Âl-i İmrân Sûresi 87. Ayet

اُو۬لٰٓئِكَ جَزَٓاؤُ۬هُمْ اَنَّ عَلَيْهِمْ لَعْنَةَ اللّٰهِ وَالْمَلٰٓئِكَةِ وَالنَّاسِ اَجْمَع۪ينَۙ  ٨٧

İşte onların cezası; Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lânetinin üzerlerine olmasıdır.
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 أُولَٰئِكَ işte
2 جَزَاؤُهُمْ onların cezası ج ز ي
3 أَنَّ gerçekten
4 عَلَيْهِمْ onların üzerine olmasıdır
5 لَعْنَةَ la’neti ل ع ن
6 اللَّهِ Allah’ın
7 وَالْمَلَائِكَةِ ve meleklerin م ل ك
8 وَالنَّاسِ ve insanların ن و س
9 أَجْمَعِينَ hepsinin ج م ع
 

اُو۬لٰٓئِكَ جَزَٓاؤُ۬هُمْ اَنَّ عَلَيْهِمْ لَعْنَةَ اللّٰهِ وَالْمَلٰٓئِكَةِ وَالنَّاسِ اَجْمَع۪ينَۙ

 

İsim cümlesidir. İşaret ismi  اُو۬لٰٓئِكَ  mübteda olarak mahallen merfûdur. جَزَٓاؤُ۬هُمْ اَنَّ عَلَيْهِمْ لَعْنَةَ اللّٰهِ  cümlesi, mübtedanın haberi olarak mahallen merfûdur. 

جَزَٓاؤُ۬هُمْ  ikinci mübteda olup damme ile merfûdur. Aynı zamanda muzâftır. Muttasıl zamir  هُمْ  muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. اَنَّ  ve masdar-ı müevvel, ikinci mübtedanın haberi olarak mahallen merfûdur.

أَنَّ  masdar harfidir. İsim cümlesine dahil olur. İsmini nasb haberini ref yapar, cümleye masdar anlamı verir.

عَلَيْهِمْ  car mecruru  اَنَّ ’ nin mahzuf mukaddem haberine mütealliktir.  لَعْنَةَ  kelimesi اَنَّ ’ nin muahhar ismi olup fetha ile mansubdur. Aynı zamanda muzâftır. اللّٰهِ  lafza-i celâl muzâfun ileyh olup kesra ile mecrurdur.

 الْمَلٰٓئِكَةِ وَالنَّاسِ  kelimeleri atıf harfi  وَ ’ la lafza-i celâle matuftur. اَجْمَع۪ينَ  manevi tekid olup, cer alameti ي ‘ dir. ي  tenvinden ıvazdır. 

Te’kid: Tabi olduğu kelimenin veya cümlenin manasını kuvvetlendiren, pekiştiren, manasındaki kapalılığı gideren ve aynı irabı alan sözdür. Te’kide “tevkid” de denilir. Te’kid eden kelimeye veya cümleye “te’kid (müekkid- ٌمُؤَكِّد)”, te’kid edilen kelime veya cümleye de “müekked (مَؤَكَّدٌ)” denir. Te’kid, çoğunlukla muhatabın zihninde iyice yerleşmesi veya onun tereddüdünü gidermek için yapılan vurguya denir. Te’kid, lafzî ve manevi olmak üzere ikiye ayrılır.  

Lafzi te’kid: Harfin, fiilin, ismin hatta cümlenin tekrarı ile olur. Zamirler zamir ile te’kid edilebilirler. Bu durumda sayı ve cinsiyet yönünden te’kid müekkede uyar.

Manevi te’kid: Manevi te’kit marifeyi tekit eder, belirli kelimelerle yapılır. Bu kelimeler: كُلُّ , اَجْمَعُونَ , اَجْمَعِينَ dir. Ayette manevi tekid şeklindedir.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

اَجْمَع۪ينَ ; sıfat-ı müşebbehedir. “Benzeyen sıfat” demektir. İsmi faile benzediği için bu adı almıştır. İsmi failin ifade ettiği anlam geçici olduğu halde, sıfatı müşebbehenin ifade ettiği anlam kalıcıdır. İsmi fail değişen ve yenileşen vasfa delalet eder. Sıfatı müşebbehe sürekli ve sabit vasfa delalet eder. Bu süreklilik ve sabitlik az veya çok, bazen de sonsuza kadar devam eder. Geniş zamana delalet eder. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)


 

اُو۬لٰٓئِكَ جَزَٓاؤُ۬هُمْ اَنَّ عَلَيْهِمْ لَعْنَةَ اللّٰهِ وَالْمَلٰٓئِكَةِ وَالنَّاسِ اَجْمَع۪ينَۙ

 

İstînâfiyye olarak fasılla gelmiştir. Sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber inkârî kelamdır. اُو۬لٰٓئِكَ mübteda,  جَزَٓاؤُ۬هُمْ اَنَّ عَلَيْهِمْ لَعْنَةَ اللّٰهِ وَالْمَلٰٓئِكَةِ وَالنَّاسِ اَجْمَع۪ينَۙ  cümlesi haberdir. Müsnedün ileyhin işaret ismiyle marife olması tahkir ve kınama ifade eder. 

Haber olarak gelen cümlede mübteda olan  جَزَٓاؤُ۬هُمْ , az sözle çok şey anlatmak yollarından izafetle marife olmuştur. Tekid ve masdar harfi  اَنَّ ’ nin dahil olduğu  اَنَّ عَلَيْهِمْ لَعْنَةَ اللّٰهِ  şeklindeki isim cümlesi, masdar tevilinde haberdir. Masdar-ı müevvel, sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber inkârî kelamdır.

Cümlede îcâz-ı hazif ve takdim-tehir sanatları vardır. Car mecrur  عَلَيْهِمْ  mahzuf mukaddem habere mütealliktir.  لَعْنَةَ اللّٰهِ  izafeti  اَنَّ ‘ nin muahhar ismidir. 

وَالْمَلٰٓئِكَةِ وَالنَّاسِ  kelimeleri muzâfun ileyh olan lafza-ı celâle matuftur.

اَجْمَع۪ينَ  manevi tekittir. وَالْمَلٰٓئِكَةِ وَالنَّاسِ  kelimeleri için tekit ifade eder.

لَعْنَةُ اللّٰهِ  tabirinde lazım zikredilmiş, melzum kastedilmiştir. Bu tabirde onların yaptıkları sebebiyle iflah olmayacakları etkili bir şekilde anlatılmak istenmiş ve onlar zemmedilmiştir.

لَعْنَةُ , bütün cinslere şamil masdar vezninde gelerek mübalağa ifade etmiştir.

لَعْنَةَ اللّٰهِ  izafeti, lafza-i celâle muzâf olan  لَعْنَةَ ’ ya tazim ifade eder. Lanetin bütün kemâl ve celâl sıfatlara şamil Allah ismine muzâf olması, az sözle çok anlam ifade etmenin yanında, heybeti ve korkuyu artırmak amacına matuftur. Ayette mütekellimin Allah Tealâ olması dolayısıyla lafza-i celâlde tecrîd sanatı vardır.

Allah’ın laneti, onları rahmetinden uzaklaştırmasıdır. Diğerlerinin laneti, bunun için dua etmektir.

‘’Lanet vardır’’ diyerek lazım söylenmiş, rahmetten mahrum kalıp cehenneme gitmek şeklinde melzûm kastedilmiştir. Lâzım-melzûm alakasıyla mecaz-ı mürseldir.

Yalnızca bir isim cümlesi bile devam ve sübut ifade ettiğinden اَنَّ , isim cümlesi ve lafzî tekit olmak üzere üç tekid içeren bu ve benzeri cümleler çok muhkem/sağlam cümlelerdir.

İsim cümlelerinin asıl kuruluş sebebi; müsnedin, müsnedün ileyh için sabit olduğunu ifade etmektir. İsim cümlesinin haberi müfred ya da isim cümlesi olursa asıl konulduğu mana olan sübutu veya bazı karinelerle istimrarı (devamlılığı) ifade eder. İstimrar ifadesi daha çok medh ve zem durumlarında olur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)