Sâd Sûresi 67. Ayet

قُلْ هُوَ نَبَؤٌا عَظ۪يمٌۙ  ٦٧

De ki: “Bu Kur’an, büyük bir haberdir.”
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 قُلْ de ki ق و ل
2 هُوَ O
3 نَبَأٌ bir haberdir ن ب ا
4 عَظِيمٌ büyük ع ظ م
 

“Önemli bilgi”nin ne olduğu konusunda başlıca üç farklı yorum ileri sürülmüştür: a) Allah’ın birliğine ve Hz. Muhammed’in Allah tarafından görevlendirilmiş bir uyarıcı, bir elçisi olduğuna dair bilgiler; b) Bir önceki bölümde (49-64. âyetler) özetlenen âhiretle ilgili haberler, bilgiler; c) İnsanlara uyarıcı ve aydınlatıcı haberler, bilgiler aktaran Kur’an (Râzî, XXVI, 225). Bunların hepsinin kastedilmiş olması da mümkündür. Âyette bu bilgilerin “önemli bilgi” olarak nitelenmesi, muhatabı, anılan konularla ilgili bilgileri ciddiye almaya, bunların önemini kavramaya teşvik gayesi taşımaktadır. Zira bu bilgilerin kabul veya reddedilmesi, insanoğlunun yalnız dünyasının değil, âhiret hayatının da yönünü ve mahiyetini belirleyecektir. Bu bakımdan “Siz ise ona sırt çeviriyorsunuz” ifadesi, müşriklerin ve “önemli bilgi” karşısında onlar gibi ciddiyetsiz, düşüncesiz ve sorumsuz tavırlar sergileyenlerin tutumlarının ne kadar yanlış ve tehlikeli olduğuna dikkat çeken bir eleştiridir. 

 

 Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 590
 

قُلْ هُوَ نَبَؤٌا عَظ۪يمٌۙ

 

Fiil cümlesidir.  قُلْ  sükun üzere mebni emir fiildir. Faili müstetir olup takdiri  أنت ‘dir. Mekulü’l-kavli  هُوَ نَبَؤٌا ’dir. قُلْ  fiilinin mef’ûlun bihi olarak mahallen mansubdur.

İsim cümlesidir. Munfasıl zamir  هُوَ  mübteda olarak mahallen merfûdur.  نَبَؤٌا  haber olup damme ile merfûdur. عَظ۪يمٌ  kelimesi  نَبَؤٌا ‘un sıfatı olup damme ile merfûdur.

Varlıkları niteleyen kelimelere “sıfat” denir. Arapça’da sıfatın asıl adı “na’t” (النَّعَت) dır. Sıfatın nitelediği isme de “men’ut” (المَنْعُوتُ) denir. Sıfat ile mevsuftan oluşan tamlamaya “sıfat tamlaması” denir. Sıfat tek kelime (isim), cümle ve şibh-i cümle olabilir.Ve sıfat birden fazla gelebilir.

Sıfat mevsufuna dört açıdan uyar: Cinsiyet, Adet, Marifelik - nekirelik, İrab.

Sıfat iki kısma ayrılır:1. Hakiki sıfat  2. Sebebi sıfat. Bir ismi doğrudan niteleyen sıfata “hakiki sıfat”, dolaylı olarak niteleyen sıfata da “sebebi sıfat” denir.

1- Hakiki sıfat ; 1. Müfred olan sıfatlar  2. Cümle olan sıfatlar olmak üzere ikiye ayrılır.

1- Müfred olan sıfatlar : Müfred olan sıfatlar genellikle ismi fail, ismi meful, mübalağalı ismi fail, sıfatı müşebbehe, ismi tafdil, masdar, ismi mensub ve sayı isimleri şeklinde gelir.Gayrı akil (akılsız çoğullar) mevsuf olarak geldiğinde sıfatını müfred müennes olarak da alır.

2- Cümle olan sıfatlar: Üçe ayrılır: 1- İsim cümlesi olan sıfatlar, 2- Fiil cümlesi olan sıfatlar, 3- Şibhi cümle olan sıfatlar. 

Nekre isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle sıfat olur. Marife isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle hal olur. Ayette müfred şeklindedir.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi) 

عَظ۪يمٌۙ ;sıfat-ı müşebbehedir. “Benzeyen sıfat” demektir. İsmi faile benzediği için bu adı almıştır. İsmi failin ifade ettiği anlam geçici olduğu halde, sıfatı müşebbehenin ifade ettiği anlam kalıcıdır. İsmi fail değişen ve yenileşen vasfa delalet eder. Sıfatı müşebbehe sürekli ve sabit vasfa delalet eder. Bu süreklilik ve sabitlik az veya çok, bazen de sonsuza kadar devam eder. Geniş zamana delalet eder. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

 

قُلْ هُوَ نَبَؤٌا عَظ۪يمٌۙ

 

Ayet, istînâfiyye olarak fasılla gelmiştir. Emir üslubunda talebî inşâî isnaddır.

قُلْ  fiilinin mekulü’l-kavli olan  هُوَ نَبَؤٌا عَظ۪يمٌ  cümlesi, mübteda ve haberden müteşekkil sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber ibtidaî kelamdır.

İsim cümleleri, mübteda ve haberden oluşur. Zaman ifade etmez. Asıl kuruluş sebebi; müsnedin, müsnedün ileyh için sabit olduğunu ifade etmektir.  İsim cümlesinin haberi müfred ya da isim cümlesi olursa, asıl konulduğu mana olan sübutu (sabit olması) veya bazı karînelerle istimrarı (devamlılığı) ifade eder. İstimrar ifadesi daha çok medh ve zem durumlarında olur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)

عَظ۪يمٌ  kelimesi  نَبَؤٌا  için sıfattır. Sıfat, mevsûfunun sahip olduğu bir özelliğe işaret etmek için yapılan tetmim ıtnâbı sanatıdır.

Ayette خبر  kelimesi yerine  نبأ  kelimesi tercih edilmiştir. Çünkü,  نَبَؤٌا  büyük fayda sağlayan, kendisiyle ilim veya zannı galib oluşan haberdir. Bu özellikleri taşımayan habere  نبأ  denmez. (Müfredat)

هُوَ نَبَؤٌا عَظ۪يمٌ   Benim sizi kendisiyle korkuttuğum hesap, sevap ve ceza, değeri çok büyük olan bir haberdir. Onun hafife alınmaması gerekir. Bu anlamdaki açıklamayı Katade yapmıştır. Bunun bir benzeri de yüce Allah'ın: [Birbirlerine neyi soruyorlar? O büyük haberi] (Nebe’, 78/1-2) ayetidir. (Kurtubî)

Bu ayette bahsedilen, “en mühim haber” şunlar olabilir: Bununla, Allah Teâlâ'nın tek oluşunun, nübüvvetin (peygamberliğin), haşr, neşr ve Kıyamet inancının mühim haber oluşunun kastedilmesi  mümkündür. Çünkü bu üç esas, surenin başında ele alınmış ve üç esastan ötürü söz, buraya kadar uzayıp gelmiştir.

Yine bu “en büyük bir haber” ifadesiyle, Kur'an'ın bir mucize oluşunun kastedilmesi de mümkündür. Çünkü bu surede Kur'an'dan da, “Sana indirdiğimiz feyz kaynağı (mübarek) bir kitaptır” (Sad, 29) ayetinde bahsedilmiştir. İşte bu kimseler, Allah'ın “ De ki: “Bu en büyük bir haberdir. Siz ise ondan yüz çeviriyorsunuz.” ayetinde bahsedilen şeyden yüz çevirmişlerdir. (Fahreddin er-Râzî)

نَبَؤٌا عَظ۪يمٌ ,  Hz Âdem’in kıssası,  iblisin isyanı ve sonrasında gelişen olaylar ile ilgili olabilir. (Âşûr)