Sâffât Sûresi 177. Ayet

فَاِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمْ فَسَٓاءَ صَبَاحُ الْمُنْذَر۪ينَ  ١٧٧

Fakat azabımız onların yurtlarına indiğinde, o uyarılmış olanların sabahı ne kötü olur!
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 فَإِذَا zaman
2 نَزَلَ (azab) indiği ن ز ل
3 بِسَاحَتِهِمْ yurtlarına س و ح
4 فَسَاءَ ne kötü olur س و ا
5 صَبَاحُ sabahı ص ب ح
6 الْمُنْذَرِينَ uyarılmış olanların ن ذ ر
 

Başka birçok âyette de belirtildiği üzere Hz. Peygamber, zulümlerini, günah ve isyankârlıklarını devam ettiren putperestleri, ileride bütün bu tutum ve davranışlarının hesabını vereceklerini ve cezasını çekeceklerini bildirip uyardıkça onlar, “Şu dediklerin bir an önce gerçekleşse de görsek!” gibi alay yollu sözler ederlerdi. Burada şimdi cezanın çabuklaştırılmasını isteyenlerin, uyarılara aldırış etmeyenlerin, vakti geldiğinde “sabahlarının çok kötü olacağı” bildirilmektedir. Sabah kelimesine dayanarak, inkârcıların beklenen ceza ile sabah vaktinde karşılaşacakları söylenmişse de bu bağlamda “uykudan uyanma” anlamında bir mecaz olduğu, buna göre âyetin ilgili cümlesinin, “Uyarılmış olanların uyanmaları çok kötü olacaktır!” mânasına geldiği anlaşılmaktadır.

Bir yoruma göre 175. âyet, inkârcıların dünyada uğrayacakları yenilgi ve sıkıntılarla, bir kelime eksiğiyle onun tekrarı olan 179. âyet ise âhirette uğrayacakları azapla ilgilidir (Şevkânî, IV, 476)

 

 

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 561-562

 
Resulü Ekrem sallallahu aleyhi vesellem Hayber fethedildiğinde şehre girerken; “Allahü Ekber, Hayber harap oldu. Biz düşman bir kavmin yurduna baskın verip gidince, uyarılanların hali yaman olur” buyurdu ve bunu üç kere söyledi . (Buhari ,Salât 12, Ezan 6; Müslim ,Nikah 87)
 

 Seveha سوح :

  ساحَةٌ geniş mekan anlamına gelir. Buradan hareketle evin avlusuna ساحَةُ الدَّارِ denmiştir. (Müfredat) 

  Kuran’ı Kerim’de isim olarak 1 kez geçmiştir. (Mu'cemu-l Mufehres)

  Türkçede kullanılan şekilleri saha ve mesahadır. (Kuranı Anlayarak Okuma Rehberi) 

 

فَاِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمْ 

 

Fiil cümlesidir.  اِذَا  şart manalı, cümleye muzâf olan, cezmetmeyen zaman zarfıdır.Vuku bulma ihtimali kuvvetli veya kesin olan durumlar için gelir. نَزَلَ  ile başlayan fiil cümlesi muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.

نَزَلَ  fetha üzere mebni mazi fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو ‘dir.  بِسَاحَتِهِمْ  car mecruru  نَزَلَ  fiiline mütealliktir. Aynı zamanda muzâftır. Muttasıl zamir  هِمْ  muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.

(إِذَا): Cümleye muzâf olan zarflardandır. Kendisinden sonra gelen muzâfun ileyh cümlesi aynı zamanda şart cümlesidir.  (إِذَا) dan sonraki şart cümlesinin, fiili, mazi veya muzâri manalı olur. Cevabı ise umûmiyetle muzâri olur, mazi de olsa muzâri manası verilir: 

a)(إِذَا) fiil cümlesinden önce gelirse, zarf (zaman ismi); isim cümlesinden önce gelirse (mufâcee=sürpriz) harfi olur. b) (إِذَا)  nın cevap cümlesi, iki muzâri fiili cezmedenlerin cevap cümleleri gibi mâzi, muzâri, emir, istikbâl, isim cümlesi... şeklinde gelir. Cevabın başına (ف) ‘nın gelip gelmeme durumu, iki muzâri fiili cezmedenlerinkiyle aynıdır. c) Sükûn üzere mebnîdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

فَسَٓاءَ صَبَاحُ الْمُنْذَر۪ينَ

 

Fiil cümlesidir. فَ  şartın cevabının başına gelen rabıta harfidir.  

سَٓاءَ  zem anlamı taşıyan camid fiil, fetha üzere mebnidir. صَبَاحُ  fail olup damme ile merfûdur. الْمُنْذَر۪ينَ  muzâfun ileyh olup, cer alameti  ى ‘dir. Cemi müzekker salim kelimeler harfle îrablanırlar. Mahsus mahzuftur. Takdiri,  صباحهم  (Onların sabahı) şeklindedir.

Zem fiili; bir şahsı veya nesneyi yermek maksadıyla kurulan cümlelerde olur. Cümleye kattığı genel anlam hayret ve mübalağa ifadesidir. Zem fiili ile kurulan cümlelerde fail; marife veya gizli zamir olur, ondan sonra da mahsus gelir. Fail zamir ise temyizle yahut  مَا  ile belirtilir. Bu fiilin failinin geliş şekilleri şunlardır: 1. Failinin  ال ’lı İsme Muzâf Olarak Gelmesi   2. سَاءَ ’nin Temyiz Alması. 3. سَاءَ  Fiilinin  مَا  Harfi ile Gelmesi   (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

الْمُنْذَر۪ينَ ; sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan if’al babının ism-i mef’ûlüdür.

 

فَاِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمْ فَسَٓاءَ صَبَاحُ الْمُنْذَر۪ينَ

 

فَ , ile öncesine atfedilmiştir. Şart manası taşıyan zaman zarfı  اِذَا ’nın muzâf olduğu şart cümlesi olan  نَزَلَ بِسَاحَتِهِمْ  , müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. 

فَ  karinesiyle gelen cevap cümlesi  فَسَٓاءَ صَبَاحُ الْمُنْذَر۪ينَ , gayrı talebî inşâî isnaddır. Veciz ifade kastıyla izafet formunda gelen  صَبَاحُ الْمُنْذَر۪ينَ , camid fiil  سَٓاءَ ’nin failidir. 

Cümlede îcâz-ı hazif sanatı vardır. Zem fiili  سَٓاءَ ’in mahsusu, mahzuftur. Takdiri,  صباحهم (Onların sabahı)’dur.

Şart ve cevap cümlelerinden müteşekkil terkip, şart üslubunda talebî inşâî isnaddır.

فَاِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمْ [Azap onların beldelerinin kenarına geldiğinde…] cümlesinde istiâre-i temsîliyye vardır. Burada, onlara gelen azap, temsili olarak, ansızın kendilerine saldırıp şehirlerinin kenarında duran ve kendile­rine bazı nasihatlerde bulunan orduya benzetilmiştir. Ordunun nasihatına  rağmen şehir halkı uyarılara kulak asmamış ve karşı hazırlık yapmamış, sonunda bu ordu onların kökünü kesmiştir. Zemahşerî şöyle der: Bu cümle, temsil yoluyla gelmeseydi fasih olmaz ve senin hoşuna giden bu parlaklık onda bulunmazdı. (Sâbûnî, Safvetü’t Tefâsir, Âşûr)

الْمُنْذَر۪ينَ 'deki  الْ  cins içindir, sabah da gece hareket eden ordunun sabahından istiare yolu ile azap için kullanılmıştır. Onlar çoğunlukla hücum ve yağma ettiklerinden başka vakitte de olsa yapılan saldırıya sabah denilmiştir. (Beyzâvî)

"Alanlarına" kelimesi es-Süddî ve başkalarından nakledildiğine göre evlerine, yurtlarına demektir. Alan anlamı verilen  سَاحَ /Sâha" evin genişçe avlusu demektir. el-Ferrâ': "onların alanlarına inmesi" ile onlara inmesi aynı anlamdadır, demiştir.

"sabah"ın sözkonusu edilmesi azabın onlara sabah vakti gelmesinden dolayıdır. (Kurtubî)