Bakara Sûresi 99. Ayet

وَلَقَدْ اَنْزَلْـنَٓا اِلَيْكَ اٰيَاتٍ بَيِّنَاتٍۚ وَمَا يَكْفُرُ بِهَٓا اِلَّا الْفَاسِقُونَ  ٩٩

Andolsun, biz sana apaçık âyetler indirdik. Bunları ancak fasıklar inkâr eder.
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 وَلَقَدْ andolsun
2 أَنْزَلْنَا indirdik ن ز ل
3 إِلَيْكَ sana
4 ايَاتٍ ayetler ا ي ي
5 بَيِّنَاتٍ apaçık ب ي ن
6 وَمَا ve etmez
7 يَكْفُرُ inkar ك ف ر
8 بِهَا onları
9 إِلَّا başkası
10 الْفَاسِقُونَ fasıklardan ف س ق
 

  Feseqa فسق :

  فَسَقَ فُلانٌ filan kimse şeriatın haram dairesinin dışına çıktı. Bu kullanım Arapların taze hurma kabuğundan çıktığında söyledikleri bir sözden gelir.

   Fısk sözcüğü (فِسْقٌ) küfür sözcüğünden daha genel anlamlıdır. Günahın azına da çoğuna da fısk denir. Fakat çok olan günahla olan kullanımı yaygınlık kazanmıştır.

  Fâsık kelimesi (فاسِقٌ) ise daha çok dini hükümlere bağlanıp onları ikrar ettikten sonra onların tümünü veya bir kısmını ihlâl eden kişi için kullanılır.

  Kendisinde bir habâset ve fısk olduğuna inanıldığından dolayı fare için de فُوَيْسِقَةٌ denmiştir. Deliğinden tekrar tekrar çıkması nedeniyle böyle adlandırıldığı da söylenmiştir. (Müfredat)

  Kuran’ı Kerim’de bir fiil ve üç isim formunda 54 defa geçmiştir. (Mu'cemu-l Mufehres)

 Türkçede kullanılan şekilleri fısk, fâsık ve aynı kökten olmamasına rağmen manayı anımsattığı için işari olarak fıskiyedir. (Kuranı Anlayarak Okuma Rehberi) 

 

وَلَقَدْ اَنْزَلْنَٓا اِلَيْكَ اٰيَاتٍ بَيِّنَاتٍۚ

Fiil cümlesidir. وَ  istînâfiyedir. ل  harfi, mahzuf kasemin cevabının başına gelen muvattiedir. قَدْ  tahkik harfidir. Tekid ifade eder. 

اَنْزَلْنَٓا  sükun üzere mebni mazi fiildir. Mütekellim zamiri  نَٓا  fail olarak mahallen merfûdur. اِلَيْكَ  car mecruru  اَنْزَلْنَٓا  fiiline mütealliktir. اٰيَاتٍ  mef’ûlün bih olup nasb alameti kesradır. Cemi müennes salim kelimeler hareke ile irablanır. بَيِّنَاتٍ  kelimesi  اٰيَاتٍ ‘nin sıfatı olup nasb alameti kesradır.

Varlıkları niteleyen kelimelere “sıfat” denir. Arapça’da sıfatın asıl adı “na’t” (النَّعَت) dır. Sıfatın nitelediği isme de “men’ut” (المَنْعُوتُ) denir. Sıfat ile mevsuftan oluşan tamlamaya “sıfat tamlaması” denir. Sıfat tek kelime (isim), cümle ve şibh-i cümle olabilir.Ve sıfat birden fazla gelebilir.

Sıfat mevsufuna dört açıdan uyar: Cinsiyet, Adet, Marifelik - nekirelik, İrab.

Sıfat iki kısma ayrılır:1. Hakiki sıfat  2. Sebebi sıfat. Bir ismi doğrudan niteleyen sıfata “hakiki sıfat”, dolaylı olarak niteleyen sıfata da “sebebi sıfat” denir.

1- Hakiki sıfat ; 1. Müfred olan sıfatlar  2. Cümle olan sıfatlar olmak üzere ikiye ayrılır.

1- Müfred olan sıfatlar : Müfred olan sıfatlar genellikle ismi fail, ismi meful, mübalağalı ismi fail, sıfatı müşebbehe, ismi tafdil, masdar, ismi mensub ve sayı isimleri şeklinde gelir.Gayrı akil (akılsız çoğullar) mevsuf olarak geldiğinde sıfatını müfred müennes olarak da alır.

2- Cümle olan sıfatlar: Üçe ayrılır: 1- İsim cümlesi olan sıfatlar, 2- Fiil cümlesi olan sıfatlar, 3- Şibhi cümle olan sıfatlar.

Nekre isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle sıfat olur. Marife isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle hal olur. Ayette müfred şeklindedir.( (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi) 

اَنْزَلْنَٓا  fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’âl babındandır. Sülâsîsi نزل ’dir.

İf’al babı fiile, tadiye (geçişlilik) kesret, haynunet (zamanı gelmesi), sayruret, izale, zamana ve mekâna duhul, temkin (imkân sağlamak), vicdan (bir vasıf üzere bulmak) mutavaat (tef’il babının dönüşlülüğü), tariz (arz etmek, maruz bırakmak) manaları katar. Bazan da fiilin mücerret manasını ifade eder. 

وَمَا يَكْفُرُ بِهَٓا اِلَّا الْفَاسِقُونَ

 

Fiil cümlesidir. وَ  atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

مَا  nefy harfi olup olumsuzluk manasındadır. يَكْفُرُ  damme ile merfû muzari fiildir. بِهَٓا  car mecruru يَكْفُرُ  fiiline mütealliktir. اِلَّا  hasr edatıdır. الْفَاسِقُونَ  fail olup, ref alameti و ‘dır. Cemi müzekker salim kelimeler harf ile irablanırlar. 

الْفَاسِقُونَ , sülâsi mücerredi  فسق olan fiilin ism-i failidir.

İsmi fail; eylemi yapan ve gerçekleştiren demektir. Geçici olarak o sıfatı yüklenen isimdir. İsmi fail; hem varlığa (zata) hem de onun sıfatına delalet eden kelimelerdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

 

وَلَقَدْ اَنْزَلْنَٓا اِلَيْكَ اٰيَاتٍ بَيِّنَاتٍۚ

وَ , istînâfiyedir. İstînâfiyye وَ ‘ı (diğer adı ibtidaiyyedir) yalnızca mahalli olmayan cümleleri birbirine bağlar. Ve ardından gelen cümlenin öncekine îrab ve hükümde ortak olmadığını gösterir. Bu harfe kendisinden sonra gelen cümlenin öncekine bağlı olduğunun zannedilmemesi için istînâfiyye denilmiştir. (Rıfat Resul Sevinç, Belâğatta Fasıl-Vaslın Genel Kuralları Ve “Vâv”ın Kullanımı)

لَ , mahzuf kasemin cevabının başına gelen muvattiedir. Kasem fiilinin hazfi îcâz-ı hazif sanatıdır. Mahzufla birlikte cümle kasem üslubunda gayr-ı talebî inşâî isnaddır. Mahzuf kasem ve  قَدْ  ile tekid edilmiş cevap olan  اَنْزَلْـنَٓا اِلَيْكَ اٰيَاتٍ بَيِّنَاتٍ  cümlesi, müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber inkârî kelamdır.

Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafât, S.107)

اَنْزَلْـنَٓا  fiili, azamet zamirine isnadla tazim edilmiştir. Yani Allah Teâlâ celâliyle, otoritesiyle ayetleri indirmiştir. Bu da son derece büyük bir ikram ifade eder. Bunda ayetlerin menziline verilen önem hissedilir. Çünkü indiren Azîz, Gâlip, Kâhir ve Bâsit olan Zat’tır.

Önceki ayetteki lafz-ı celâlden azamet zamirine iltifat sanatı vardır.

Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. Car-mecrur  اِلَيْكَ , Hz. Peygambere ihtimam için, mef’ûl olan اٰيَاتٍ ‘ye takdim edilmiştir

بَيِّنَاتٍ  kelimesi  اٰيَاتٍ  için sıfattır. Sıfat, tabi olduğu kelimenin sahip olduğu bir özelliğe işaret etmek için yapılan ıtnâb sanatıdır.

وَمَا يَكْفُرُ بِهَٓا اِلَّا الْفَاسِقُونَ

 Ayetin ikinci cümlesi atıf harfi  وَ ’la kasemin cevabına atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur.

Muzari fiil sıygasında faide-i haber inkârî kelamdır. Mazi fiilden muzari fiile iltifat sanatı vardır. Muzari fiil teceddüt, istimrar ve tecessüm ifade etmiştir.

Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. Car-mecrur  بِهَٓا , ihtimam için, fail olan  الْفَاسِقُونَ ‘ye takdim edilmiştir.

Cümle kasr üslubuyla tekid edilmiştir. Nefy harfi  مَا  ve istisna harfi  اِلَّا  ile oluşan kasr, fiille fail arasındadır.  يَكْفُرُ maksur/sıfat,  الْفَاسِقُونَ  maksurun aleyh/mevsûf olmak üzere, kasr-ı sıfat ale’l mevsûftur. Yani müsned, müsnedün ileyhe hasredilmiştir. Kasr-ı sıfat ale’l-mevsûftur. 

الْفَاسِقُونَ  -  يَكْفُرُ  kelimeleri arasında mürâât-ı nazîr vardır.

الْفَاسِقُونَ  kelimesindeki lam-ı tarif cins ifade eder; ancak en güzel yorum, bunun Ehl-i Kitab’a işaret ediyor olmasıdır. (Zemahşerî, Keşşâf’ An Hakâ’ikı Ğavâmidı’t-Tenzîl Ve ‘Uyûni’l-Ekâvîl Fî Vucûhi’t-Te’vîl)

Bu Kur'an'ın, bilhassa tebliğden maksadın ne olduğunu gösteren ve hakka davet eden muhkem ayetleri o kadar açık ve o kadar seçiktir ki, zerre kadar akıl, idrak ve insafı olan buna iman etmekte tereddüt etmez, dinden ve doğruluk yolundan çıkmış, ahdini bozmaya ve hep kötü yolda gitmeye alışmış, inancı bozuk fasıklardan başka hiç kimse bunları inkâr etmez. Bunu inkâra kalkanlar, surenin baş tarafında beyan olunan hep o hüsran ehli olan fasıklardır. (Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili).

إلا : İstisna edatıdır, hasr edatı da olabilir. Hasr edatı olabilmesi için fiilin olumsuz olması ve istisna şeklinin müferrağ olması yani müstesan minhin mahzuf olması gerekir. Bu ayette her iki şart da yerine gelmiştir ve dolayısıyla bunun bir hasr edatı olduğuna karar verme hakkımız vardır. İstisna edatı olmasının da kendine mahsus durum ve halleri vardır.