وَكُلاًّ ضَرَبْنَا لَهُ الْاَمْثَالَۘ وَكُلاًّ تَبَّرْنَا تَتْب۪يراً ٣٩
وَكُلاًّ ضَرَبْنَا لَهُ الْاَمْثَالَۘ وَكُلاًّ تَبَّرْنَا تَتْب۪يراً
Fiil cümlesidir. Atıf harfi وَ ’la دمّرنا) عَـاداً)’e matuftur. كُلاًّ sonrasında onu tefsir eden mahzuf fiilin mef’ûlün bihi olup fetha ile mansubdur. Takdiri; أنذرنا أو خوّفنا (Uyardık veya korkuttuk.) şeklindedir.
ضَرَبْنَا sükun üzere mebni mazi fiildir. Mütekellim zamir نَا fail olarak mahallen merfûdur. لَهُ car mecruru ضَرَبْنَا fiiline mütealliktir. الْاَمْثَالَ mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur.
وَ atıf harfidir. كُلاًّ mukaddem mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur.
تَبَّرْنَا sükun üzere mebni mazi fiildir. Mütekellim zamir نَا fail olarak mahallen merfûdur. تَتْب۪يراً mef’ûlu mutlak olup fetha ile mansubdur.
Mef’ûlu mutlak: Fiil ile aynı kökten gelen masdardır. Mef’ûlu mutlak harf-i cer almaz. Harf-i cer alırsa hal olur. Mef’ûlu mutlak cümle olmaz. Mef’ûlu mutlak üçe ayrılır:
1. Tekid (Kuvvetlendirmek) İçin: Fiilin manasını kuvvetlendirir. Masdar olur. Daima müfreddir. Fiilinden sonra gelir. Türkçeye “muhakkak, şüphesiz, gerçekten, çok, iyice, öyle ki” diye tercüme edilir.
2. Nev’ini (Çeşidini) Belirtmek İçin: Fiilin nasıl meydana geldiğini ve nev’ini bildirir. Nev’ini bildiren mef’ûlu mutlak umumiyetle sıfat veya izafet terkibi halinde gelir. Tesniye ve cemi de olabilir. Fiilinin önüne geçebilir. Türkçeye “gibi, şeklinde, aynen, tıpkı, tam” diye tercüme edilir.
3. Adedini (Sayısını) Belirtmek İçin: Failin yaptığı işin sayısını belirtir. Adedini belirten mef’ûlu mutlak فَعْلَةً vezninden gelen bina-ı (masdar-ı) merreden yapılır.
مَرَّةً kelimesi de mef’ûlu mutlak olur. Fiilinin önüne geçebilir. Türkçeye “kere, defa” diye tercüme edilir. Burada tekid için gelmiştir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
تَبَّرْنَا fiili, sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil tef’il babındandır. Sülâsîsi تبر ’dır.
Bu bab fiile çokluk (fiilin, failin veya mef‘ûlun çokluğu), bir tarafa yönelme, mef'ûlü herhangi bir vasfa nispet etmek, gidermek, bir terkibi kısaltmak, eylemin belli bir zaman diliminde meydana gelmesi, özneyi fiilin türediği şeye benzetmek, sayruret, isimden fiil türetmek, hazır olmak, bir şeyin aralıklarla tekrarlanması manalarını katar.
وَكُلاًّ ضَرَبْنَا لَهُ الْاَمْثَالَۘ وَكُلاًّ تَبَّرْنَا تَتْب۪يراً
Ayet, atıf harfi وَ ‘la önceki ayete atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur.
كُلاًّ sonraki açıklamanın delaletiyle, mahzuf bir fiilin mef’ûludur. Takdiri, أنذرنا أو خوّفنا (Uyardık veya korkuttuk) olan fiilin hazfi, îcâz-ı hazif sanatıdır. Bu takdire göre cümle mazi fiil sıygasında, faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Manevî tekit ifade eden كُلاًّ ‘deki nekrelik, mahzuf muzâfun ileyhten ivazdır. Muzâfun ileyhin hazfi, îcâz-ı hazif sanatıdır.
Mazi fiil sebata, temekküne ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafat, S.107)
ضَرَبْنَا fiilinin azamet zamirine isnad edilmesi, işin Allah'ın bizzat celâliyle, kudretiyle, kemâliyle ilgili olduğunu belirterek tazim ifade eder. Azamet zamiri, ululuğu izhar etmedir.
Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. ضَرَبْنَا fiiline müteallik لَهُ car mecruru, konudaki önemine binaen mef’ûle takdim edilmiştir.
Fasılla gelen ضَرَبْنَا لَهُ الْاَمْثَالَۘ cümlesi, tefsiriyyedir. Fasıl sebebi kemâl-i ittisâldir. Tefsir, önce geçen sözdeki kapalılık veya karışıklığı gidermek manasıyla getirilen ıtnâb sanatıdır.
Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Makabline atfedilmiş olan وَكُلاًّ تَبَّرْنَا تَتْب۪يراً cümlesi, müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber talebî kelamdır. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur.
Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. Mef’ûl olan manevî tekid harfi كُلاًّ , amiline takdim edilmiştir.
تَتْب۪يراً kelimesi تَبَّرْنَا fiilinin mef’ûlu mutlakı olarak mansubdur. Mef’ûlu mutlak tekid ifade eder.
تَتْب۪يراً - تَبَّرْنَا kelimeleri arasında iştikak cinası ve reddü’l-acüz ale’s-sadr, كُلاًّ kelimesinin tekrarında ıtnâb ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır.
كُلاًّ (Her birine) lafzı; “Biz bunların hepsine öğüt verip hatırlattık.” veya benzeri bir takdirle nasb edilmiştir. Çünkü misallerin verilmesi, hatırlatmak ve öğüt vermek demektir. (Kurtubî, El-Câmi’ li-Ahkâmi’l-Kur’ân)
تَتْب۪يراً kelimesi, ‘kırıp dökmek, un ufak etmek’ anlamındadır. Altının, gümüşün ve camın kırıkları anlamına gelen ألتِّبْرُ kelimesi de bu köktendir. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb; Zemahşeri, Keşşâf’ An Hakâ’ikı Ğavâmidı’t-Tenzîl Ve ‘Uyûni’l-Ekâvîl Fî Vucûhi’t-Te’vîl)