ثُمَّ لْيَقْضُوا تَفَثَهُمْ وَلْيُوفُوا نُذُورَهُمْ وَلْيَطَّوَّفُوا بِالْبَيْتِ الْعَت۪يقِ ٢٩
Ateqa عتق: عَتِيقٌ zaman, mekan veya derece/rütbe açısından öne geçen yahutta önce ya da önde gelen/olandır. Bundan dolayı eski ve değerli olana da عَتِيقٌ denir. (Müfredat)
Kuran’ı Kerim’de isim formunda sadece 2 ayette geçmiştir. (Mucemul Müfehres) Türkçede kullanılan şekilleri atik, (âsâr-ı) atîka ve işari mana olarak atıktır. (Kuranı Anlayarak Okuma Rehberi)
ثُمَّ لْيَقْضُوا تَفَثَهُمْ وَلْيُوفُوا نُذُورَهُمْ وَلْيَطَّوَّفُوا بِالْبَيْتِ الْعَت۪يقِ
Fiil cümlesidir. ثُمَّ tertip ve terahi ifade eden atıf harfidir. لْ emir lamıdır. يَقْضُوا fiili ن ’un hazfıyla meczum muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur. تَفَثَهُمْ mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur. Aynı zamanda muzâftır. Muttasıl zamir هُمْ muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. لْيُوفُوا fiili, atıf harfi و ’la makabline matuftur.
لْ emir lamıdır. يُوفُوا fiili ن ’un hazfıyla meczum muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur. نُذُورَهُمْ mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur. Aynı zamanda muzâftır. Muttasıl zamir هُمْ muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.
لْيَطَّوَّفُوا atıf harfi و ’la makabline matuftur. بِالْبَيْتِ car mecruru لْيَطَّوَّفُوا fiiline mütealliktir. الْعَت۪يقِ kelimesi الْبَيْتِ ’nin sıfatı olup kesra ile mecrurdur.
ثُمَّ : Matuf ve matufun aleyh arasında hem sıra olduğunu hem de fiillerin meydana gelişi arasında uzun bir sürenin bulunduğunu gösterir. Süre bakımından فَ harfinin zıttıdır. ثُمَّ ile yapılan atıfta matuf ve matufun aleyh yer değiştiremez. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
Varlıkları niteleyen kelimelere “sıfat” denir. Arapça’da sıfatın asıl adı “na’t” (النَّعَت) dır. Sıfatın nitelediği isme de “men’ut” (المَنْعُوتُ) denir. Sıfat ile mevsuftan oluşan tamlamaya “sıfat tamlaması” denir. Sıfat tek kelime (isim), cümle ve şibh-i cümle olabilir.Ve sıfat birden fazla gelebilir.
Sıfat mevsufuna dört açıdan uyar: Cinsiyet, Adet, Marifelik - nekirelik, İrab.
Sıfat iki kısma ayrılır:1. Hakiki sıfat 2. Sebebi sıfat. Bir ismi doğrudan niteleyen sıfata “hakiki sıfat”, dolaylı olarak niteleyen sıfata da “sebebi sıfat” denir.
1- Hakiki sıfat ; 1. Müfred olan sıfatlar 2. Cümle olan sıfatlar olmak üzere ikiye ayrılır.
1- Müfred olan sıfatlar : Müfred olan sıfatlar genellikle ismi fail, ismi meful, mübalağalı ismi fail, sıfatı müşebbehe, ismi tafdil, masdar, ismi mensub ve sayı isimleri şeklinde gelir.Gayrı akil (akılsız çoğullar) mevsuf olarak geldiğinde sıfatını müfred müennes olarak da alır.
2- Cümle olan sıfatlar: Üçe ayrılır: 1- İsim cümlesi olan sıfatlar, 2- Fiil cümlesi olan sıfatlar, 3- Şibhi cümle olan sıfatlar.
Nekre isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle sıfat olur. Marife isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle hal olur. Ayette müfred şeklindedir.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
يَطَّوَّفُوا fiili sülâsî mücerrede iki harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil تَفَعَّلَ babındadır. Sülâsîsi طوف ’dir.
Bu bab fiile mutavaat, tekellüf, ittihaz, sayruret, tecennüp (sakınma) ve talep anlamları katar.
يُوفُوا fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’al babındandır. Sülâsîsi وفي ’dır.
İf’al babı fiile tadiye (geçişlilik), kesret, haynunet (zamanı gelmesi), sayruret, izale, zamana ve mekâna duhul, temkin (imkân sağlamak), vicdan (bir vasıf üzere bulmak), mutavaat (tef’il babının dönüşlülüğü), tariz (arz etmek, maruz bırakmak) manaları katar. Bazen de fiilin mücerret manasını ifade eder.
الْعَت۪يقِ ; sıfat-ı müşebbehedir. “Benzeyen sıfat” demektir. İsm-i faile benzediği için bu adı almıştır. İsm-i failin ifade ettiği anlam geçici olduğu halde, sıfat-ı müşebbehenin ifade ettiği anlam kalıcıdır. İsm-i fail değişen ve yenilenen vasfa delalet eder. Sıfat-ı müşebbehe sürekli ve sabit vasfa delalet eder. Bu süreklilik ve sabitlik az veya çok, bazen de sonsuza kadar devam eder. Geniş zamana delalet eder. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
ثُمَّ لْيَقْضُوا تَفَثَهُمْ وَلْيُوفُوا نُذُورَهُمْ وَلْيَطَّوَّفُوا بِالْبَيْتِ الْعَت۪يقِ
Ayet, tertip ve terahi ifade eden ثُمَّ ile önceki ayeteki وَاَطْعِمُوا الْـبَٓائِسَ الْفَق۪يرَۘ cümlesine atfedilmiştir. ثُمَّ atıf harfi, rütbeten terahidir. Buradaki rütbe tazim içindir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen ittifak vardır.
Emir üslubunda talebî inşâî isnad olan لْيَقْضُوا تَفَثَهُمْ cümlesine dahil olan لْ , emir lamıdır.
Aynı üslupta gelen وَلْيُوفُوا نُذُورَهُمْ cümlesi ve وَلْيَطَّوَّفُوا بِالْبَيْتِ الْعَت۪يقِ cümlesi, hükümde ortaklık sebebiyle ilk cümleye atfedilmiştir. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur.
Allah Teâlâ, bu ayette İbrahim (a.s)’a hitap etmektedir.
لْيَطَّوَّفُوا fiili, تفعيل babındandır. Bu babın fiile kattığı anlamlardan biri de teksirdir.
الْعَت۪يقِ ; ْkadim, eski anlamındadır. Beytullah insanlar için kurulan ilk evdir.
الْعَت۪يقِ kelimesi بِالْبَيْتِ için sıfattır. Mübalağalı ism-i fail kalıbı olan sıfat-ı müşebbehe vezninde gelerek mübalağa ifade etmiştir. Bu kalıp bu vasfın mevsûfta sürekli varlığına, sıfatın mevsûfun bir parçası gibi ondan ayrılmayan bir özelliği olduğuna işaret eder. Sıfat, mevsûfunun sahip olduğu bir özelliğe işaret etmek için yapılan tetmim ıtnâbı sanatıdır.
Kirlerini gidermek, adaklarını yerine getirmek ve Beytu’l Makdis’i tavaf etmek şeklinde görevlerin sayılması taksim sanatı üslubudur.
لْيَقْضُوا تَفَثَهُمْ , Arap dilinde insanın üzerindeki kiri, pası gidermesi demektir. Hasan dedi ki: Bu ihram dolayısıyla insanın vücudundaki bakımsızlık sonucu meydana gelen kir pasın izale edilmesi demektir. Bu kelimenin haccın bütün menâsiki demek olduğu da söylenmiştir. Bunu da İbn-i Ömer ve İbn-i Abbas rivayet etmişlerdir. (Kurtubî, El-Câmi’ li-Ahkâmi’l-Kur’ân)
Adaklarını yerine getirsinler yani haclarında yaptıkları iyi adaklarını, haccın vaciplerini de yerine getirsinler. Ebubekir, و ’ın fethi ve ف ’nin şeddesi ile يُوَفُّ şeklinde okumuştur. Tavaf etsinler emri; ihramdan çıkmayı tamamlayan rükün tavafını yapsınlar demektir. Çünkü o, kiri gidermenin karinesidir. (Beyzâvî, Envârü’t-Tenzîl Ve Esrârü’t-Te’vîl)
ثُمَّ harfinin emir cümlesini öncesindeki cümleye atfetmesi rütbeten terahiyi çağrıştırır. ثُمَّ ile atfedilen emrin öncekinden daha önemli olduğu anlaşılır. Çünkü hac amelleri Mekke’ye gelmekten daha mühimdir. Muhakkak ki temizlenmek hac ibadetidir. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)