وَاَمَّا الَّذ۪ينَ ابْيَضَّتْ وُجُوهُهُمْ فَف۪ي رَحْمَةِ اللّٰهِۜ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ ١٠٧
وَاَمَّا الَّذ۪ينَ ابْيَضَّتْ وُجُوهُهُمْ فَف۪ي رَحْمَةِ اللّٰهِۜ
İsim cümlesidir. وَ atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
اَمَّا şart harfi veya tafsil harfidir. Şart anlamında, cezmetmeyen edatlardandır. Daha önce geçen bir cümleyi genişleterek anlatmak için kullanılır. (Hasan Akdağ, Arap Dilinde Edatlar)
Cemi müzekker has ism-i mevsûl الَّذ۪ينَ mübteda olarak mahallen merfûdur. İsm-i mevsûlun sılası ابْيَضَّتْ ’ tır. Îrabdan mahalli yoktur.
ابْيَضَّتْ fetha üzere mebni mazi fiildir. تْ te’nis alametidir. وُجُوهُ fail olup damme ile merfûdur. Aynı zamanda muzâftır. Muttasıl zamir هُمْ۠ muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.
Mübtedanın haberi mahzuftur. Takdiri هم şeklindedir.
فَ harfi اَمَّا ‘ nın cevabının başına gelen rabıta harfidir.
ف۪ي رَحْمَةِ car mecruru الَّذ۪ينَ ’ nin mahzuf haberine mütealliktir. Aynı zamanda muzâftır. اللّٰهِ lafza-i celâl muzâfun ileyh olup kesra ile mecrurdur.
Şart, tafsil (açıklama) ve tekid bildiren اَمَّا edatı, cevabının başındaki ف harfi ile ayırt edilir. Zira cevabının başında ف harfi varsa o şart edatıdır ve tekid bildirir, yok ise tafsil ifade eder. (Nida Sultan Çelikkaya, Haber Üslubu ve Haberin Muktezâ-yı Zâhire Uygun Gelmemesi Durumu)
ابْيَضَّتْ fiili sülâsî mücerrede iki harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’ilâl babındandır. Sülâsîsi بيض ’ dir.
Bu bab renkleri ve vücut kusurlarını mübalağalı olarak ifade etmek için kullanılır. Sadece salim ve ecvef fiillerden mezid olabilir.
هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ
İsim cümlesidir. Munfasıl zamiri هُمْ mübteda olarak mahallen merfûdur. ف۪يهَا car mecruru خَالِدُونَ ‘ ye mütealliktir. خَالِدُونَ haber olup, ref alameti وَ ’ dır. Cemi müzekker salim kelimeler harfle îrablanır.
خَالِدُونَ ; sülâsi mücerredi خلد olan fiilin ism-i failidir.
İsmi fail; eylemi yapan ve gerçekleştiren demektir. Geçici olarak o sıfatı yüklenen isimdir. İsmi fail; hem varlığa (zata) hem de onun sıfatına delalet eden kelimelerdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
وَاَمَّا الَّذ۪ينَ ابْيَضَّتْ وُجُوهُهُمْ فَف۪ي رَحْمَةِ اللّٰهِۜ
Ayet, tezat nedeniyle önceki ayete atfedilmiştir. Cümleler arasında inşâî olmak bakımından mutabakat mevcuttur. اَمَّا tekid ve şart edatıdır. Şart üslubunda gelmiş terkipte mübteda olan الَّذ۪ينَ ’ nin sılası ابْيَضَّتْ وُجُوهُهُمْ , müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Şart cümlesinde müsnedün ileyhin ism-i mevsûlle marife olması, bahsi geçenleri tazim amacına matuftur.
فَ karînesiyle gelen اَمَّا ’ nın cevap cümlesi فَف۪ي رَحْمَةِ اللّٰهِ aynı zamanda الَّذ۪ينَ ‘ nin haberidir. Cümlede îcâz-ı hazif sanatı vardır. فَف۪ي رَحْمَةِ اللّٰهِ car-mecruru, mübteda olan, الَّذ۪ينَ ’ nin mahzuf haberine mütealliktir.
Veciz ifade kastıyla gelen رَحْمَةِ اللّٰهِ izafetinde lafza-i celâle muzâf olan رَحْمَةِ , şan ve şeref kazanmıştır.
Ayette mütekellimin Allah Teâlâ olması dolayısıyla Allah isminde tecrîd sanatı vardır.
ف۪ي رَحْمَةِ اللّٰهِ ifadesindeki ف۪ي harfinde istiare vardır. ف۪ي harfindeki zarfiyet manası dolayısıyla Allah’ın rahmeti içine girilebilen maddi bir şeye benzetilmiştir. Burada ف۪ي harfi kendi manasında kullanılmamıştır. Çünkü Allah’ın rahmeti hakiki manada zarfiyeye yani içine girilmeye müsait değildir. Ancak Allah’ın nimetlerinin, rahmetinin kulları kuşatıcılığını ifade etmek üzere bu harf kullanılmıştır. Câmi’, her ikisindeki mutlak irtibattır.
Önceki ayetle birlikte taksim vardır. Beyaz yüzler ve siyah yüzler zikredildikten sonra bunlarla ilgili detaylar zikredilmiştir. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur’an Işığında Belâğat Dersleri Bedî’ İlmi)
اَمَّا tafsil edatıyla iki durum açıklandığı için tevşî’ sanatı vardır.
اَمَّا harf-i şart, tafsil ve tekid için kullanılır. Şart harfi olması için kendisinden sonra فَ harfinin gelmesi zorunludur. Zemahşerî: ‘’ اَمَّا cümleye tekid anlamı kazandırır’’ demiştir. (İtkan, c. 1, s. 421)
Şart, tafsil ve tekid bildiren اَمَّا edatı, cevabının başındaki ف harfi ile ayırt edilir. Zira cevabının başında ف harfi varsa o şart edatıdır ve tekid bildirir, yok ise tafsil ifade eder. (Nida Sultan Çelikkaya, Haber Üslubu ve Haberin Muktezâ-i Zâhire Uygun Gelmemesi Durumu)
Önceki ayetteki فَاَمَّا الَّذ۪ينَ اسْوَدَّتْ وُجُوهُهُمْ۠ اَكَفَرْتُمْ بَعْدَ ا۪يمَانِكُمْ cümlesiyle وَاَمَّا الَّذ۪ينَ ابْيَضَّتْ وُجُوهُهُمْ فَف۪ي رَحْمَةِ اللّٰهِ cümlesi arasında mukabele sanatı vardır.
Ayette rahmet lafzının kullanılması alakası haliyyet olan mecaz-ı mürsele örnektir. Zira burada mutlak olarak hal zikredilmekte, ancak bu halin gerçekleşeceği mahal olan cennet kastedilmektedir. Yani onlar cennette olacaklardır. Çünkü cennet rahmetin ineceği yerdir. Bu hususa müfessirimiz şu açıklamasıyla işaret etmiştir: Ayette yer alan فَف۪ي رَحْمَةِ اللّٰهِ ifadesi “Onlar cennette ve sonsuz sevaptadırlar.” manasınadır. Allah Teâlâ’nın bu durumu rahmet lafzıyla ifade etmesi müminin, ömrünü Allah’a taatle geçirmiş olsa da cennete ancak Allah’ın rahmeti ve lütfu ile gireceğine dikkat çekmek içindir. (Süleyman Gür, Kâzî Beyzâvî Tefsîrinde Belâgat İlmi ve Uygulanışı, Ebüssuûd, İrşâdü’l-Akli’s-Selîm, İsmâil Hakkı Bursevî, Tenvîru' l -Ezhân Min Rûhu-l Beyân)
رَحْمَةِ اللّٰهِ [Allah’ın rahmeti] nimet yani temelli mükâfat içindedirler. Şayet “Önce فَف۪ي رَحْمَةِ اللّٰهِ [Allah’ın rahmeti içindedirler.] denildikten sonra gelen هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ [temelli kalacaklardır orada] ifadesinin îrabdaki yeri nasıldır?” dersen, şöyle derim: Yeni bir cümledir; sanki كَيْفَ يَكُونُونَ فِيهَا (Orada nasıl olacaklar?) denilmiş ve هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ [temelli kalacaklardır orada],yani oradan ayrılmayacak ve ölmeyeceklerdir, diye cevap verilmiştir.(Zemahşeri, Keşşâf’ An Hakâ’ikı Ğavâmidı’t-Tenzîl Ve ‘Uyûni’l - Ekâvîl Fî Vucûhi’t-Te’vîl)
هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ
هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ cümlesi, istînâfiyye olarak fasılla gelmiştir. Fasıl sebebi şibh-i kemâl-i ittisâldir.
Faide-i haber ibtidaî kelam olan cümlede takdim-tehir sanatı vardır. Car mecrur ف۪يهَا amili olan خَالِدُونَ ‘ ye ihtimam için takdim edilmiştir.
خَالِدُونَ lafzı, Kur’an’da her yerde ism-i fail kalıbında gelmiş ve bu özelliğin istimrar ve istikrarına işaret etmiştir.
İsim cümlesindeki ism-i fail istimrar ifade eder. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
İsm-i fail sübuta, istikrara ve sıfatın mevsûfa olan bağlılığına delalet eder. (Halidî, Vakafat, s. 80)
Onların rahmet içinde olmaları ve ebedi kalıcı olma özelliklerinin belirtilmesinde taksim sanatı vardır.
Bu cümle bir istinaf cümlesi olup kelamın siyakından anlaşılan bir suale cevaptır. Sanki, “Peki, onlar orada nasıl olacaklar?” suali sorulmuş da cevabında da: “Onlar orada sonsuz kalacaklar, ne oradan ayrılacaklar ne de ölecekler.” denmiştir. (Ebüssuûd, İrşâdü’l-Akli’s-Selîm)