Âl-i İmrân Sûresi 82. Ayet

فَمَنْ تَوَلّٰى بَعْدَ ذٰلِكَ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ  ٨٢

Artık bundan sonra kim yüz çevirirse, işte onlar yoldan çıkmışların ta kendileridir.
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 فَمَنْ artık kim
2 تَوَلَّىٰ dönerse و ل ي
3 بَعْدَ sonra ب ع د
4 ذَٰلِكَ bundan
5 فَأُولَٰئِكَ işte
6 هُمُ onlar
7 الْفَاسِقُونَ fasıklardır ف س ق
 

فَمَنْ تَوَلّٰى بَعْدَ ذٰلِكَ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ

 

İsim cümlesidir. فَ  istînâfiyyedir. مَنْ  iki muzari fiili cezm eden şart ismi olup, mübteda olarak mahallen merfûdur. Şart ve cevap cümlesi, mübteda  مَنۡ ‘ nin haberi olarak mahallen merfûdur. 

تَوَلّٰى  şart fiili olup, elif üzere mukadder fetha ile mebni mazi fiildir. Mahallen meczumdur. Faili müstetir olup takdiri هو ’ dir. بَعْدَ  zaman zarfı,  تَوَلّٰى  fiiline mütealliktir. ذٰ  işaret ismi sükun üzere mebni, muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. ل  harfi buud yani uzaklık bildiren harf,  ك  ise muhatap zamiridir.

فَ  şartın cevabının başına gelen rabıta harfidir. 

İsim cümlesidir. İşaret ismi  اُو۬لٰٓئِكَ  mübteda olarak mahallen merfûdur. Munfasıl zamir  هُمُ  ikinci mübteda veya fasıl zamiridir. الْفَاسِقُونَ  kelimesi  هُمُ’ ün veya  اُو۬لٰٓئِكَ ’ nin haberi olup ref alameti و ‘ dır. Cemi müzekker salim kelimeler harfle îrablanır.

Şart ve cevap fiilleri mazi de muzari de gelebilir. Ancak aslolan ikisinin de muzari gelmesidir. Cevap cümlesi ise mazi ve muzari cümleleriyle gelebildiği gibi diğer cümlelerle de gelebilir. 

Cevap cümlesi; başına hiçbir edat gelmeyen olumlu mazi ve muzari olarak geldiğinde başına cevap (rabıt  ف ’si) gelmez. Ayrıca  لَمْ  (cahd-ı mutlak) ve  لَا (nefyi istikbal) ile menfi olan muzari olarak geldiğinde de umumiyetle başına cevap (rabıt  ف ’si) gelmez, bunun haricinde gelen cümle çeşitlerinde ise umumiyetle başına cevap (rabıt  ف ’si) gelir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

تَوَلّٰى  fiili sülâsî mücerrede iki harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil تَفَعَّلَ babındadır. Sülâsîsi ولي ’ dir. 

Bu bab fiile mutavaat, tekellüf, ittihaz, sayruret, tecennüb (sakınma) ve talep anlamları katar.

 الْفَاسِقُونَ ; sülâsi mücerredi  فسق  olan fiilin ism-i failidir.

İsmi fail; eylemi yapan ve gerçekleştiren demektir. Geçici olarak o sıfatı yüklenen isimdir. İsmi fail; hem varlığa (zata) hem de onun sıfatına delalet eden kelimelerdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

 

فَمَنْ تَوَلّٰى بَعْدَ ذٰلِكَ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ

 

فَ , istînâfiyyedir. Ayet şart üslubunda gelmiştir.

Şart cümlesi   مَنْ تَوَلّٰى بَعْدَ ذٰلِكَ , sübut ifade eden isim cümlesi, faide-i haber ibtidaî kelamdır. İki fiili cezm eden şart ismi  مَنْ , mübtedadır.  تَوَلّٰى بَعْدَ ذٰلِكَ  cümlesi  مَنْ ’ in haberidir.

Mübtedanın haberi müspet mazi fiil sıygasında gelmiştir. Haberin mazi sıygada fiil cümlesi olması hükmü takviye, hudûs, sebat, istikrar ve temekkün ifade eder.

İşaret isminde istiare vardır. Muzâfun ileyh konumundaki  ذٰلِكَ  ile duruma işaret edilmiştir.

Bilindiği gibi işaret ismi mahsus şeyler için kullanılır. Ama burada olduğu gibi aklî şeyler için kullanıldığında istiare olur. Câmi’; her ikisinde de “vücudun tahakkuku”dur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur’an Işığında Belâgat Dersleri Beyân İlmi)

فَ  karinesiyle gelen cevap cümlesi  فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ , sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber inkârî kelamdır. Müsnedün ileyhin işaret ismiyle marife olması işaret edilenleri tahkir ve ikaz ifade eder.  اُو۬لٰٓئِكَ ; bu çirkin vasıf sahiplerinin şerde ve fesatta çok ileri gittiklerini zımnen belirtir. Direk olarak “Siz fasık olursunuz!” buyurulmamış, tariz yapılmıştır.

الْفَاسِقُونَ  haber,  هُمُ  fasıl zamiridir. Fasıl zamiriyle oluşan kasr, (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr) mübteda ve haber arasındadır.  اُو۬لٰٓئِكَ  maksûr/mevsûf,  الْفَاسِقُونَ  maksurun aleyh/sıfat, yani kasr-ı mevsûf ale’s-sıfat, iddiaî kasrdır. Mübalağa ifadesi için gelmiştir. Yani müsnedün ileyhin, bu müsnede has olduğu ifade edilmiştir. Onların fasık olduğu kesin bir dille bildirilmiştir.

Cümlede müsned  الْفَاسِقُونَ ‘ nin harf-i tarifle marife gelmesi bu özelliğin müsnedün ileyhte kemal derecede olduğuna işarettir.

Şart ve cevap cümlelerinden oluşan terkib, şart üslubunda haberî isnaddır. Faide-i haber inkârî kelam olan cümle şart manasından çıkarak haber manasına geldiği için mecaz-ı mürsel mürekkebdir. Haber cümlesi yerine şart üslubunun tercih edilmesi, şart üslubunun daha beliğ ve etkili olmasındandır.

الْفَاسِقُونَ  ism-i fail vezninde gelerek bu özelliğin istimrar ve istikrarına işaret etmiştir.

İsim cümlesindeki ism-i fail istimrar ifade eder. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)

İsm-i fail sübuta, istikrara ve sıfatın mevsûfa olan bağlılığına delalet eder. (Halidî, Vakafat, s. 80)

هم  zamiri mübteda ile haberin arasına girdiği için îrabdan mahalli olmayan fasl zamiri olarak isimlendirilmiştir. Bu zamir tekid ifade eder. Pekiştirme dışındaki bir faydası da ihtisas ifade etmesidir. Böylece kendisinden sonra gelen kelime de sıfat değil haber olur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)

فَمَنْ تَوَلّٰى بَعْدَ ذٰلِكَ [Artık bundan sonra kim yüz çevirirse] ifadesi kim sözünden cayar ve anlaşmayı kabul ettikten sonra onu bozarsa anlamına gelir. [Onlar yoldan çıkmışların ta kendileridir.] Burada çoğul kipi kullanmıştır. Çünkü “kim” anlamına gelen  مَنْ  kelimesi çoğul için de kullanılabilir. Peygamberler verdikleri sözden asla yüz çevirmezler ve günahkârlıkla nitelenemezler. Ancak bunun iki yönü vardır. Birincisi şudur: Buradaki anlaşma peygamberler ve tebeiyyet yoluyla ümmetleri hakkındadır. Yüz çevirme işini yapan hususen onların ümmetleridir. İkincisi şudur: Önceden defalarca zikredildiği üzere ismet (günahsızlık) sıfatı imtihanı ortadan kaldırmaz. (Ebû Hafs Necmüddîn Ömer b. Muhammed b. Ahmed en-Nesefî es- Semerkandî, et-Teysîr fî (ʿilmi)’t-tefsîr)

Allahu Teâlâ, kendilerinden ahd almış olduğu kimselerin, Hz. Muhammed’e (s.a.v) iman etmemeleri halinde fasık olacaklarına hükmettiğini tekid etmektedir. 

Fasık olmak vasfı peygamberlere değil, onların ümmetlerine yakışır.” (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)

Fasık, her taifenin haddi aşanlarıdır. (Ebüssuûd, İrşâdü’l-Akli’s-Selîm)

Uzağı gösteren  ذٰلِكَ  kelimesinin kullanılması, işaret ettiğini tazim içindir. Yine uzağı işaret eden  اُو۬لٰٓئِكَ  kelimesinin kullanılması, o çirkin vasıf sahiplerinin şerde ve fesatta çok ileri gittiklerini zımnen belirtmek içindir.(Ebüssuûd, İrşâdü’l- Akli’s - Selîm)