Sözlükte kesmek/koparmak anlamına gelen ﻗَﻄْﻊ kelimesi, cisimler gibi gözle görülen bir şeyi veya varlıkları sadece akılla bilinen şeyler gibi basiretle/sağgörü ile algılanan şeyleri birbirinden ayırmak demektir. İnsan bedenindeki organların kesilmesi bunun bir misalini oluşturmaktadır. (Rağıb El-İsfahani, Müfredat Kur’an Kavramları Sözlüğü )
Bakara Suresi 27. Ayette “Allah’ın birleştirilmesini emrettiği şeyi keserler”. Mesela “kat-ı rahm” ederler. Yani akraba ile alâkayı, ziyaretleşmeyi, müslümanlar ile ülfeti ve dostluğu keserler. Allah’ın peygamberlerini birbirinden farklı görürler. Allah’ın kitaplarını birbirinden ayırıp birini tasdik, diğerini tekzip ederler. Farz olan cemaatleri terkederler, hayrı teperler, şerri davet ederler. Allah ile kulun arasını ayırmaya çalışırlar. (İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l Beyan Kuran Meali ve Tefsiri, s. 278.)
| Ayet | Kelime | Anlamı |
|---|---|---|
|
|
وَيَقْطَعُونَ | ve keserler |
|
|
وَتَقَطَّعَتْ | kesildi |
|
|
لِيَقْطَعَ | kessin diye |
|
|
تُقَطَّعَ | kesilmesi |
|
|
فَاقْطَعُوا | kesin |
|
|
فَقُطِعَ | böylece kesildi |
|
|
تَقَطَّعَ | (bağlar) kesilmiş |
|
|
وَقَطَعْنَا | ve kestik |
|
|
لَأُقَطِّعَنَّ | elbette keseceğim |
|
|
وَقَطَّعْنَاهُمُ | ve biz onları ayırdık |
|
|
وَقَطَّعْنَاهُمْ | ve onları ayırdık |
|
|
وَيَقْطَعَ | ve kesmek |
|
|
تَقَطَّعَ | parçalanması |
|
|
يَقْطَعُونَ | bir geçmeleri |
|
|
قِطَعًا | parçalarıyla |
|
|
بِقِطْعٍ | bir vaktinde |
|
|
وَقَطَّعْنَ | ve kestiler |
|
|
قَطَّعْنَ | kesen |
|
|
قِطَعٌ | kıt’alar |
|
|
وَيَقْطَعُونَ | ve kesenler |
|
|
قُطِّعَتْ | parçalandığı |
|
|
بِقِطْعٍ | bir parçasında |
|
|
مَقْطُوعٌ | kesilecektir |
|
|
فَلَأُقَطِّعَنَّ | öyleyse ben keseceğim |
|
|
وَتَقَطَّعُوا | ve parçaladılar |
|
|
لْيَقْطَعْ | kessin |
|
|
قُطِّعَتْ | biçildi |
|
|
فَتَقَطَّعُوا | fakat parçalayıp ayırdılar |
|
|
لَأُقَطِّعَنَّ | mutlaka keseceğim |
|
|
قَاطِعَةً | kesip atan |
|
|
وَتَقْطَعُونَ | ve kesiyorsunuz |
|
|
فَقَطَّعَ | parça parça kesen |
|
|
وَتُقَطِّعُوا | ve koparacaksınız |
|
|
مَقْطُوعَةٍ | tükenmeyen |
|
|
قَطَعْتُمْ | kesmeniz |
|
|
لَقَطَعْنَا | keserdik |