قَالَ تَاللّٰهِ اِنْ كِدْتَ لَتُرْد۪ينِۙ ٥٦
قَالَ تَاللّٰهِ اِنْ كِدْتَ لَتُرْد۪ينِۙ
Fiil cümlesidir. قَالَ fetha üzere mebni mazi fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو ‘dir. تَا harficer olup, yemin harfidir. تَاللّٰهِ car mecruru mahzuf fiile mütealliktir. Takdiri, أقسم (Yemin ederim.) şeklindedir. Mekulü’l-kavli تَاللّٰهِ اِنْ كِدْتَ لَتُرْد۪ينِۙ ‘dir. قَالَ fiilinin mef’ûlun bihi olarak mahallen mansubdur.
İsim cümlesidir. اِنْ tekid ifade eden muhaffefe اِنْ ’dir. İsmi olan şan zamiri mahzuftur. Takdiri; إنك şeklindedir. كِدْتَ cümlesi اِنْ ‘nin haberi olarak mahallen merfûdur.
كِدْتَ mukarebe fiillerinden olup nakıs fiildir. İsim cümlesinin önüne geldiğinde ismini ref, haberini nasb eder.
تَ muttasıl zamir كِدْتَ ‘nin ismi olarak mahallen merfûdur.
لَ harfi, اِنْ ‘in muhaffefe اِنَّ olduğuna delalet eden lam-ı farika olup zaiddir. تُرْد۪ينِ cümlesi, كِدْتَ ‘nin haberi olarak mahallen mansubdur.
تُرْد۪ينِ fiili ي üzere mukadder damme ile merfû muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri أنت ‘dir. Sonundaki نِ vikayedir. Esre ise mahzuf mütekellim zamirinden ivazdır. Hazf edilen يَ mef‘ûlun bih olarak mahallen mansubdur. Burada ي harfinin mahzuf olduğuna işaret etmek için fiilin sonunda bulunan نِ harfinin harekesi esre gelmiştir.
Şan zamirleri: Müfred gaib ve gaibe (3. tekil şahıs zamiri)nde kendisine dikkat çekilmek istenen bir iş için kullanılır. İkisine birden iş zamiri denir.
Müzekkerine > zamiruş şan (هُوَ – هُ) Müennesine > zamirul kıssa (هِيَ – هَا)
Zamirler normalde kendinden önceki ismi açıklarken, zamiruş-şan/kıssa ise kendinden sonraki kısma dikkat çeker. Şan zamiri “Benden sonra bir cümle gelecek; gelecek olan o cümle çok önemli” mesajı verir. İş zamirleri 3’e ayrılır: Munfasıl (ayrı iş zamirleri >هُوَ – هِيَ) mübteda olarak kullanılır. Muttasıl (bitişik iş zamirleri >ىهُ – هَا) huruf-u müşebbehe bil fiil veya efali kulûb ile kullanılır. Mahzuf iş zamiri (hazfolmuş iş zamiri) كَأَنَّ ، أَنَّ ، إنَّ ‘nin muhaffefleri olan كَأَنْ , أَنْ , إِنْ ’den sonra hazfedilmiş olarak gelir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
Mukârebe (Yaklaşma) Fiilleri: Mübteda ve haberin başına gelerek nakıs fiiller gibi isim cümlesinin mübtedasını ismi, haberini ise haberi yaparlar. İsmini ref, haberini nasb ederler. Haberleri daima muzari fiil ile başlar. Bu fiiller -e yazdı, az kalsın … , neredeyse … , -mek üzereydi gibi manalara gelir. Bu fiillerden Kur’an’da sadece كَادَ ’nin kullanımına rastlanılmıştır. كَادَ fiili tam fiil olarak da kullanılır. Bu durumda peşinden muzari fiil gelmez ve gerçek anlamı olan “tuzak kurdu, hile yaptı, aldattı” manalarına gelir. Bu şekilde geldiğinde normal fiil gibi amel eder. Yani fail ve meful alabilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
تُرْد۪ينِ fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’âl babındandır. Sülâsîsi ردى ’dir.
İf’al babı fiile tadiye (geçişlilik) kesret, haynunet (zamanı gelmesi), sayruret, izale, zamana ve mekâna duhul, temkin (imkân sağlamak), vicdan (bir vasıf üzere bulmak) mutavaat (tef’il babının dönüşlülüğü), tariz (arz etmek, maruz bırakmak) manaları katar. Bazan da fiilin mücerret manasını ifade eder.
قَالَ تَاللّٰهِ اِنْ كِدْتَ لَتُرْد۪ينِۙ
Ayet istînâfi beyaniyye olarak fasılla gelmiştir. (Âşûr)
Fasıl sebebi şibh-i kemâl-i ittisâldir. Cümle müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafât, s. 107)
قَالَ fiilinin mekulü’l-kavli olan تَاللّٰهِ اِنْ كِدْتَ لَتُرْد۪ينِۙ cümlesi, yemin üslubunda gayrı talebî inşâî isnaddır. Cümlede îcâz-ı hazif vardır. Kasem harfi تَ nedeniyle mecrur olan, muksemun bih تَاللّٰهِ , takdiri أقسم (Yemin ederim) olan mahzuf fiile mütealliktir.
Kasemin cevabı olan اِنْ كِدْتَ لَتُرْد۪ينِ cümlesi, اِنْ harfi اِنَّ ’den hafifletilmiş tekid harfidir. Takdiri إنك olan isminin hazfi, îcâz-ı hazif sanatıdır. اِنَّ ’nin haberi, nakıs fiil كَاد ‘nin dahil olduğu isim cümlesi formunda gelmiştir.
Haberin başına gelen lam-ı farika ve اِنْ olmak üzere iki tekid unsuru taşıyan cümle, faide-i haber inkârî kelamdır.
كَاد ’nin haberinin muzari fiil cümlesi olarak gelmesi hükmü takviye, hudûs ve teceddüt ifade eder. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.
Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
تُرْد۪ينِۙ kelimesinin sonundaki نِۙ , vikayedir. Esre ise fasılaya riayet gözetilerek hazf edilen, mütekellim zamirinden ivazdır.
اِنْ كِدْتَ ’deki اِنْ harfi, اِنَّ ’nin şeddesizi olup كَانَ ‘nin başına geldiği gibi كاد ‘nin de başına gelir. Bunun misali: إِن كَادَ لَیُضِلُّنَا ... ْ[bizi onlardan saptırmasına ramak kalmıştı!] (Furkān 25/42) ayetidir. لَ ise bu إِن ile olumsuzluk edatı olan إِن ’i birbirinden ayıran لَ ’dır. أردى helak etmek demektir. (Keşşâf)