نُزُول: Aslında yüksekten aşağıya inmek, düşmek demektir. Bir yere konaklama eylemi, hem نَزَل’بِكَذَا hem de أَنْزَلَهُ şekilde söylenebilir. Yüce Allah’ın nimetleri ve belaları kullarının üzerine indirmesi, bunları onlara vermesidir. Bu ya Kur’ân gibi, onun bizzat kendisini indirmek şeklinde olur. Ya da demiri ve elbiseyi indirmesi gibi, onun sebeplerini indirmesi ve ona giden yolu göstermesi şeklinde olur. نُزُل ise, gelen misafire azık olarak hazırlanan yolluktur. Savaşta نِزَال ise, karşılıklı uzlaşma, feragat etmek, saf tutmaktır. (Rağıb El-İsfahani, Müfredat Kur’an Kavramları Sözlüğü)
Sözlükte “yukarıdan aşağıya inmek, gelmek, konaklamak” mânasında masdar ve “iniş” anlamında isim olan nüzûl kelimesi ilâhî kitapların, özellikle de Kur’an’ın Allah katından gelişini ifade eder. Nüzûl kavramı su, rızık, Allah’ın ordusu, azap, şeytan, melek, huzur ve sükûn, rûhu’l-emîn vb.ne atıf yapılmış, bunların yanında Tevrat, İncil ve Kur’an’a, ayrıca Kur’an yerine kullanılan hak, zikir, nur, âyet ve sûre kelimelerine nisbet edilmiştir. (Abdulhamit Birışık, “Nüzül”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, s. 33 : 309.)
Allah’ın nimetlerinden yahut hikmetlerinden birisini indirmesi demek, onu yaratması veya göndermesi demektir. Bu husus şöyle izah edilmiştir; bu gibi şeyler; yağmur, güneş ışınları gibi semavi sebeplere bakar. Yahut bunlar levh-i mahfuzda takdir edilmiş ve yazılmış olup; bunların izharı = ortaya çıkarılması ile müvekkel melekler, bunları aşağı aleme indirirler, bu izahla indirme hususu onlara nisbet edilmiş olur. Büyükbaş hayvanların, demirin, elbisenin indirilmesi insanların istifadelerine arz ve insanları onlardan istifadeye sevk etmek içindir. Mesela elbise pamuk v.b. benzeri nebatattan elde edilmektedir. Bunların teşekkülüne sebep olanlardan birisi semavi sebebdir ki, o da yağmurdur. Bu bitkilerin hepsi de yağmura muhtaçtırlar. Mizanın veya adaletle iş görmenin, ölçü ve tartıya riayetin indirilmesi de; insanları buna sevk veya indirilen semavi kitaplarda bunun emredilmesidir. Misafiri indirmekten murad da, onu ağırlamaktır. (Mahmud Çanga; Kur’an Kelimelerinin Anahtarı, s. 503-504.)
Bir cismi yukarıdan aşağıya indirmek demek olan inzal, şer’i dilde manaların ve Kur’an hakkında söz ve mananın, Allah tarafından Resulullah’a vahy edilmesi manasında şer’i bir gerçektir. Allah’ın ilim ve kudreti, her şeyi kuşatmış ve her şeyin başlangıcı olduğuna göre Arş’ın üzerinde mertebe bakımından yüksek ve ona nispetle peygamberin kalbi alt taraf olduğundan vahye, inzal ve tenzil denmiştir. Zaten marifet açısından bakıldığı zaman her ferdin vücudu, kainat çevresi içinde bir yer ve kalp onun merkezidir. Dış alemdeki bilgiler, o merkeze çevreden ve gök ufkundan inerek gelir. İç alemdeki bilgiler de merkezden çevreye yükselir. Peygamberle ilgili vahiy ise, peygamberin kendi vücudundan, kendi kalbinden çıkan fikirler, temenniler, dua ve münacat ve hitaplar cinsinden olmayıp, dış alemden kalbine doğru gelen, melekler alemine ait güçlü bir tesir olduğu için bunun hakkında inzal, tenzil, nüzul tabiri özellikle bu gerçeği de hatırlatır. (Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, s. 227.)
Kur’ân ve meleklerin birer vasfı olarak geçen إِنْزَال ve تَنْزِيل kelimeleri arasındaki farka gelince, تَنْزِيل , Kur’ân’ın birbirinden ayrı bölümler hâlinde ve birinden sonra bir başkasının geldiğine işaret edilmek istendiğinde kullanılmıştır. إِنْزَال ise, geneldir. (Rağıb El-İsfahani, Müfredat Kur’an Kavramları Sözlüğü)
Tevrat ve İncil hakkındaki nüzûl kavramı “if‘âl” kalıbında iken Kur’an’la ilgili olanların çoğu yine aynı kalıpta olmakla birlikte “tef‘îl” sîgasında da gelmiştir. Bazı âlimlere göre inzâl ile tenzîl arasında mâna farkı yoktur (Lisânü’l-ʿArab, “nzl” md.). Ancak Bakara (2/185), Duhân (44/3) ve Kadr (97/1) sûrelerinde kelimenin if‘âl kalıbından kullanılmasından hareket eden Râgıb el-İsfahânî, Kur’an’ın dünya semasına bir defada indiğini söyler (el-Müfredât, “nzl” md.). İsfahânî’ye ve diğer bazı âlimlere göre inzâl kelimesi kapsamlı-umumi bir muhtevaya sahipken tenzil Kur’an’ın peyderpey inişini (tencîm) ifade eder. Bazı âyetlerde Kur’an’ın indirilmesi Cebrâil’e (Cibrîl, Rûhulkudüs, Rûhulemîn) nisbet edilmiştir. (Abdulhamit Birışık, “Nüzül”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, s. 33 : 309.)
Kur’ân-ı Kerîm’in nüzûlüyle ilgili olarak öne sürülen görüşlerden birine göre Kur’an vahyi Cebrâil’e ve dolayısıyla Hz. Peygamber’e intikal etmeden önce mahiyeti bilinmeyen levh-i mahfûzda yerini almış (el-Burûc 85/21-22), levh-i mahfûzdan ramazan ayında ve mübarek bir gecede (Kadir gecesi) toplu olarak indirilmiştir (inzâl). Buna işaret eden âyetler bulunmakla birlikte (el-Bakara 2/185; ed-Duhân 44/2-3; el-Kadr 97/1) indirilişin nereye yapıldığına dair Kur’ân-ı Kerîm’de herhangi bir açıklık bulunmamaktadır. (Abdulhamit Birışık, “Nüzül” , Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, s. 33:309.)
| Ayet | Kelime | Anlamı |
|---|---|---|
|
|
أُنْزِلَ | indirilen |
|
|
أُنْزِلَ | indirilen |
|
|
وَأَنْزَلَ | ve indirdi |
|
|
نَزَّلْنَا | indirdiğimiz |
|
|
أَنْزَلْتُ | indirdiğim |
|
|
وَأَنْزَلْنَا | ve indirdik |
|
|
فَأَنْزَلْنَا | biz de indirdik |
|
|
أَنْزَلَ | indirdiği |
|
|
يُنَزِّلَ | (vahiy) indirmesini |
|
|
أَنْزَلَ | indirdiği |
|
|
أُنْزِلَ | indirilen |
|
|
نَزَّلَهُ | onu indirmiştir |
|
|
أَنْزَلْنَا | indirdik |
|
|
أُنْزِلَ | indirilen |
|
|
يُنَزَّلَ | indirilmesini |
|
|
أُنْزِلَ | indirilen |
|
|
أُنْزِلَ | indirilen |
|
|
أَنْزَلْنَا | indirdiğimiz |
|
|
أَنْزَلَ | indirip |
|
|
أَنْزَلَ | indirdiği |
|
|
أَنْزَلَ | indirdiği |
|
|
نَزَّلَ | indirmiştir |
|
|
أُنْزِلَ | indirilmiştir |
|
|
وَأَنْزَلَ | ve indirdi |
|
|
أَنْزَلَ | indirdiklerini |
|
|
أُنْزِلَ | indirilen |
|
|
نَزَّلَ | indirdi |
|
|
وَأَنْزَلَ | ve indirmişti |
|
|
وَأَنْزَلَ | ve indirdi |
|
|
أَنْزَلَ | indirdi |
|
|
أَنْزَلْتَ | senin indirdiğin |
|
|
أُنْزِلَتِ | oysa indirilmiştir |
|
|
أُنْزِلَ | indirilmiş |
|
|
أُنْزِلَ | indirilen |
|
|
أُنْزِلَ | indirilen |
|
|
تُنَزَّلَ | indirilmeden |
|
|
مُنْزَلِينَ | indirilmiş |
|
|
يُنَزِّلْ | indirmediği |
|
|
أَنْزَلَ | indirdi |
|
|
نُزُلًا | ağırlanacaklardır |
|
|
أُنْزِلَ | indirilene |
|
|
أُنْزِلَ | indirilene |
|
|
نَزَّلْنَا | indirdiğimiz |
|
|
أُنْزِلَ | indirilene |
|
|
أُنْزِلَ | indirilene |
|
|
أَنْزَلَ | indirdiği(ne) |
|
|
أَنْزَلْنَا | indirdik ki |
|
|
وَأَنْزَلَ | ve indirdi |
|
|
نَزَّلَ | indirdi |
|
|
أَنْزَلَ | indirdi |
|
|
نَزَّلَ | indirmiştir |
|
|
تُنَزِّلَ | indirmeni |
|
|
أُنْزِلَ | indirilen |
|
|
أُنْزِلَ | indirilen |
|
|
أَنْزَلَهُ | indirmiş olduğuna |
|
|
أَنْزَلَ | indirdi |
|
|
وَأَنْزَلْنَا | ve indirdik |
|
|
أَنْزَلَ | indirdiği |
|
|
أَنْزَلْنَا | biz indirdik |
|
|
أَنْزَلَ | indirdiği |
|
|
أَنْزَلَ | indirdiği |
|
|
أَنْزَلَ | indirdiği |
|
|
وَأَنْزَلْنَا | ve indirdik |
|
|
أَنْزَلَ | indirdiği |
|
|
أَنْزَلَ | indirdiği |
|
|
أَنْزَلَ | indirdiği |
|
|
أُنْزِلَ | ve indirilene |
|
|
أُنْزِلَ | indirilen |
|
|
أُنْزِلَ | indirilen |
|
|
أُنْزِلَ | indirildi |
|
|
أُنْزِلَ | indirilen |
|
|
أُنْزِلَ | indirilen |
|
|
أُنْزِلَ | indirilen |
|
|
أُنْزِلَ | indirilen |
|
|
أُنْزِلَ | indirilen |
|
|
يُنَزَّلُ | indirildiği |
|
|
أَنْزَلَ | indirdiği |
|
|
يُنَزِّلَ | indirmeye |
|
|
أَنْزِلْ | indir |
|
|
مُنَزِّلُهَا | onu indireceğim |
|
|
نَزَّلْنَا | indirmiş olsaydık |
|
|
أُنْزِلَ | indirilmeli |
|
|
أَنْزَلْنَا | indirseydik |
|
|
نُزِّلَ | indirilmeli |
|
|
يُنَزِّلَ | indirmeğe |
|
|
يُنَزِّلْ | indirmediği |
|
|
أَنْزَلَ | indirmedi |
|
|
أَنْزَلَ | indirdi |
|
|
أَنْزَلْنَاهُ | indirdiğimiz |
|
|
سَأُنْزِلُ | ben de indireceğim |
|
|
أَنْزَلَ | indirdiği |
|
|
أَنْزَلَ | indiren |
|
|
نَزَّلْنَا | indirseydik |
|
|
أَنْزَلَ | indirmiş iken |
|
|
مُنَزَّلٌ | indirilmiştir |
|
|
أَنْزَلْنَاهُ | indirdiğimiz |
|
|
أُنْزِلَ | indirildi |
|
|
أُنْزِلَ | indirilseydi |
|
|
أُنْزِلَ | indirilen |
|
|
أُنْزِلَ | indirilen |
|
|
أَنْزَلْنَا | indirdik |
|
|
يُنَزِّلْ | indirmediği |
|
|
فَأَنْزَلْنَا | indiririz |
|
|
نَزَّلَ | indirmediği |
|
|
أُنْزِلَ | indirilen |
|
|
وَأَنْزَلْنَا | ve indirdik |
|
|
نَزَّلَ | indirdi |
|
|
وَيُنَزِّلُ | ve indiriyordu |
|
|
أَنْزَلْنَا | indirdiğimize |
|
|
أَنْزَلَ | indirdi |
|
|
وَأَنْزَلَ | ve indirdi |
|
|
فَأَنْزَلَ | (İşte o zaman) indirdi |
|
|
تُنَزَّلَ | indirileceğinden |
|
|
أُنْزِلَتْ | indirildiği |
|
|
أَنْزَلَ | indirdiği |
|
|
أُنْزِلَتْ | indirilse |
|
|
أُنْزِلَتْ | indirildi |
|
|
مَنَازِلَ | belli menzillere göre |
|
|
أُنْزِلَ | indirilse |
|
|
أَنْزَلْنَاهُ | indirdiğimiz |
|
|
أَنْزَلَ | indirdiğini |
|
|
أَنْزَلْنَا | indirdiğimiz |
|
|
أُنْزِلَ | indirilmeli |
|
|
أُنْزِلَ | indirilmiştir |
|
|
أَنْزَلْنَاهُ | onu indirdik |
|
|
أَنْزَلَ | indirmemiştir |
|
|
الْمُنْزِلِينَ | konukseverlerin |
|
|
أُنْزِلَ | indirilen |
|
|
أُنْزِلَ | indirmeli |
|
|
أَنْزَلَ | indirdi |
|
|
أُنْزِلَ | indirilenin |
|
|
أُنْزِلَ | indirilmeli |
|
|
أُنْزِلَ | indirilene |
|
|
أَنْزَلْنَاهُ | biz onu indirdik |
|
|
أَنْزَلْنَاهُ | indirdiğimiz |
|
|
وَأَنْزَلَ | ve indirdi |
|
|
نُزِّلَ | indirilmiş olan |
|
|
نُنَزِّلُ | biz indirmeyiz |
|
|
نَزَّلْنَا | indirdik |
|
|
نُنَزِّلُهُ | biz indirmeyiz |
|
|
فَأَنْزَلْنَا | indirdik |
|
|
أَنْزَلْنَا | indirdiğimiz |
|
|
يُنَزِّلُ | indirir |
|
|
أَنْزَلَ | indiren |
|
|
أَنْزَلَ | indirdi |
|
|
أَنْزَلَ | indirdi |
|
|
وَأَنْزَلْنَا | ve indirdik |
|
|
نُزِّلَ | indirilen |
|
|
أَنْزَلْنَا | indirmedik |
|
|
أَنْزَلَ | indirdi |
|
|
وَنَزَّلْنَا | ve indirdik |
|
|
يُنَزِّلُ | indirdiğini |
|
|
نَزَّلَهُ | onu indirdi |
|
|
وَنُنَزِّلُ | ve biz indiriyoruz |
|
|
تُنَزِّلَ | indirmedikçe |
|
|
لَنَزَّلْنَا | elbette gönderirdik |
|
|
أَنْزَلَ | indirmez |
|
|
أَنْزَلْنَاهُ | biz o(Kur’a)nı indirdik |
|
|
نَزَلَ | inmiştir |
|
|
وَنَزَّلْنَاهُ | ve onu indirdik |
|
|
تَنْزِيلًا | birbiri ardınca |
|
|
أَنْزَلَ | indirdi |
|
|
أَنْزَلْنَاهُ | indirdik |
|
|
نُزُلًا | konak olarak |
|
|
نُزُلًا | konak olarak |
|
|
نَتَنَزَّلُ | biz inmeyiz |
|
|
أَنْزَلْنَا | biz indirmedik |
|
|
تَنْزِيلًا | (O) indirilmiştir |
|
|
وَأَنْزَلَ | ve indirdi |
|
|
وَنَزَّلْنَا | ve indirdik |
|
|
أَنْزَلْنَاهُ | sana onu indirdik |
|
|
أَنْزَلْنَا | indirdik |
|
|
أَنْزَلْنَاهُ | ona indirdiğimiz |
|
|
أَنْزَلْنَا | biz indirdiğimiz |
|
|
أَنْزَلْنَاهُ | biz O’nu indirdik |
|
|
أَنْزَلَ | indirir |
|
|
يُنَزِّلْ | indirmemiştir |
|
|
وَأَنْزَلْنَا | ve indirdik |
|
|
لَأَنْزَلَ | elbette indirirdi |
|
|
أَنْزِلْنِي | beni indir |
|
|
مُنْزَلًا | bir inişle |
|
|
الْمُنْزِلِينَ | konuklayanların |
|
|
أَنْزَلْنَاهَا | bu indirdiğimiz |
|
|
وَأَنْزَلْنَا | ve indirdik |
|
|
أَنْزَلْنَا | indirdik |
|
|
وَيُنَزِّلُ | ve indirir |
|
|
أَنْزَلْنَا | biz indirdik |
|
|
نَزَّلَ | indiren |
|
|
أَنْزَلَهُ | onu indirdi |
|
|
أُنْزِلَ | indirilmeli |
|
|
أُنْزِلَ | indirilmeli |
|
|
وَنُزِّلَ | ve indirildiği |
|
|
تَنْزِيلًا | bir indirilişle |
|
|
نُزِّلَ | indirilmeli |
|
|
وَأَنْزَلْنَا | ve indirdik |
|
|
نُنَزِّلْ | indiririz |
|
|
لَتَنْزِيلُ | indirmesidir |
|
|
نَزَلَ | indirdi |
|
|
نَزَّلْنَاهُ | biz onu indirseydik |
|
|
تَنَزَّلَتْ | indirmedi |
|
|
تَنَزَّلُ | ineceğini |
|
|
تَنَزَّلُ | onlar inerler |
|
|
وَأَنْزَلَ | ve indirdi |
|
|
أَنْزَلْتَ | indireceğin |
|
|
أُنْزِلَتْ | indirildikten |
|
|
مُنْزِلُونَ | indireceğiz |
|
|
أُنْزِلَ | indirilene |
|
|
وَأُنْزِلَ | ve indirilene |
|
|
أَنْزَلْنَا | indirdik |
|
|
أُنْزِلَ | indirilmeli |
|
|
أَنْزَلْنَا | indirdik |
|
|
نَزَّلَ | indirdi |
|
|
وَيُنَزِّلُ | ve indirmesidir |
|
|
أَنْزَلْنَا | indirdik de |
|
|
يُنَزَّلَ | (yağmurun) indirilmesinden |
|
|
وَأَنْزَلْنَا | ve indirdik |
|
|
أَنْزَلَ | indirdiğine |
|
|
وَيُنَزِّلُ | ve O yağdırır |
|
|
تَنْزِيلُ | indirilişi |
|
|
نُزُلًا | ağırlanırlar |
|
|
وَأَنْزَلَ | ve indirdi |
|
|
يَنْزِلُ | iniyor |
|
|
أُنْزِلَ | indirilenin |
|
|
أَنْزَلَ | indirdi |
|
|
تَنْزِيلَ | indirdiği (üzerindesin) |
|
|
أَنْزَلَ | indirmemiştir |
|
|
مُنْزِلِينَ | indirici |
|
|
أَنْزَلْنَا | biz indirmedik |
|
|
مَنَازِلَ | konaklar |
|
|
نُزُلًا | ağırlanmak için |
|
|
نَزَلَ | (azab) indiği |
|
|
أَأُنْزِلَ | indirildi mi? |
|
|
أَنْزَلْنَاهُ | onu indirdik |
|
|
تَنْزِيلُ | indirilmesi |
|
|
أَنْزَلْنَا | indirdik |
|
|
وَأَنْزَلَ | ve indirdi |
|
|
أَنْزَلَ | indirdi |
|
|
نَزَّلَ | indirdi |
|
|
أَنْزَلْنَا | indirdik |
|
|
أُنْزِلَ | indirilenin |
|
|
تَنْزِيلُ | indirilişi |
|
|
وَيُنَزِّلُ | ve indiriyor |
|
|
تَنْزِيلٌ | indirilmiştir |
|
|
لَأَنْزَلَ | elbette indirirdi |
|
|
تَتَنَزَّلُ | iner |
|
|
نُزُلًا | ağırlamasıdır |
|
|
أَنْزَلْنَا | döktüğümüz |
|
|
تَنْزِيلٌ | indirilmiştir |
|
|
أَنْزَلَ | indirdiği |
|
|
أَنْزَلَ | indirdi |
|
|
يُنَزِّلُ | indiriyor |
|
|
يُنَزِّلُ | indiren |
|
|
نَزَّلَ | indirendir |
|
|
نُزِّلَ | indirilmeli |
|
|
أَنْزَلْنَاهُ | onu indirdik |
|
|
تَنْزِيلُ | indirilmesi |
|
|
أَنْزَلَ | indirmesinde |
|
|
تَنْزِيلُ | indirilişi |
|
|
أُنْزِلَ | indirilen |
|
|
نُزِّلَ | indirilene |
|
|
أَنْزَلَ | indirdiğinden |
|
|
نُزِّلَتْ | indirilmeli |
|
|
أُنْزِلَتْ | indirildiği |
|
|
نَزَّلَ | indirdiğinden |
|
|
أَنْزَلَ | indirendir |
|
|
فَأَنْزَلَ | ve indirdi |
|
|
فَأَنْزَلَ | ve indirdi |
|
|
وَنَزَّلْنَا | ve indirdik |
|
|
نَزْلَةً | inişinde |
|
|
أَنْزَلَ | indirmemiştir |
|
|
نُزُلُهُمْ | onların ağırlanışı |
|
|
أَنْزَلْتُمُوهُ | onu indirdiniz |
|
|
الْمُنْزِلُونَ | indirenler |
|
|
تَنْزِيلٌ | indirilmiştir |
|
|
فَنُزُلٌ | bir ziyafet |
|
|
يَنْزِلُ | inen |
|
|
يُنَزِّلُ | indiren |
|
|
نَزَلَ | inananlar |
|
|
وَأَنْزَلْنَا | ve indirdik |
|
|
وَأَنْزَلْنَا | ve indirdik |
|
|
أَنْزَلْنَا | biz indirdik |
|
|
أَنْزَلْنَا | biz indirseydik |
|
|
أَنْزَلْنَا | indirdiğimiz |
|
|
أَنْزَلَهُ | indirdiği |
|
|
أَنْزَلَ | indirdi |
|
|
يَتَنَزَّلُ | iner |
|
|
نَزَّلَ | indirmedi |
|
|
تَنْزِيلٌ | indirilmiştir |
|
|
تَنْزِيلًا | parça parça |
|
|
نَزَّلْنَا | indirdik |
|
|
وَأَنْزَلْنَا | ve indirdik |
|
|
أَنْزَلْنَاهُ | onu indirdik |
|
|
تَنَزَّلُ | iner de iner |