İnsan anlamına gelen بَشَرٌ kelimesi, bir kişi için de çokluk için de kullanılır. Yüce Allah’ın:
اَنُؤْمِنُ لِبَشَرَيْنِ
İki beşere mi inanacağız, (23/Mü’minûn 47) sözünde ikili olarak kullanılmıştır. Kur’ân’da insanın bedeni, dış görünüşü kast edildiği her yerde, insan yerine beşer kelimesi kullanılmıştır. Aynı şekilde, insanlar derken peygamberlerden yüz çeviren اَلْكُفَّار kâfirler kast edildiğinde onlar için de بَشَر beşer kelimesi kullanılmıştır. İnsana بَشَرٌ denmesinin nedeni, derisinin tüysüz olması ve bakıldığında direk derisinin gözükmesidir. Çünkü, diğer hayvanların derileri ya yün ya kıl ya da tüylerle örtülüdür. اِسْتَبْشَرَ kişiyi sevindirecek bir şeyi bulmaktır. بَشِير müjde getirendir. Bu manada Yüce Allah buyurmuştur:
فَلَمَّٓا اَنْ جَٓاءَ الْبَش۪يرُ اَلْقٰيهُ عَلٰى وَجْهِه۪ فَارْتَدَّ بَص۪يراًۚ
Müjdeci gelip de gömleği babasının yüzüne sürünce, gözleri açılıverdi (12/Yûsuf 96). أَبْشَرَ deyimi, bir müjde bulmak anlamına gelir. أَبْشَرْتُ اْلأَرْضَ deyimi, yerin bitkisinin güzel yeşerdiğini anlatır. İbn Mesud’un (r.a.) şu sözü de bu anlamdadır: مَنْ أَحَبَّ اْلقُرْآنَ فَلْيُبَشِّرْ Kim Kur’ân’ı seviyorsa, kendini kutlasın. Yani: Buna sevinsin. el-Ferra şöyle der: Bu fiil, şeddeli kullanıldığında müjdeyi, şeddesiz kullanıldığında ise, sevinci ifâde eder. تَباَشِيرُ النَّخِيلِ mevsiminde ilk ortaya çıkan yaş hurmadır. Müjde verene verilen hediyeye البُشْرَى ve بُشَارَة ya da بِشَارَة adı verilmektedir. (Rağıp El-İsfahani, Müfredat, Kur’ân Kavramları Sözlüğü )
‘Beşir’, ‘beşr’ kökünden türemiş bir sıfattır. Müjdeleyen, muştu veren, güler yüzlü, sevecen demektir. Aynı kökten gelen ‘beşer’, insan âdemoğlu demektir. Bunun anlamı da bir şeyin güzelliği ile ortaya çıkması, görünmesi demektir.
Insana ‘beşer’ denilir. Çünkü onu diğer canlılardan ayıran bir takım özellikleri vardır. Beşer ismi insan için övücü bir sıfattır. Bu sıfatın tekili, çoğulu, erili ve dişili (müzekker ve müennesliği) hep aynıdır.
İnsana, kadın olsun erkek olsun, bir kişi olsun - çok kişi olsun ‘beşer’ denilir. (Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, s. 84.)
Kur'an, Allah (cc)’ın bir beşer yaratma iradesini anlatmaktadır. (15/Hicr, 28-29) Kur'an, sık sık insanın bir beşer olduğunu, hatta peygamberlerin de bir melek değil bir beşer olduklarını vurguluyor:
“De ki: Şüphesiz ben, ancak sizin gibi bir beşerim, yalnızca bana sizin ilâhınızın bir ilâh olduğu vahyediliyor…” (Kehf, 110)
‘Beşr’ kökünden gelen ‘beşere’; üst deri, derinin üst tabakası, ‘beşâret’; güzellik, müjde, ‘tebşir’; müjdelemek, ‘büşra’; müjde, muştu, ‘mübaşeret’; kadın erkek ilişkisi, ‘mübeşşir’; (Türkçede mübâşir) ise, müjde veren anlamlarına gelirler.
Beşir, Kur'an'da ‘nezir’ kelimesiyle birlikte peygamberlerin bir sıfatı olarak geçmektedir. Peygamberler ve Peygamberimiz (as) hem nezir’dir, hem beşir’dirler. Onlar görevleri gereği inkârcı ve isyancı insanlara Allah'ın azabını haber vermek vererek onları uyarırlar, iman ve itaat eden insanlara da Allah'ın rahmetini ve vereceği ödülleri müjdelerler.
Allah (cc) Hz. Muhammed'e (sav) şöyle diyor:
“Biz seni ancak bütün insanlara bir beşir (muştulayan) ve nezir (uyarıp - korkutan) olarak gönderdik. Ancak insanların çoğu bilmiyorlar.” (Sebe, 28) (Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, s. 84/85.)
Beşr veya tebşîr “müjdelemek yani iyi bir haber vermek, sevindirici bir sonucu bildirmek” mânasına gelmekle birlikte Kur’ân-ı Kerîm’de kinaye ve istihza yoluyla “üzücü bir haberi ve elem verici bir sonucu” bildirmek anlamında da kullanılmıştır. Beşîr’in naslarda daima nezîr ile birlikte yer alması, birincinin iyi habere, ikincinin ise kötü habere tahsisini ifade eder. Buna göre beşîr, “müminlere (veya itaatkâr müminlere) özellikle âhiret mutluluğunu ve cenneti müjdeleyen” mânasına gelir. “Tebşir” sözlükte “müjdelemek; güler yüzlü olmak, güler yüzle karşılamak” anlamlarına gelen beşr kökünden türetilmiş bir sıfat olup “müjdeleyen, güler yüzlü ve sevecen olan” demektir. Bu kelime Kur’ân-ı Kerîm’de yedi defa nezîr ile birlikte Hz. Peygamber’e ve aynı mahiyette bir defa da Kur’an’a (Fussilet 41/4) nisbet edilmiştir. Bizzat Hz. Peygamber’in de beşîr sıfatını kendisine nisbet ettiği sabittir (Nesâî, “Îmân”, 6). Kur’an’da tebşîr (müjdelemek) fiili Allah, Hz. Peygamber ve Kur’ân-ı Kerîm için kullanıldığı gibi bunun ism-i fâili olan mübeşşir de hem geçmiş peygamberler hem de Hz. Muhammed için kullanılmıştır. Bu istimal tarzı hadislerde de mevcuttur. (Ahmet Önkal, “Beşir”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, s. 5 : 554/555.)
“Beşâret” birisine deride etkisi görülecek kadar sevindirici bir haber ulaştırmak ve müjde vermek demektir. Bakara Süresi 25. Ayette ; “Ey Muhammed! Kur’an’ın Allah katından geldiğini haber vermekle müminlerin gönüllerini ferahlandır” derken burada ki “müjdele” emri Hz. Peygamber’e dir. Ama bu emrin, tebliğ görevini üstlenen herkesi muhatap aldığı da söylenmektedir. Nitekim Resulullah (s.a): Gece karanlığında mescidlere gidenleri kıyamet günü tam bir nûrla müjdele!” (Ebû Dâvud, Salât, 49,50 ; Tirmizî, Salât, 51, 165; İbn Mâce, Mesâcid,14) Buyurmuş fakat bununla belli bir şahsı değil, bu işi yapabilecek herkesi kasdetmiştir. (İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l Beyan Kur’an Meali ve Tefsiri, s. 263.)
| Ayet | Kelime | Anlamı |
|---|---|---|
|
|
وَبَشِّرِ | ve müjdele |
|
|
وَبُشْرَىٰ | ve müjdeci |
|
|
بَشِيرًا | müjdeleyici |
|
|
وَبَشِّرِ | ve müjdele |
|
|
بَاشِرُوهُنَّ | onlara yaklaşın |
|
|
تُبَاشِرُوهُنَّ | (kadınlara) yaklaşmayın |
|
|
مُبَشِّرِينَ | müjdeciler |
|
|
وَبَشِّرِ | ve müjdele |
|
|
فَبَشِّرْهُمْ | onlara müjdele |
|
|
يُبَشِّرُكَ | sana müjdeler |
|
|
يُبَشِّرُكِ | seni müjdeliyor |
|
|
بَشَرٌ | bir beşer |
|
|
لِبَشَرٍ | hiçbir insanın |
|
|
بُشْرَىٰ | müjde olsun diye |
|
|
وَيَسْتَبْشِرُونَ | ve müjdelemek isterler |
|
|
يَسْتَبْشِرُونَ | müjdelerler (sevinirler) |
|
|
بَشِّرِ | müjdele |
|
|
مُبَشِّرِينَ | müjdeleyici |
|
|
بَشَرٌ | birer insansınız |
|
|
بَشِيرٍ | bir müjdeleyici |
|
|
بَشِيرٌ | müjdeleyici |
|
|
مُبَشِّرِينَ | müjdeciler olmak |
|
|
بَشَرٍ | insan |
|
|
بُشْرًا | müjdeci |
|
|
وَبَشِيرٌ | ve müjdeleyiciyim |
|
|
بُشْرَىٰ | müjde olsun diye |
|
|
وَبَشِّرِ | ve müjdele |
|
|
يُبَشِّرُهُمْ | onları müjdeler |
|
|
فَبَشِّرْهُمْ | işte onlara müjdele |
|
|
فَاسْتَبْشِرُوا | o halde sevinin |
|
|
وَبَشِّرِ | ve müjdele |
|
|
يَسْتَبْشِرُونَ | sevinirler |
|
|
وَبَشِّرِ | ve müjdelesin |
|
|
الْبُشْرَىٰ | müjdeler |
|
|
وَبَشِّرِ | ve müjdele |
|
|
وَبَشِيرٌ | ve müjdeleyiciyim |
|
|
بَشَرًا | bir insandan |
|
|
بِالْبُشْرَىٰ | müjdeyle |
|
|
فَبَشَّرْنَاهَا | biz de ona müjdeledik |
|
|
الْبُشْرَىٰ | müjde |
|
|
يَا بُشْرَىٰ | müjde! |
|
|
بَشَرًا | insan |
|
|
الْبَشِيرُ | müjdeci |
|
|
بَشَرٌ | bir insandan |
|
|
بَشَرٌ | insandan |
|
|
بَشَرًا | bir insan |
|
|
لِبَشَرٍ | insana |
|
|
نُبَشِّرُكَ | sana müjdeleriz |
|
|
أَبَشَّرْتُمُونِي | beni mi müjdelediniz? |
|
|
تُبَشِّرُونَ | müjdeliyorsunuz |
|
|
بَشَّرْنَاكَ | sana müjdeledik |
|
|
يَسْتَبْشِرُونَ | sevinerek |
|
|
بُشِّرَ | müjdelendiği |
|
|
بُشِّرَ | verilen müjdenin |
|
|
وَبُشْرَىٰ | ve müjde olarak |
|
|
وَبُشْرَىٰ | ve müjde olarak |
|
|
بَشَرٌ | bir insan |
|
|
وَيُبَشِّرُ | ve müjdeler |
|
|
بَشَرًا | bir insan(dan) |
|
|
بَشَرًا | bir insanı |
|
|
مُبَشِّرًا | müjdeleyici olmak |
|
|
وَيُبَشِّرَ | ve müjdelemesi için |
|
|
مُبَشِّرِينَ | müjdeleyiciler |
|
|
بَشَرٌ | bir insanım |
|
|
نُبَشِّرُكَ | sana müjdeleriz |
|
|
بَشَرًا | bir insan şeklinde |
|
|
بَشَرٌ | bir insan |
|
|
الْبَشَرِ | insanlar- |
|
|
لِتُبَشِّرَ | müjdelemen için |
|
|
بَشَرٌ | bir insandır |
|
|
لِبَشَرٍ | hiçbir insana |
|
|
وَبَشِّرِ | ve müjdele |
|
|
وَبَشِّرِ | ve müjdele |
|
|
بَشَرٌ | bir insandan |
|
|
بَشَرٌ | bir insandan |
|
|
بَشَرًا | bir insana |
|
|
لِبَشَرَيْنِ | şu iki insana |
|
|
بُشْرَىٰ | müjde |
|
|
بُشْرًا | müjdeci |
|
|
بَشَرًا | bir insan |
|
|
مُبَشِّرًا | müjdeleyici olmak |
|
|
بَشَرٌ | bir insandan |
|
|
بَشَرٌ | bir insandan |
|
|
وَبُشْرَىٰ | ve müjdedir |
|
|
بُشْرًا | müjdeci |
|
|
بِالْبُشْرَىٰ | bir müjde ile |
|
|
بَشَرٌ | insan(lar) |
|
|
مُبَشِّرَاتٍ | müjdeler olarak |
|
|
يَسْتَبْشِرُونَ | sevinirler |
|
|
فَبَشِّرْهُ | ona müjdele |
|
|
وَمُبَشِّرًا | ve müjdeci |
|
|
وَبَشِّرِ | ve müjdele |
|
|
بَشِيرًا | müjdeleyici olman |
|
|
بَشِيرًا | müjdeleyici |
|
|
فَبَشِّرْهُ | işte öylesini müjdele |
|
|
بَشَرٌ | insandan |
|
|
فَبَشَّرْنَاهُ | ona müjdeledik |
|
|
وَبَشَّرْنَاهُ | ve ona müjdeledik |
|
|
بَشَرًا | bir insan |
|
|
الْبُشْرَىٰ | müjde |
|
|
فَبَشِّرْ | müjdele |
|
|
يَسْتَبْشِرُونَ | sevinirler |
|
|
بَشِيرًا | müjdeleyici olarak |
|
|
بَشَرٌ | bir insanım |
|
|
وَأَبْشِرُوا | fakat sevinin |
|
|
يُبَشِّرُ | müjdelediğidir |
|
|
لِبَشَرٍ | bir insanla |
|
|
بُشِّرَ | müjdelense |
|
|
فَبَشِّرْهُ | onu müjdele |
|
|
وَبُشْرَىٰ | ve müjde (olan) |
|
|
وَمُبَشِّرًا | ve müjdeleyici |
|
|
وَبَشَّرُوهُ | ve ona müjdelediler |
|
|
أَبَشَرًا | insana mı? |
|
|
بُشْرَاكُمُ | müjdeniz |
|
|
وَمُبَشِّرًا | ve müjdeleyiciyim |
|
|
وَبَشِّرِ | ve müjdele |
|
|
أَبَشَرٌ | bir insan mı? |
|
|
الْبَشَرِ | bir insan |
|
|
لِلْبَشَرِ | insanı |
|
|
لِلْبَشَرِ | insanlara |
|
|
لِلْبَشَرِ | insanlar için |
|
|
مُسْتَبْشِرَةٌ | sevinçlidir |
|
|
فَبَشِّرْهُمْ | onlara müjdele |