Mü'minûn Sûresi 43. Ayet

مَا تَسْبِقُ مِنْ اُمَّةٍ اَجَلَهَا وَمَا يَسْتَأْخِرُونَۜ  ٤٣

Hiçbir ümmet, kendi ecelinin önüne geçemez, onu geciktiremez de.
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 مَا
2 تَسْبِقُ ileri geçemez س ب ق
3 مِنْ hiçbir
4 أُمَّةٍ ümmet ا م م
5 أَجَلَهَا süresinden ا ج ل
6 وَمَا ve
7 يَسْتَأْخِرُونَ geri kalamaz ا خ ر
 

Buradaki neslin Lût, Şuayb, Eyyûb ve Yûsuf peygamberlerin kavimleri olabileceği belirtilmiştir (Râzî, XXIII, 100). Esasen bu âyetlerde geçmişteki belirli peygamberlerin inanç mücadelesi hakkında bilgi verilmekten ziyade şu noktalara dikkat çekilmektedir: Yeryüzünde nesiller ve uygarlıklar birbirini izlemiş, her nesil Allah’ın değiştirilemez hükmüyle tayin ettiği ömrünü tamamlayınca ardından yeni bir nesil gelmiştir. Hz. Muhammed’e gelinceye kadar peygamberlik sürekli yenilenen bir kurum olmuştur. Peygamberlerinin davetlerini reddedip inkâr ve günahkârlıklarını sürdüren kavimler, ümmetler, bunun bedelini çeşitli felâketlere uğrayarak yok olup gitmekle ödemişlerdir. Kur’ân-ı Kerîm başka âyetlerde bu sonucu ilâhî bir yasa (sünnetullah) olarak gösterir. 

 

مَا تَسْبِقُ مِنْ اُمَّةٍ اَجَلَهَا وَمَا يَسْتَأْخِرُونَۜ

 

Ayet, önceki ayetteki  قُرُوناً  ‘nin sıfatı olarak mahallen mansubdur.

Fiil cümlesidir. مَا  nefy harfi olup olumsuzluk manasındadır.  تَسْبِقُ  damme ile merfû muzari fiildir.  مِنْ  harf-i ceri zaiddir.  اُمَّةٍ  lafzen mecrur,  تَسْبِقُ  fiilinin faili olarak, mahallen merfûdur. اَجَلَهَا  mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur. Aynı zamanda muzâftır. Muttasıl zamir  هَا  muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.

وَ  atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

مَا  nefy harfi olup olumsuzluk manasındadır. يَسْتَأْخِرُونَ  fiili  نَ ‘nun sübutuyla merfû muzari fiildir. Zamir olan çoğul  و ‘ı fail olarak mahallen merfûdur. 

مِنْ  nefî, nehîy ve istifham ifadelerinden sonra gelen fail, mef’ûl ve mübtedaya dahil olduğunda zaid olur ve tekid bildirir. (M.Meral Çörtü Nahiv s.341 )

يَسْتَأْخِرُونَ  fiili, sülâsî mücerrede üç harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil istif’âl babındadır. Sülâsîsi  أخر ’dir. 

Bu bab fiile talep, tehavvül, vicdan, mutavaat, ittihaz ve itikat gibi anlamlar katar.

 

مَا تَسْبِقُ مِنْ اُمَّةٍ اَجَلَهَا وَمَا يَسْتَأْخِرُونَۜ

 

Ayet, önceki ayetteki  قُرُوناً  için sıfattır. Sıfat, mevsûfunun sahip olduğu bir özelliğe işaret etmek için yapılan tetmim ıtnâbı sanatıdır.

Menfi muzari fiil sıygasında faide-i haber talebî kelamdır. Muzari fiil, teceddüt, istimrar ve tecessüm ifade etmiştir. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.

Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi) 

Fail olan  مِنْ اُمَّةٍ ‘deki  مِنْ  tekid ifade eden zaid harftir. Kelimedeki nekrelik, nev ve kıllet ifade eder. Zaid harf  مِنْ  kelimeye “hiçbir” anlamı katmıştır. Olumsuz siyakta nekre, umuma işarettir.

وَمَا يَسْتَأْخِرُونَۜ  cümlesi, aynı üslupta gelerek makabline atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat ve tezat ilişkisi mevcuttur.

Cümleler arasında ihtibak sanatı vardır. Birinci cümledeki  مِنْ اُمَّةٍ اَجَلَهَا  ibaresi ikinci cümleden düşürülmüş, sadece  مَا يَسْتَأْخِرُونَ  sözüyle yetinilmiştir. İkinci cümlede مِنْ اُمَّةٍ اَجَلَهَا , önceki cümleden anlaşıldığı için hazf edilmiştir. Bu ihtibâk sanatıdır. 

İhtibak, sözden düşürülmüş olan kelime veya ifadelerin, zikredilen kelime veya ifadeden hareketle tespit edilerek yerine konulmasıdır. (Suyûtî, İtkân fî Ulûmi’l Kur’an, II, 831) 

مَا تَسْبِقُ مِنْ اُمَّةٍ اَجَلَهَا  cümlesiyle  وَمَا يَسْتَأْخِرُونَ  cümlesi arasında mukabele sanatı vardır.

تَسْبِقُ - يَسْتَأْخِرُونَ  kelimeleri arasında tıbâk-ı îcab sanatı vardır.

يَسْتَأْخِرُونَ  fiili,  استفعال  babındadır. Bu bab fiile talep, tehavvül, vicdan, mutavaat, ittihaz ve itikat gibi anlamlar katar. 

Ayetteki  مَا  edatının tekrarında ıtnâb ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır.

Hiçbir ümmet ecelini geçemez, yani helaki için belirlenen vakti geçemez,  مِنْ  edatı genelleme içindir. (Beyzâvî, Envârü’t-Tenzîl Ve Esrârü’t-Te’vîl)

Her ne kadar mutlak zikredildiği zaman  اَجَلَ  kelimesiyle ölüm zamanının kastedildiği açık ise de, ayetteki bu ifadeyle, onların yaşama ve mükellef olma vakitleri kastedilmiş olabileceği gibi, o ümmetin ölüm ve helak edilme zamanları da kastedilmiş olabilir. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l- Gayb)