بَلْ قَالُوا مِثْلَ مَا قَالَ الْاَوَّلُونَ ٨١
بَلْ قَالُوا مِثْلَ مَا قَالَ الْاَوَّلُونَ
Fiil cümlesidir. بَلْ idrab ve atıf harfidir. قَالُوا damme üzere mebni mazi fiildir. Zamir olan çoğul و ‘ı fail olarak mahallen merfûdur. مِثْلَ mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur. مَا masdariyyedir. مَا ve masdar-ı müevvel muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.
قَالَ fetha üzere mebni mazi fiildir. الْاَوَّلُونَ fail olup, ref alameti و ’dır. Cemi müzekker salim kelimeler harfle îrablanır.
بَلْ : Önce söylenen bir şeyden vazgeçmeyi belirtir. Buna “idrâb (اِضْرَابْ)” denir. "Öyle değil, böyle, fakat, bilakis, belki" anlamlarını ifade eder.Kendisinden sonra gelen cümle ile iki anlam ifade eder:
1. Kendisinden önceki cümlenin ifade ettiği anlamın doğru olmadığını, doğrusunun sonraki olduğunu ifade etmeye yarar. Bu durumda edata karşılık olarak “oysa, oysaki, halbuki, bilakis, aksine” manaları verilir.
2. Bir maksattan başka bir maksada veya bir konudan diğer bir konuya geçiş için kullanılır. Burada yukarıda olduğu gibi, bir iddiayı çürütmek ve doğrusunu belirtmek için değil de bir konudan başka bir konuya geçiş içindir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
بَلْ قَالُوا مِثْلَ مَا قَالَ الْاَوَّلُونَ
Ayet, istînâfiyye olarak fasılla gelmiştir. بَلْ , idrâb harfi intikal için gelmiştir.
بَلْ edatı kendisinden sonra bir cümle geldiğinde idrâb harfi olur. Bazen de bu ayette olduğu gibi bir manadan diğer bir manaya intikal için gelir. Kendisinden önceki cümle manasını korur. (Suyûtî, İtkân fî Ulûmi’l-Kur’ân, c. 1, s. 436)
بَلْ , idrâb harfidir. Atıf edatlarındandır. Ancak diğer atıf edatları gibi hüküm bakımından atıf görevi görmez. Bu edat, sadece matufu îrab, yani hareke bakımından matufun aleyhe atfeder. Anlamsal açıdan ise tersinelik ilişkisi kurar. (Abdullah Hacıbekiroğlu, Arap Dilinde Edatların Metinde Kurduğu Anlamsal İlişkiler, Doktora Tezi)
بَلْ harfi cümleleri atfetmekte kullanılmaz. Bu sebeple bundan sonra gelen cümle, istînâfiyyedir. (Rıfat Resul Sevinç Belâğatta Fasıl-Vaslın Genel Kuralları Ve “Vâv”ın Kullanımı)
Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Halidî, Vakafat, S.107)
Masdar harfi مَا ve akabindeki قَالَ الْاَوَّلُونَ cümlesi masdar teviliyle, mef’ûl olan مِثْلَ ‘nin muzafun ileyhi konumundadır. Masdar-ı müevvel müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Önceki ayetteki hitap üslubundan bu ayette gaib zamirine geçişte, iltifat sanatı vardır.
قَالُوا - قَالَ kelimeleri arasında iştikak cinası ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır.
Onların bu ayetleri ve ibretleri düşünecek akıl ve fikirleri yoktur. Aksine o Mekkeli müşrikler önceki milletlerin söyledikleri gibi söylediler. (Sâbûnî, Safvetü’t Tefâsîr)
Allah Teâlâ, birliğinin delillerini ortaya koyunca, bunun peşinden ahiretten bahsedip, "Hayır, onlar evvelkilerin dediği gibi dediler" delillerin bunca açık olmasına rağmen öldükten sonra dirilmeyi inkâr ettiler" buyurmuştur. Cenab-ı Hak bu ayetiyle, onların bunu, evvelkileri taklit ederek inkâr ettiklerine dikkat çekmiştir. Bu da, taklit ile başkasına cahilce uyarak söz söylemenin yanlış olacağına delalet eder. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)