وَلَئِنْ مُتُّمْ اَوْ قُتِلْتُمْ لَاِلَى اللّٰهِ تُحْشَرُونَ ١٥٨
وَلَئِنْ مُتُّمْ اَوْ قُتِلْتُمْ لَاِلَى اللّٰهِ تُحْشَرُونَ
Fiil cümlesidir. وَ atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
لَ harfi, mahzuf kasemin cevabının başına gelen muvattiedir.
إِنْ iki muzari fiili cezm eden şart harfidir. Şart ve cevap cümlesinde şartın vuku bulma ihtimali şüpheli veya zayıfsa kullanılır. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
مُتُّمْ şart fiili olup, sükun üzere mebni mazi fiildir. Mahallen meczumdur. İki sakinin birleşmesinden dolayı illet harfi mahzuftur. Aslı, مُوتّم şeklindedir. (https://tafsir.app/aljadwal/3/158) Muttasıl zamir تُمْ fail olarak mahallen merfûdur.
اَوْ atıf harfi tahyir / tercih ifade eder. قُتِلْتُمْ şart fiili olup, sükun üzere mebni meçhul mazi fiildir. Muttasıl zamir تُمْ naib-i fail olarak mahallen merfûdur.
لَ harfi, mahzuf kasemin cevabının başına gelen muvattiedir.
اِلَى اللّٰهِ car mecruru تُحْشَرُونَ fiiline mütealliktir. تُحْشَرُونَ fiili نَ ‘un sübutuyla merfû meçhul muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ‘ı naib-i fail olarak mahallen merfûdur.
مُتُّمْ fiilinin mîm’i; مَاتَ - يَمُوتُ - مَاتَ - يَمَاتَ bablarından olup dammeli ve kesreli okunmuştur. (Zemahşeri, Keşşâf’ An Hakâ’ikı Ğavâmidı’t- Tenzîl Ve ‘Uyûni’l-Ekâvîl Fî Vucûhi’t - Te’vîl)
اَوْ: Türkçede “veya, yahut, ya da, yoksa” kelimeleriyle karşılayabileceğimiz bu edat iki unsur arasında (matuf-matufun aleyh) tahyir yani tercih (iki şeyden birini seçme) söz konusu olması durumlarında kullanılır. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
Meçhul fiil gelmesinin sebepleri şunlardır: Fail bilinmediği zaman, Fail muhataptan gizlenmek istendiği zaman, Fail herkes tarafından bilindiği zaman, Failin zikredilmesine gerek olmadığı zaman, fiile vurgu yapılmak istendiği zaman. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
Şart ve cevap fiilleri mazi de muzari de gelebilir. Ancak aslolan ikisinin de muzari gelmesidir. Cevap cümlesi ise mazi ve muzari cümleleriyle gelebildiği gibi diğer cümlelerle de gelebilir.
Cevap cümlesi; başına hiçbir edat gelmeyen olumlu mazi ve muzari olarak geldiğinde başına cevap (rabıt ف ’si) gelmez. Ayrıca لَمْ (cahd-ı mutlak) ve لَا (nefyi istikbal) ile menfi olan muzari olarak geldiğinde de umumiyetle başına cevap (rabıt ف ’si) gelmez, bunun haricinde gelen cümle çeşitlerinde ise umumiyetle başına cevap (rabıt ف ’si) gelir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
وَلَئِنْ مُتُّمْ اَوْ قُتِلْتُمْ لَاِلَى اللّٰهِ تُحْشَرُونَ
وَ atıf harfidir. Ayet önceki ayetteki kasem cümlesine atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur.
ل ; mahzuf kasemin cevabının başına gelen muvattiedir. Kasem üslubunda gayrı talebî inşâî isnad olan terkipte لَئِنْ مُتُّمْ cümlesi, şart üslubunda haberî isnaddır. Şart cümlesi mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Şartın cevabı, kasemin cevabının delaletiyle mahzuftur. Şartın cevabının ve kasemin hazfi, îcâz-ı hazif sanatıdır.
Mezkûr şart ve mahzuf cevap cümlelerinden müteşekkil terkip, faide-i haber talebî kelamdır. Haber cümlesi yerine şart üslubunun tercih edilmesi, şart üslubunun daha beliğ ve etkili olmasındandır.
اَوْ , muhayyerlik ifade eden atıf harfidir. Aynı üslupta gelen قُتِلْتُمْ cümlesi, hükümde ortaklık nedeniyle şart cümlesine atfedilmiştir. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur.
Muvattie lam’ının dahil olduğu لَاِلَى اللّٰهِ تُحْشَرُونَ cümlesi kasemin cevabıdır.
لَاِلَى اللّٰهِ تُحْشَرُونَ , cümlesi müspet muzari fiil sıygasında, faide-i haber talebî kelamdır.
Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. Car mecrur اِلَى اللّٰهِ , amiline ihtimam için takdim edilmiştir.
Ayette mütekellim Allah Teâlâ’dır. Dolayısıyla lafza-i celâlde tecrîd sanatı, hükmün illetini belirtmek ve ikazı artırmak için zamir makamında zahir ismin tekrarlanmasında ıtnâb ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır.
تُحْشَرُونَ ve قُتِلْتُمْ fiilleri meçhul bina edilmiştir. Meçhul bina edilen fiillerde mef’ûle dikkat çekme kastı vardır. Çünkü malum bina edildiğinde mef’ûl olan kelime meçhul binada naib-i fail olur.
Ayrıca bu bina naib-i failin bu fiilde bir dahli olmadığına da işaret eder. (Dr. Adil Ahmet Sâbir er-Ruveynî, Teemmülat fi Sûret-i İbrahim, s.127)
قُتِلْتُمْ - مُتُّمْ kelimeleri arasında mürâât-ı nazîr sanatı vardır.
تُحْشَرُونَ fiili meçhul gelmiştir. Fail çok açık olduğu için zikredilmesine gerek duyulmamıştır. Meçhul bina edilen fiillerde mef’ûle dikkat çekme kastı vardır. Çünkü fiil malum bina edildiğinde mef’ûl olan kelime, meçhul binada naib-i fail olur.
Meçhul bina naib-i failin bu fiilde bir dahli olmadığına da işaret eder. (Dr. Adil Ahmet Sâbir er-Ruveynî, Teemmülat fi Sûret-i İbrahim, s. 127)
Cümlede ‘bir anlam için söylenen sözün içine başka bir anlam yerleştirmek şeklinde açıklanan idmâc sanatı vardır. لَاِلَى اللّٰهِ تُحْشَرُونَ [Allah'a toplanacaksınız.] ifadesinde Allah Teâlâ, bütün mahlukatı toplayacağını beyan ederken, bunun içine ödül ve cezayı idmâc etmiştir. Ayrıca bu ifadede lâzım-melzûm alakasıyla mecaz-ı mürsel sanatı vardır. Lazım zikredilmiş, melzum kastedilmiştir. Yani Allah Teâlâya ‘döndürüleceksiniz’ tabiriyle, her işin sevap ve günah yönünden değerlendirileceği, etkili bir şekilde anlatılmak istenmiştir.
لَاِلَى اللّٰهِ تُحْشَرُونَ [Allah'a toplanacaksınız.] Kıyamet gününün yegâne hakimi Allah Teâlâ’dır. Lafza-i celâl, isimlerin en büyüğüdür. Bu isim, rahmetinin mükemmelliğine delalet ettiği için en büyük vaadi, kahrının mükemmelliğine delalet ettiği için de en şiddetli vaîdi ifade eder.
[Evet sonunda yalnızca Allah’a] yani merhameti engin er-Rahîm ’e ve sevabı büyük el-Müsîb’e [haşredileceksiniz.] Allah ism-i celâlinin öne alınması ve ona bitişik olan harfe tekid lamı eklenmesi, erbabı için gizli olmayan bir hususiyet taşımaktadır. (Zemahşeri, Keşşâf’ An Hakâ’ikı Ğavâmidı’t-Tenzîl Ve ‘Uyûni’l-Ekâvîl Fî Vucûhi’t-Te’vîl)
Hak Teâlâ, "Allah" ismini, isimlerinden biri olarak zikretmiştir ki isimlerinin en büyüğüdür ve rahmeti ile kahrının mükemmel olduğunu gösteren bir isimdir. Binaenaleyh bu isim, rahmetinin mükemmelliğine delalet ettiği için vaad çeşitlerinin en büyüğünü, kahrının mükemmelliğine delâlet ettiği için de vaîd çeşitlerinin en şiddetlisini ifade etmektedir. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)
تُحْشَرُونَ [toplanacaksınız..] Herkese yöneltilen bir hitaptır. Bütün alemlerin haşrolunacağına, zalimle mazlumun, katille maktulün bir araya geleceğine, Cenab-ı Hakk'ın kulları arasında adaletiyle hükmedeceğine delalet etmektedir. (Medine Balcı, Dergâhu’l Kur’ân)