Yâsin Sûresi 15. Ayet

قَالُوا مَٓا اَنْتُمْ اِلَّا بَشَرٌ مِثْلُنَاۙ وَمَٓا اَنْزَلَ الرَّحْمٰنُ مِنْ شَيْءٍۙ اِنْ اَنْتُمْ اِلَّا تَكْذِبُونَ  ١٥

Onlar şöyle dediler: “Siz de ancak bizim gibi insansınız. Rahmân, hiçbir şey indirmemiştir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz.”
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 قَالُوا dediler ki ق و ل
2 مَا değilsiniz
3 أَنْتُمْ siz
4 إِلَّا başka bir şey
5 بَشَرٌ insandan ب ش ر
6 مِثْلُنَا bizim gibi م ث ل
7 وَمَا ve
8 أَنْزَلَ indirmemiştir ن ز ل
9 الرَّحْمَٰنُ Rahman ر ح م
10 مِنْ hiçbir
11 شَيْءٍ şey ش ي ا
12 إِنْ hayır!
13 أَنْتُمْ siz
14 إِلَّا sadece
15 تَكْذِبُونَ yalan söylüyorsunuz ك ذ ب
 

قَالُوا مَٓا اَنْتُمْ اِلَّا بَشَرٌ مِثْلُنَاۙ 

 

Fiil cümlesidir. قَالُوا  damme üzere mebni mazi fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur. Mekulü’l-kavli  مَٓا اَنْتُمْ اِلَّا بَشَرٌ مِثْلُنَاۙ ‘dir.  قَالُوا  fiilinin mef’ûlun bihi olarak mahallen mansubdur.  İsim cümlesidir. مَٓا  nefy harfi olup olumsuzluk manasındadır. Munfasıl zamir  اَنْتُمْ  mübteda olarak mahallen merfûdur. اِلَّا  hasr edatıdır. بَشَرٌ  mübtedanın haberi olup damme ile merfûdur. 

مِثْلُنَا  izafeti, بَشَرٌ ‘un sıfatı olup damme ile merfûdur. Aynı zamanda muzâftır. Mütekellim zamiri  نَا  muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.

Varlıkları niteleyen kelimelere “sıfat” denir. Arapça’da sıfatın asıl adı “na’t” (النَّعَت) dır. Sıfatın nitelediği isme de “men’ut” (المَنْعُوتُ) denir. Sıfat ile mevsuftan oluşan tamlamaya “sıfat tamlaması” denir. Sıfat tek kelime (isim), cümle ve şibh-i cümle olabilir.Ve sıfat birden fazla gelebilir.

Sıfat mevsufuna dört açıdan uyar: Cinsiyet, Adet, Marifelik - nekirelik, İrab.

Sıfat iki kısma ayrılır:1. Hakiki sıfat  2. Sebebi sıfat. Bir ismi doğrudan niteleyen sıfata “hakiki sıfat”, dolaylı olarak niteleyen sıfata da “sebebi sıfat” denir.

1- Hakiki sıfat ; 1. Müfred olan sıfatlar  2. Cümle olan sıfatlar olmak üzere ikiye ayrılır.

1- Müfred olan sıfatlar : Müfred olan sıfatlar genellikle ismi fail, ismi meful, mübalağalı ismi fail, sıfatı müşebbehe, ismi tafdil, masdar, ismi mensub ve sayı isimleri şeklinde gelir.Gayrı akil (akılsız çoğullar) mevsuf olarak geldiğinde sıfatını müfred müennes olarak da alır.

2- Cümle olan sıfatlar: Üçe ayrılır: 1- İsim cümlesi olan sıfatlar, 2- Fiil cümlesi olan sıfatlar, 3- Şibhi cümle olan sıfatlar. 

Nekre isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle sıfat olur. Marife isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle hal olur.Ayette müfred şeklindedir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)


 وَمَٓا اَنْزَلَ الرَّحْمٰنُ مِنْ شَيْءٍۙ 

 

Fiil cümlesidir. وَ  atıf harfidir. Matuf ve matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ve matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

مَٓا  nefy harfi olup olumsuzluk manasındadır.  اَنْزَلَ  fetha üzere mebni mazi fiildir.  الرَّحْمٰنُ  fail olup damme ile merfûdur. مِنْ  hari ceri zaiddir.  مِنْ شَيْءٍ  car mecruru lafzen mecrur, mef’ûlün bih olarak mahallen mansubdur. 

مِنْ  nefy, nehîy ve istifham ifadelerinden sonra gelen fail, mef’ûl ve mübtedaya dahil olduğunda zaid olur ve tekid bildirir. (M.Meral Çörtü Nahiv s.341)

اَنْزَلَ  fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’âl babındandır. Sülâsîsi  نزل ’dir.

İf’al babı fiile tadiye (geçişlilik) kesret, haynunet (zamanı gelmesi), sayruret, izale, zamana ve mekâna duhul, temkin (imkân sağlamak), vicdan (bir vasıf üzere bulmak) mutavaat (tef’il babının dönüşlülüğü), tariz (arz etmek, maruz bırakmak) manaları katar. Bazan da fiilin mücerret manasını ifade eder. 

اِنْ اَنْتُمْ اِلَّا تَكْذِبُونَ

 

İsim cümlesidir. اِنْ  nefy harfi olup olumsuzluk manasındadır. Munfasıl zamir  اَنْتُمْ  mübteda olarak mahallen merfûdur. اِلَّا  hasr edatıdır.  تَكْذِبُونَ  cümlesi mübtedanın haberi olarak mahallen merfûdur.  تَكْذِبُونَ  fiili  نَ ‘un sübutuyla merfû muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ‘ı fail olarak mahallen merfûdur.

 

قَالُوا مَٓا اَنْتُمْ اِلَّا بَشَرٌ مِثْلُنَاۙ وَمَٓا اَنْزَلَ الرَّحْمٰنُ مِنْ شَيْءٍۙ 

 

Ayet istînâfiyye olarak fasılla gelmiştir. Fasıl sebebi şibh-i kemâl-i ittisâldir. Menfî mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.

Mazi fiil sebata, temekküne ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafât, S.107)

قَالُوا  fiilinin mekulü’l-kavli olan  مَٓا اَنْتُمْ اِلَّا بَشَرٌ مِثْلُنَا , kasrla tekid edilmiş sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber inkârî kelamdır.  اَنْتُمْ  mübteda,  بَشَرٌ  haberdir. Kasr nedeniyle menfî yapıdaki cümle ‘Sen sadece bizim gibi bir beşersin’ ‘Sen bizim gibi bir beşerden başka bir şey değilsin‘ şeklinde olumlu ve olumsuz olmak üzere iki mana kazanmıştır.

Nefy harfi  مَا  ve istisna edatı  اِلَّا  ile oluşan iki tekit hükmündeki kasr mübteda ve haber arasındadır.  اَنْتَ  mevsuf/ maksûr,  بَشَرٌ  sıfat/maksûrun aleyh olmak üzere kasr-ı mevsûf ale’s-sıfattır. 

مِثْلُنَا  izafeti,  بَشَرٌ  için sıfattır. Sıfat, mevsûfunun sahip olduğu bir özelliğe işaret etmek için yapılan tetmim ıtnâbı sanatıdır. 

İsim cümleleri sübut ifade eder. İsim cümlelerinin asıl kuruluş sebebi; müsnedin, müsnedün ileyh için sabit olduğunu ifade etmektir. İsim cümlesinin haberi müfred ya da isim cümlesi olursa asıl konulduğu mana olan sübutu veya bazı karinelerle istimrarı (devamlılığı) ifade eder. İstimrar ifadesi daha çok medh ve zem durumlarında olur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi) 

وَمَٓا اَنْزَلَ الرَّحْمٰنُ مِنْ شَيْءٍۙ  cümlesi atıf harfi  وَ ‘la mekulü’l-kavle atfedilmiştir. Menfi mazi fiil sıygasında, faide-i haber talebî kelamdır. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasındaki anlam bütünlüğü barizdir. Vaslda, atfedilen cümlelerin her ikisinin de aynı tür olması vaslın güzelliklerinden kabul edilmiştir. Fakat burada fiil cümlesiyle fiilin tekrarı ve yenilenmesi, isim cümlesiyle de sabitlik kastedilerek, fiil cümlesi isim cümlesine atfedilmiştir. İsim cümlesinden fiil cümlesine geçişte iltifat sanatı vardır.

اَنْزَلَ  fiilinin mef’ûlü olan  شَيْءٍ , lafzen mecrur, mahallen mansubdur.  مِنْ , tekid ifade eden zaid harftir. 

شَيْءٍ ’deki nekrelik, kıllet ve umum ifade eder.  مِنْ  harfi kelimeye ‘hiçbir’ anlamı katmıştır. Menfî siyakta nekre, umum ve şümule işarettir. 

Şayet hem devamlılık hem fiilin tekrarı ve yenilenmesi kastediliyorsa, isim cümlesi fiil cümlesine atfedilebilir. Bunun aksi de mümkündür. Meselâ, fiil cümlesinden fiilin zaman zaman yenilendiğini, isim cümlesinden ise başlayıp halen devam ettiği kast ediliyorsa aralarında atıf yapılabilir  (Rıfat Resul Sevinç Belâğatta Fasıl-Vaslın Genel Kuralları Ve “Vâv”ın Kullanımı Ekev Akademi Dergisi Yıl: 21 Sayı: 69 (Kış 2017)

Bu söz, bu resulleri ve umumi olarak nübüvveti inkâr manası taşır. Bu ibarenin tazammunî olarak ifade ettiği bu elçileri yalanlamak ve nübüvveti inkâr manası, arkadan gelen [Hem Rahman hiçbir şey indirmemiştir.] sözünde açıkça ifade edilmiştir. Bu cümle nübüvveti inkâr demektir. Tefsîrü'l Kebîr'de ise bu cümle şöyle açıklanmıştır: Ayetteki Rahman ifadesi onların görüşlerine bir reddiyedir. Çünkü Allah dünyanın  رَّحْمٰنُ ’ı olduğuna, peygamber göndermek de bir rahmet olduğuna göre,  رَّحْمٰنُ  nasıl olur da rahmetini göndermez demektir. (Fâdıl Sâlih Sâmerrâî, Beyânî Tefsir Yolu, c.2, s.77)

 اِنْ اَنْتُمْ اِلَّا تَكْذِبُونَ

 

İnkarcıların sözlerine dahil olan cümle ta’liliyye olarak fasılla gelmiştir. Kasrla tekit edilmiş sübut ifade eden isim cümlesi, faide-i haber inkârî kelamdır. اَنْتُمْ , mübteda, müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelam olan  تَكْذِبُونَ  cümlesi, haberdir.

Cümlede müsnedin muzari fiil cümlesi olarak gelmesi hükmü takviye, hudûs, istimrar, tecessüm ve teceddüt ifade eder. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.

Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler.(Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)

Nefy harfi  اِنْ  ve istisna edatı  اِلَّا  ile oluşan iki tekit hükmündeki kasr mübteda ve haber arasındadır.  اَنْتُمْ  mevsuf/maksûr,  تَكْذِبُونَ  sıfat/maksûrun aleyh olmak üzere kasr-ı mevsuf ale’s-sıfattır.  Onlardan başka yalancılar da vardır, fakat onlar yalancı olmaya tahsis edilmişlerdir.

Kasr-ı mevsûf ale’s sıfat, zikredilen mevsûfta, bu sıfattan başka bir sıfat olmadığını  ifade etmektir. Ama bu sıfat başka mevsûflarda bulunabilir. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur’an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)