Az olsun çok olsun her günâhla ِﻓْﺴﻖ meydana gelir; fakat fıskın çok günâhla meydana geldiği meşhurdur. Fasık, daha çok, dinî hükümlere bağlanıp onları ikrar ettikten sonra onların tümünü veya bir kısmını ihlâl eden kişi için kullanılır. Eğer köken olarak kâfir kişiye, fasık denirse; onun, aklın ve fıtratın gerektirdiği hükmü ihlâl ettiğinden dolayıdır. Allah buyurur ki:
فَفَسَقَ عَنْ اَمْرِ رَبِّه۪ۜ
Rabbinin emrinden dışarı çıkmıştı (18/Kehf 50). (Rağıb El-İsfahani, Müfredat Kur’an Kavramları Sözlüğü)
‘Fısk’ veya ‘füsuk’ sözlükte, bir yerden çıkmak, ayrılmak, demektir. Hayvanların, bilhassa farenin deliğinden çıkmasına, meyvenin filizlenmesine, tohumun (veya tomurcuğun) açılıp filizin dışarı çıkmasına ‘fısk’ denilir.
‘Fısk’, itaatten uzaklaşma, Allah'ın emirlerini dinlememe tavrıdır. Bu bakımdan ‘küfr’ kavramından daha geniştir. Allah'a herhangi bir şekilde itaatsizlik yapanın bu fiiline rahatlıkla ‘fısk’ denir. ‘Fısk’ın çoğulu ‘füsûk’tur. (Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, s. 206.)
Sözlükte “taze hurma kabuğunu yarıp dışarı çıkmak, belirli bir sınırı aşmak” anlamına gelen ve İslâm öncesi dönemde daha çok bitki ve hayvanlar hakkında kullanılan bu kelime İslâm döneminde “hak yoldan ayrılma, Allah’ın emirlerine itaatsizlik etme” şeklinde daha özel bir anlam kazanmış, hem müşrik, yahudi, hıristiyan ve münafıklar, hem de dinin emirlerine aykırı hareket eden müslümanlar fısk kelimesi ve türevleri ile nitelendirilmeye başlanmıştır. Kur’ân-ı Kerîm’de kök halinde (fısk-füsûk) yedi, çekimli fiil veya sıfat (fâsık) şeklinde kırk yedi yerde geçen fısk kavramının küfr kelimesinden daha kapsamlı biçimde bazı âyetlerde imanın karşıtı (el-Bakara 2/99; Âl-i İmrân 3/110; el-En‘âm 6/49; es-Secde 32/18), bir kısmında ise dinin emirlerine itaatin karşıtı olarak (el-Bakara 2/197; en-Nûr 24/4; el-Hucurât 49/7, 11) kullanıldığı, hidâyet ve dalâlet terimleriyle de yakın bir ilişkisinin kurulduğu (el-Bakara 2/26; et-Tevbe 9/80; el-Hadîd 57/26) görülür. Ancak Kur’an’da fısk (çoğulu füsûk) kelimesinin geçtiği yedi âyette müslümanların muhatap alındığı ve fısk kavramıyla meyte, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesilen hayvanların etini yemek, fal oklarıyla kısmet aramak, borç ilişkilerinde karşı tarafa zarar vermek, Hz. Peygamber’e itaatsizlikte bulunmak, müminlerle alay etmek ve onlara kötü lakap takmak gibi küfür ve şirk dışında kalan büyük günahların işlenmesinin, dinin emir ve yasaklarına aykırı davranılmasının kastedildiği görülür. (Ali Şafak, “Fısk”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, s. 13 :37.)
Fâsık: Sözlükte “bir şeyden çıkan” anlamına gelen fâsık kavramı, din ıstılahında, inkâr edenlere ve îman ettiği halde Allah ve Peygambere itaat etmeyen, dini görevlerini terk eden ve günah fiilleri işleyenlere denir. Her kâfir fâsıktır, ancak her fâsık kâfir olmayabilir. Asi mümin fâsıktır ama kâfir değildir. Fâsık kelimesinin çoğulu füsekâdır.
Fâsıklık vasfından kurtulabilmek, ancak iman edip salih ameller işlemek, haram ve günahlardan uzak durmak, işlenen günahlara tevbe etmek ile mümkündür. (Fikret Karaman-İsmail Karagöz, Dini Kavramlar Sözlüğü, s. 172.)
| Ayet | Kelime | Anlamı |
|---|---|---|
|
|
الْفَاسِقِينَ | fasıklardan |
|
|
يَفْسُقُونَ | kötülüklerden |
|
|
الْفَاسِقُونَ | fasıklardan |
|
|
فُسُوقَ | günaha sapmak |
|
|
فُسُوقٌ | kötülük olur |
|
|
الْفَاسِقُونَ | fasıklardır |
|
|
الْفَاسِقُونَ | yoldan çıkmışlardır |
|
|
فِسْقٌ | fısktır |
|
|
الْفَاسِقِينَ | yoldan çıkmış |
|
|
الْفَاسِقِينَ | yoldan çıkmış |
|
|
الْفَاسِقُونَ | fasıklardır |
|
|
لَفَاسِقُونَ | yoldan çıkmışlardır |
|
|
فَاسِقُونَ | yoldan çıkmıştır |
|
|
فَاسِقُونَ | yoldan çıkmışlardır |
|
|
الْفَاسِقِينَ | yoldan çıkan |
|
|
يَفْسُقُونَ | fenalık |
|
|
لَفِسْقٌ | yoldan çıkmadır |
|
|
فِسْقًا | bir fısk |
|
|
لَفَاسِقِينَ | yoldan çıkmış |
|
|
الْفَاسِقِينَ | yoldan çıkmışların |
|
|
يَفْسُقُونَ | yoldan çıkmalarından |
|
|
يَفْسُقُونَ | yoldan çıkmaları |
|
|
فَاسِقُونَ | yoldan çıkmışlardır |
|
|
الْفَاسِقِينَ | yoldan çıkmış |
|
|
فَاسِقِينَ | yoldan çıkan |
|
|
الْفَاسِقُونَ | yoldan çıkanlar |
|
|
الْفَاسِقِينَ | yoldan çıkan |
|
|
فَاسِقُونَ | yoldan çıkmış olarak |
|
|
الْفَاسِقِينَ | yoldan çıkan |
|
|
فَسَقُوا | yoldan çıkmış(lar) |
|
|
فَفَسَقُوا | kötü işler yaparlar |
|
|
فَفَسَقَ | dışına çıktı |
|
|
فَاسِقِينَ | yoldan çıkan |
|
|
الْفَاسِقُونَ | yoldan çıkmış kimselerdir |
|
|
الْفَاسِقُونَ | yoldan çıkanlardır |
|
|
فَاسِقِينَ | fasık |
|
|
فَاسِقِينَ | yoldan çıkan |
|
|
يَفْسُقُونَ | fasıklık yapıyor(lar) |
|
|
فَاسِقًا | fasık |
|
|
فَسَقُوا | yoldan çıkanların |
|
|
فَاسِقِينَ | yoldan çıkmış |
|
|
تَفْسُقُونَ | ve yoldan çıkmanızdan |
|
|
الْفَاسِقُونَ | yoldan çıkmış |
|
|
فَاسِقٌ | bir fasık |
|
|
وَالْفُسُوقَ | ve fıskı |
|
|
الْفُسُوقُ | fısk |
|
|
فَاسِقِينَ | yoldan çıkmış |
|
|
فَاسِقُونَ | yoldan çıkmıştır |
|
|
فَاسِقُونَ | yoldan çıkmıştır |
|
|
فَاسِقُونَ | yoldan çıkmıştır |
|
|
الْفَاسِقِينَ | yoldan çıkanları |
|
|
الْفَاسِقُونَ | yoldan çıkanlardır |
|
|
الْفَاسِقِينَ | yoldan çıkan |
|
|
الْفَاسِقِينَ | yoldan çıkan |