قَالُوا لَا ضَيْرَۘ اِنَّٓا اِلٰى رَبِّنَا مُنْقَلِبُونَۚ ٥٠
قَالُوا لَا ضَيْرَۘ اِنَّٓا اِلٰى رَبِّنَا مُنْقَلِبُونَۚ
Fiil cümlesidir. قَالُوا damme üzere mebni mazi fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur. Mekulü’l-kavli لَا ضَيْرَۘ ’dır. قَالُوا fiilinin mef’ûlun bihi olarak mahallen mansubdur.
İsim cümlesidir. لَٓا cinsi nefyeden olumsuzluk harfidir. اِنَّ gibi ismini nasb haberini ref eder.
ضَيْرَۘ kelimesi لَٓا ’nın ismi olup fetha üzere mebni, mahallen mansubdur. لَٓا ’nın haberi mahzuftur. Takdiri, علينا (bize karşı) veya في ذلك (bunda) şeklindedir.
Taliliyye cümlesidir. اِنَّ tekid harfidir. İsim cümlesinin önüne gelir. İsmini nasb haberini ref eder.
نَا mütekellim zamir اِنَّ ’nin ismi olarak mahallen mansubdur. اِلٰى رَبِّنَا car mecruru مُنْقَلِبُونَۚ ’a mütealliktir. Aynı zamanda muzâftır. Mütekellim zamir نَا muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. مُنْقَلِبُونَۚ kelimesi اِنَّ ’nin haberi olup, ref alameti و ’dır. Cemi müzekker salim kelimeler harfle îrablanır.
مُنْقَلِبُونَۚ ; sülâsi mücerrede iki harf ilave edilerek mezid yapılan infiâl babının ism-i failidir.
İsm-i fail; eylemi yapan ve gerçekleştiren demektir. Geçici olarak o sıfatı yüklenen isimdir. İsm-i fail; hem varlığa (zata) hem de onun sıfatına delalet eden kelimelerdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
قَالُوا لَا ضَيْرَۘ
Ayet istînâfiyye olarak fasılla gelmiştir. Fasıl sebebi şibh-i kemâl-i ittisâldir. Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Halidî, Vakafât, s. 107)
قَالُوا fiilinin mekulü’l-kavli olan لَا ضَيْرَ cümlesi, cinsini nefyeden لَا ’nın dahil olduğu sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi faide-i haber ibtidaî kelamdır. ضَيْرَ , cinsini nefyeden لَا ’nın ismidir. Haberi ise mahzuftur. لَا ’nın, takdiri (عَلَيْنَا) olan haberinin hazfi, îcâz-ı hazif sanatıdır.
ضَيْرَۘ ‘deki nekrelik nev ifade eder. Nefiy siyakında nekre, selbin umum ve şumûlüne işarettir. Bütün cinslere şamil masdar vezninde gelerek mübalağa ifade etmiştir. Masdarlar, ism-i fail ve ism-i mef’ûl yerinde kullanılabilirler. Masdarlar bir fiilin ihtiva ettiği bütün manaları içerirler.
اِنَّٓا اِلٰى رَبِّنَا مُنْقَلِبُونَۚ
Ta’liliyye olarak fasılla gelen cümlenin fasıl sebebi şibh-i kemâli ittisâldir. Ta’lil cümleleri kastedilen mananın sebebini beyan etmek maksadıyla ziyade sözlerle yapılan ıtnâb sanatıdır.
Ayetin başındaki قَالُٓوا fiilinin mekulü’l-kavline dahil olan اِنَّٓا اِلٰى رَبِّنَا مُنْقَلِبُونَ cümlesi, اِنَّ ile tekid edilmiş, sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi faide-i haber inkâri kelamdır.
Veciz ifade kastına matuf رَبِّنَا izafetinde mütekellim zamirinin Rab ismine izafesi, mütekellim zamirinin aid olduğu kişilere tazim ifadesinin yanında, onların Allah’ın rububiyet vasfına sığınma isteklerine işarettir.
Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. Bütün mamullerin cümledeki yeri, aslında amilinden sonra gelmesidir. اِلٰى رَبِّنَا car-mecruru, ihtimam için, amili olan مُنْقَلِبُونَ ‘ye takdim edilmiştir.
إِنَّ ’nin haberi olan مُنقَلِبُونَ ’nin ism-i fail vezninde gelerek bu özelliğin müsnedün ileyhteki istimrar ve istikrarına işaret etmiş, isim cümlesinin sübutunu artırmıştır.
İsim cümlesindeki ism-i fail istimrar ifade eder. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur’an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
İsim cümleleri sübut ifade eder. İsim cümlelerinin asıl kuruluş sebebi; müsnedin, müsnedün ileyh için sabit olduğunu ifade etmektir. İsim cümlesinin haberi müfred ya da isim cümlesi olursa, asıl konulduğu mana olan sübutu veya bazı karinelerle istimrarı (devamlılığı) ifade eder. İstimrar ifadesi daha çok medh ve zem durumlarında olur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
مُنقَلِبُونَ fiili infiâl babındadır. Sülâsi fiilin başına hemze ve sakin nûn ilave edilerek yapılır. Birçok alime göre, infiâl babında mezid olan fiillerin kazandığı tek anlam mutavaattır (dönüşlülüktür). Mutavaat, bir nesnenin, bir failin eylemini kabul etmesi ve bu eylemle alınmak istenen neticeye olumlu cevap vermesidir. Nesnenin canlı veya cansız olması fark etmez. İnfiâl babı mutavaat içindir. Mutavaat ise müteaddî fiilin lâzım fiile dönüşmesidir. Müteaddî fiil bu baba girince lâzım yani geçişsiz olur. Bu bâba, etkileri gözle görülen somut fiiller aktarılır.
Onların, biz şüphesiz ki Rabbimize döndürüleceğiz şeklindeki sözlerinde şöyle bir nükte de yatmaktadır: Onlar, Allah'ı sevme makamına erişmişlerdir. Çünkü onlar, O'nun huzuruna ulaşmanın dışında, herhangi bir şey istememişlerdir. Ve yine onlar, mükâfat ümidi ve ceza korkusu sebebiyle de iman etmemişlerdir. Onların maksatları sırf Allah rızasına ulaşmak ve onu elde etmek ve marifetullahın nurlarında boğulup kaybolmaktır ki işte bu sıddîkların derecelerinin en üstünüdür. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)