لَكُمْ ف۪يهَا مَنَافِـعُ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى ثُمَّ مَحِلُّـهَٓا اِلَى الْبَيْتِ الْعَت۪يقِ۟ ٣٣
| Sıra | Kelime | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|
| 1 | لَكُمْ | sizin için vardır |
|
| 2 | فِيهَا | onlarda |
|
| 3 | مَنَافِعُ | menfaatler |
|
| 4 | إِلَىٰ | -ye kadar |
|
| 5 | أَجَلٍ | bir süre- |
|
| 6 | مُسَمًّى | belirli |
|
| 7 | ثُمَّ | sonra |
|
| 8 | مَحِلُّهَا | onların varacakları yer |
|
| 9 | إِلَى |
|
|
| 10 | الْبَيْتِ | (Eski) Ev’dir [Kâbe] |
|
| 11 | الْعَتِيقِ | Eski (Ev’dir) [Kâbe] |
|
لَكُمْ ف۪يهَا مَنَافِـعُ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى ثُمَّ مَحِلُّـهَٓا اِلَى الْبَيْتِ الْعَت۪يقِ۟
İsim cümlesidir. لَكُمْ car mecruru mahzuf mukaddem habere mütealliktir. ف۪يهَا car mecruru مَنَافِـعُ ’nun mahzuf haline veya mahzuf habere mütealliktir. مَنَافِـعُ muahhar mübteda olup damme ile merfûdur. اِلٰٓى اَجَلٍ car mecruru مَنَافِـعُ ’nun mahzuf sıfatına mütealliktir. Takdiri, مؤخّرة أو مؤجّلة şeklindedir. مُسَمًّى kelimesi اَجَلٍ ’in sıfatı olup, elif üzere mukadder kesra ile mecrurdur.
İsim cümlesidir. ثُمَّ tertip ve terahi ifade eden atıf harfidir. مَحِلُّـهَٓا mübteda olup damme ile merfûdur. Aynı zamanda muzâftır. Muttasıl zamir هَٓا muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. اِلَى الْبَيْتِ car mecruru mübtedanın mahzuf haberine mütealliktir. الْعَت۪يقِ۟ kelimesi الْبَيْتِ ‘nin sıfatı olup kesra ile mecrurdur.
ثُمَّ ; Matuf ve matufun aleyh arasında hem sıra olduğunu hem de fiillerin meydana gelişi arasında uzun bir sürenin bulunduğunu gösterir. Süre bakımından فَ harfinin zıttıdır. ثُمَّ ile yapılan atıfta matuf ve matufun aleyh yer değiştiremez. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
Varlıkları niteleyen kelimelere “sıfat” denir. Arapça’da sıfatın asıl adı “na’t” (النَّعَت) dır. Sıfatın nitelediği isme de “men’ut” (المَنْعُوتُ) denir. Sıfat ile mevsuftan oluşan tamlamaya “sıfat tamlaması” denir. Sıfat tek kelime (isim), cümle ve şibh-i cümle olabilir.Ve sıfat birden fazla gelebilir.
Sıfat mevsufuna dört açıdan uyar: Cinsiyet, Adet, Marifelik - nekirelik, İrab.
Sıfat iki kısma ayrılır:1. Hakiki sıfat 2. Sebebi sıfat. Bir ismi doğrudan niteleyen sıfata “hakiki sıfat”, dolaylı olarak niteleyen sıfata da “sebebi sıfat” denir.
1- Hakiki sıfat ; 1. Müfred olan sıfatlar 2. Cümle olan sıfatlar olmak üzere ikiye ayrılır.
1- Müfred olan sıfatlar : Müfred olan sıfatlar genellikle ismi fail, ismi meful, mübalağalı ismi fail, sıfatı müşebbehe, ismi tafdil, masdar, ismi mensub ve sayı isimleri şeklinde gelir.Gayrı akil (akılsız çoğullar) mevsuf olarak geldiğinde sıfatını müfred müennes olarak da alır.
2- Cümle olan sıfatlar: Üçe ayrılır: 1- İsim cümlesi olan sıfatlar, 2- Fiil cümlesi olan sıfatlar, 3- Şibhi cümle olan sıfatlar.
Nekre isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle sıfat olur. Marife isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle hal olur. Ayette müfred şeklindedir.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
الْعَت۪يقِ ; sıfat-ı müşebbehe kalıbıdır. “Benzeyen sıfat” demektir. İsm-i faile benzediği için bu adı almıştır. İsm-i failin ifade ettiği anlam geçici olduğu halde, sıfat-ı müşebbehenin ifade ettiği anlam kalıcıdır. İsm-i fail değişen ve yenilenen vasfa delalet eder. Sıfat-ı müşebbehe sürekli ve sabit vasfa delalet eder. Bu süreklilik ve sabitlik az veya çok, bazen de sonsuza kadar devam eder. Geniş zamana delalet eder. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
مُسَمًّى ; sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan tef’il babının ism-i mef’ûludür.
لَكُمْ ف۪يهَا مَنَافِـعُ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى ثُمَّ مَحِلُّـهَٓا اِلَى الْبَيْتِ الْعَت۪يقِ۟
Ayet, istînâfiyye veya ta’liliyedir. Mübteda ve haberden müteşekkil, sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Cümlede îcâz-ı hazif ve takdim-tehir sanatları vardır. İhtimam için takdim edilen لَكُمْ car mecruru mahzuf mukaddem habere mütealliktir. مَنَافِـعُ muahhar mübtedadır.
ف۪يهَا car-mecruru, مَنَافِـعُ ‘nın mahzuf haline mütealliktir. Halin hazfi îcâz-ı hazif sanatıdır.
ف۪يهَا car-mecrurundaki hedy kurbanlarına aid zamire dahil olan ف۪ي harfinde istiare vardır. Bilindiği gibi فِی harfi zarfiye manası içerir. İçi olan bir şeye benzetilen kurbanlar, mazruf mesabesindedir. Kurbanlardan elde edilen fayda, adeta bir şeyin, bir kabın içinde muhafaza edilmesine benzetilmiştir. Mübalağa için bu harf kullanılmıştır. Camî, her iki durumdaki mutlak irtibattır. Mübalağa ifade eden bu üslupta tecessüm sanatı da vardır.
Cümlede müsnedün ileyh olan مَنَافِـعُ ’nun nekre gelmesi tazim ve kesret ifade etmiştir. Bu kelimeler müntehel cumû olduğu için tenvin almamışlardır.
مَحِلُّـهَٓا اِلَى الْبَيْتِ الْعَت۪يقِ۟ cümlesi, tertip ve terahi ifade eden ثُمَّ ile makabline atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Aralarında lafzen ve manen ittifak vardır.
Mübteda ve haberden müteşekkil, sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Cümlede îcâz-ı hazif sanatı vardır. Car mecrur اِلَى الْبَيْتِ الْعَت۪يقِ۟ , mahzuf habere mütealliktir.
الْعَت۪يقِ ; ْkadim, eski demektir. Çünkü Beytullah insanlar için kurulan ilk evdir.
الْعَت۪يقِ kelimesi بِالْبَيْتِ için sıfattır. Mübalağalı ism-i fail kalıbı olan sıfat-ı müşebbehe vezninde gelerek mübalağa ifade etmiştir. Bu kalıp bu vasfın müsnedün ileyhte sürekli varlığına, onun bir parçası gibi ondan ayrılmayan bir özelliği olduğuna işaret ederek isim cümlesinin sübutunu artırmıştır. Sıfat, mevsûfunun sahip olduğu bir özelliğe işaret etmek için yapılan tetmim ıtnâbı sanatıdır.
İsim cümleleri sübut ifade eder. İsim cümlelerinin asıl kuruluş sebebi; müsnedin, müsnedün ileyh için sabit olduğunu ifade etmektir. İsim cümlesinin haberi müfred ya da isim cümlesi olursa, asıl konulduğu mana olan sübutu veya bazı karînelerle istimrarı (devamlılığı) ifade eder. İstimrar ifadesi daha çok medh ve zem durumlarında olur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى [Belli bir vakte kadar] yani kurban kesilip, eti tasaddukta bulunulup da ondan yenildiği ana kadar demektir. ثُمَّ zaman itibariyle sonralık ifade eder; fiil aralığında belli bir zamanın geçtiğini bildirir. Burada ise istiare yoluyla haller için kullanılmıştır. Mana şöyledir: Hedy kurbanlarında sizin için dünyanızda ve ahiretinizde pek çok fayda vardır.(Zemahşeri,Keşşâf’ An Hakâ’ikı Ğavâmidı’t- Tenzîl Ve ‘Uyûni’l-Ekâvîl Fî Vucûhi’t - Te’vîl)
ثُمَّ edatı vakitteki ertelemeye de muhtemeldir, derece ertelemeye de muhtemeldir. Yani onlarda sizin için kesim vaktine kadar dünyevî faydalar vardır, arkasından da ondan daha büyük faydalar vardır. (Beyzâvî, Envârü’t-Tenzîl Ve Esrârü’t-Te’vîl)
Ayetteki şiarlar, hac ibadetleri ve nişaneleridir. Yani hac günleri sona erinceye değin, hac menasikinin ifasında ve hac şiarlarının ikame edilmesinde sizin için ecir ve sevap menfaatleri vardır. Sonra insanların ihramlı bulunma süresi, hac menasiki eda edildikten sonra bayramın birinci günü yapacakları ziyaret tavafı ile sona erer. (Ebüssuûd, İrşâdü’l-Akli’s-Selîm)
Burada haber ile kastedilen, ثُمَّ مَحِلُّـهَٓا اِلَى الْبَيْتِ الْعَت۪يقِ۟ sözünün karinesiyle hedy sınıfı olan sığırların türüdür. Hitap zamiri müminlere yöneliktir. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)