Nisâ Sûresi 145. Ayet

اِنَّ الْمُنَافِق۪ينَ فِي الدَّرْكِ الْاَسْفَلِ مِنَ النَّارِۚ وَلَنْ تَجِدَ لَهُمْ نَص۪يراًۙ  ١٤٥

Şüphesiz ki münafıklar, cehennem ateşinin en aşağı tabakasındadırlar. Onlara hiçbir yardımcı da bulamazsın.
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 إِنَّ doğrusu
2 الْمُنَافِقِينَ iki yüzlüler ن ف ق
3 فِي
4 الدَّرْكِ tabakasındadırlar د ر ك
5 الْأَسْفَلِ en aşağı س ف ل
6 مِنَ
7 النَّارِ ateşin ن و ر
8 وَلَنْ ve asla
9 تَجِدَ bulamazsın و ج د
10 لَهُمْ onlar için
11 نَصِيرًا hiçbir yardımcı ن ص ر
 

اِنَّ الْمُنَافِق۪ينَ فِي الدَّرْكِ الْاَسْفَلِ مِنَ النَّارِۚ 

 

İsim cümlesidir. اِنَّ  tekid harfidir. İsim cümlesinin önüne gelir, ismini nasb haberini ref eder.

الْمُنَافِق۪ينَ  kelimesi  اِنَّ ’nin ismi olup, nasb alameti  ي ’dir. Cemi müzekker salim kelimeler harf ile irablanır. فِي الدَّرْكِ  car mecruru  اِنَّ ’nin mahzuf haberine mütealliktir.  الْاَسْفَلِ  kelimesi  الدَّرْكِ ’nin sıfatı olup kesra ile mecrurdur. مِنَ النَّارِ  car mecruru  الدَّرْكِ ’nin mahzuf haline mütealliktir. 

Varlıkları niteleyen kelimelere “sıfat” denir. Arapça’da sıfatın asıl adı “na’t” (النَّعَت) dır. Sıfatın nitelediği isme de “men’ut” (المَنْعُوتُ) denir. Sıfat ile mevsuftan oluşan tamlamaya “sıfat tamlaması” denir. Sıfat tek kelime (isim), cümle ve şibh-i cümle olabilir.Ve sıfat birden fazla gelebilir.

Sıfat mevsufuna dört açıdan uyar: Cinsiyet, Adet, Marifelik - nekirelik, İrab.

Sıfat iki kısma ayrılır:1. Hakiki sıfat  2. Sebebi sıfat. Bir ismi doğrudan niteleyen sıfata “hakiki sıfat”, dolaylı olarak niteleyen sıfata da “sebebi sıfat” denir.

1- Hakiki sıfat ; 1. Müfred olan sıfatlar  2. Cümle olan sıfatlar olmak üzere ikiye ayrılır.

1- Müfred olan sıfatlar : Müfred olan sıfatlar genellikle ismi fail, ismi meful, mübalağalı ismi fail, sıfatı müşebbehe, ismi tafdil, masdar, ismi mensub ve sayı isimleri şeklinde gelir.Gayrı akil (akılsız çoğullar) mevsuf olarak geldiğinde sıfatını müfred müennes olarak da alır.

2- Cümle olan sıfatlar: Üçe ayrılır: 1- İsim cümlesi olan sıfatlar, 2- Fiil cümlesi olan sıfatlar, 3- Şibhi cümle olan sıfatlar.

Nekre isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle sıfat olur. Marife isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle hal olur. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

الْاَسْفَلِ  kelimesi ism-i tafdil kalıbındadır. İsmi tafdil; bir vasfın, bir hususun bir varlıkta diğer bir varlıktan daha fazla olduğunu ifade eder. İsmi tafdil  اَفْضَلُ  veznindendir. İsmi tafdilin sıfatı müşebbeheden farkı; renk, şekil, uzuv noksanlığı ifade etmemesidir. Müennesi  فُعْلَى  veznindedir. 

İsmi tafdilden önce gelen isme “mufaddal”, sonra gelen isme “mufaddalun aleyh’’ denir. Mufaddal ve mufaddalun aleyhi bazen açıkça cümlede göremeyebiliriz. Bu durumda mufaddal ve mufaddalun aleyh cümlenin gelişinden anlaşılır.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)  

الْمُنَافِق۪ينَ  kelimesi; sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan müfâale babının ism-i failidir.

İsmi fail; eylemi yapan ve gerçekleştiren demektir. Geçici olarak o sıfatı yüklenen isimdir. İsmi fail; hem varlığa (zata) hem de onun sıfatına delalet eden kelimelerdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)


وَلَنْ تَجِدَ لَهُمْ نَص۪يراًۙ


وَ  atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

لَنْ  muzariyi nasb ederek manasını olumsuz istikbale çeviren tekid harfidir.

تَجِدَ  fetha ile mansub muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri  أنت ‘dir.  لَهُمْ  car mecruru  نَص۪يرًا ’e mütealliktir. نَص۪يرًا  mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur.


 

اِنَّ الْمُنَافِق۪ينَ فِي الدَّرْكِ الْاَسْفَلِ مِنَ النَّارِۚ وَلَنْ تَجِدَ لَهُمْ نَص۪يراًۙ

 

Ayet, istînâfiyye olarak fasılla gelmiştir. 

اِنَّ  ile tekid edilmiş sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber inkârî kelamdır. 

Yalnızca bir isim cümlesi bile devam ve sübut ifade ettiğinden,  اِنَّ , isnadın tekrarı ve isim cümlesi olmak üzere birden çok tekid içeren bu ve benzeri cümleler çok muhkem/sağlam cümlelerdir.

İsim cümlelerinin asıl kuruluş sebebi; müsnedin, müsnedün ileyh için sabit olduğunu ifade etmektir. İsim cümlesinin haberi müfred ya da isim cümlesi olursa asıl konulduğu mana olan sübutu veya bazı karinelerle istimrarı (devamlılığı) ifade eder. İstimrar ifadesi daha çok medh ve zem durumlarında olur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)

فِي الدَّرْكِ  car mecruru  اِنَّ ’nin mahzuf haberine mütealliktir. Dolayısıyla cümlede îcâz-ı hazif sanatı vardır. 

الدَّرْكِ  kelimesi  دَرَكَةٍ ‘nin çoğuludur. Zıttı  الدَّرَجِ ’dir.  الدَّرَجِ  kelimesi  دَرَجَةٍ ‘nin çoğuludur. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)

Dahhâk, "Birşey üst üste yığıldığında, onun her katına "derece" denir. Birşey alt alta (aşağıya doğru) sıralanırsa, onun her katına da  درك  denilir." demiştir. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)

فِي الدَّرْكِ الْاَسْفَلِ  izafeti, az sözle çok anlam yanında tahkir de ifade eder.

اِنَّ ’nin haberine matuf olan  وَلَنْ تَجِدَ لَهُمْ نَص۪يرًاۙ  cümlesi, menfi muzari fiil sıygasında, faide-i haber talebî kelamdır. Muzari fiili nasb ederek manasını olumsuz istikbale çeviren nefy harfi  لَنْ , cümleyi tekid etmiştir.

Fiilin muzari sıygada gelmesi hudûs, teceddüt ve istimrar ifade eder. Ayrıca muzari fiildeki tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesi etkilenir.

نَص۪يرًا ’deki tenvin nev ve kıllet ifade eder. “Hiçbir” anlamındadır. Olumsuz siyakta nekre, selbin umumuna işarettir. 

142. ayet gibi başlamıştır. Dolayısıyla iki ayet arasında reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatı vardır.

Gelecekte vaki olacak hadiseler isim cümlesiyle ifade edilmiştir. Bu da kesinlik ve sübut ifade eder. Aynı zamanda tecessüm sanatıdır.

فِي الدَّرْكِ الْاَسْفَلِ  ibaresinde tecrîd vardır. Sanki bu ibareyle “Nâr”ın içinde farklı bir yermiş gibi ifade edilmiştir.

الدَّرْكِ ; aşağı doğru inen,  دَرَج;  yukarı doğru çıkan basamaklara denir.