َﻓْﻮق kelimesi; mekân, zaman, cisim, sayı ve mertebe ile ilgili kullanılır. Biri başkasından üstün olduğunda َﻓْﻮق kökünden; َﯾُﻔﻮُق َﻏْﯿَﺮُه ُﻓَﻼٌن َﻓﺎَق: Falan kişi başkasından üstün oldu, olmaktadır, denir. Bu, fazilet konusunda kullanılan َﻓْﻮق ’ten gelmektedir. (Rağıb El-İsfahani, Müfredat Kur’an Kavramları Sözlüğü )
فَوْقَ lâfzı yüksekliğe delalet eder. Meselâ هَذَا فَوْقَ ذَاكَ denildiğinde bunun manası, bunun o şeyden daha büyük olması, demektir. Rivayet olunduğuna göre, adamın biri Hz. Ali'yi methetmişti. Hâlbuki o adam bu konuda samimi değildi (müttehemidi). Bunun üzerine Hz. Ali ona اَنَا دُونَ مَا تَقُولُ وَ فَوْقَ مَا فِى نَفْسِكَ (Ben senin dediğinden daha dûn, fakat içinden geçirdiğinden daha yüksek bir mertebedeyim) dedi. Maksadı “Senin düşündüğünden daha üstünüm” demek idi. (Fahruddin Er-Razi, Tefsir-i- Kebir-Mefatihu'l Gayb)
Bakara 2/26 ayetteki “fevk” kelimesi, iki zıt mânayı birleştiren bir kelimedir. Yani bir şeyin hem üstüne hem de altına otlak edilir. Allah Tealâ müşriklerin ilahlarını, örümceğin evi ve sinek ile örneklendirilmiştir. “Peki onları, sivrisinek ve daha aşağı varlıklarla temsil etmesi nasıl olur?” diye soracak olursa derim ki: Bu ayette anlatılmak istenen şudur; Şüphesiz Allah Tealâ, sivrisineği ve ondan daha küçük varlıkları misal vererek sizin ilahlarınızın durumlarını açıklamaktan çekinmez. (İsmail Hakkı Bursevi , Rûhu’l Beyan Kur’an Meali ve Tefsiri, s. 271.)
| Ayet | Kelime | Anlamı |
|---|---|---|
|
|
فَوْقَهَا | onun da üstünde |
|
|
فَوْقَكُمُ | üzerinize |
|
|
فَوْقَكُمُ | üzerinize |
|
|
فَوْقَهُمْ | onlardan üstündürler |
|
|
فَوْقَ | üstünde |
|
|
فَوْقَ | fazla |
|
|
فَوْقَهُمُ | üzerlerine |
|
|
فَوْقِهِمْ | üstleri- |
|
|
فَوْقَ | üstünde |
|
|
فَوْقَ | üstünde |
|
|
فَوْقِكُمْ | üstünüzden |
|
|
فَوْقَ | üzerine |
|
|
فَوْقِهِمْ | üstlerinde de |
|
|
فَوْقَهُمْ | onların üstünde |
|
|
أَفَاقَ | ayılınca |
|
|
فَوْقَهُمْ | üzerlerine |
|
|
فَوْقَ | üstüne |
|
|
فَوْقَ | üstünde |
|
|
وَفَوْقَ | ve üstünde (vardır) |
|
|
فَوْقِ | üstünden |
|
|
فَوْقِهِمْ | üstlerindeki |
|
|
فَوْقِهِمْ | üstlerindeki |
|
|
فَوْقَ | üstüne |
|
|
فَوْقِ | üstü- |
|
|
فَوْقَكُمْ | üstünüzde |
|
|
فَوْقِهِ | onun üstü- |
|
|
فَوْقِهِ | onun üstü- |
|
|
فَوْقَ | üstüne |
|
|
فَوْقِهِمْ | üstleri- |
|
|
فَوْقِكُمْ | üstünüz- |
|
|
فَوَاقٍ | geri dönmesi |
|
|
فَوْقِهِمْ | üstlerinden |
|
|
فَوْقِهَا | üstüste |
|
|
فَوْقِهَا | üstünden |
|
|
فَوْقِهِنَّ | üstlerinden |
|
|
فَوْقَ | üzerine |
|
|
فَوْقَ | üstüne |
|
|
فَوْقَ | üzerindedir |
|
|
فَوْقَ | üstüne |
|
|
فَوْقَهُمْ | üstlerindeki |
|
|
فَوْقَهُمْ | üstlerinde |
|
|
فَوْقَهُمْ | üstlerinde |
|
|
فَوْقَكُمْ | üstünüzde |