Şuarâ Sûresi 62. Ayet

قَالَ كَلَّاۚ اِنَّ مَعِيَ رَبّ۪ي سَيَهْد۪ينِ  ٦٢

Mûsâ, “Hayır! Rabbim şüphesiz benimledir, bana yol gösterecektir” dedi.
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 قَالَ (Musa) dedi ق و ل
2 كَلَّا hayır
3 إِنَّ şüphesiz
4 مَعِيَ benimle beraberdir
5 رَبِّي Rabbim ر ب ب
6 سَيَهْدِينِ bana yol gösterecektir ه د ي
 

İsrâiloğulları, mûcize eseri olarak denizden açılan yollardan geçip Sînâ yarımadasına çıktılar. Bunları izlemekte olan Firavun da açılmış olan bu yollara ordularıyla birlikte girdi. Ancak yüce Allah, Mûsâ ve beraberindeki müminleri kurtardı, Firavun ve beraberindekileri ise denizde boğdu (Hz. Mûsâ ve Firavun hakkında bk. Bakara 2/49-59; A‘râf 7/103-141; Tâhâ 20/9-80; Kasas 28/3-46).

 Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 154
 

قَالَ كَلَّاۚ اِنَّ مَعِيَ رَبّ۪ي سَيَهْد۪ينِ

 

Fiil cümlesidir. قَالَ  fetha üzere mebni mazi fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو’dir.

كَلَّا  red ve caydırma harfidir. Mahzuf mekulü’l-kavl için ta’liliyyedir. Takdir, …كلّا لن يدركونا (Hayır. Asla bizi yakalayamayacaklar) şeklindedir. 

İsim cümlesidir. اِنَّ  tekid harfidir. İsim cümlesinin önüne gelir, ismini nasb haberini ref eder.

مَعِيَ  mekan zarfı  اِنَّ ’nin mahzuf mukaddem haberine mütealliktir. Mütekellim zamiri  ى  muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. رَبّ۪ي  kelimesi  اِنَّ ’nin muahhar ismi olup, mukadder fetha ile mansubdur. Aynı zamanda muzâftır. Mütekellim zamiri  ى  muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. سَيَهْد۪ينِ  cümlesi, ikinci haberi olarak mahallen merfûdur. 

Fiilin başındaki  سَ  harfi tekid ifade eden istikbal harfidir. يَهْد۪ينِ  fiili  ي  üzere mukadder damme ile merfû muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو ’dir. Sonundaki  نِ  vikayedir. Esre ise mahzuf mütekellim zamirinden ivazdır. Hazf edilen  يَ  mef‘ûlun bih olarak mahallen mansubdur. Burada  ي  harfinin mahzuf olduğuna işaret etmek için fiilin sonunda bulunan  نِ  harfinin harekesi esre gelmiştir.

كَلَّا ; Cevabın olumsuzluğunu bildiren bir harf olup kendinden sonrakinin îrabına tesir etmez. Men etmeyi, nehyetmeyi açma, başlangıç yapma ve gerçeklik ifade eder. Sîbeveyhi ve Halil b. Ahmed ve bir çok nahivciler ile Basra dil mektebinin çoğunluğu bu edatın  ك  ile olumsuzluk  لَا ’sının birleşmesiyle meydana geldiğini ve şeddenin nefy manasını kuvvetlendirmek için kullanıldığını söylerler. Birçok nahivci ise edatın birleşmeden tek bir kelime olduğunu kabul ederler. (Halil İbrahim Tanç, Kur’an’da كَلَّا  Edatı ) 

“Hayır, kesinlikle hayır, asla, mümkün değil” manalarini taşıyan كَلَّا  sözcüğü, söyleyen kişiyi azarlamak, sözlerini ret ve iptal etmektir. Bu, olumlu cevap vermek anlamına gelen evet sözcüğünün zıttıdır. (Rağıb el-İsfehani, Müfredat) 

Merfû muzari fiillere mansub muttasıl zamirler doğrudan doğruya gelmez. Bu fiillerle söz edilen zamir arasına bir  ن  harfi getirilir.  سَيَهْد۪ينِ  fiilinde olduğu gibi. Buna nûn-u vikaye denir.

 

قَالَ كَلَّاۚ 

 

Beyanî istînâf olarak fasılla gelen ayetin fasıl sebebi şibh-i kemâl-i ittisâldir. Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.

Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafat, s. 107) 

Cümlede îcâz-ı hazif  sanatı vardır.

قَالَ  fiilinin mekulü’l kavli mahzuftur. Cümlenin takdiri …كلّا لن يدركونا  [Hayır. Asla bizi yakalayamazlar.] şeklindedir.

كَلَّا  red ve caydırma harfidir.

Bir cevap edatı olan  كَلَّاۜ , kendinden önceki cümlenin ifade ettiği düşüncenin doğru olmadığını sert bir şekilde ifade etmeye yarar. (Mehmet Altın, Kur’an’da Te’kid Üslupları ve Çeşitleri)

كَلَّاۚ, cevabın olumsuzluğunu bildiren bir harf olup kendinden sonrakinin îrabı tesir etmez. Men etmeyi, nehyetmeyi açma, başlangıç yapma ve gerçeklik ifade eder. Sîbeveyhi ve Halil b. Ahmed ve birçok nahivciler  ile Basra Dil mektebinin çoğunluğu bu edatın  ك  ile olumsuzluk  لَا ’sının birleşmesiyle meydana geldiğini ve şeddenin nefy manasını kuvvetlendirmek için kullanıldığını söylerler. Birçok nahivci ise edatın birleşmeden tek bir kelime olduğunu kabul ederler. (Halil İbrahim Tanç, Kur’an’da  كَلَّا  Edatı) 

“Hayır, kesinlikle hayır, asla, mümkün değil” manalarini taşıyan  كَلَّا  sözcüğü, söyleyen kişiyi azarlamak, sözlerini ret ve iptal etmektir. Bu, olumlu cevap vermek anlamına gelen evet sözcüğünün zıttıdır. (Rağıb el-İsfehani, Müfredât)


 اِنَّ مَعِيَ رَبّ۪ي سَيَهْد۪ينِ

 

Mahzuf mekulü’l-kavl cümlesi için ta’liliyye olarak fasılla gelmiştir. Fasıl sebebi şibh-i kemâl-i ittisâldir.  

اِنَّ  ile tekid edilmiş, sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber inkârî kelamdır. Cümlede, îcâz-ı hazif ve takdim-tehir sanatları vardır.  مَعِیَ  mahzuf mukaddem habere mütealliktir. رَبِّی  izafeti,  إِنَّ ’nin muahhar ismidir. 

Veciz ifade kastına matuf  رَبّ۪ي  izafetinde Rab isminin Hz. Musa’ya aid zamire muzaf olmasıyla  Hz. Musa, şan ve şeref kazanmıştır. Bu izafet onun Allah Teâlâ’dan yardım ve destek beklediğinin işaretidir. 

سَیَهۡدِینِ  cümlesi  إِنَّ ’nin ikinci haberidir. Müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber talebî kelamdır. Fiilin başındaki gelecek zaman bildiren  سَ  harfi, vaat ve tehdit bildiren muzari fiile dahil olduğunda tekid ifade eder.

Fiilin sonundaki kesra, fasılaya riayet için hazf edilen mütekellim zamirinden ivazdır.

Cümlede müsnedin muzari fiil olarak gelmesi hükmü takviye, hudûs, teceddüt, istimrar ve tecessüm ifade etmiştir. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.

Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)

Yalnızca bir isim cümlesi bile devam ve sübut ifade ettiğinden,  اِنَّ , isnadın tekrarı ve isim cümlesi olmak üzere birden fazla tekid içeren bu ve benzeri cümleler çok muhkem/sağlam cümlelerdir. 

İsim cümleleri zamandan bağımsız sübut ifade eder. İsim cümlelerinin asıl kuruluş sebebi; müsnedin, müsnedün ileyh için sabit olduğunu ifade etmektir. İsim cümlesinin haberi müfred ya da isim cümlesi olursa asıl konulduğu mana olan sübutu veya bazı karinelerle istimrarı (devamlılığı) ifade eder. İstimrar ifadesi daha çok medh ve zem durumlarında olur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)