Sâd Sûresi 15. Ayet

وَمَا يَنْظُرُ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ اِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً مَا لَهَا مِنْ فَوَاقٍ  ١٥

Bunlar da (müşrikler de) ancak (vakti gelince) asla geri kalmayacak korkunç bir ses bekliyorlar.
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 وَمَا ve
2 يَنْظُرُ beklemiyorlar ن ظ ر
3 هَٰؤُلَاءِ bunlar
4 إِلَّا başka bir şey
5 صَيْحَةً na’ra ص ي ح
6 وَاحِدَةً bir tek و ح د
7 مَا olmayan
8 لَهَا ona
9 مِنْ
10 فَوَاقٍ geri dönmesi ف و ق
 
Yukarıda anılan eski inkârcı zümrelerden veya Hz. Peygamber’in muhataplarından söz edildiği yönünde iki farklı yorum vardır. İlk yoruma göre “geri dönüşe imkân bırakmayacak olan korkunç ses”, kıyametin kopması sırasındaki sûrun üflenmesi üzerine çıkacak olan sestir. Bizim de katıldığımız ikinci yoruma göre burada söz, Hz. Peygamber’in muhataplarına getirilmiştir. Bu durumda “geri dönüşe imkân bırakmayacak olan korkunç ses” de putperest Araplar’ın müslümanlar karşısındaki nihaî yenilgileri için kullanılan mecazi bir ifadedir (İbn Âşûr, XXIII, 223-224). 11. âyette bu yenilgiye değinilmişti.
 

  Feveqa فوق :   فَوْق sözcüğü mekan, zaman, cisim, sayı ve mertebe ile ilgili kullanılır. Bu da çeşitli kısımlara ayrılır: 1- Yükseklik açısından (üstünde/üzerinde olma). 2- Yukarı çıkış ve aşağı iniş açısından 3- Sayıyla ilgili olarak 4- Büyüklük ve küçüklükle ilgili olarak 5- Dünyevi üstünlük açısından 6- Üstün gelmek ve yenmek açısından.

  Bu kökün if'al kalıbındaki formu olan إفاقَة insana sarhoşluktan ya da delilikten/cinnetten sonra anlayışın, ve(ya) hastalıktan sonra kuvvetin geri dönmesidir.

  فَواقٌ sözcüğü ise iki süt sağımı arasındaki saat dilimidir. (Müfredat) 

 Kuran’ı Kerim’de 43 defa geçmiştir. (Mu'cemu-l Mufehres)

  Türkçede kullanılan şekilleri fevkalâde, fevkinde, fevkalbeşer ve Fâik'tir. (Kuranı Anlayarak Okuma Rehberi) 

 

وَمَا يَنْظُرُ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ اِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً مَا لَهَا مِنْ فَوَاقٍ

 

Fiil cümlesidir. وَ  atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

مَا  nefy harfi olup olumsuzluk manasındadır. يَنْظُرُ  damme ile merfû muzari fiildir. İşaret ismi  هٰٓؤُ۬لَٓاءِ  fail olarak mahallen merfûdur.  اِلَّا  hasr edatıdır.  صَيْحَةً  mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur.  وَاحِدَةً  kelimesi  صَيْحَةً ‘nin sıfatı olup fetha ile mansubdur. مَا لَهَا مِنْ فَوَاقٍ  cümlesi , صَيْحَةً ‘nin ikinci sıfatı olarak mahallen mansubdur. 

İsim cümlesidir. مَا  nefy harfi olup olumsuzluk manasındadır.  لَهَا  car mecruru mahzuf mukaddem habere mütealliktir. مِنْ  harf-i ceri zaiddir.  فَوَاقٍ  lafzen mecrur, muahhar mübteda olarak mahallen merfûdur.

مِنْ  nefy, nehîy ve istifham ifadelerinden sonra gelen fail, mef’ûl ve mübtedaya dahil olduğunda zaid olur ve tekid bildirir. (M.Meral Çörtü Nahiv s.341)

Varlıkları niteleyen kelimelere “sıfat” denir. Arapça’da sıfatın asıl adı “na’t” (النَّعَت) dır. Sıfatın nitelediği isme de “men’ut” (المَنْعُوتُ) denir. Sıfat ile mevsuftan oluşan tamlamaya “sıfat tamlaması” denir. Sıfat tek kelime (isim), cümle ve şibh-i cümle olabilir.Ve sıfat birden fazla gelebilir.

Sıfat mevsufuna dört açıdan uyar: Cinsiyet, Adet, Marifelik - nekirelik, İrab.

Sıfat iki kısma ayrılır:1. Hakiki sıfat  2. Sebebi sıfat. Bir ismi doğrudan niteleyen sıfata “hakiki sıfat”, dolaylı olarak niteleyen sıfata da “sebebi sıfat” denir.

1- Hakiki sıfat ; 1. Müfred olan sıfatlar  2. Cümle olan sıfatlar olmak üzere ikiye ayrılır.

1- Müfred olan sıfatlar : Müfred olan sıfatlar genellikle ismi fail, ismi meful, mübalağalı ismi fail, sıfatı müşebbehe, ismi tafdil, masdar, ismi mensub ve sayı isimleri şeklinde gelir.Gayrı akil (akılsız çoğullar) mevsuf olarak geldiğinde sıfatını müfred müennes olarak da alır.

2- Cümle olan sıfatlar: Üçe ayrılır: 1- İsim cümlesi olan sıfatlar, 2- Fiil cümlesi olan sıfatlar, 3- Şibhi cümle olan sıfatlar. 

Nekre isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle sıfat olur. Marife isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle hal olur. Ayette ilk cümle müfred, ikincisi isim cümlesi şeklindedir.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

 

وَمَا يَنْظُرُ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ اِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً مَا لَهَا مِنْ فَوَاقٍ

 

وَ  atıf harfidir. Ayetin ilk cümlesi hükümde ortaklık nedeniyle önceki ayetteki … اِنْ كُلٌّ اِلَّا cümlesine atfedilmiştir. Menfi muzari fiil sıygasında faide-i haber, inkârî kelamdır.

Nefy harfi  مَا  ve istisna edatı  اِلَّا  ile oluşan kasr cümleyi tekid etmiştir. İki tekid hükmündeki kasr, fiille mef’ûl arasındadır.

يَنْظُرُونَ  maksûr/sıfat,  صَيْحَةً  maksûrun aleyh/mevsûf olmak üzere kasr-ı sıfat ale’l-mevsûftur. Yani fail tarafından gerçekleştirilen fiil, başkasına değil bu mef’ûle tahsis edilmiştir. 

Kasr-ı mevsûf ale’s-sıfat olması da caizdir. Yani bu durumda fail, mef'ûl üzerinde gerçekleşen fiile tahsis edilmiştir. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)

Kasr cümlesinde çoğunlukla olumlu mana açıkça ifade edilirken, olumsuz mana zımnen ifade edilir. Bu üslupta îcâz ve mübalağa vardır. 

Müsnedün ileyhin işaret ismi ile marife olması tahkir içindir.

صَيْحَةً ’deki tenvin tazim ve nev ifade eder.  وَاحِدَةً  kelimesi  صَيْحَةً   için sıfattır. Sıfat, mevsûfunun sahip olduğu bir özelliğe işaret etmek için yapılan tetmim ıtnâbı sanatıdır. 

Bu sıfat sayhanın azametini arttırır. 

Fiil cümlesi, isim cümlesine atfedilmiştir. Aslolan, aynı üsluptaki cümlelerin birbirine atfıdır. İsim cümlesinin anlamında sabitlik ve devamlılık, fiil cümlesinin anlamında ise yenilenme ve tekrarlanma vardır.

Şayet hem devamlılık hem fiilin tekrarı ve yenilenmesi kastediliyorsa, isim cümlesi fiil cümlesine atfedilebilir. Bunun aksi de mümkündür. Mesela, fiil cümlesinden fiilin zaman zaman yenilendiğini, isim cümlesinden ise başlayıp halen devam ettiği kastediliyorsa aralarında atıf yapılabilir. (Rıfat Resul Sevinç, Belâgatta Fasıl-Vaslın Genel Kuralları Ve “Vâv”ın Kullanımı Ekev Akademi Dergisi, Yıl: 21, Sayı: 69 (Kış 2017))

هٰٓؤُ۬لَٓاءِ  ile Mekke halkı kastedilmiştir. Bu kelimenin yalanlayan bütün topluluklara işaret etmesi de mümkündür; çünkü kendilerinden söz edildiği için orada hazır gibidirler veya Allah’ın huzurunda gibidirler. (Keşşâf) 

صَيْحَةً ‘in ikinci sıfatı olan  مَا لَهَا مِنْ فَوَاقٍ  cümlesi, sübut ve istimrar ifade eden menfi isim cümlesi, faide-i haber inkârî kelamdır.

Cümlede, takdim tehir ve îcâz-ı hazif sanatları vardır. Car mecrur olan  لَهَا , mahzuf mukaddem habere mütealliktir.  مِنْ فَوَاقٍ  car mecruru, muahhar mübtedadır. Zaid  مِنْ  harfi sebebiyle  فَوَاقٍ  lafzen mecrur, mahallen merfudur.

İsim cümleleri, mübteda ve haberden oluşur. Zaman ifade etmez. Asıl kuruluş sebebi; müsnedin, müsnedün ileyh için sabit olduğunu ifade etmektir.  İsim cümlesinin haberi müfred ya da isim cümlesi olursa, asıl konulduğu mana olan sübutu (sabit olması) veya bazı karînelerle istimrarı (devamlılığı) ifade eder. İstimrar ifadesi daha çok medh ve zem durumlarında olur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meâni İlmi)

Daha sonra Cenab-ı Hak, helakleri gecikse bile o azabın onların başına geldiğini beyan etmek üzere sütün memeye dönme aralığı kadar bile gecikmeyecek, bir tek korkunç sesten başka birşey beklemiyorlar… buyurmuştur. (Fahreddin er-Râzî)

فَوَاقٍ  iki süt sağımı aralığı demektir. Çünkü dişi devenin sütü sağılır sonra kısa bir süre memelerine süt dolması için yavrusunun emmesine izin verilir. Ardından bir kez daha sağılır. (Ruhu-l Beyân)