Yâsin Sûresi 11. Ayet

اِنَّمَا تُنْذِرُ مَنِ اتَّبَعَ الذِّكْرَ وَخَشِيَ الرَّحْمٰنَ بِالْغَيْبِۚ فَبَشِّرْهُ بِمَغْفِرَةٍ وَاَجْرٍ كَر۪يمٍ  ١١

Sen ancak Zikr’e (Kur’an’a) uyanı ve görmediği hâlde Rahmân’dan korkan kimseyi uyarırsın. İşte onu bir bağışlanma ve güzel bir mükâfatla müjdele.
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 إِنَّمَا ancak
2 تُنْذِرُ sen uyarabilirsin ن ذ ر
3 مَنِ kimseyi
4 اتَّبَعَ uyan ت ب ع
5 الذِّكْرَ Zikre ذ ك ر
6 وَخَشِيَ ve korkan خ ش ي
7 الرَّحْمَٰنَ Rahman’dan ر ح م
8 بِالْغَيْبِ görmeden غ ي ب
9 فَبَشِّرْهُ işte öylesini müjdele ب ش ر
10 بِمَغْفِرَةٍ bir mağfiretle غ ف ر
11 وَأَجْرٍ ve bir mükafatla ا ج ر
12 كَرِيمٍ güzel ك ر م
 

Buradaki “ancak” kaydı, belirtilenler dışındakilerin uyarı kapsa­mında olmadıkları anlamında değil, uyarının sadece onlara yarar sağlayacağını belirtmek içindir (İbn Atıyye, IV, 448). Müfessirler arasında, bu âyette geçen “zikir” kelimesiyle Kur’an-ı Kerîm’in kastedildiği kanaati hâkimdir. Bunu Kur’an’daki âyetler veya insanın fıtratını tamamlayan açık kanıtlar şeklinde yorumlayanlar da olmuştur (Râzî, XXVI, 47). 

 

 Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 478
 

اِنَّمَا تُنْذِرُ مَنِ اتَّبَعَ الذِّكْرَ وَخَشِيَ الرَّحْمٰنَ بِالْغَيْبِۚ

 

Fiil cümlesidir. اِنَّمَا  kâffe ve mekfufedir. Kâffe; men eden, alıkoyan anlamında olup buradaki ma-i kâffeden kasıt ise  اِنَّ  harfinden sonra gelen ve onun amel etmesine mani olan  مَا  demektir.

تُنْذِرُ  damme ile merfû muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri  أنت ‘dir. Müşterek ism-i mevsûl  مَن , mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur. İsm-i mevsûlun sılası اتَّبَعَ الذِّكْرَ ‘dır. Îrabdan mahalli yoktur.

اتَّبَعَ  fetha üzere mebni mazi fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو ‘dir. الذِّكْرَ  mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur. خَشِي  cümlesi atıf harfi  وَ ‘la makabline matuftur.  

خَشِيَ  fetha üzere mebni mazi fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو ‘dir.  الرَّحْمٰنَ  mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur.  بِالْغَيْبِ  car mecruru  خَشِيَ  fiiline mütealliktir. 

اِنَّـمَٓا , kâffe (durduran, engelleyen anlamında ismi faildir) ve mekfûfe’dir.Usul ve beyan alimlerinin Cumhuruna göre kâffe olan  مَٓا  harfi, اِنَّ  ile birlikte nafiye olur ve bu da hasr için kullanılma sebebidir. Çünkü  اِنَّ  ispat,  مَٓا  nefiy içindir. Bu ikisinin tek bir şey için kullanılması caiz değildir, çünkü aralarında tenakuz vardır. https://www.arapcadilbilgisi.com/ Cumhura göre  إنما  hasr ifade eder ve maksûrun aleyh cümlenin sonunda bulunur. https:// islamansiklopedisi.org

تُنْذِرُ  fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’âl babındandır. Sülâsîsi نذر ’dir.

İf’al babı fiile tadiye (geçişlilik) kesret, haynunet (zamanı gelmesi), sayruret, izale, zamana ve mekâna duhul, temkin (imkân sağlamak), vicdan (bir vasıf üzere bulmak) mutavaat (tef’il babının dönüşlülüğü), tariz (arz etmek, maruz bırakmak) manaları katar. Bazan da fiilin mücerret manasını ifade eder. 

اتَّبَعَ  fiili, sülâsî mücerrede iki harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil iftiâl babındadır. Sülâsîsi تبع ’dir.

İftiâl babı fiile mutavaat (dönüşlülük), ittihaz (edinmek, bir şeyi kendisi için yapmak), müşareket (ortaklık), izhar (göstermek), ihtiyar (seçmek), talep ve çaba göstermek manaları katar. İfteale kalıbı hem soyut hem somut anlamlı fiiller için kullanılır.


  فَبَشِّرْهُ بِمَغْفِرَةٍ وَاَجْرٍ كَر۪يمٍ

 

Fiil cümlesidir.  فَ  mukadder şartın cevabının başına gelen rabıta veya fasiha harfidir. Takdiri; من اتّبع الذكر (Kim zikre tabi olursa) şeklindedir.

بَشِّرْ  sükun üzere mebni emir fiildir. Faili müstetir olup takdiri  أنت ‘dir. Muttasıl zamir  هُ  mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur.  بِمَغْفِرَةٍ  car mecruru  بَشِّرْ  fiiline mütealliktir. 

اَجْرٍ  atıf harfi وَ ‘la makabline matuftur.  كَر۪يمٍ  kelimesi  اَجْرٍ ‘in sıfatı olup kesra ile mecrurdur.

Varlıkları niteleyen kelimelere “sıfat” denir. Arapça’da sıfatın asıl adı “na’t” (النَّعَت) dır. Sıfatın nitelediği isme de “men’ut” (المَنْعُوتُ) denir. Sıfat ile mevsuftan oluşan tamlamaya “sıfat tamlaması” denir. Sıfat tek kelime (isim), cümle ve şibh-i cümle olabilir.Ve sıfat birden fazla gelebilir.

Sıfat mevsufuna dört açıdan uyar: Cinsiyet, Adet, Marifelik - nekirelik, İrab.

Sıfat iki kısma ayrılır:1. Hakiki sıfat  2. Sebebi sıfat. Bir ismi doğrudan niteleyen sıfata “hakiki sıfat”, dolaylı olarak niteleyen sıfata da “sebebi sıfat” denir.

1- Hakiki sıfat ; 1. Müfred olan sıfatlar  2. Cümle olan sıfatlar olmak üzere ikiye ayrılır.

1- Müfred olan sıfatlar : Müfred olan sıfatlar genellikle ismi fail, ismi meful, mübalağalı ismi fail, sıfatı müşebbehe, ismi tafdil, masdar, ismi mensub ve sayı isimleri şeklinde gelir.Gayrı akil (akılsız çoğullar) mevsuf olarak geldiğinde sıfatını müfred müennes olarak da alır.

2- Cümle olan sıfatlar: Üçe ayrılır: 1- İsim cümlesi olan sıfatlar, 2- Fiil cümlesi olan sıfatlar, 3- Şibhi cümle olan sıfatlar. 

Nekre isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle sıfat olur. Marife isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle hal olur. Ayette müfred şeklindedir.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

بَشِّرْ  fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil tef’il babındandır. Sülâsîsi بشر ’dir.

Bu bab fiile çokluk (fiilin, failin veya mef‘ûlun çokluğu), bir tarafa yönelme, mef'ûlü herhangi bir vasfa nispet etmek, gidermek, bir terkibi kısaltmak, eylemin belli bir zaman diliminde meydana gelmesi, özneyi fiilin türediği şeye benzetmek, sayruret, isimden fiil türetmek, hazır olmak, bir şeyin aralıklarla tekrarlanması manalarını katar.

 

اِنَّمَا تُنْذِرُ مَنِ اتَّبَعَ الذِّكْرَ وَخَشِيَ الرَّحْمٰنَ بِالْغَيْبِۚ

 

Beyanî istînâf olarak fasılla gelen cümlenin fasıl sebebi şibh-i kemâl-i ittisâldir. 

اِنَّمَا  kasr edatıyla tekid edilmiş müspet muzari fiil cümlesidir. Faide-i haber inkârî kelamdır. 

اِنَّمَا  kasr edatıyla tekid edilmiş, hudus teceddüt, istimrar ve tecessüm ifade eden müspet muzari fiil sıygasında, faide-i haber inkârî kelamdır. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.

Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)

تُنْذِرُ  fiilinin mef’ûlü konumundaki müşterek ism-i mevsûl  مَنِ ‘in sıla cümlesi olan  اتَّبَعَ الذِّكْرَ , mazi fiil sıygasında gelerek sebata, temekkün ve istikrara işaret etmiştir.

İki tekit hükmündeki kasr, fiille mef’ûlü arasındadır.  تُنْذِرُ  maksur/sıfat, مَنِ اتَّبَعَ الذِّكْرَ  maksûrun aleyh/mevsûf olmak üzere, kasr-ı sıfat ale’l-mevsûftur. 

اتَّبَعَ الذِّكْرَ  ibaresinde istiare sanatı vardır. اتَّبَعَ  fiili  الذِّكْرَ ‘a nisbet edilerek zikir, kişileştirilmiş, arkasından gidilen, takip edilen bir lidere benzetilmiştir. Bu üslupta mübalağa ve tecessüm sanatları da vardır. 

وَخَشِيَ الرَّحْمٰنَ بِالْغَيْبِ  cümlesi atıf harfi وَ ‘la sılaya atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur. Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.

Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Halidî, Vakafat, s. 107) 

Ayette mütekellim Allah Teâlâ olduğu halde  الرَّحْمٰنِ  isminin zikredilmesi tecrîd sanatıdır.

Uyarılan kimselerin, zikre uyan ve görmediği halde Rahman’dan korkan şeklinde iki grupta açıklanması taksim sanatıdır. 

بِالْغَيْبِ  car-mecruru, خَشِيَ ‘deki failin mahzuf haline mütealliktir. Halin hazfi îcâz-ı hazif sanatıdır.

الرَّحْمٰنَ  sıfatını, "Azamet" ismini zikretmeden kullanmanın iki sebebi vardır: Bunlardan biri, müşriklerin "En Merhametli" ismini inkar etmeleridir. İkincisi , O'nun merhametinden bahsetmek, O'ndan korkmamak anlamına gelmez; çünkü mümin, Allah'ın merhametini bildiği halde O'ndan korkar ve böylece merhamet umar. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)  

Sâmerrâî bu ayeti açıklarken mazi kullanım ihtiva eden  اتَّبَعَ الذِّكْرَ وَخَشِيَ الرَّحْمٰنَ  ifadesine değinmektedir. O şöyle demektedir. Mazi fiil ihtiva etmesinden dolayı söz konusu uyarının, sadece müminleri kapsadığını ve henüz kalbine iman girmemiş kimselerin bunun dışında kaldığını söyleyenlere cevabımız; mâzi fiilin, gelecek zaman anlamı ifade edebileceğidir. Mazi fiil ihtiva etmesinden dolayı söz konusu uyarının, sadece müminleri kapsadığını ve henüz kalbine iman girmemiş kimselerin bunun dışında kaldığını söyleyenlere cevabımız; mazi fiilin, gelecek zaman anlamı ifade edebileceğidir.  (İzzet Marangozoğlu, Fâdıl Sâlih Es-Sâmerrâî’nin Beyânî Tefsir Anlayışı)


فَبَشِّرْهُ بِمَغْفِرَةٍ وَاَجْرٍ كَر۪يمٍ

 

 

Fasılla gelen şart üslubundaki terkipte  فَ , mahzuf şartın cevabına dahil olan rabıta harfidir. Takdiri من اتّبع الذكر  (kim zikre tabi olursa…) olan şart cümlesinin hazfi, îcâz-ı hazif sanatıdır. 

Cevap cümlesi olan  فَبَشِّرْهُ بِمَغْفِرَةٍ وَاَجْرٍ كَر۪يمٍ , emir üslubunda talebî inşâî isnaddır. 

Mukadder şart ve mezkûr cevabından müteşekkil terkip, şart üslubunda talebî inşâî isnaddır.

وَاَجْرٍ  car-mecruru,  فَبَشِّرْهُ  fiiline müteallik  بِمَغْفِرَةٍ ‘e, tezayüf nedeniyle atfedilmiştir.

مَغْفِرَةٍ  ve اَجْرٍ  kelimelerindeki nekrelik kesret ve tazim ifade eder.  

كَر۪يمٍ  kelimesi  اَجْرٍ  için sıfattır. Sıfat, mevsûfunun sahip olduğu bir özelliğe işaret etmek için yapılan tetmim ıtnâbı sanatıdır. 

كَر۪يمٍ , mübalağalı ism-i fail kalıbı olan sıfat-ı müşebbehe vezninde gelerek mübalağa ifade etmiştir. Bu kalıp bu vasfın mevsufta sürekli varlığına, sıfatın mevsufun bir parçası gibi ondan ayrılmayan bir özelliği olduğuna işaret eder.

اَجْرٍ كَر۪يمٍ  ifadesinde istiare sanatı vardır. Sabredenlere verilecek mükafat, işçiye ödenen ücrete benzetilmiştir. Ayrıca ism-i fail vezninde gelen cömert manasındaki  كَر۪يمٍ ‘le sıfatlanarak iradeye sahip bir varlık yerine konmuştur. Bu ifadede mübalağa ve tecessüm sanatları da vardır. 

Mağfiret ve ecirle müjdeleneceğinin açıklanması taksim sanatıdır.

Bilinen ve tahmini kolay olan hususları zikrederek ibareyi uzatmamak, dikkati asıl önemli yere yönlendirmek, karineye dayanarak terk edilen şeyleri muhatabın düşünce ve hayal gücüne bırakarak anlam zenginliği kazanmak gibi sebeplerle hazfe başvurulur. (TDV İslam Ansiklopedisi Îcâz Bah.)

تُنْذِرُ وبَشِّرْ  arasında güzel bir tıbâk vardır. İlk emir olan uyarmanın akıbetinin müjde olduğunu açıklar. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)