Âl-i İmrân Sûresi 88. Ayet

خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۚ لَا يُخَفَّفُ عَنْهُمُ الْعَذَابُ وَلَا هُمْ يُنْظَرُونَۙ  ٨٨

Onun (lânetin) içinde ebedî kalacaklardır. Onların azabı hafifletilmez, onlara göz açtırılmaz.
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 خَالِدِينَ ebedi kalacaklardır خ ل د
2 فِيهَا O(la’net)in içinde
3 لَا
4 يُخَفَّفُ hafifletilmeyecek خ ف ف
5 عَنْهُمُ onlardan
6 الْعَذَابُ azab ع ذ ب
7 وَلَا
8 هُمْ ve onlara
9 يُنْظَرُونَ fırsat verilmeyecektir ن ظ ر
 

 خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۚ لَا يُخَفَّفُ عَنْهُمُ الْعَذَابُ وَلَا هُمْ يُنْظَرُونَۙ

 

 خَالِد۪ينَ  önceki ayetteki  عَلَیۡهِمۡ ’ deki zamirin hali olup nasb alameti ى ’ dir. Cemi müzekker salim kelimeler harf ile irablanırlar. فِیهَا  car mecruru  خَـٰلِدِینَ ’ ye mütealliktir.

Fiil cümlesidir. لَا  nefy harfi olup olumsuzluk manasındadır. یُخَفَّفُ  damme ile merfû meçhul muzari fiildir.  عَنۡهُمُ  car mecruru  یُخَفَّفُ  fiiline mütealliktir.  ٱلۡعَذَابُ  naib-i fail olup damme ile merfûdur.

لَا  harfi zaiddir. لَا nefy harfinin tekrarı olumsuzluğu tekid içindir. Atıf harfi وَ  ile یُخَفَّفُ 'ya matuftur. Munfasıl zamir  هُمۡ  mübteda olarak mahallen merfûdur.  یُنظَرُونَ  cümlesi, haber olarak mahallen merfûdur. 

یُنظَرُونَ  fiili  نَ ‘ un sübutuyla merfû meçhul muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ’ ı naib-i fail olarak mahallen merfûdur. 

Meçhul fiil gelmesinin sebepleri şunlardır: Fail bilinmediği zaman,  Fail muhataptan gizlenmek istendiği zaman, Fail herkes tarafından bilindiği zaman, Failin zikredilmesine gerek olmadığı zaman, fiile vurgu yapılmak istendiği zaman. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

Hal cümlede failin, mef’ûlun veya her ikisinin durumunu bildiren lafızlardır (kelime veya cümle). Hal “nasıl” sorusunun cevabıdır. Halin durumunu açıkladığı kelimeye “zil-hal” veya “sahibu’l-hal” denir. Umumiyetle hal nekre, sahibu’l-hal marife olur. Hal mansubdur. Türkçeye “…rek, …rak, …dığı, halde, iken, olduğu halde” gibi ifadelerle tercüme edilir. Sahibu’l-hal açık isim veya zamir olduğu gibi müstetir (gizli) zamir de olabilir. Hal’i sahibu’l-hale bağlayan zamire rabıt zamiri denir. Bu zamir bariz (açık), müstetir (gizli) veya mahzuf (hazfedilmiş) olarak gelir.

Hal sahibu’l-hale ya  و (vav-ı haliye) ya zamirle veya her ikisi ile bağlanır. Hal üçe ayrılır: 

1. Müfred olan hal (Müştak veya camid), 2. Cümle olan hal (İsim veya fiil), 3. Şibh-i cümle olan hal (Harfi cerli veya zarflı isim).Ayette müfred şeklindedir.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi) 

یُخَفَّفُ  fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil tef’il babındandır. Sülâsîsi  خفف ’dir.

Bu bab, fiile çokluk (fiilin, failin veya mef‘ûlun çokluğu), bir tarafa yönelme, mef'ûlü herhangi bir vasfa nispet etmek, gidermek, bir terkibi kısaltmak, eylemin belli bir zaman diliminde meydana gelmesi, özneyi fiilin türediği şeye benzetmek, sayruret, isimden fiil türetmek, hazır olmak, bir şeyin aralıklarla tekrarlanması manalarını katar.

يُنْظَرُونَ  fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’al babındandır. Sülâsîsi نظر dır.

İf’al babı fiille ta’diye (geçişlilik), kesret, haynunet (zamanı gelmesi), sayruret, izale, zamana ve mekâna duhul, temkin (imkân sağlamak), vicdan (bir vasıf üzere bulmak) mutavaat (tef’il babının dönüşlülüğü), tariz (arz etmek, maruz bırakmak) manaları katar. Bazen de fiilin mücerret manasını ifade eder.

خَالِد۪ينَ ; sülâsi mücerredi  خلد olan fiilin ism-i failidir.

 İsmi fail; eylemi yapan ve gerçekleştiren demektir. Geçici olarak o sıfatı yüklenen isimdir. İsmi fail; hem varlığa (zata) hem de onun sıfatına delalet eden kelimelerdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

 

 

خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۚ لَا يُخَفَّفُ عَنْهُمُ الْعَذَابُ وَلَا هُمْ يُنْظَرُونَۙ

 

خَالِد۪ينَ , önceki ayetteki  عَلَيْهِمْ ‘ deki zamirin halidir. Hal; anlamı zenginleştiren ıtnâb sanatıdır. Orada ebediyyen kalıcı olma, mezkur kişilerin müekked halidir.

ف۪يهَا ’ daki zamir lanete aittir. Onlar lanetin içinde ebedi kalacaklardır. Bu ifadedeki  ف۪ي  harfinde zarfiyet anlamı dolayısıyla istiare vardır. Onları her yönden kuşattığını mübalağalı bir şekilde ifade etmek için lanet, içi olan bir nesneye benzetilmiştir. Câmi’, her ikisindeki mutlak irtibattır. 

لَا يُخَفَّفُ عَنْهُمُ الْعَذَابُ  cümlesi  خَالِد۪ينَ  ‘deki gizli zamirden müekked hal olarak ıtnâbtır. 

Hal; cümlede failin, mefulün veya her ikisinin durumunu bildiren lafızlardır. Müekkid hal ise, cümleye yeni bir mana yüklemeyip sadece kendinden önceki failin, mef’ûlün ya da cümlenin manasını tekid eder. Müekkid hal ile medh, tazim, tahkir veya tehdit amaçlanır. (Şırnak Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 2017/3 yıl: 8 cilt: VIII sayı: 18 s.174)

Tekit edici halin başına vav gelmez. Müekked ve tekid arasında kemâl-i ittisâl olduğundan arada vav olmaz. (Sekkâkî, Miftâhu’l-ulûm, s.273)

Menfi muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. 

Cümlede takdim-tehir vardır. Car mecrur  عَنْهُمْ , durumun onlarla ilgili olduğunu vurgulamak için naib-i faile takdim edilmiştir.

Makabline  وَ ’ la atfedilmiş  وَلَا هُمْ يُنْظَرُونَ , sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, cümlesi faide-i haber ibtidaî kelamdır. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasındaki anlam bütünlüğü barizdir. Vaslda, atfedilen cümlelerin her ikisinin de aynı tür olması vaslın güzelliklerinden kabul edilmiştir. Fakat burada fiil cümlesiyle fiilin tekrarı ve yenilenmesi, isim cümlesiyle de sabitlik kastedilerek, isim cümlesi fiil cümlesine atfedilmiştir.

Müsned olan  يُنْظَرُونَ ‘ nin muzari fiil sıygasında cümle olarak gelmesi hükmü takviye, hudûs, teceddüt ve zem makamı olması sebebiyle de istimrar ifade eder. Muzari fiildeki tecessüm özelliği sayesinde olay muhatabın muhayyilesinde canlanır. Bu da konunun daha iyi kavranmasına yardımcı olur.

خَالِد۪ينَ ف۪يهَا  [Orada (ebedi) kalıcıdırlar.] sözünden sonra azabın hafifletilmeyeceğinin söylenmesi tetmim ıtnâbıdır.

يُنْظَرُونَ  ve  يُخَفَّفُ  fiilleri meçhul bina edilerek failin aşikâr olduğu bu durumda, mef’ûle dikkat çekilmiştir.

Meçhul bina edilen fiillerde mef’ûle dikkat çekme kastı vardır. Çünkü malum bina edildiğinde mef’ûl olan kelime meçhul binada naib-i fail olur. Kuran-ı Kerim’de tehdit, uyarı ve korkutma manası olan fiiller genellikle meçhul sıyga ile gelir.

Meçhul bina, naib-i failin bu fiilde bir dahli olmadığına da işaret eder. (Dr. Adil Ahmet Sâbir er-Ruveynî, Teemmülat fi Sûret-i İbrahim, s. 127)

لَا يُخَفَّفُ عَنْهُمُ الْعَذَابُ وَلَا هُمْ يُنْظَرُونَ [Onların azabı hafifletilmez ve onların yüzüne bakılmaz.] Yani onların azabı sükûnet bulmaz ve onlara mühlet verilmez.اِنْظَار  kelimesi ile  اَلْاِمْهَال  kelimesi arasındaki fark şudur: اِنْظَار, bir kişinin durumuna bakılması için kendisine mühlet verilmesidir. اَلْاِمْهَال  ise teklif edilen işin kolaylaştırılması için kişiye mühlet vermektir.(Ebû Hafs Necmüddîn Ömer b. Muhammed b. Ahmed en-Nesefî es-Semerkandî, et-Teysîr fî (ʿilmi)’t-tefsîr)