لِيَقْطَعَ طَرَفاً مِنَ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اَوْ يَكْبِتَهُمْ فَيَنْقَلِبُوا خَٓائِب۪ينَ ١٢٧
Yüce Allah kâfirlerin ileri gelenlerinden bir grubun kökünü kesmek, bir grubu da perişan etmek suretiyle hüsrana uğratmak için bu yardımı yapmıştır. Nitekim burada söz konusu edilen Bedir Savaşı’nda başta Ebû Cehil olmak üzere müşriklerin ileri gelenlerinden birçoğu öldürülmüş veya esir edilmiştir. (Kur’ân Yolu, Diyanet Tefsiri)
لِيَقْطَعَ طَرَفاً مِنَ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اَوْ يَكْبِتَهُمْ فَيَنْقَلِبُوا خَٓائِب۪ينَ
لِ harfi, يَقْطَعَ fiilini gizli اَنْ ’le nasb ederek manasını sebep bildiren masdara çeviren cer harfidir. اَنْ ve masdar-ı müevvel, لِ harf-i ceriyle öncesinde geçen مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ ifadesine mütealliktir. Yani; النّصر كائن من عند الله لقطع طرف من الذين كفروا (Allah katından olan zafer; küfredenlerin bir kısmını engellemek içindir) demektir.
Fiil cümlesidir. يَقْطَعَ fetha ile mansub muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri هُو ’dir. طَرَفًا mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur. الَّذ۪ينَ cemi müzekker has ism-i mevsûl مِنَ harf-i ceriyle طَرَفًا ’in mahzuf sıfatına mütealliktir. İsm-i mevsûlun sılası كَفَرُٓوا ’dur. Îrabtan mahalli yoktur.
كَفَرُٓوا damme üzere mebni mazi fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur.
اَوْ atıf harfi tahyir / tercih ifade eder. يَكْبِتَ fetha ile mansub muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri هُو ’dir. Muttasıl zamir هُمْ mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur. يَنْقَلِبُوا خَٓائِب۪ينَ cümlesi, atıf harfi فَ ile يَكْبِتَهُمْ fiiline atfedilmiştir.
يَنْقَلِبُوا fiili نَ ’un hazfıyla mansub muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur. خَٓائِب۪ينَ hal olup nasb alameti ي ’ dir. Cemi müzekker salim kelimeler harf ile irablanırlar.
اَنْ harfi 6 yerde gizli olarak gelebilir: Harf-i cer olan (حَتّٰٓى)’dan sonra, Atıf olan اَوْ ’den sonra, Lamul cuhuddan sonra, Lamu-ta’lilden (sebep bildiren لِ) sonra, Vav-ı maiyye (وَ)’ den sonra, Sebep fe (فَ)’sinden sonra. Ayette lamu-ta’lilden (sebep bildiren لِ) sonra gizlenmiştir.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
اَوْ : Türkçede “veya, yahut, ya da, yoksa” kelimeleriyle karşılayabileceğimiz bu edat iki unsur arasında (matuf-matufun aleyh) tahyir yani tercih (iki şeyden birini seçme) söz konusu olması durumlarında kullanılır. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
اَوْ edatı burada tenevvü (nevilendirmek) içindir, tereddüt için değildir. Perişan etmek, alçaltmak, kökünü kazımaya denk bir cezadır. (Medine Balcı, Dergâhu’l Kur’an)
Hal cümlede failin, mef’ûlun veya her ikisinin durumunu bildiren lafızlardır (kelime veya cümle). Hal “nasıl” sorusunun cevabıdır. Halin durumunu açıkladığı kelimeye “zil-hal” veya “sahibu’l-hal” denir. Umumiyetle hal nekre, sahibu’l-hal marife olur. Hal mansubtur. Türkçeye “…rek, …rak, …dığı, halde, iken, olduğu halde” gibi ifadelerle tercüme edilir. Sahibu’l-hal açık isim veya zamir olduğu gibi müstetir (gizli) zamir de olabilir. Hal’i sahibu’l-hale bağlayan zamire rabıt zamiri denir. Bu zamir bariz (açık), müstetir (gizli) veya mahzuf (hazfedilmiş) olarak gelir.
Hal sahibu’l-hale ya و (vav-ı haliye) ya zamirle veya her ikisi ile bağlanır. Hal üçe ayrılır: 1. Müfred olan hal (Müştak veya camid), 2. Cümle olan hal (İsim veya fiil), 3. Şibh-i cümle olan hal (Harfi cerli veya zarflı isim).Ayette müfred şeklindedir.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
يَنْقَلِبُوا fiili, sülâsî mücerrede iki harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil infiâl babındadır. Sülâsîsi قلب ’dir.
Bu bab fiile mutavaat, mücerred yapıdaki asıl anlamıyla kullanılması gibi anlamlar katar.
خَٓائِب۪ينَ ; sülâsi mücerredi خيب olan fiilin ism-i failidir.
İsmi fail; eylemi yapan ve gerçekleştiren demektir. Geçici olarak o sıfatı yüklenen isimdir. İsmi fail; hem varlığa (zata) hem de onun sıfatına delalet eden kelimelerdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
لِيَقْطَعَ طَرَفاً مِنَ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اَوْ يَكْبِتَهُمْ فَيَنْقَلِبُوا خَٓائِب۪ينَ
Sebep bildiren harf-i cer لِ ’ nin gizli أنْ ’le masdar yaptığı لِيَقْطَعَ طَرَفًا مِنَ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا cümlesi, mecrur mahalde olup önceki ayetteki mahzuf habere mütealliktir. Masdar-ı müevvel cümlesi, müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Mecrur konumdaki cemi müzekker has ism-i mevsûl الَّذ۪ينَ ’nin sılası كَفَرُٓوا , müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. Bahsi geçenlerin ism-i mevsûlle ifade edilmeleri tahkir içindir.
يَكْبِتَهُمْ cümlesi اَوْ atıf harfiyle, فَيَنْقَلِبُوا خَٓائِب۪ينَ cümlesi فَ atıf harfiyle لِيَقْطَعَ طَرَفًا cümlesine atfedilmiştir. Müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelam olan cümlelerin atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur.
Ayetteki fiiller muzari sıygada gelerek hudus, teceddüt, istimrar ve tecessüm ifade etmiştir. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.
Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
فَيَنْقَلِبُوا fiilinin failinden hal olan خَٓائِب۪ينَ , ism-i fail vezninde gelerek bu özelliğin hudûs ve yenilenmesine işaret etmiştir. Hal, cümlede failin, mef’ûlün veya her ikisinin durumunu bildiren lafızlarla yapılan ıtnâb sanatıdır.
يَقْطَعَ - يَكْبِتَهُمْ arasında mürâât-ı nazîr sanatı vardır.
طَرَفًا kelimesinin nekreliği تفخيم (yüceltme ve vurgu) içindir. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)
لِيَقْطَعَ طَرَفًا ifadesinde istiare vardır. ‘Kâfirlerin sayılarından bir miktar eksiltmek, desteklerinden bir miktar zayıflatmak için’demektir. Bu halis istiarelerdendir. Düşman olan kâfirlerin sayı ve gücünün bir miktar eksiltilip zayıflatılması, somut bir cismin ucundan bir miktar kesilmesine benzetilmiştir. (Şerîf er-Radî, Kur'ân Mecazları)