Sözlükte “bir şeyin içini dışına çıkarmak, altını üstüne getirmek, ters çevirmek, bir şeyi başka bir şeye dönüştürmek ve değiştirmek” gibi anlamlara gelen kalb kelimesi vücutta kan dolaşımını sağlayan organın adıdır. (Süleyman Uludağ, “Kalb” , Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, s. 24 : 229/230. )
Kalb, derken iki şeyi anlatmış oluruz:
- Biri sol göğüs altındaki organımızdır. Kanı toplar ve bütün vücuda pompalar. Buna Türkçede ‘yürek’ deriz.
- Biri de, bütün sezgi ve duygularımızın, düşünme gücümüzün kaynağı, manevi hayatımızın merkezi olan, ama yeri belli olmayan, içimizdeki kalb’tir. (Hüseyin k. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, s. 330.)
Şüphesiz ki bunda kalbi olan kimse için elbette bir öğüt vardır (50/Kâf 37) âyetinde geçen قَلْبٌ kelimesi ise, ilim ve anlayış anlamına gelir.
İnsanın kalbine gelince, deniyor ki: Çokça değiştiğinden/aşırı değişkenliğinden bu adı almıştır. Kalbin eylemi veya özelliği olan ruh, ilim, şecaat vb gibi manalar da kalp diye adlandırılır.
تَقَلُّب ise, dolanmak, dolaşmak, hareket etmek demektir. Allah buyurur ki:
وَتَقَلُّبَكَ فِي السَّاجِدِينَ
Ve secde edenler arasında dolaşmanı da görüyor (26/Şuarâ 219);
أَوْ يَأْخُذَهُمْ فِي تَقَلُّبِهِمْ فَمَا هُمْ بِمُعْجِزِينَ
Yahut (rızık için) dolaşıp dururlarken (Allah’ın azabının) kendilerini yakalayıvermesinden emin mi oldular? Üstelik onlar, azabı engelleyici de değillerdir (16/Nahl 46). ( Rağıb El-İsfahani, Müfredat Kur’an Kavramları Sözlüğü)
‘Kalb’, Kur’an-ı Kerim’de tekil ve çoğul olarak sıkça kullanılan bir kavramdır. İnsanın manevi hayatında çok önemli yeri olan ‘kalb’, imanın ve küfrün, sevginin ve nefretin, cesaretin ve korkaklığın, iyiliğin ve kötülüğün, kısaca; bütün duyguların merkezidir. Buna insan ruhu da diyenler olmuştur. İnsanın asıl gerçeği de bu kalb’tir. Bir çok hayvanın kalbi, yani yüreği vardır. Hepsinin görevi de kanı toplayıp vücuda pompalamaktır. Hayvanlarda olan bu organa ikinci anlamdaki kalb adı verilmez. Kalbin günlük dildeki bir adı da gönüldür. Gönüllü insan deriz ama gönüllü hayvan demeyiz.
‘Kalb’ bazen akıl yerine de kullanılır. ‘Gönlümden geçti’, ‘aklımdan geçti’ aynı anlamda kullanılmaktadır.
‘Kalb’in kelime anlamı, bir halden bir hale, bir durumdan diğerine geçiş demektir. Nitekim, insan yüreğine de bir kararda durmadığı, şekilden şekile geçtiği, hızlı bir şekilde değiştiği için bu ad verilmiştir. (Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, s. 330.)
Ruh ve beden sağlığı bakımından kalp çok önemli bir organdır; o sağlıklı olunca bütün vücut sağlıklı olur. Kur’an dilinde kalp daha ziyade vicdan, iman ve ahlâkın merkezi mânasında kullanılmaktadır. Münafıklık, ikiyüzlülük bir ahlaksızlıktır: vicdanda, ahlak merkezinde mevcut bir bozukluğun acı meyvesidir, nifak devam ettikçe bozukluk da nicelik ve nitelik yönünden artarak devam eder. (Hayreddin Karaman, Mustafa Çağırıcı, Diyanet İşleri Başkanlığı Kur’an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir, 1, s. 80.)
| Ayet | Kelime | Anlamı |
|---|---|---|
|
|
قُلُوبِهِمْ | kalblerinin |
|
|
قُلُوبِهِمْ | onların kablerinde |
|
|
قُلُوبُكُمْ | kalbleriniz |
|
|
قُلُوبُنَا | kalblerimiz |
|
|
قُلُوبِهِمُ | kalblerine |
|
|
قَلْبِكَ | kalbine |
|
|
قُلُوبُهُمْ | kalbleri |
|
|
يَنْقَلِبُ | geriye dönen |
|
|
تَقَلُّبَ | çevrilip durduğunu |
|
|
قَلْبِهِ | kalbinde |
|
|
قُلُوبُكُمْ | kalblerinizin |
|
|
قَلْبِي | kalbimin |
|
|
قَلْبُهُ | onun kalbi |
|
|
قُلُوبِهِمْ | kalblerinde |
|
|
قُلُوبَنَا | kalblerimizi |
|
|
قُلُوبِكُمْ | kalblerinizin |
|
|
قُلُوبُكُمْ | kalbleriniz |
|
|
فَيَنْقَلِبُوا | dönüp gitsinler diye |
|
|
انْقَلَبْتُمْ | geriye mi döneceksiniz? |
|
|
يَنْقَلِبْ | geriye dönerse |
|
|
فَتَنْقَلِبُوا | o zaman dönersiniz |
|
|
قُلُوبِ | kalblerine |
|
|
قُلُوبِكُمْ | kalbleriniz |
|
|
قُلُوبِهِمْ | kalblerinde |
|
|
الْقَلْبِ | yürekli |
|
|
قُلُوبِهِمْ | kalblerinin |
|
|
فَانْقَلَبُوا | geri döndüler |
|
|
تَقَلُّبُ | gezip dolaşması |
|
|
قُلُوبِهِمْ | onların kalblerinde |
|
|
قُلُوبُنَا | kalblerimiz |
|
|
قُلُوبَهُمْ | kalblerini |
|
|
فَتَنْقَلِبُوا | yoksa dönersiniz |
|
|
قُلُوبُهُمْ | kalbleri |
|
|
قُلُوبَهُمْ | kalblerini |
|
|
قُلُوبِهِمْ | kalblerinde |
|
|
قُلُوبُنَا | kalblerimizin |
|
|
قُلُوبِهِمْ | kalblerinin |
|
|
قُلُوبُهُمْ | kalbleri |
|
|
قُلُوبِكُمْ | kalblerinizin |
|
|
وَنُقَلِّبُ | ve ters çeviririz |
|
|
قُلُوبِهِمْ | kalblerinin |
|
|
قُلُوبِ | kalbleri |
|
|
وَانْقَلَبُوا | ve düştüler |
|
|
مُنْقَلِبُونَ | döneceğiz |
|
|
قُلُوبٌ | kalbleri |
|
|
قُلُوبُهُمْ | yürekleri |
|
|
قُلُوبُكُمْ | kalbiniz |
|
|
قُلُوبِكُمْ | kalblerinizin |
|
|
قُلُوبِ | yüreklerine |
|
|
وَقَلْبِهِ | onun kalbi |
|
|
قُلُوبِهِمْ | kalblerinde |
|
|
قُلُوبِهِمْ | onların kalblerinin |
|
|
قُلُوبِهِمْ | onların kalblerinin |
|
|
قُلُوبِكُمْ | sizin kalblerinizde |
|
|
قُلُوبُهُمْ | kalbleri |
|
|
قُلُوبِهِمْ | yüreklerinin |
|
|
قُلُوبُهُمْ | kalbleri |
|
|
وَقَلَّبُوا | ve ters çevirdiler |
|
|
قُلُوبُهُمْ | kalbleri |
|
|
قُلُوبِهِمْ | kalbleri |
|
|
قُلُوبِهِمْ | onların kalblerine |
|
|
قُلُوبِهِمْ | kalbleri |
|
|
قُلُوبِهِمْ | onların kalbleri |
|
|
انْقَلَبْتُمْ | yanlarına geldiğiniz |
|
|
قُلُوبِهِمْ | yüreklerinde |
|
|
قُلُوبُهُمْ | kalbleri |
|
|
قُلُوبُ | kalbleri |
|
|
قُلُوبِهِمْ | yüreklerinde |
|
|
قُلُوبَهُمْ | onların kalblerini |
|
|
قُلُوبِ | kalpleri |
|
|
قُلُوبِهِمْ | kalplerinin |
|
|
انْقَلَبُوا | döndükleri |
|
|
قُلُوبُهُمْ | gönülleri |
|
|
الْقُلُوبُ | gönüller |
|
|
قُلُوبِ | kalbleri |
|
|
قُلُوبُهُمْ | kalbleri |
|
|
تَقَلُّبِهِمْ | dönüp dolaşırlarken |
|
|
وَقَلْبُهُ | ve kalbi |
|
|
قُلُوبِهِمْ | kalbleri |
|
|
قُلُوبِهِمْ | kableri |
|
|
قُلُوبِهِمْ | kalblerinin |
|
|
وَنُقَلِّبُهُمْ | ve onları (uykuda) çeviririz |
|
|
قَلْبَهُ | kalbini |
|
|
مُنْقَلَبًا | bir akıbet |
|
|
يُقَلِّبُ | oğuşturmağa |
|
|
قُلُوبِهِمْ | onların kalbleri |
|
|
قُلُوبُهُمْ | kalbleri |
|
|
انْقَلَبَ | döner |
|
|
الْقُلُوبِ | kalblerin |
|
|
قُلُوبُهُمْ | kalbleri |
|
|
قُلُوبٌ | kalbleri |
|
|
الْقُلُوبُ | kalbler |
|
|
قُلُوبِهِمْ | kalblerinde |
|
|
قُلُوبُهُمْ | kalbleri |
|
|
قُلُوبُهُمْ | kalbleri |
|
|
وَقُلُوبُهُمْ | kalbleri |
|
|
قُلُوبُهُمْ | onların kalbleri |
|
|
تَتَقَلَّبُ | ters döneceği |
|
|
الْقُلُوبُ | yüreklerin |
|
|
يُقَلِّبُ | çevirir |
|
|
قُلُوبِهِمْ | kalblerinde |
|
|
مُنْقَلِبُونَ | döneceğiz |
|
|
بِقَلْبٍ | kalb |
|
|
قَلْبِكَ | senin kalbine |
|
|
قُلُوبِ | kalbleri |
|
|
وَتَقَلُّبَكَ | ve eğilip doğrulurken |
|
|
مُنْقَلَبٍ | bir devrimle |
|
|
يَنْقَلِبُونَ | devrileceklerini |
|
|
قَلْبِهَا | onun kalbi |
|
|
تُقْلَبُونَ | çevrilirsiniz |
|
|
قُلُوبِ | kalbleri |
|
|
قَلْبَيْنِ | iki kalb |
|
|
قُلُوبُكُمْ | kalblerinizin |
|
|
الْقُلُوبُ | yürekler |
|
|
قُلُوبِهِمْ | kalblerinde |
|
|
قُلُوبِهِمُ | kalbleri |
|
|
قَلْبِهِ | kalbinde |
|
|
قُلُوبِكُمْ | sizin kalblerinizde |
|
|
لِقُلُوبِكُمْ | sizin kalbleriniz için |
|
|
وَقُلُوبِهِنَّ | ve onların kalbleri için |
|
|
قُلُوبِهِمْ | kalblerinde |
|
|
تُقَلَّبُ | çevrildiği |
|
|
قُلُوبِهِمْ | onların yürekleri- |
|
|
بِقَلْبٍ | bir kalb ile |
|
|
قُلُوبُهُمْ | yürekleri |
|
|
وَقُلُوبُهُمْ | ve kalbleri |
|
|
قُلُوبُ | kalbleri |
|
|
تَقَلُّبُهُمْ | onların dolaşmaları |
|
|
الْقُلُوبُ | yürekler |
|
|
قَلْبِ | kalbi |
|
|
قُلُوبُنَا | kalblerimiz |
|
|
قَلْبِكَ | senin kalbin |
|
|
لَمُنْقَلِبُونَ | döneceğiz |
|
|
وَقَلْبِهِ | ve kalbini |
|
|
قُلُوبِهِمْ | kalbleri |
|
|
مُتَقَلَّبَكُمْ | dönüp dolaşacağınız yeri |
|
|
قُلُوبِهِمْ | kalblerinde |
|
|
قُلُوبٍ | kalbler(inin) |
|
|
قُلُوبِهِمْ | kalblerinde |
|
|
قُلُوبِ | kalblerine |
|
|
قُلُوبِهِمْ | kalblerinde |
|
|
يَنْقَلِبَ | dönmeyecekler |
|
|
قُلُوبِكُمْ | gönüllerinizde |
|
|
قُلُوبِهِمْ | onların kalplerinde |
|
|
قُلُوبِهِمُ | kalblerine |
|
|
قُلُوبَهُمْ | onların kalblerini |
|
|
قُلُوبِكُمْ | sizin kalblerinizde |
|
|
قُلُوبِكُمْ | kalblerinize |
|
|
بِقَلْبٍ | bir yürek |
|
|
قَلْبٌ | kalbi |
|
|
قُلُوبُهُمْ | kalbleri |
|
|
قُلُوبُهُمْ | kalblerinin |
|
|
قُلُوبِ | kalbleri |
|
|
قُلُوبِهِمُ | onların kalblerine |
|
|
قُلُوبِهِمُ | yürekleri |
|
|
قُلُوبِنَا | kalblerimizde |
|
|
وَقُلُوبُهُمْ | ama kalbleri |
|
|
قُلُوبَهُمْ | kalblerini |
|
|
قُلُوبِهِمْ | kalblerinin |
|
|
قَلْبَهُ | onun kalbini |
|
|
قُلُوبُكُمَا | kalblerinizin |
|
|
يَنْقَلِبْ | döner |
|
|
قُلُوبِهِمْ | kalblerinde |
|
|
قُلُوبٌ | yürekler |
|
|
قُلُوبِهِمْ | kalblerinin |
|
|
انْقَلَبُوا | döndükleri |
|
|
انْقَلَبُوا | dönerlerdi |
|
|
وَيَنْقَلِبُ | ve dönecektir |