterilmesi ibadet içindir. (Beyzâvî, Envârü’t-Tenzîl Ve Esrârü’t-Te’vîl)
“Hatırla o zamanı ki İbrahim'e beytin yerini hazırlamıştık” yani onu tayin ettiğimiz ve ona arsa kıldığımız zamanı hatırla demektir. لِاِبْرٰه۪يمَ ’deki لِ, zâiddir, مَكَانَ de zarftır. (Beyzâvî, Envârü’t- Tenzîl Ve Esrârü’t-Te’vîl)
وَطَهِّرْ بَيْتِيَ لِلطَّٓائِف۪ينَ وَالْقَٓائِم۪ينَ وَالرُّكَّعِ السُّجُودِ cümlesi, tefsir cümlesine atıf harfi وَ ’la atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur. Menfî sıygadan müspet sıygaya geçişte iltifat sanatı vardır. Emir üslubunda talebî inşâî isnaddır.
Veciz anlatım kastıyla gelen بَيْتِيَ izafetinde Allah Teâlâ'ya ait zamire muzâf olan بَيْتِ şan ve şeref kazanmıştır.
Birbirine tamasül nedeniyle atfedilen وَالْقَٓائِم۪ينَ وَالرُّكَّعِ car-mecrurları, fiile müteallik olan لِلطَّٓائِف۪ينَ ‘ye matuftur.
السُّجُودِ , ism- fail kalıbında gelen الرُّكَّعِ ’den bedeldir. Bedel, kapalı bir ifadeyi açmak, açık olanı kuvvetlendirmek için yapılan ıtnâb sanatıdır.
الْقَٓائِم۪ينَ - لِلطَّٓائِف۪ينَ kelimeleri arasında muvazene ve mürâât-ı nazîr, الرُّكَّعِ - السُّجُودِ kelimeleri arasında mürâât-ı nazîr sanatı vardır.
بَيْتِ ’in tekrarı, önemine binaen ve zihinlerde yer etmesi içindir. Bu tekrarda cinas ve reddü'l-acüz ale's-sadr sanatları vardır.
Ayetin son cümlesinde, beyti temizlemeyi kimler için yapacağı sayılmıştır. Bu üslup, taksim sanatıdır.