وَمَا مِنْ غَٓائِبَةٍ فِي السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِ اِلَّا ف۪ي كِتَابٍ مُب۪ينٍ ٧٥
“Apaçık kitap” ifadesi, “ana kitap, levh-i mahfûz veya Allah’ın ilmi” olarak yorumlanmıştır (krş. Taberî, XX, 11; Şevkânî, IV, 145; İbn Âşûr, XX, 29). Muhammed Esed ise “Allah’ın, yarattığı âlem için koyduğu yasalar ve ilkeler örgüsü” olarak tercüme etmiştir (II, 775).
Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 205
وَمَا مِنْ غَٓائِبَةٍ فِي السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِ اِلَّا ف۪ي كِتَابٍ مُب۪ينٍ
İsim cümlesidir. وَ atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
مَا nefy harfi olup olumsuzluk manasındadır. مِنْ harfi zaidir. مِنْ غَٓائِبَةٍ lafzen mecrur, mübteda olarak mahallen merfûdur. فِي السَّمَٓاءِ car mecruru غَٓائِبَةٍ ‘nin mahzuf sıfatına mütealliktir. الْاَرْضِ atıf harfi وَ ‘la mahabline matuftur.
اِلَّا hasr edatıdır. ف۪ي كِتَابٍ car mecruru mübteda غَٓائِبَةٍ nin haberine mütealliktir. مُب۪ينٍ kelimesi كِتَابٍ ‘ın sıfatı olup kesra ile mecrurdur.
Varlıkları niteleyen kelimelere “sıfat” denir. Arapça’da sıfatın asıl adı “na’t” (النَّعَت) dır. Sıfatın nitelediği isme de “men’ut” (المَنْعُوتُ) denir. Sıfat ile mevsuftan oluşan tamlamaya “sıfat tamlaması” denir. Sıfat tek kelime (isim), cümle ve şibh-i cümle olabilir.Ve sıfat birden fazla gelebilir.
Sıfat mevsufuna dört açıdan uyar: Cinsiyet, Adet, Marifelik - nekirelik, İrab.
Sıfat iki kısma ayrılır:1. Hakiki sıfat 2. Sebebi sıfat. Bir ismi doğrudan niteleyen sıfata “hakiki sıfat”, dolaylı olarak niteleyen sıfata da “sebebi sıfat” denir.
1- Hakiki sıfat ; 1. Müfred olan sıfatlar 2. Cümle olan sıfatlar olmak üzere ikiye ayrılır.
1- Müfred olan sıfatlar : Müfred olan sıfatlar genellikle ismi fail, ismi meful, mübalağalı ismi fail, sıfatı müşebbehe, ismi tafdil, masdar, ismi mensub ve sayı isimleri şeklinde gelir.Gayrı akil (akılsız çoğullar) mevsuf olarak geldiğinde sıfatını müfred müennes olarak da alır.
2- Cümle olan sıfatlar: Üçe ayrılır: 1- İsim cümlesi olan sıfatlar, 2- Fiil cümlesi olan sıfatlar, 3- Şibhi cümle olan sıfatlar.
Nekre isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle sıfat olur. Marife isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle hal olur. Ayette müfred şeklindedir.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
مُب۪ينٍ ; sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan if’al babının ism-i failidir.
İsm-i fail; eylemi yapan ve gerçekleştiren demektir. Geçici olarak o sıfatı yüklenen isimdir. İsm-i fail; hem varlığa (zata) hem de onun sıfatına delalet eden kelimelerdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
وَمَا مِنْ غَٓائِبَةٍ فِي السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِ اِلَّا ف۪ي كِتَابٍ مُب۪ينٍ
Ayet, atıf harfi وَ ’la 73. ayetteki وَاِنَّ رَبَّكَ لَذُو فَضْلٍ عَلَى النَّاسِ cümlesine atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur.
Sübut ve istimrar ifade eden menfi isim cümlesi faide-i haber inkârî kelamdır. Cümle kasr üslubu sebebiyle müspet mana kazanmıştır.
Cümlede îcâz-ı hazif sanatı vardır. Car mecrur ف۪ي كِتَابٍ مُب۪ينٍ , mahzuf habere mütealliktir.
Mübteda مَا مِنْ غَٓائِبَةٍ , zaid مِنْ sebebiyle lafzen mecrur, mahallen merfûdur.
Zaid harfler tekid ifade ederler.
غَٓائِبَةٍ ’deki nekrelik, azlık içindir. مِنْ harfi kelimeye ‘hiçbir’ anlamı katmıştır. Menfi siyakta nekre, umum ve şümule işarettir.
Car mecrur فِي السَّمَٓاءِ , mübteda olan غَٓائِبَةٍ ‘nin mahzuf sıfatına mütealliktir. Sıfatın hazfi, îcâz-ı hazif sanatıdır.
Ayet nefy ve istisna harfleriyle oluşmuş kasrla tekid edilmiştir. İki tekit hükmündeki kasr, mübteda ve haber arasındadır. غَٓائِبَةٍ mevsûf/maksur, haber, sıfat/maksurun aleyh olmak üzere kasr-ı mevsûf, ale’s sıfattır. Yani, hiçbir gaib müstesna olmamak üzere her şey levhi mahfuzda kayıtlıdır.
فِي السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِ اِلَّا ف۪ي كِتَابٍ car-mecrurlarındaki فِي harflerinde istiare sanatı vardır. Zarfiye olan ف۪ٓي harfi kendi manasında kullanılmamıştır. Çünkü yeryüzü, sema ve kitap hakiki manada içine girilmeye müsait değildir. Dünya, burada zarfa benzetilmiştir. Gök ve sema ile buralardaki her şey arasındaki ilişki ve kitapla münderecatı arasındaki irtibat, zarfla mazruf arasındaki irtibata benzetilmiştir. Câmi, her iki durumdaki mutlak irtibattır. Mübalağa için gelen bu üslupta tecessüm sanatı da vardır.
كِتَابٍ ’deki nekrelik, tazim ve nev için olabilir.
سَّمَٓاءِ - اَرْضِ kelimeleri arasında tıbâk-ı icâb ve mürâât-ı nazîr sanatı vardır.
مُب۪ينٍ kelimesi كِتَابٍ için sıfattır. mübalağalı ism-i fail kalıbı olan sıfat-ı müşebbehe vezninde gelerek mübalağa ifade etmiştir. Bu kalıp bu vasfın mevsûfta sürekli varlığına, sıfatın mevsûfun bir parçası gibi ondan ayrılmayan bir özelliği olduğuna işaret eder. Sıfat, mevsûfunun sahip olduğu bir özelliğe işaret etmek için yapılan tetmim ıtnâbı sanatıdır.
غَٓائِبَةٍ , ism-i fail veznindedir. Masdar vezninde olduğu da söylenmiştir.
İsim cümlesinde yer alan ism-i fail, çoğunlukla sübut ve süreklilik anlamı ifade eder. Fiil cümlesinde yer alan ism-i fail ise hudûs ve yenilenme anlamı ifade eder. İsm-i fail, isim cümlesi bağlamında kullanılıp başında tekid lamı (lâm-ı muzahlaka) bulunursa, bu durum sübut manasını artırır. (Muhammed Rızk, Dr. Öğr. Üyesi, Hitit Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi, Arap Dili ve Belâgatı Anabilim Dalı, Kur’an-ı Kerim’de İsm-i Fail’in İfade Göstergesi (Manaya Delâleti), Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi)
غَٓائِبَةٍ ’in sonuna ةٍ ‘nin gelmesinin sebebi çoğula işaret içindir, Yani insanlardan, yaratıklardan ne kadar gizli bir husus var ise mutlaka Yüce Allah onu bilir ve onu nezdindeki Ana Kitap'ta tespit etmiştir. (Kurtubî, El-Câmi’ li-Ahkâmi’l-Kur’ân)
Bu kitap, Levh-i Mahfuz'dur. Ayetin metnindeki مُب۪ينٍ kelimesi, ‘apaçık’ manasında kullanıldığı gibi ‘açıklayıcı’ manasında da kullanılmaktadır. Buna göre bu kitap, onu mütalâa edene içindekini açıklamaktadır. Diğer bir görüşe göre ise apaçık kitap, mecazî olarak adil hüküm demektir. (Ebüssuûd, İrşâdü’l-Akli’s-Selîm)